Halkın haklarını müdafaa eden biziz
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Allah'a yemin ederim ki biz, insanlar içinde hilafete en lâyık olanlarız! Çünkü biz Ehl-i Beyt'iz! Kur'an'ı okuyan, Allah'ın dininde fakîh olan, Allah Resulünün (s.a.a) sünnet ve yöntemini en iyi bilen, halkın işlerine vâkıf, bütün zulüm ve haksızlıklara karşı halkın haklarını müdafaa eden biziz"
Tarih, Hz. Ali (a.s)'ın Hz. Fâtıma (a.s)'ı bir bineğe bindirerek akşamları teker teker sahabenin kapısını çaldığını ve onlardan yardım istediğini, onlarınsa Hz. Fatıma (a.s)'a şu cevabı verdiklerini yazar: "Ey Resûlullah (s.a.a)'in kızı! Biz Ebubekir ile biat etmiş bulunmaktayız artık! Eğer Ali ondan önce gelip biat isteseydi elbette ki Ali'ye biat ederdik!" Bu cevap üzerine Hz. Ali, "Ben Hz. Resûlullah (s.a.a)'in cenazesini ortada bırakıp hilafet için biat toplama derdine düşemezdim!" demekteydi. (el-Gadir, c.7; İbn-i Ebi'l Hadid, c.2, s.5; el-İmame Ve's-Siyase, c.1, s.12-13).
Fedek meselesi için camiye gelmiş olan Hz. Fâtıma (a.s), Fedek meselesini ele alarak oldukça düşündürücü ve çarpıcı bir konuşma yapmış ve hilafet konusuna da değinerek şöyle demişti:
"Allah Teâlâ, Resûlünü Berrin cennetlerinde peygamberlerin bulunduğu yere götürüp onu sizden ayırınca, sizde nifak kinleri görünmeye başladı ve Hz. Peygamber (s.a.a)'in zamanında konuşmaya cesaret edemeyen sapmışların sözcüsünün dili söyler oldu, cahillerle yalancılar belli oldu. Şeytan sizi çağırdı, ona icabet ettiniz; başkasına ait deveye binip başkalarına ait bir pınara yöneldiniz."
Hz. Fâtıma-i Zehrâ (s.a.) bu muazzam hutbesinde birçok meseleye dolaylı olarak değinmekte, fevkalade çarpıcı bir üslupla kendine has ima, deyim ve teşbihlerle beyan etmiştir.
Hz. Fatıma-ı Zehra (a.s)'ın bu hutbesi epey tafsilatlıdır, dileyenler, bu hutbeyi içeren eserlere bakabilirler. (Hz. Ali (a.s.) Hilafetten Nasıl Mahrum Bırakıldı, Husrovşahi).
















































































