2 Nisan akşamı ülkemiz dahi 136 ülkede şehirlerin simgeleri haline gelmiş yapıtlar mavi ışıkla aydınlatıldı. İstanbul'da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Galata Kulesi; İzmir'de saat kulesi bunlardan bazıları. Bunun nedeni 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle yapılan #otizmemaviışıkyak kampanyası idi.
Nisan ayı Birleşmiş Milletler tarafından 2014 yılından beri bütün dünyada Otizm Farkındalık Ayı, 2 Nisan ise Otizm Farkındalık Günü olarak ilân edilmiş bulunuyor.
Otizmliler, küçük yaşta tespit edilip topluma uyumu sağlanması gereken kişilerdir. Aksi halde hem aile, hem çevresi bilinçli olmadığı sürece sürekli başkalarına bağlı olarak yaşamak durumunda kalırlar.
Otizmi yeterince tanıyor muyuz?
Otizm'in aslında toplumda ilk bilinirliği 1988'de yayınlanan Rain Man filmindeki Dustin Hoffman'ın canlandırdığı karakter ile oldu. Ama ne var ki; otizmlilerin çoğu bu karakterde olduğu gibi süper zekâlı yağmur adamlar değildir.
Otizm, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen karmaşık bir gelişim bozukluğudur. Otizmin temel belirtileri arasında; başkalarıyla göz teması kurmamak, gözlerin bir yere takılıp kalması, ismi söylendiğinde bakmamak, sözleri tekrarlamak, parmağıyla istediği şeyi gösterememek, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermemek, sallanmak, çırpınmak, parmak ucunda yürümek, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi ve takıntılı davranışlar sayılabilir.
Günümüzde doğan her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya geliyor. Otizmin erkek çocuklarındaki yaygınlığı, kızlardan 4 kat fazla.
Eğitimci bir arkadaşımın sosyal medyadaki duygusal paylaşımından kısa bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum: "Hiç saatlerce kendine vuran bir çocuğu izlediniz mi? Ya da sadece boş bir plastik su şişesiyle saatlerce kendi kendine oynayan bir çocukla karşılaştınız mı? Gece 3 de arabayla gezdirmezseniz ortalığı yıkan bir çocuğunuz oldu mu? Ya da akşam olup ışığı açtığınız için saatlerce ağlayan? Unutmayalım, çocuğu bir kez anne desin, bir kez gözünün içine baksın diye yıllarını harcayan aileler var."
Otizmde ilk önemli adım, erken tanı; bilinen tek tedavisi ise, yoğun ve sürekli özel eğitim. Erken tanı ve ardından gelecek haftada en az 20 saat özel eğitimle otizmli çocukların hayatlarında büyük fark yaratmak, sağlıklı gelişim gösteren akranları ile birlikte aynı okulda okuyacak seviyeye getirmek mümkün olabiliyor. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında "otizm özel eğitim raporlu" çocuklar için özel eğitim süreci aylık 6-12 saat.
Konuyu tüm özel eğitim gerektiren çocukların yaşadığı sorunlara değinerek toparlamak istiyorum. Yaşadığımız 21. asırda çocuk ve eğitime verilen önem çok belirgin hale gelmiştir. Her ulusun en önemli güç kaynağı insandır. Çocuklar ise o toplumun devamlılığını ve geleceğini tayin edecek taze güç ve enerji kaynaklarıdır.
Ülkemizde okul çağı nüfusunun % 13'ü beden, zihin, duygu ve sosyal özelliklerinden kaynaklanan nedenlerle normal eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanamayacak durumdadırlar. Bunlara akademik yayınlarda "Ayrıcalı Çocuklar" denmektedir. Aslında ayrıcalı çocuklar biyolojik ve psiko-sosyal ihtiyaçları yönünden normallerden farksızdır. Sadece bu ihtiyaçlarını karşılama yöntemleri farklıdır. Özür ve özelliklerine göre bunların karşılanması için farklı yöntemleri dikkate alarak hazırlanan eğitim programları ayrıcalı çocukların zihin, beden, sosyal, duygusal, cinsel, törel, ruh devimsel ve mesleki alanlarda kabiliyetleri seviyesinde gelişimini sağlayacaktır.
Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın deklare ettiği Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezinin uygulanması ile engelliler insanca yaşam koşullarına ulaşacaktır. Bu tezin engelliler ile ilgili kısmından birkaç cümle alıntı yapmak istiyorum:
"Engelliler tam bir sağlık güvencesine alınarak tedavi masraflarının tümü devlet tarafından karşılanacaktır. Gerekli hallerde yurt dışı tedavilerini de devlet üstlenecek.
Engelliler için rehabilitasyona yönelik eğitim merkezleri yaygınlaştırılacak. Bu merkezlerde özürlülerin yanı sıra ailelerine de gerekli eğitim verilecek. Bu eğitimde saat sınırı olmayacak. Bedensel engellilerin gerektiği durumlarda evde rehabilitasyonu sağlanacak. Engellilere yönelik okullar açılıp yaygınlaştırılacak ve özür grubuna göre mesleki eğitim almaları sağlanacak. Üniversitelerin yaygın olarak eğitim alabilmelerinin önü açılacak.
Engellilerin, durumlarına uygun olmak üzere işçi ve memur olmaları sağlanacak, isteyene faizsiz kredilerle iş kurma imkânı verilecek.
Her vatandaş gibi engelliler de devletin tam güvencesinde olacak. Çalışamayacak durumda olanlara kendisine ve bakmakla yükümlü olan insanlara maaş bağlanacak. Kimsesi olmayan engelliler için devlet tarafından bakımevleri açılacak. Sosyal Devlet?Milli Devlet tezinde Vatandaşlık maaşının yanı sıra engellilere özel maaş bağlanacaktır.
Günlük hayatta bir insanın ihtiyacı olan ulaştırma, iletişim gibi her türlü unsur engelli vatandaşlarımızın da hayatını kolaylaştıracak şekilde düzenlenecek."
Bu noktada esas olan "ayrımcılığa karşı mücadele"dir. Bu çocukların ötekileştirilmesi değil, özel eğitimlerle topluma kazandırılmalarıdır.
Tekdüze eğitim değil, kişinin özelliklerine göre eğitimin uygulandığı, kişilerin engelleri ile değil kabiliyetleri ile konuşulduğu günler dileğiyle.
Son söz: Her çocuk özeldir.
Nisan ayı Birleşmiş Milletler tarafından 2014 yılından beri bütün dünyada Otizm Farkındalık Ayı, 2 Nisan ise Otizm Farkındalık Günü olarak ilân edilmiş bulunuyor.
Otizmliler, küçük yaşta tespit edilip topluma uyumu sağlanması gereken kişilerdir. Aksi halde hem aile, hem çevresi bilinçli olmadığı sürece sürekli başkalarına bağlı olarak yaşamak durumunda kalırlar.
Otizmi yeterince tanıyor muyuz?
Otizm'in aslında toplumda ilk bilinirliği 1988'de yayınlanan Rain Man filmindeki Dustin Hoffman'ın canlandırdığı karakter ile oldu. Ama ne var ki; otizmlilerin çoğu bu karakterde olduğu gibi süper zekâlı yağmur adamlar değildir.
Otizm, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen karmaşık bir gelişim bozukluğudur. Otizmin temel belirtileri arasında; başkalarıyla göz teması kurmamak, gözlerin bir yere takılıp kalması, ismi söylendiğinde bakmamak, sözleri tekrarlamak, parmağıyla istediği şeyi gösterememek, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermemek, sallanmak, çırpınmak, parmak ucunda yürümek, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi ve takıntılı davranışlar sayılabilir.
Günümüzde doğan her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya geliyor. Otizmin erkek çocuklarındaki yaygınlığı, kızlardan 4 kat fazla.
Eğitimci bir arkadaşımın sosyal medyadaki duygusal paylaşımından kısa bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum: "Hiç saatlerce kendine vuran bir çocuğu izlediniz mi? Ya da sadece boş bir plastik su şişesiyle saatlerce kendi kendine oynayan bir çocukla karşılaştınız mı? Gece 3 de arabayla gezdirmezseniz ortalığı yıkan bir çocuğunuz oldu mu? Ya da akşam olup ışığı açtığınız için saatlerce ağlayan? Unutmayalım, çocuğu bir kez anne desin, bir kez gözünün içine baksın diye yıllarını harcayan aileler var."
Otizmde ilk önemli adım, erken tanı; bilinen tek tedavisi ise, yoğun ve sürekli özel eğitim. Erken tanı ve ardından gelecek haftada en az 20 saat özel eğitimle otizmli çocukların hayatlarında büyük fark yaratmak, sağlıklı gelişim gösteren akranları ile birlikte aynı okulda okuyacak seviyeye getirmek mümkün olabiliyor. Oysa ülkemizde sosyal güvenlik kapsamında "otizm özel eğitim raporlu" çocuklar için özel eğitim süreci aylık 6-12 saat.
Konuyu tüm özel eğitim gerektiren çocukların yaşadığı sorunlara değinerek toparlamak istiyorum. Yaşadığımız 21. asırda çocuk ve eğitime verilen önem çok belirgin hale gelmiştir. Her ulusun en önemli güç kaynağı insandır. Çocuklar ise o toplumun devamlılığını ve geleceğini tayin edecek taze güç ve enerji kaynaklarıdır.
Ülkemizde okul çağı nüfusunun % 13'ü beden, zihin, duygu ve sosyal özelliklerinden kaynaklanan nedenlerle normal eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanamayacak durumdadırlar. Bunlara akademik yayınlarda "Ayrıcalı Çocuklar" denmektedir. Aslında ayrıcalı çocuklar biyolojik ve psiko-sosyal ihtiyaçları yönünden normallerden farksızdır. Sadece bu ihtiyaçlarını karşılama yöntemleri farklıdır. Özür ve özelliklerine göre bunların karşılanması için farklı yöntemleri dikkate alarak hazırlanan eğitim programları ayrıcalı çocukların zihin, beden, sosyal, duygusal, cinsel, törel, ruh devimsel ve mesleki alanlarda kabiliyetleri seviyesinde gelişimini sağlayacaktır.
Prof. Dr. Haydar Baş Hocamızın deklare ettiği Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezinin uygulanması ile engelliler insanca yaşam koşullarına ulaşacaktır. Bu tezin engelliler ile ilgili kısmından birkaç cümle alıntı yapmak istiyorum:
"Engelliler tam bir sağlık güvencesine alınarak tedavi masraflarının tümü devlet tarafından karşılanacaktır. Gerekli hallerde yurt dışı tedavilerini de devlet üstlenecek.
Engelliler için rehabilitasyona yönelik eğitim merkezleri yaygınlaştırılacak. Bu merkezlerde özürlülerin yanı sıra ailelerine de gerekli eğitim verilecek. Bu eğitimde saat sınırı olmayacak. Bedensel engellilerin gerektiği durumlarda evde rehabilitasyonu sağlanacak. Engellilere yönelik okullar açılıp yaygınlaştırılacak ve özür grubuna göre mesleki eğitim almaları sağlanacak. Üniversitelerin yaygın olarak eğitim alabilmelerinin önü açılacak.
Engellilerin, durumlarına uygun olmak üzere işçi ve memur olmaları sağlanacak, isteyene faizsiz kredilerle iş kurma imkânı verilecek.
Her vatandaş gibi engelliler de devletin tam güvencesinde olacak. Çalışamayacak durumda olanlara kendisine ve bakmakla yükümlü olan insanlara maaş bağlanacak. Kimsesi olmayan engelliler için devlet tarafından bakımevleri açılacak. Sosyal Devlet?Milli Devlet tezinde Vatandaşlık maaşının yanı sıra engellilere özel maaş bağlanacaktır.
Günlük hayatta bir insanın ihtiyacı olan ulaştırma, iletişim gibi her türlü unsur engelli vatandaşlarımızın da hayatını kolaylaştıracak şekilde düzenlenecek."
Bu noktada esas olan "ayrımcılığa karşı mücadele"dir. Bu çocukların ötekileştirilmesi değil, özel eğitimlerle topluma kazandırılmalarıdır.
Tekdüze eğitim değil, kişinin özelliklerine göre eğitimin uygulandığı, kişilerin engelleri ile değil kabiliyetleri ile konuşulduğu günler dileğiyle.
Son söz: Her çocuk özeldir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
- Trump’ın Davos mesajı ne anlama geliyor? / 26.01.2026
- Kürt sorunu değil, geçim ve onur sorunu var / 25.01.2026
- Emekliye seyyanen zam yetmez / 11.01.2026
- Sahadan gelen gerçek: Milletin gündemi ekonomidir / 07.01.2026
- Asgari ücret ve açlık sınırı / 21.12.2025
- Milletle kurulan siyaset / 16.12.2025
- Hukuk, siyaset ve belirsizlik / 15.12.2025
- Değişmeyen çizgi, değişen Türkiye / 14.12.2025
- BTP’yi siyasetin yeni merkezine taşıyan dinamikler / 13.12.2025
- Atatürk modeli neden hâlâ tek çözüm? / 12.12.2025
- Kürt sorunu değil, geçim ve onur sorunu var / 25.01.2026
- Emekliye seyyanen zam yetmez / 11.01.2026
- Sahadan gelen gerçek: Milletin gündemi ekonomidir / 07.01.2026
- Asgari ücret ve açlık sınırı / 21.12.2025
- Milletle kurulan siyaset / 16.12.2025
- Hukuk, siyaset ve belirsizlik / 15.12.2025
- Değişmeyen çizgi, değişen Türkiye / 14.12.2025
- BTP’yi siyasetin yeni merkezine taşıyan dinamikler / 13.12.2025
- Atatürk modeli neden hâlâ tek çözüm? / 12.12.2025


























































































