Hak sahibi Ehl-i Beyt’tir
Hz. Ali biata zorlandığı zaman buyurdu ki: “Resûlullah’ın (s.a.a) ailesini, O’nun insanlar arasındaki makamından ve hakkından uzaklaştırmayın. Bütün insanlar içinde O’na en yakın ve en lâyık olanlar biziz. Çünkü biz Ehl-i Beyt’iz”
Haber Merkezi





Burada İmam (a.s), Hz. Ömer'in ısrarla kendisinden biat almaya çalışmasının gerisindeki sırrı açıklıyor. O, Ebu Bekir'den sonra hilâfetin ve iktidarın kendisinin eline geçmesi için mücadele veriyordu.
Ebu Bekir olayların istenmeyen bir mecraya doğru gelişmesinden korktu. İmam'ın öfkelenmesinin neticelerinden endişelendi ve şöyle dedi: "Eğer biat etmezsen, seni zorlayacak değilim." Ardından Ebu Ubeyde b. Cerrah İmam'ı (a.s) sakinleştirmek ve sevgisini kazanmak maksadıyla konuştu ve şunları söyledi: "Ey amcamın oğlu! Sen henüz gençsin. Bunlar senin kavminin yaşlılarıdır. Senin onlar kadar deneyimin ve olaylar hakkında bilgin yoktur. Benim kanaatime göre Ebu Bekir bu işle ilgili olarak senden daha güçlüdür. Zorluklara daha fazla katlanabilir, zorlukların üstesinden daha iyi gelebilir. Bu işi Ebu Bekir'e teslim et. Eğer sen çok yaşarsan ve ömrün yeterse, faziletinden, dininden, ilminden, anlayışından, dinde önceliğinden, soyundan ve evlendiğin hanım bakımından bu işe lâyıksın ve bu senin hakkındır." (Şerh-u Nehc'il-Belâğa, 2/2-5 ve 1/134).
Bu siyasî açıklamaların amacı, zihinleri bulandırmak ve tepkileri ertelemekti. Bu taktiğin İmam Ali'nin (a.s) bilinci üzerinde yatıştırıcı bir etki bırakması mümkün değildi. Tam tersine ruhunda derin bir ıstırap bıraktı; meydana gelebilecek sapmalardan dolayı endişelenmesine neden oldu. Bu nedenle karşısındakileri uyarmak ve işledikleri hataya dikkatlerini çekmek maksadıyla şunları söyledi: "Allah... Allah... Ey muhacirler topluluğu! Hz. Muhammed'in (s.a.a) Araplar üzerindeki hâkimiyetini O'nun evinden, yuvasından çıkarıp kendi evlerinize ve yuvalarınıza götürmeyin. O'nun ailesini, O'nun insanlar arasında ki makamından ve hakkından uzaklaştırmayın. Allah'a yemin ederim ki, ey Muhacirler! Bütün insanlar içinde O'na en yakın ve en lâyık olanlar biziz. Çünkü biz Ehl-i Beyt'iz, bu işte biz sizden daha çok hak sahibiyiz. Allah'ın Kitabını okuyan, Allah'ın dininde derin kavrayış sahibi olan, Resûlullah'ın (s.a.a) sünnetini bilen, tâbilerin işlerinden haberdar olan, gelebilecek kötülükleri onlardan uzaklaştıran, nimetleri onlar arasında eşit bir şekilde paylaştıran biri varsa, Allah'a yemin ederim ki, o da bizim içimizdedir. Şu hâlde heva ve heveslerin peşine düşmeyin. Aksi takdirde, Allah'ın yolundan saparsanız. Bu da Hak'tan daha fazla uzaklaşmasına neden olur." (el-İmame ve's-Siyase, s.28).












































































