Hakikat gün gibi aşikâr
Resûlullah'ın (s.a.v.) mübarek ağzından dökülen pek çok müjdesine rağmen, bazı âlim müsveddeleri, Meveddet ayetinin tefsirini bilerek çarpıttılar. Hâlbuki hakikat gün gibi aşikâr idi. Birçok sahih rivayet, ayetin Ehl-i Beyt hakkında nazil olduğunu apaçık göstermektedir
21.08.2023 10:46:00 / Güncelleme: 21.08.2023 10:56:09
Hakan Akkuş
Hakan Akkuş





Hakkında, Resûlullah'ın (s.a.v.), pek çok sözü olmasına rağmen, maksatlı insanlar Meveddet ayetinin tefsiri hakkında ihtilafa düştüler. Hâlbuki hakikat gün gibi aşikâr idi. Üstelik birçok sahih rivayet de ayetin Ehl-i Beyt hakkında nazil olduğuna delalet etmektedir.
Muhaliflerin görüşlerinden bazıları şöyle:
Bazıları diyorlar ki; "Bu ayet Mekke müşrikleri hakkındadır." Yani Allah Teâlâ, Hz. Peygamberine, müşriklere şöyle demesini emretmektedir: "Ben sizlerden yakınları sevmek dışında hiçbir ücret istemiyorum." Yani, "Beni sizinle akraba olduğum için sevin ve akrabalık vazifesini yerine getirin." Ama bu görüşün aşağıdaki deliller ile bâtıl ve boş bir iddiadan ibaret olduğu ortaya çıkıyor.
- Bu ayet Medine'de nâzil olmuştur. Medine nerede ve Mekke müşrikleri nerede?
Nitekim Bagevi ve Sa'lebi'nin tefsir kitabından bu ayetin Medenî olduğunu söyledik; başka müfessirlerden de nakledeceğiz.
- Ayetin nüzul sebebinin Ensar'dan bazı kimselerin mallarını Hz. Peygambere takdim etmeleri veya Ben-i Haşim'e satmaları neticesinde olduğunu önceden de söylemiştik. Binaenaleyh hitab onlaradır, Mekke müşriklerine değil.
- Aslında bu hususta müşriklere hitap etmenin hiçbir manası yoktur. Zira hikmet sahibi olan Allah'ın risaletinin ücretini risaleti inkâr eden ve başkalarının da inkâr ve tekzib etmesi için çalışan kimselerden istemesi yersiz ve çirkin bir şeydir. Belki ücret, mü'min ve iman sahibi olan ve de inanç ve imanı en büyük bir nimet sayan kimselerden beklenir.
- Bu görüş, zikredilen ayetin Hz. Ali, Hz. Fâtıma ve evlatlarının sevgisi hakkında nâzil olduğuna delalet eden sarih naslara da muhaliftir.
- Bu, İkrime'nin görüşüdür. Bazı Ehl-i Beyt düşmanları ile Ben-i Ümeyye'nin büyüttüğü kimseler de ona tâbi olmuşlardır. Elbette bunların özellikle de bu husustaki görüşleri kabul edilemez. Nitekim İkrime Ehl-i Beyt'in düşmanlarından, Haricilerin ileri gelenlerinden ve muhaddislerin yalancılarından sayılan bir kimsedir.
En büyük yanlışlıklardan biri de bazılarının bu boş ve temelsiz görüşü İbn-i Abbas'a nisbet vermesidir. Onlar bu nisbeti verirken Buhari'nin Sahih'inde naklettiği bir rivayete istinad ediyorlar. Hâlbuki bu rivayetin râvilerinden biri Mu- hammed b. Bişar ve diğerleri de Muhammed b. Ca'fer'dir.
Bu iki ravi, hem Şia amilleri ve hem de Yahya b. Muir ve Fel- las gibi bazı Ehl-i Sünnet âlimleri tarafından güvenilmeyen ve de itibar derecesinden düşürülmüş kimselerdir.
Gerçekten de nasıl olur da bu görüşü İbn-i Abbas'a nisbet veriyorlar. Hâlbuki İbn-i Abbas'tan naklettiğimiz birçok hadisler ayetteki yakınların Hz. Ali, Hz. Fatıma ve evlatları olduğunu söylüyor ve iyiliğin de onların sevgi ve muhabbeti olduğunu beyan ediyordu.
(Kur'an ve Hadisler Işığında Hz. Fâtıma (a.s.), Abdulhüseyin Şerefuddin).
Muhaliflerin görüşlerinden bazıları şöyle:
Bazıları diyorlar ki; "Bu ayet Mekke müşrikleri hakkındadır." Yani Allah Teâlâ, Hz. Peygamberine, müşriklere şöyle demesini emretmektedir: "Ben sizlerden yakınları sevmek dışında hiçbir ücret istemiyorum." Yani, "Beni sizinle akraba olduğum için sevin ve akrabalık vazifesini yerine getirin." Ama bu görüşün aşağıdaki deliller ile bâtıl ve boş bir iddiadan ibaret olduğu ortaya çıkıyor.
- Bu ayet Medine'de nâzil olmuştur. Medine nerede ve Mekke müşrikleri nerede?
Nitekim Bagevi ve Sa'lebi'nin tefsir kitabından bu ayetin Medenî olduğunu söyledik; başka müfessirlerden de nakledeceğiz.
- Ayetin nüzul sebebinin Ensar'dan bazı kimselerin mallarını Hz. Peygambere takdim etmeleri veya Ben-i Haşim'e satmaları neticesinde olduğunu önceden de söylemiştik. Binaenaleyh hitab onlaradır, Mekke müşriklerine değil.
- Aslında bu hususta müşriklere hitap etmenin hiçbir manası yoktur. Zira hikmet sahibi olan Allah'ın risaletinin ücretini risaleti inkâr eden ve başkalarının da inkâr ve tekzib etmesi için çalışan kimselerden istemesi yersiz ve çirkin bir şeydir. Belki ücret, mü'min ve iman sahibi olan ve de inanç ve imanı en büyük bir nimet sayan kimselerden beklenir.
- Bu görüş, zikredilen ayetin Hz. Ali, Hz. Fâtıma ve evlatlarının sevgisi hakkında nâzil olduğuna delalet eden sarih naslara da muhaliftir.
- Bu, İkrime'nin görüşüdür. Bazı Ehl-i Beyt düşmanları ile Ben-i Ümeyye'nin büyüttüğü kimseler de ona tâbi olmuşlardır. Elbette bunların özellikle de bu husustaki görüşleri kabul edilemez. Nitekim İkrime Ehl-i Beyt'in düşmanlarından, Haricilerin ileri gelenlerinden ve muhaddislerin yalancılarından sayılan bir kimsedir.
En büyük yanlışlıklardan biri de bazılarının bu boş ve temelsiz görüşü İbn-i Abbas'a nisbet vermesidir. Onlar bu nisbeti verirken Buhari'nin Sahih'inde naklettiği bir rivayete istinad ediyorlar. Hâlbuki bu rivayetin râvilerinden biri Mu- hammed b. Bişar ve diğerleri de Muhammed b. Ca'fer'dir.
Bu iki ravi, hem Şia amilleri ve hem de Yahya b. Muir ve Fel- las gibi bazı Ehl-i Sünnet âlimleri tarafından güvenilmeyen ve de itibar derecesinden düşürülmüş kimselerdir.
Gerçekten de nasıl olur da bu görüşü İbn-i Abbas'a nisbet veriyorlar. Hâlbuki İbn-i Abbas'tan naklettiğimiz birçok hadisler ayetteki yakınların Hz. Ali, Hz. Fatıma ve evlatları olduğunu söylüyor ve iyiliğin de onların sevgi ve muhabbeti olduğunu beyan ediyordu.
(Kur'an ve Hadisler Işığında Hz. Fâtıma (a.s.), Abdulhüseyin Şerefuddin).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
























































































