1998 yılının Mart ayında pek çok Amerikan federal kuruluşunun temsilcileri yeni bir terörizm türüyle başa çıkabilmek konusundaki hazırlık düzeylerini sınayacak gizli bir sanal tatbikat için Beyazsaray'da bir araya gelmişlerdi.
Bu senaryo kitlesel, biyolojik veya nükleer silahlarla gerçekleştirilecek kitlesel bir saldırı tehdidi karşısında alınacak önlemleri stratejik açıdan yorumlamayı amaçlıyordu. Aslında Amerika'nın bu tip simülasyonları çok değişik konularda yaptığı biliniyor. Bir devletin hele ABD gibi binlerce kilometre uzaktaki ülke ve grupları kendisine karşı tehdit kabul eden bir devletin bu tip hazırlıklar içinde olması makul karşılanabilir. Ancak benim dikkatimi çeken konu ABD'nin bu simülasyonları hazırladıktan sonra sanal tatbikatın dünyanın değişik coğrafyalarında uygulanması. Tamamen bir yanılsama yada zorlama bir yorum olabilir ama sanal tatbikatlarla gerçekler bu kadar çakışınca insan bu düşünceden kendini alamıyor. Amerikalılar kadar bizim de hayal gücümüzü zorlamaya hakkımız olmalı. Amerikan intelijensiyasının oluşumuna katkıda bulunduğu ABD dış politikalarının sınırsız özgürlük uğruna nasıl senaryolar ürettiğini ve sadece Amerika'nın değil belki de tüm dünyanın selameti için nasıl fedakarca davranıp ve cömertçe paralar harcadığını hep birlikte izliyoruz.
Bu nedenle Amerika, entellektüelleri tarafından; 'tehdit' i pazarlamak için yerel siyasi güçleri ve onların temsil ettiği ideolojileri iblisleştirmeyi gerektirebilir denerek alt yapıları hazırlanan 'iblisleştirme' projelerini uygulamaya sokuyor. Afganistan simülasyonundan sonra Irak simülasyonu da devreye sokulmuş durumda. Gerekçe ise Irak'ın kimyasal ve nükleer silah yaptığı iddiası. Körfez savaşından sonra ilaç dahi üretmesine izin verilmeyen Irak'ta yılda bir milyon çocuk ilaç bulamadığı için ölürken nasıl böyle bir üretim yapabildiğini anlamıyorum. Sonra 1991 den sonra yılardır BM denetçileri Irak'ta bulunuyor. Bütün bunlara rağmen Irak kimyasal ve nükleer silah üretimi yapabildiyse bu üretimin ancak Amerika'nın izniyle yapılabileceğini düşünüyorum. Tıpkı Körfez savaşı öncesi Irak'ı Kuveyt'e girmesi için cesaretlendirdiği gibi.
11 Eylülden sonra Afganistan saldırısının hemen ardından Irak'a müdahalenin gündeme gelmesine hala akıl sır erdirilmiş değil. Ama siz istediğiniz kadar kafanızı yorun ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, Irak'a müdahale etmek için Irak'ın kitle imha silahı kullandığına dair kanıta ihtiyaçları olmadığını söylüyor. Afganistandaki müdahaleye de kanıt bulmak zorunda olmadığını göstermişti Amerika.
ABD ye göre kendince uluslararası dengenin ahengini bozan herkese ve her devlete mutlaka müdahale edilmelidir. Ancak çok da hesap vermek zorunda olmasanızda müdahalenin yükünü paylaşacak iyi müttefiklerin olması her zaman tercih edilebilir bir konudur. Amerika bu iyi ve kararlı müttefikleri bulmakta çok da zorlanmıyor aslında. Sanal tatbikatlar için oyuncuların çeşitliliği önemli. Daha fazla seçenek ve senaryoyla daha etkili sonuca varılabilir çünkü.
Amerika'nın gizli başkanı, başka bir ifadeyle karanlıklar prensi olarak adlandırılan başkan yardımcısının içinde Türkiye de olan 12 ülkeyi ve kapsayan Ortadoğu turu bu amaçla yapıldı. Arap ülkelerinin Amerikanın Irak'a müdahale konusuna çok sıcak bakmadığı çıktı ortaya. Ortak tepki de İsrail'in Ortadoğu'da çıkardığı cıngardı. Ancak birinci körfez savaşı sonrası ABD'nin savaş tazminatı olarak Kuveyt petrol gelirlerini yüzde 80'ini, Suudi petrol gelirlerinin de yüzde 50 sine el koymasını da düşününce Arap dünyasının çekimser davranmasını anlamakta güçlük çekmiyorum aslında.
Bu ziyaretin Türkiye cephesini başka bir yazıya bırakarak, ABD nin sanal tatbikatlarının ya da paranoyasının sadece Beyazsaray'da kalmadığını, dünya coğrafyasına yayıldığını belirterek bitirelim.
Bu senaryo kitlesel, biyolojik veya nükleer silahlarla gerçekleştirilecek kitlesel bir saldırı tehdidi karşısında alınacak önlemleri stratejik açıdan yorumlamayı amaçlıyordu. Aslında Amerika'nın bu tip simülasyonları çok değişik konularda yaptığı biliniyor. Bir devletin hele ABD gibi binlerce kilometre uzaktaki ülke ve grupları kendisine karşı tehdit kabul eden bir devletin bu tip hazırlıklar içinde olması makul karşılanabilir. Ancak benim dikkatimi çeken konu ABD'nin bu simülasyonları hazırladıktan sonra sanal tatbikatın dünyanın değişik coğrafyalarında uygulanması. Tamamen bir yanılsama yada zorlama bir yorum olabilir ama sanal tatbikatlarla gerçekler bu kadar çakışınca insan bu düşünceden kendini alamıyor. Amerikalılar kadar bizim de hayal gücümüzü zorlamaya hakkımız olmalı. Amerikan intelijensiyasının oluşumuna katkıda bulunduğu ABD dış politikalarının sınırsız özgürlük uğruna nasıl senaryolar ürettiğini ve sadece Amerika'nın değil belki de tüm dünyanın selameti için nasıl fedakarca davranıp ve cömertçe paralar harcadığını hep birlikte izliyoruz.
Bu nedenle Amerika, entellektüelleri tarafından; 'tehdit' i pazarlamak için yerel siyasi güçleri ve onların temsil ettiği ideolojileri iblisleştirmeyi gerektirebilir denerek alt yapıları hazırlanan 'iblisleştirme' projelerini uygulamaya sokuyor. Afganistan simülasyonundan sonra Irak simülasyonu da devreye sokulmuş durumda. Gerekçe ise Irak'ın kimyasal ve nükleer silah yaptığı iddiası. Körfez savaşından sonra ilaç dahi üretmesine izin verilmeyen Irak'ta yılda bir milyon çocuk ilaç bulamadığı için ölürken nasıl böyle bir üretim yapabildiğini anlamıyorum. Sonra 1991 den sonra yılardır BM denetçileri Irak'ta bulunuyor. Bütün bunlara rağmen Irak kimyasal ve nükleer silah üretimi yapabildiyse bu üretimin ancak Amerika'nın izniyle yapılabileceğini düşünüyorum. Tıpkı Körfez savaşı öncesi Irak'ı Kuveyt'e girmesi için cesaretlendirdiği gibi.
11 Eylülden sonra Afganistan saldırısının hemen ardından Irak'a müdahalenin gündeme gelmesine hala akıl sır erdirilmiş değil. Ama siz istediğiniz kadar kafanızı yorun ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, Irak'a müdahale etmek için Irak'ın kitle imha silahı kullandığına dair kanıta ihtiyaçları olmadığını söylüyor. Afganistandaki müdahaleye de kanıt bulmak zorunda olmadığını göstermişti Amerika.
ABD ye göre kendince uluslararası dengenin ahengini bozan herkese ve her devlete mutlaka müdahale edilmelidir. Ancak çok da hesap vermek zorunda olmasanızda müdahalenin yükünü paylaşacak iyi müttefiklerin olması her zaman tercih edilebilir bir konudur. Amerika bu iyi ve kararlı müttefikleri bulmakta çok da zorlanmıyor aslında. Sanal tatbikatlar için oyuncuların çeşitliliği önemli. Daha fazla seçenek ve senaryoyla daha etkili sonuca varılabilir çünkü.
Amerika'nın gizli başkanı, başka bir ifadeyle karanlıklar prensi olarak adlandırılan başkan yardımcısının içinde Türkiye de olan 12 ülkeyi ve kapsayan Ortadoğu turu bu amaçla yapıldı. Arap ülkelerinin Amerikanın Irak'a müdahale konusuna çok sıcak bakmadığı çıktı ortaya. Ortak tepki de İsrail'in Ortadoğu'da çıkardığı cıngardı. Ancak birinci körfez savaşı sonrası ABD'nin savaş tazminatı olarak Kuveyt petrol gelirlerini yüzde 80'ini, Suudi petrol gelirlerinin de yüzde 50 sine el koymasını da düşününce Arap dünyasının çekimser davranmasını anlamakta güçlük çekmiyorum aslında.
Bu ziyaretin Türkiye cephesini başka bir yazıya bırakarak, ABD nin sanal tatbikatlarının ya da paranoyasının sadece Beyazsaray'da kalmadığını, dünya coğrafyasına yayıldığını belirterek bitirelim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Çiçek / diğer yazıları
- Birlik çağrısı / 27.10.2014
- Yol ayrımı / 15.08.2014
- Ey cumhur, kimi seçmek istersin?.. / 26.07.2014
- Yazmadan önce okumayı öğrenmek / 24.07.2014
- Ya Büyük İsrail, Ya Büyük Türkiye!.. / 22.07.2014
- Özgürleşme ve İslam Dünyası / 18.07.2014
- Cumhurbaşkanı ne iş yapar? / 16.07.2014
- Ramazanın çağrıştırdıkları... / 08.07.2014
- Geleceğin inşası / 19.06.2014
- Soma faciası ve madenlerde yaşam odası zorunluluğu... / 23.05.2014
- Yol ayrımı / 15.08.2014
- Ey cumhur, kimi seçmek istersin?.. / 26.07.2014
- Yazmadan önce okumayı öğrenmek / 24.07.2014
- Ya Büyük İsrail, Ya Büyük Türkiye!.. / 22.07.2014
- Özgürleşme ve İslam Dünyası / 18.07.2014
- Cumhurbaşkanı ne iş yapar? / 16.07.2014
- Ramazanın çağrıştırdıkları... / 08.07.2014
- Geleceğin inşası / 19.06.2014
- Soma faciası ve madenlerde yaşam odası zorunluluğu... / 23.05.2014































































































