‘Halk müziği bir mekteptir’
Aşıklık geleneği temsilcisi "Feryadi" mahlaslı Aşık Maksut Koca, "Türk insanının sevinci de ağıtları da türkülerdedir. Ağlaması, gülmesi, düğünü, bayramı hepsi türkülerin içindedir. O yüzden halk müziği, en değerli kültür kolumuz" dedi
28.03.2021 04:50:00





Kars'ın Arpaçay ilçesine bağlı Taşdere köyünde 1961'de doğan ve ilkokul çağlarından itibaren bağlama çalarak, halk şiirine ve aşıklık sanatına gönül veren, geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Aşık Maksut Koca, sanat hayatında bugüne kadar 32 albüme imza attı. Kafkasya'dan Orta Asya'ya, Avrupa'dan ABD'ye birçok ülkede aşıklık geleneğini başarıyla temsil eden ve konferanslar veren Koca, aşıklık geleneği ve Türk halk müziği üzerine değerlendirmelerde bulundu.
İstanbul'da kurduğu Aşıklar Otağı Kültür Sanat Evi'nde çıraklar yetiştirip sanatını icra ederek çalışmalarını sürdüren Koca, aşıklık geleneğinin, Türk milletinin yazılıdan önce ilk sözlü geleneği olduğuna işaret ederek, bu gelenek içerisinde Dede Korkut gibi birçok ozanın, şairin yetiştiğini hatırlattı.
Koca, Türk halk müziğinin, Türk toplumunun vazgeçilmez öğesi olduğuna dikkati çekerek, "Yani Anadolu insanının, Türk insanının sevinci de türkülerdedir, ağıtları da türkülerdedir. Ağlaması, gülmesi, düğünü, bayramı hepsi türkülerin içindedir. O yüzden halk müziği, bizim en değerli ve en başta gelen kültür kolumuzdur" diye konuştu.
Türk halk müziğinin ana damarı
Halk müziğinin edep, erkan, terbiye, sevgi ve saygı gibi birçok olguyu içinde barındırdığının altını çizen Maksut Koca, şöyle devam etti: "Türkülere bir bakın şöyle, her türkü bize bir şey anlatıyor. Her türkü insanlığı sevgiye, dostluğa, kardeşliğe davet ediyor. Birisinde ne bileyim bir ağıt, birisinde bir bayram anlatılıyor. Yani bizim yoğrulup harman oluşumuzdur Türk halk müziği. Türk halk müziğinin de ana damarı halk aşıkları, halk ozanları ve mahalli sanatçılardır. Halk müziğini yapanlar halkın aşıklarıdır, ozanlarıdır, mahalli sanatçılardır ve zamanla süreç içerisinde isimleri kayıt altına alınmadığı için eski dönemde yapanların isimleri yok olmuş, kaldırılmış gitmiş, anonimleşmiş. Yani halkın malı, Türk halk müziği olmuş."
'Aşıklar, halk müziğinin kahramanlarıdır'
Usta sanatçı, Türk halk müziğinde söz güçlüyse o türkülerin yüzyıllar boyunca yaşadığını ve insanların yüreğine dokunduğunu ifade ederek, "Mesela, Aşık Veysel'in 'Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece. Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece.' Eski aşıklarımızdan Aşık Şenlik'in 'Ehli İslam olan işitsin bilsin can sağ iken yurt vermeyiz düşmana. İsterse düşmanlar ne ki var gelsin can sağken yurt vermeyiz düşmana.'sı. Yani aşıklar, ozanlar Türk halkının yeri gelmiş önderi, kahramanları olmuşlar. Onlara yol göstermişler. Savaş dönemlerinde cesaret vermişler. Yeri gelmiş ağıt yakmışlar. Yeri gelmiş düğünlerde, şenliklerde söylemişler" dedi.
Türk halk müziğinin bir dağ, bir derya olduğunu vurgulayan Koca, şunları kaydetti: "Bundan önceki dönem Türk halk müziği sekteye uğradı. Yani 'avam işi, köy türküleri' falan diye bakıldı. Günümüze bakıyoruz ki, Türk halk müziği biraz daha canlanmaya başladı. Ama bir hata var. Sadece geçmişteki eserlerin tekrarlanması söz konusu. Yani bu biraz üzüntü verici. Çünkü her gelen eskileri söylerse kısır döngüye girer. Üretim bitmiş olur. Geçmiş yüzyılda Türk halk müziği o günü anlatmış. Ama bugünü de geleceğe anlatabilen, geleceğe eserler bırakan müzikler, türküler, halk müzikleri olmalı. Aslında gelenek ne demektir. Gelene ek demek. Şimdi biz geçmişten gelene ek olarak geliyoruz. Bizden sonra da gelene ek olarak Türk halk müziği devam etmelidir. Bu yüzden insanlara yol gösterici eserlerin üretilmesi çok önemli. Elbette bu geleneğin ölmesi mümkün değil. Yaşayacak her daim. Ama dolu dolu yaşaması önemli." AA
İstanbul'da kurduğu Aşıklar Otağı Kültür Sanat Evi'nde çıraklar yetiştirip sanatını icra ederek çalışmalarını sürdüren Koca, aşıklık geleneğinin, Türk milletinin yazılıdan önce ilk sözlü geleneği olduğuna işaret ederek, bu gelenek içerisinde Dede Korkut gibi birçok ozanın, şairin yetiştiğini hatırlattı.
Koca, Türk halk müziğinin, Türk toplumunun vazgeçilmez öğesi olduğuna dikkati çekerek, "Yani Anadolu insanının, Türk insanının sevinci de türkülerdedir, ağıtları da türkülerdedir. Ağlaması, gülmesi, düğünü, bayramı hepsi türkülerin içindedir. O yüzden halk müziği, bizim en değerli ve en başta gelen kültür kolumuzdur" diye konuştu.
Türk halk müziğinin ana damarı
Halk müziğinin edep, erkan, terbiye, sevgi ve saygı gibi birçok olguyu içinde barındırdığının altını çizen Maksut Koca, şöyle devam etti: "Türkülere bir bakın şöyle, her türkü bize bir şey anlatıyor. Her türkü insanlığı sevgiye, dostluğa, kardeşliğe davet ediyor. Birisinde ne bileyim bir ağıt, birisinde bir bayram anlatılıyor. Yani bizim yoğrulup harman oluşumuzdur Türk halk müziği. Türk halk müziğinin de ana damarı halk aşıkları, halk ozanları ve mahalli sanatçılardır. Halk müziğini yapanlar halkın aşıklarıdır, ozanlarıdır, mahalli sanatçılardır ve zamanla süreç içerisinde isimleri kayıt altına alınmadığı için eski dönemde yapanların isimleri yok olmuş, kaldırılmış gitmiş, anonimleşmiş. Yani halkın malı, Türk halk müziği olmuş."
'Aşıklar, halk müziğinin kahramanlarıdır'
Usta sanatçı, Türk halk müziğinde söz güçlüyse o türkülerin yüzyıllar boyunca yaşadığını ve insanların yüreğine dokunduğunu ifade ederek, "Mesela, Aşık Veysel'in 'Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece. Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece.' Eski aşıklarımızdan Aşık Şenlik'in 'Ehli İslam olan işitsin bilsin can sağ iken yurt vermeyiz düşmana. İsterse düşmanlar ne ki var gelsin can sağken yurt vermeyiz düşmana.'sı. Yani aşıklar, ozanlar Türk halkının yeri gelmiş önderi, kahramanları olmuşlar. Onlara yol göstermişler. Savaş dönemlerinde cesaret vermişler. Yeri gelmiş ağıt yakmışlar. Yeri gelmiş düğünlerde, şenliklerde söylemişler" dedi.
Türk halk müziğinin bir dağ, bir derya olduğunu vurgulayan Koca, şunları kaydetti: "Bundan önceki dönem Türk halk müziği sekteye uğradı. Yani 'avam işi, köy türküleri' falan diye bakıldı. Günümüze bakıyoruz ki, Türk halk müziği biraz daha canlanmaya başladı. Ama bir hata var. Sadece geçmişteki eserlerin tekrarlanması söz konusu. Yani bu biraz üzüntü verici. Çünkü her gelen eskileri söylerse kısır döngüye girer. Üretim bitmiş olur. Geçmiş yüzyılda Türk halk müziği o günü anlatmış. Ama bugünü de geleceğe anlatabilen, geleceğe eserler bırakan müzikler, türküler, halk müzikleri olmalı. Aslında gelenek ne demektir. Gelene ek demek. Şimdi biz geçmişten gelene ek olarak geliyoruz. Bizden sonra da gelene ek olarak Türk halk müziği devam etmelidir. Bu yüzden insanlara yol gösterici eserlerin üretilmesi çok önemli. Elbette bu geleneğin ölmesi mümkün değil. Yaşayacak her daim. Ama dolu dolu yaşaması önemli." AA
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.



























































































