logo
01 KASIM 2026

Putin Avrupa'ya savaş ve diplomasi derken, Türkiye Karadeniz'i düşünüyor

01.11.2026 00:00:00
 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Avrupa'ya verdiği mesajlarda iki ayrı ton dikkat çekiyor: Bir yanda askeri gücün kullanılabileceğini hatırlatan açıklamalar, diğer yanda müzakereye kapının kapatılmadığını gösteren diplomatik ifadeler. İlk bakışta birbirine zıt görünen bu iki tutum, aslında Moskova'nın izlediği politikanın birbirini tamamlayan parçaları. Rusya, sahadaki askeri varlığını ve gücünü korurken diplomasi masasında da kendi güvenlik taleplerinin kabul görmesini istiyor. Başka bir ifadeyle Moskova, yalnızca savaşın nasıl sona ereceğini değil, savaş sonrasında Avrupa ile kurulacak ilişkinin hangi şartlarda şekilleneceğini de belirlemek istiyor.
 
Bu yaklaşımın Avrupa açısından önemli bir sonucu var. Rusya ile ilişkilerin geleceği konusunda ortak bir tutum oluşturamayan Avrupa ülkeleri, Moskova'nın karşısında aynı siyasi ağırlıkla hareket edemiyor. Putin'in diplomasi mesajları bu ayrılıkların ortasında karşılık bulabilecek bir alan ararken, askeri açıklamalar da müzakerelerin hangi koşullarda yürütülmesini istediğini gösteriyor. Dolayısıyla Rusya'nın verdiği mesajları birbirinden bağımsız değerlendirmek doğru olmaz. Askeri güç, Moskova'nın elindeki baskı araçlarından biri; diplomasi ise bu gücün siyasi sonuçlarını elde etme arayışı.
 

Avrupa Rusya konusunda anlaşamıyor

 
Avrupa ülkeleri Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda ortak açıklamalar yapabilse de Rusya ile ne zaman, hangi şartlarda ve hangi düzeyde görüşülmesi gerektiği konusunda aynı düşüncede değil. Bazı başkentler Moskova ile doğrudan temasın yeniden kurulmasını gerekli görürken bazıları böyle bir adımın Rusya üzerindeki baskıyı azaltacağından endişe ediyor. Bu ayrılık, Avrupa'nın ortak bir politika geliştirmesini zorlaştırıyor.
 
Moskova açısından bu tablo küçümsenecek bir avantaj değil. Avrupa ülkeleri arasında görüş ayrılıkları sürdükçe Rusya, bütün Avrupa'yı karşısında tek bir siyasi irade olarak görmek zorunda kalmıyor. Farklı ülkelerle ayrı kanallardan temas kurabiliyor, bazı başkentlerin güvenlik kaygılarını diğerlerinden farklı değerlendirebiliyor. Böylece Avrupa'nın ortak karar üretme süreci uzarken Rusya'nın diplomatik hareket alanı genişleyebiliyor.
 
Ancak Avrupa'daki görüş ayrılıklarının Rusya'ya istediği her sonucu kazandıracağını düşünmek de doğru olmaz. Ukrayna'nın geleceği, Avrupa'nın güvenliği ve NATO'nun bölgedeki konumu gibi başlıklar, Moskova'nın karşısında önemli siyasi ve askeri sınırlamalar oluşturuyor. Yine de Avrupa'nın ortak bir yaklaşım geliştirememesi, Rusya'nın müzakere sürecinde elini güçlendirebilecek bir unsur. Buradaki temel mesele, Avrupa'nın Rusya ile görüşüp görüşmemesinden çok, görüşmeye hangi ortak şartlarla gidebileceği.
 

Türkiye'nin Karadeniz'deki konumu

 
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı boyunca iki ülkeyle de iletişim kanallarını açık tutmaya çalıştı. Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken Rusya ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini de sürdürdü. Bu tutum, Türkiye'nin NATO üyeliğiyle ve Karadeniz'deki güvenlik çıkarlarıyla birlikte değerlendirilmek zorunda. Çünkü savaşın etkileri yalnızca Rusya ve Ukrayna'yla sınırlı kalmıyor; Karadeniz'deki deniz güvenliği, ticaret yolları, enerji taşımacılığı ve bölge ülkelerinin güvenliği de doğrudan etkileniyor.
 
Türkiye açısından burada önemli olan, savaşın Karadeniz'de daha geniş bir askeri karşılaşmaya dönüşmesini önlemek. Rusya ile Batılı ülkeler arasındaki gerilimin deniz sahasına taşınması, Türkiye'nin güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını da etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin diplomatik temaslarını sürdürmesi, taraflarla konuşabilmesi ve bölgesel güvenliğe ilişkin kuralların korunmasını savunması önem taşıyor. Bununla birlikte Türkiye'nin iki tarafla da görüşebilmesi, savaşın sonucunu tek başına belirleyebileceği anlamına gelmiyor. Diplomatik girişimlerin sonuç vermesi, öncelikle savaşan tarafların müzakereye ne ölçüde hazır olduğuna bağlı.
 

Montrö neden önemli?

 
Türkiye'nin Karadeniz'deki konumunu değerlendirirken Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni ayrı bir yere koymak gerekiyor. Sözleşme, savaş gemilerinin Türk Boğazları'ndan geçişini belirli kurallara bağlıyor ve Karadeniz'de kıyısı bulunmayan devletlerin deniz kuvvetleri açısından sınırlamalar getiriyor. Savaş koşullarında ise Türkiye'nin tarafsızlığına veya savaşın tarafı olmasına göre farklı hükümler uygulanıyor.
 
Türkiye, savaşın başlamasının ardından Montrö'nün savaş gemilerinin geçişine ilişkin hükümlerini uyguladı. Sözleşme'nin 19. maddesi, Türkiye savaşın tarafı olmadığı sürece savaşan devletlerin savaş gemilerinin geçişine ilişkin temel çerçeveyi belirliyor; bazı istisnalar da içeriyor. Türkiye'nin savaşın tarafı olması halinde 20. madde, kendisini yakın bir savaş tehdidi altında görmesi durumunda ise 21. madde gündeme geliyor. Bu hükümler, Türkiye'ye önemli sorumluluklar yüklediği kadar Karadeniz'deki askeri hareketliliğin sınırlandırılması bakımından da önemli bir hukuki çerçeve sunuyor.
 
Montrö'nün önemi yalnızca bugünkü savaşla ilgili değil. Sözleşme, Karadeniz'in kıyıdaş olmayan büyük güçler arasında sınırsız bir askeri rekabet alanına dönüşmesini önleyen düzenin temel parçalarından biri. Türkiye'nin bu düzeni koruması, herhangi bir ülkenin siyasi tercihinden bağımsız olarak kendi güvenliği açısından da önem taşıyor.
 
Rusya'nın Avrupa'ya verdiği savaş ve diplomasi mesajları, önümüzdeki dönemde kıtanın güvenlik tartışmalarını etkilemeye devam edecek. Avrupa'nın ortak bir tutum geliştirememesi Moskova'nın işine yarayabilir; ancak savaşın geleceğini belirleyecek tek unsur bu olmayacak. Türkiye ise bu gelişmeleri yalnızca Rusya ile Batı arasındaki ilişkiler açısından değerlendiremez. Karadeniz'deki güvenlik, deniz ticareti ve Montrö'nün uygulanması doğrudan kendi çıkarlarıyla ilgili.
 
Türkiye için önemli olan, Karadeniz'deki askeri gerilimin daha geniş bir çatışmaya dönüşmesini önlemek ve Montrö Sözleşmesi'nin sağladığı hukuki çerçevenin korunmasını sağlamaktır.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.