logo
01 KASIM 2026

Her şey yolunda, yeter ki televizyonu açın!

01.11.2026 00:00:00
 
Sonbaharın son ayı hazan mevsimidir. Yapraklar sararır, ağaçlar soyunur, havalar soğumaya başlar. Aman dikkat, sakın üşütmeyin! Sırtınıza bir hırka almayı unutmayın. Malum, kış kapıda; doğalgaz faturası da ardından gelebilir!

Madem sonbaharın son günlerindeyiz, fırsatı kaçırmayın. Hafta sonları pikniğe gidin, doğada yürüyüş yapın, sevdiklerinize bir demet kasımpatı alın. Bol bol gezin, şarkılar söyleyin, hayatın tadını çıkarın. Nasıl olsa önümüz kış; bunları yapmak için bir süre fırsat bulamayabilirsiniz.

Sonra mı? Televizyonu açın, malum kanalları izleyin. Ülkemizin ne kadar mutlu, huzurlu ve refah içinde olduğunu görün. Ekranlarda her şey güllük gülistanlık! Ekonomi deseniz şahane, hayat deseniz dört dörtlük… Pazara gidince başka, televizyonu açınca bambaşka bir ülke!

Sakın moralinizi bozmayın. İyimser olun. Hem söylenenlere göre aralık, kasımdan daha iyi olacakmış. Biraz daha sabredin. Olmadı, ocak var! O da olmazsa önümüzde koskoca bir yıl var. Beklemek konusunda zaten epey tecrübeliyiz.

Bu arada kış sebzelerini tüketmeyi ihmal etmeyin. Sağlıklı yaşayın, az yiyin, çok yürüyün. Mümkünse otomobilinize binmeyin. Hem spor yapmış olursunuz hem de yakıt masrafından kurtulursunuz. Yalnız yürürken markete, pazara uğramamaya çalışın; fiyat etiketleri insanın bütün iyimserliğini bir anda alıp götürebilir!

Sağlığınıza dikkat edin, stresten uzak durun. Hele ekonomik haberleri fazla takip etmeyin. İnsan her gün fiyatların nasıl değiştiğini görünce ister istemez geriliyor. En iyisi, televizyonun söylediğine inanın; marketin, pazarın, faturaların söylediklerini de fazla ciddiye almayın!

Ne de olsa biz refah içinde yaşayan bir toplumuz. Sadece vatandaşın bundan haberi yok!

İşin asıl ironik tarafı da burada başlıyor. Bunca güzelliğin içinde yaşıyoruz ama nedense insanlar geçim derdinden yakınıyor. Emekli ay sonunu getiremiyor, çalışan aldığı maaşla geçinmeye çalışıyor, gençler geleceğini düşünüyor. Oysa ekranda her şey yolunda. Demek ki bir yerde yanlışlık var. Ya biz yaşadığımız hayatı yanlış anlıyoruz ya da bize anlatılan hayat, bizim yaşadığımız hayata pek benzemiyor!

Bir de şu elimizdekilerle yetinmeyi öğrenemedik gitti. Daha iyi bir yaşam istiyoruz, insanca geçinmek istiyoruz, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Ne kadar da çok şey istiyoruz, değil mi?

Oysa bize düşen ne güzel: Şükretmek, sabretmek, az yemek, çok yürümek ve gelecek güzel günleri beklemek!

Ama insanın aklına bir soru takılıyor: Madem her şey bu kadar güzel, neden vatandaşın yüzü gülmüyor?

Neyse, siz yine de keyfinizi bozmayın. Hırkanızı giyin, kasımpatınızı alın, yürüyüşe çıkın. Akşam da televizyonun karşısına geçin. Ülkenin ne kadar refah içinde olduğunu bir kez daha dinleyin.

Yalnız, alışverişe çıkarken ekranı yanınızda götürmeyin. Çünkü gerçek hayatın fiyat etiketleri, televizyonun pembe tablosunu bozabilir!

Son söz: Elimizdekilerin kıymetini bilelim, elbette. Ama elimizdekilerle yetinmeyi öğütleyenlere de bir soralım: Siz de aynı şartlarda mı yaşıyorsunuz, yoksa bize sabretmeyi anlatırken başka bir hayat mı sürüyorsunuz?
 
Celil Kocataş / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.