logo
28 NİSAN 2026

Hastanede kanlı tartışma

01.09.2020 17:21:00
Hastanede kanlı tartışma
Hastanede kanlı tartışma
Adana'da bir kişi, hastanenin güvenlik görevlileriyle tartıştıktan sonra silahla bilgi işlem memuru ile bir vatandaşı yaraladı.

Edinilen bilgiye göre olay, Seyhan Devlet Hastanesinde meydana geldi. İddiaya göre, hastane çevresinde iş yeri bulunan bir esnaf sabah saatlerinde alkollüyken kardeşiyle tartıştı. Bu sırada hastanenin güvenlik görevlileri şahısları ayırarak evlerine gönderdi. Öğle saatlerinde şahsın yakını olduğu öğrenilen bir kişi hastaneye gelerek, güvenlik görevlileriyle "Siz bunları neden eve gönderdiniz. Bizim başımıza sardınız" diyerek tartıştı. Tartışma büyürken, şahıs belinden çıkarttığı tabanca ile önce hastanenin bilgi işlem memuru B.S.'yi göğsünden, olay yerinde bulunan F.M. isimli kadını ise bacağından vurarak olay yerinden kaçtı. Hastanenin güvenlik görevlileri yaralıları hemen hastaneye kaldırırken, olay yerine gelen polis ekipleri kaçan şahsı yakalamak için çalışma başlattı. Yaralıların durumunun iyi olduğu öğrenilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

İHA

Altı yıllık sessizliği yıkan şok delil

Gülistan Doku cinayetiyle ilgili Umut Altaş'ın, babasına ‘Parayı gönder yoksa savcıyı arar, her şeyi anlatırım’ diye şantaj yaptığı ortaya çıktı. Vali'nin oğluyla aynı araçtaki şüpheli, cinayeti örtbas için para istediği anlaşıldı

28.04.2026 11:50:00
Haber Merkezi
Altı yıllık sessizliği yıkan şok delil
Altı yıllık sessizliği yıkan şok delil
Tunceli'de 5 Ocak 2020'de Munzur Üniversitesi Öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasının ardından altı yıl süren sessizliğin ardından soruşturma dosyası hareketlendi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü cinayet soruşturmasına, kilit şüpheli Umut Altaş'ın babası Celal Altaş'a gönderdiği tehdit ve şantaj içerikli WhatsApp mesajları delil olarak eklendi.

Olay günü PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarına göre dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile aynı araçta olduğu belirlenen Umut Altaş, 9 Ocak 2026 tarihli mesajlarda babasından para talep ederek "itiraf" kozunu kullandı. Yazışmalara göre Umut Altaş şöyle yazdı:

- "Sen öyle kolay sanıyorsun değil mi? Yaptıklarınızın bir bedeli olacak. Bugün hesabıma 9 bin dolar bekliyorum."

- "Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım. Beni Amerika'ya niye yolladığınızı söylerim!"

- "Bırak rol yapmayı. Sen susturuyordun ya! Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak."

Celal Altaş tutuklular arasında yer alıyor

Baba Celal Altaş ise oğluna "Size gönderdiğim 150 bin doları geri gönderin" yanıtını verdi. Celal Altaş, soruşturma kapsamında tutuklanan 12 kişi arasında yer alıyor ve oğlunun olayla ilgisi olmadığını savunurken, bazı konuşmalarda Umut'un "Mustafa Türkay silahını çıkarıp 'Ben bu silahla birini vurdum' dediğini" aktardığını iddia etti.

Umut Altaş, Mayıs 2022'de önce Meksika'ya, ardından yasa dışı yollarla ABD'nin Virginia eyaletine kaçtı. Hakkında Adalet Bakanlığı talebiyle kırmızı bülten çıkarıldı. Soruşturma dosyasında Altaş'ın "kasten öldürme" suçlamasıyla arandığı belirtiliyor.

Yeni deliller dosyaya etlendi

Soruşturmayı yeniden canlandıran Tunceli Başsavcısı Ebru Cansu'nun özel ekibi, KGYS ve PTS kayıtlarını, güvenlik kamerası görüntülerini ve yeni tanık beyanlarını dosyaya kattı. Mustafa Türkay Sonel "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı. Gizli tanık ve diğer deliller arasında Gülistan Doku'nun cinsel istismara uğradığı, hamile kaldığı ve olayın infazla sonuçlandığı iddiaları da yer alıyor. Hastane kayıtlarının silinmesiyle ilgili ayrı soruşturmada da tutuklamalar ve adli kontrol kararları verildi.

Gülistan Doku'nun akıbeti hâlâ bilinmiyor, arama çalışmaları devam ederken, dosyadaki yeni mesajlar olayın "organize bir cinayet ve delil karartma" şüphesini güçlendiriyor. Soruşturma derinleştiriliyor.

Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor

İstanbul'a Perşembe'den itibaren Balkanlar'dan soğuk ve yağışlı hava geliyor. Sıcaklıklar 3-5 derece düşecek, hafta sonuna kadar aralıklı yağmur bekleniyor

28.04.2026 10:57:00 / Güncelleme: 28.04.2026 11:02:24
Haber Merkezi
Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor
Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), 27 Nisan 2026 tarihli haftalık hava tahmin raporunda İstanbulluları ani hava değişimine karşı uyardı.

Nisan ayının son günlerinde kısa süreli bahar yüzü gösteren İstanbul'da, hafta ortasından itibaren Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı sistem etkili olacak. AKOM, "dikkat" notuyla vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Gün gün hava tahmini

Salı (28 Nisan) ve Çarşamba (29 Nisan): Genel olarak güneşli ve az bulutlu bir hava hakim olacak. Sıcaklıklar 16-18°C aralığında seyredecek, öğle saatlerinde 18°C'ye kadar çıkması bekleniyor. Yağış öngörülmüyor; bahar havası devam edecek.

- Perşembe (30 Nisan): Soğuk ve yağışlı hava dalgası devreye giriyor. Akşam saatlerinden itibaren yağmur başlayacak (metrekareye 1-3 kg yağış). Sıcaklıklar 3-5 derece birden düşerek mevsim normallerinin altına inecek.

- Cuma (1 Mayıs) ve sonrası: Aralıklı yağış geçişleri sürecek. Sıcaklıklar 12-16°C bandında, mevsim normallerinin altında kalacak. Hafta sonu da serin ve yer yer yağmurlu hava etkili olmaya devam edecek.

AKOM'un 22 Nisan'daki uyarılarında da Balkanlar kaynaklı soğuk hava dalgalarının Marmara'yı etkilediği, öğle saatlerinden itibaren yer yer kuvvetli yağışların görüldüğü belirtilmişti. Bu sistemler sıklıkla su baskını, göllenme ve ulaşımda aksamalara yol açabiliyor.

AKOM, olası risklere karşı şu önlemleri hatırlattı:

- Yol ve yaya alt geçitlerinde göllenme, su birikintileri, düşük kesimlerde su baskını riski.

- Özellikle sabah ve akşam saatlerinde hissedilir serinlik; mont, şemsiye ve su geçirmez ayakkabı gibi hazırlıklar.

- Toplu taşıma ve özel araç kullananlar için yavaş seyir, dikkatli sürüş.

- Zorunlu olmadıkça riskli bölgelerde bulunmamak, resmi uyarıları takip etmek.

AKOM'un açıklamasında, "İstanbul'un her noktasındaki ihbarlara anında müdahale ediyoruz" vurgusu yapılarak, vatandaşların dikkatli olması istendi. Baraj doluluk oranlarının da yağışlarla olumlu etkilenebileceği ancak sel riskine karşı önlem alınması gerektiği kaydedildi.

Karaya oturan gemi kurtarıldı


 
İstanbul yeniköy'de karaya oturan Türk bayraklı konteyner gemisi, başlatılan çalışmaların ardından kurtarıldı.

28.04.2026 06:42:00
HABER MERKEZİ/AA
Karaya oturan gemi kurtarıldı
Karaya oturan gemi kurtarıldı

Sarıyer'de karaya oturan konteyner gemisi, başlatılan çalışmaların ardından kurtarıldı. İstanbul Boğazı'nda seyreden "KAPPA" isimli 148 metre uzunluğundaki konteyner gemisi, Yeniköy önlerinde karaya oturdu.
İhbar üzerine olay yerine polis ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) ekipleri sevk edildi.

İstanbul Boğazı'nda gemi trafiği askıya alınmıştı

KEGM'den konuya ilişkin gece saatlerinde yapılan açıklamada, şunlar kaydedilmişti: "Rusya'dan Kocaeli'ye kılavuz kaptan alarak seyir halindeyken İstanbul Boğazı Yeniköy önlerinde karaya oturan KAPPA isimli 148 metre boyundaki konteyner gemisi için KURTARMA-5 ve KURTARMA-6 römorkörlerimiz ile balık adam ekibimiz ve KEGM-5 hızlı tahlisiye botumuz olay yerine ivedilikle yönlendirilmiş olup kurtarma çalışmalarına başlanmıştır. İstanbul Boğazı gemi trafiği çift yönde ve geçici olarak askıya alındı."
KEGM'den yapılan diğer açıklamada ise "Gemi, balık adam ve kurtarma ekiplerimizin yaptığı incelemenin ardından İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Merkezimizin koordinasyonunda, KURTARMA-5, KURTARMA-6 ve KURTARMA-8 römorkörlerimiz tarafından yüzdürüldü" ifadesi kullanıldı.
Ekiplerin başlattığı çalışma sonucunda konteyner gemisi kurtarıldı.

Akabinde Boğaz trafiğe açıldı.

Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında


 
Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin’de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. 

28.04.2026 06:32:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında

Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin'de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. Türk Çin Kültür Derneği, düzenlediği bir organizasyonla Çin'in başkenti Pekin'den 19 üst düzey üniversitenin İstanbul'da bir tanıtım fuarı yapmasını sağlıyor.
Dernek Başkan Yardımcısı Mustafa Karslı, fuarın 18 Mayıs'ta İstanbul'da düzenleneceğini kaydetti.

Dünyanın en iyi 14. üniversitesi konumunda bulunan Pekin Üniversitesi, Ay'a araç gönderen ekipte görev alan Pekin Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi de fuarda yer alacak. Teknoloji, enerji, tıp, spor ve sanat gibi alanlarda eğitim veren üniversiteler da fuarda gösterecek.

Çin'de üniversite eğitimi almak isteyen gençlere her alanda destek sağladıklarını belirten Karslı, Çin devletinin çok sayıda burs imkânı olduğunu dile getirdi. Ziyaretçilerin ücretsiz katılabileceği bu fuara girebilmek için fuar katılım formu doldurmak gerekiyor. Fuar kayıt linki: https://cinkultur.com/form/ İstanbul Marriott Hotel Şişli'de gerçekleştirilecek fuar, 09.30-14.30 arasında açık kalacak.

Çin'de üniversiteler istisnalar hariç Çince eğitim veriyor. Bu ülkede eğitim almak isteyen öğrencilerin Çince öğrenmesi gerekiyor! Tümüyle İngilizce eğitim Tsinghua Üniversitesi ve Pekin Üniversitesi'nin bazı bölümlerinde sunuluyor. Eğitim ücreti 198 bin TL ile 680 bin TL arasında değişiyor.

Sarıyer'de karaya oturan gemi için kurtarma çalışması başlatıldı


 
 
İstanbul Yeniköy'de ünlülerin yalıları önünde karaya oturan konteyner gemisinin kurtarılması için çalışma başlatıldı.
 

28.04.2026 06:01:00 / Güncelleme: 28.04.2026 06:48:12
HABER MERKEZİ/AA
Sarıyer'de karaya oturan gemi için kurtarma çalışması başlatıldı
Sarıyer'de karaya oturan gemi için kurtarma çalışması başlatıldı

İstanbul Boğazı'nda seyreden "KAPPA" isimli 148 metre uzunluğundaki Türk bayraklı konteyner gemisi, gece saatlerinde Yeniköy önlerinde karaya oturdu. İhbar üzerine olay yerine polis ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (KEGM) ekipleri sevk edildi.
Ekipler, konteyner gemisinin kurtarılması için çalışma başlattı.



İstanbul Boğazı gemi trafiği askıya alındı

KEGM'den konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Rusya'dan Kocaeli'ye kılavuz kaptan alarak seyir halindeyken İstanbul Boğazı Yeniköy önlerinde karaya oturan KAPPA isimli 148 metre boyundaki konteyner gemisi için KURTARMA-5 ve KURTARMA-6 römorkörlerimiz ile balık adam ekibimiz ve KEGM-5 hızlı tahlisiye botumuz olay yerine ivedilikle yönlendirilmiş olup kurtarma çalışmalarına başlanmıştır. İstanbul Boğazı gemi trafiği çift yönde ve geçici olarak askıya alındı" ifadeleri kullanıldı.

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Antalya'da, Manavgat Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara'nın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 43 sanığın yargılanmasına devam edildi

28.04.2026 05:54:00 / Güncelleme: 28.04.2026 07:25:12
AA
Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor
Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dördüncü duruşmasında Kara ve baklava kutusunda rüşvet aldığı öne sürülen eski Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter'in de aralarında olduğu 43 sanık, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Aydın Temiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde personel olarak çalıştığını, öncesinde Manavgat Belediyesi'nde görev yaptığını söyledi.

Temiz, Zafer Süral ile tanıştığını ve sosyal hayatta da arkadaşlığının olduğunu belirtti.

Sanıklardan S.C.B. ile de bir süre çalıştığını anlatan Temiz, "Zafer Süral'in otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularına yardımcı olmasıyla ilgili sanığa bir talep veya istekte bulunmadım." ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı

Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasında sanık Niyazi Nefi Kara'nın kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap", "zimmet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Tutuklu sanıklar Mehmet Engin Tüter, S.C.B, M.K. ve H.C.G'nin ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "rüşvet", "irtikap", "zimmet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından cezalandırılmaları istendi.

Sanıklar Niyazi Nefi Kara, Mehmet Engin Tüter, M.T, M.B.Ç, M.K.S, S.C.B, H.C.G, M.K, B.Ş'nin Manavgat Belediyespor'a sebze ürünlerinin verilmesi ve faturasının kesilmesi nedeniyle "zimmet" suçundan beraatleri talep edildi.

Tutuksuz sanıklar A.Ş, A.U.Y, A.D, A.O, C.Ç, Ç.G, E.G, F.Ö, H.C, K.T, M.G, M.T, M.K, S.Ü, S.Ö, Ş.B, Ş.I. ve Y.Ç'nin de "rüşvet" suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

Sanık Niyazi Nefi Kara, mütalaaya karşı savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, suçsuz olduğunu ve beraatine karar verilmesini talep etti.

Kendisine ve beraber çalıştığı diğer sanıklara kumpas kurulduğunu öne süren Kara, "Belediyede tehdit ve şantajlara boyun eğmedik, görevlerini en iyi şekilde yaptıkları için çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hakkımızda iddiada bulunanlardan hiçbiri 'şu arkadaşıma, şu kadar para verdim' diyemiyor. Mehmet Engin Tüter'in makamında hediye kabul etmesi etik değildi, bizi üzmüştür ama bu da üzerimize oynanan kumpasın bir parçası." ifadelerini kullandı.

İftiraya uğradıklarını iddia eden Kara, kimseden rüşvet almadıklarını, göreve geldikleri günden beri belediyenin borcunu yüzde 65'ten yüzde 20'ye düşürdüklerini ileri sürdü.

Sanık Mehmet Engin Tüter ise dosyada örgüt iddiasının olduğunu ama aylarca telefonlarının dinlenmesine rağmen ortak baz kayıtlarının olmadığını ve örgüt suçlamasını kabul etmediğini söyledi.

Hakkındaki suçlamaları reddeden, savunma sırasında gözyaşı döken Tüter, "Yaşadıklarımdan dolayı psikoloji diye bir şey kalmadı. Yaşananlardan dolayı eşimden özür dilerim. Ben gerçekten suç işleseydim de o zaman yatmak zorunda kalsaydım. Ama işlemediğim suç için tek kişilik yerde kalıyorum." dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına, sanık ve avukatların mütalaaya karşı ek savunma yapması için duruşmayı 12 Mayıs'a erteledi.

Soruşturma

Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca, otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularıyla ilgili rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada tutuklanan Niyazi Nefi Kara, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı.

Alınan ifadeler, ele geçirilen belge ve deliller ışığında genişletilen soruşturma kapsamında cumhuriyet savcısı gözetiminde yapılan yer gösterme ve arama işleminde, zirai depoda gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin avro ve 153 bin 160 dolar bulunmuştu.

İddianame

Kara ile belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 41 sanık hakkında iddianame hazırlanmıştı.

Manavgat Belediyesi içinde çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu, örgütün yöneticiliğini de Niyazi Nefi Kara'nın yaptığı ileri sürülen iddianamede, Kara'nın, kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç örgütü kurmak", "rüşvet almak", "zimmet" ve "irtikap" suçlarının birincil sorumlusu olduğu iddia ediliyor.

İddianamede, "rüşvet" suçuna ilişkin ayrıntılara işaret edilip Manavgat Belediyesinde 2024-2025 yıllarında belediyedeki bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinde görevli kamu personeli ile yöneticilerin, bu süreçleri hızlandırmak veya usulsüzlükleri görmezden gelmek karşılığında menfaat sağladıkları belirtiliyor.

Bu eylemlerin, Kara'nın yöneticiliğinde oluşturulduğu öne sürülen bir yapı tarafından organize edildiği savunulan iddianamede, "rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla resmileştirildiği", belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve bazı müdürlerin de buna yardımcı olduğu aktarılıyor.

İddianamede, Kara'nın talimatlarıyla bazı şüphelilerin, otel ruhsatı, imar izni ve iş yeri açma belgeleri karşılığında para talep ettikleri, "hizmet bedeli" veya "bağış" adı altında alınan bu paraların belediye hesaplarına ya da üçüncü şahıslara aktarıldığı, bazı şüphelilerin paraları konut veya araç alımında kullandıkları öne sürülüyor.

Manavgat Belediye Başkanı iken tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap" gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, diğer sanıkların da söz konusu suçlardan farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor. 

Madencilere bu yapılanlar reva mı?

Ankara'da hak arayan madenciler biber gazıyla, gözaltıyla bastırılmaya çalışılıyor. Açlık grevlerinin 8. gününde 'Son kuruşumuza kadar hakkımızı almadan gitmiyoruz' diye haykıran işçiler, “Ekmek isteyene biber gazı!” sloganlarıyla tepkilerini gösterdi 

27.04.2026 15:49:00
Haber Merkezi
Madencilere bu yapılanlar reva mı?
Madencilere bu yapılanlar reva mı?
Aylardır ödenmeyen maaşları, tazminatları ve özlük hakları için Eskişehir'den 190 kilometrelik yolu yürüyerek başkente gelen Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı'nda 16. gününde de direnişlerini kararlılıkla sürdürüyor. Açlık grevlerinin 8. gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isteyen madenciler, polis barikatıyla karşılaştı. Barikatı aşmaya çalışan işçilere biber gazlı müdahale yapıldı, müdahale sırasında birden fazla madenci fenalaştı, 3'ü hastaneye kaldırıldı.

Gözaltılar var

Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu gözaltına alındı. Daha önce de benzer gözaltı operasyonlarıyla karşı karşıya kalan işçiler, "Ya hakkımızı verin ya bizi öldürün! Biz vatan haini değiliz, biz emekçiyiz, biz madenciyiz" diyerek seslerini yükseltti. Abluka altında kalan madenciler, baretlerini yere vurarak, "Ekmek isteyene biber gazı!" sloganlarıyla tepkilerini gösterdi. Bazı işçiler üstlerini çıkararak "açız, çıplağız, hakkımızı istiyoruz" diye haykırdı.

Eylemin başından beri büyük fedakârlık gösteren 110'a yakın Doruk Madencilik işçisi, Yıldızlar SSS Holding'e bağlı madende aylardır maaş alamadıklarını, ücretsiz izne çıkarıldıklarını ve tazminatlarının gasp edildiğini anlatıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın bugün 36 milyon TL'lik kısmi ödeme yaptığı açıklansa da işçiler, "Bu bizim toplam alacağımızın çok küçük bir kısmı. Son kuruşumuza kadar almadan buradan gitmiyoruz" diyor. "Ankara bize mezar olsa da alacaklarımızı almadan ayrılmayacağız" vurgusuyla kararlılıklarını ortaya koyuyorlar.

TİP Genel Başkanı polisin müdahalesine tepki gösterdi

Muhalefet partilerinden CHP ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş başta olmak üzere milletvekilleri, sendikalar ve Zonguldak'tan gelen dayanışma grupları madencilerin yanında yer aldı. Erkan Baş, polisin hedef alarak gaz sıktığı sırada elindeki kaskı fırlatarak tepkisini gösterdi. Emek ve özgürlük mücadelesi veren tüm kesimler, "Madenciler yalnız değildir" mesajı verdi.

Bu direniş, sadece bir maaş ve tazminat mücadelesi değil; alın terinin, emeğin ve insanca yaşamanın mücadelesidir. Yıllarca yerin yüzlerce metre altında canları pahasına çalışan madencilerimize biber gazı sıkmak, gözaltı uygulamak, barikat kurmak kabul edilemez. Haklarını arayan emekçilerin sesini bastırmaya çalışanlar değil, onların yanında duranlar tarihe geçecek.

AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.

27.04.2026 13:35:00 / Güncelleme: 27.04.2026 13:55:34
İhlas Haber Ajansı
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye'deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"
AYM'nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.
Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti.
Özkaya konuşmasına şöyle devam:
"Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir."

"AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür"
Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM'nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu.
Başkan Özkaya, AYM'nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti.

"Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır"
AYM'nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.
Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM'nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti.
Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldıİHA

Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı

Uçaklarda powerbank şarjı yasaklandı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, yolcu güvenliği için uçuş sırasında taşınabilir batarya şarjını tamamen men etti. Artık her yolcu en fazla 2 adet powerbank taşıyabilecek

27.04.2026 12:30:00
Eyüp Kabil
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), uçuş güvenliğini artırmak amacıyla taşınabilir bataryaların (powerbank) uçak içinde şarj edilmesini yasakladı. Yolcular artık en fazla iki adet powerbank taşıyabilecek. Bu düzenleme, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) Mart 2026'da yürürlüğe giren küresel teknik talimat güncellemelerine dayanıyor.

SHGM'nin resmi açıklamasına göre, "Söz konusu değişiklik kapsamında, hava aracında taşınabilir bataryaların (powerbank) şarj edilmesi yasaklanmıştır. Her bir kişinin taşıyabileceği taşınabilir batarya sayısı en fazla iki adetle sınırlandırılmıştır." Karar, lityum iyon bataryalardan kaynaklanan yangın ve güvenlik risklerini azaltmayı hedefliyor. Benzer kısıtlamalar Lufthansa Group, bazı Asya havayolları ve diğer uluslararası taşıyıcılar tarafından da uygulanmaya başlandı.

Yeni kuralların detayları

Şarj yasağı: Uçuş sırasında powerbank'leri uçak içi prizlere takarak şarj etmek veya powerbank ile cihaz şarj etmek tamamen yasak. Powerbank'ler kapalı ve erişilebilir konumda (koltuk cebi, yolcunun üzerinde veya koltuk altı el bagajında) tutulmalı.

Taşıma sınırı: Yolcu başına en fazla 2 adet powerbank. Fazlası kabul edilmiyor.

Bagaj kuralları: Powerbank'ler sadece kabin (el) bagajında taşınabilir. Check-in bagajına (uçak altı) verilmesi kesinlikle yasak (bu kural daha önce de geçerliydi).

Kapasite limitleri: Genellikle 100 Wh altı serbest, 100-160 Wh arası havayolu onayı gerekebiliyor, 160 Wh üzeri yasaklı.

Mürettebat istisnası: Kabin ekibi operasyonel ihtiyaçlar için powerbank taşıyıp kullanmaya devam edebilecek.

Bu değişiklikler, son yıllarda powerbank kaynaklı batarya yangınları nedeniyle gündeme gelen riskleri ele alıyor. ICAO, 27 Mart 2026'dan itibaren tüm üye ülkelerde (193 ülke) geçerli olacak güncellemeyi onayladı. Türkiye'de SHGM bu kuralları derhal uygulamaya koydu.

Yolculara öneri

Seyahat öncesi havayolu şirketinizin kurallarını kontrol edin. Hasarlı, şişmiş veya düşük kaliteli powerbank'leri uçakta kullanmayın. Güvenlik kontrollerinde sorun yaşamamak için kapasite etiketlerini (Wh) görünür tutun.

Bu düzenleme, havacılığın sıfır kaza hedefine katkı sağlarken yolcuların konforunu en az etkileyecek şekilde tasarlandı. Güncellemeler için SHGM ve havayolu duyurularını takip etmenizi öneririz.

Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı

Gülistan Doku soruşturmasında 6 yıl sonra kritik gelişme. Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda tanık olarak ifade veriyor. Delen, halen Yalova İl Emniyet Müdürü görevini yürütüyor

27.04.2026 10:12:00
Haber Merkezi
Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı
Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasıyla ilgili soruşturma, 6 yıl sonra cinayet şüphesiyle yeniden hareketlendi. Soruşturma kapsamında dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü olan ve halen Yalova İl Emniyet Müdürü görevini yürüten Yılmaz Delen, tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı.

Delen'in, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Yalova'dan Erzurum'a geçtiği ve bugün sabah saatlerinde savcılıkta ifade vermeye başladığı öğrenildi. İfade sürecinin tanık olarak başladığı, ancak soruşturmada ihmale ilişkin değerlendirme yapılması halinde Delen'in sıfatının değişebileceği belirtiliyor.

Başsavcı Ebru Cansu ile soruşturmanın seyri değişti

Gülistan Doku'nun kaybolması "kayıp şahıs" olarak ele alınırken, yeni Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu'nun göreve gelmesiyle dosya yeniden incelendi. 700 saate yakın kamera görüntülerinin analizi, gizli tanık ifadeleri ve yeni delillerle soruşturma cinayet yönünde ilerliyor. Ceset hâlâ bulunamadı ancak Tunceli'nin çeşitli noktalarında Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve JASAT ekipleri, yeraltı görüntüleme cihazları ve helikopter destekli aramalarını sürdürüyor.

Soruşturmada daha önce dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, hastane başhekimi ve diğer şüpheliler tutuklandı. Engin Yücer gibi tanıkların ifadelerinde, dönemin emniyet yetkililerinin olaya ilişkin ihmalleri ve müdahaleleri iddiaları yer alıyor. Bu bağlamda Yılmaz Delen'in ifadesi, soruşturmanın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.