Ülke abandone olmuş görünüyor; aldığı darbeler milleti sersemletmiş, adeta bitkisel hayata sokmuş durumda.
"Ne yaşıyoruz biz?" sorusunu sormaya mecali kalmamış görünüyor.
Millet bize benzemiyor. Saçma sapan bir hayat tarzına itiraz edecek bilincini yitirmiş.
"Faiz haramdır," diyene alkış tutuyor; bankalar faiz gelirlerinden yüzyılın kazançlarını sağlıyor.
"Domuz eti haramdır," diyene alkış tutuyor ama ülkede on binlerce domuz üretiliyor ve tüketiliyor.
"Haksız yere insan öldürmek cinayettir, cezası kısasa kısastır," diyenlere alkış tutuyor ama ülkede faili meçhul patlamalar yaşanıyor.
Jandarma Genel Komutanı öldürülüyor, katili bulunamıyor.
Milletvekili öldürülüyor, katili bulunamıyor.
Parti genel başkanı öldürülüyor, katili bulunamıyor; millet alkış tutuyor.
Milletin oy verip "İdarecimiz ol," diye Meclis'e yolladığı vekilleri milleti soyuyor, hırsızlık yapıyor; millet alkış tutuyor.
Yetiyor mu bu kadar aymazlık? Yetmiyor.
Vekil vekil olarak soyarken çocukları, "Biz de soyarız, babamızdan neyimiz eksik?" diyerek onlar da devlet kurumlarını soymaya başlıyor; soyuyor, soyuyor, yine soyuyor.
Millet ne yapıyor sanıyorsunuz? Alkış tutuyor!
Doktor, bebek servislerinde bebeklerimizi öldürüyor; haberlere düşüyor, izleyen acayip kızıyor, "Allah belanızı versin katiller!" diye yollara dökülüyor; millet hastanenin sahibine alkış tutuyor!
Lokanta sahibi millete bozuk et yediriyor, millet tarım bakanına alkış tutuyor!
Vekil memleketin içinden geçmiş, milleti ölümüne soymuş, milletin evladını bağımlı yapmış, kızını, annesini sokaklara düşürmüş; adam şoförüne tecavüz etmiş diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar!
Milletin tecavüz edilen haklarını görmezden gelenlere, hatta milletin haklarına tecavüz edenlere millet alkış tutuyor!
Bu milleti iyi idare etsin, haklarımızı korusun diye seçim listelerine yazılanlar milletin namusuna, malına, canına kastediyor. Peki millet ne yapıyor? Bu arsızları seçim listelerine yazanları kutsuyor, alkış tutuyor!
Terörist başı yakalanmış, cezaevine atılmış; teröristle barıştan bahsediyorlar. Huzursuzluk almış başını gitmiş; huzurlu Türkiye'den bahsediyorlar. Millet açlıktan uyuyamıyor; TV'ler yemek programları yapıyor. Konunun muhatapları, açlığın, yokluğun, huzursuzluğun sebebi olan ve olaylara sadece "bakan"lar gelişmekten, büyümekten, israftan ve kemer sıkmaktan bahsediyorlar.
Peki onlara oy verip başımıza getirenler ne yapıyor dersiniz?
ALKIŞ tutuyor!
"Eeeee ne demek istiyorsun kardeşim" diye soranlara cevabım:
Alkış tutan da sebep olan da benden değildir, olamaz da.
Ben kim miyim?
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım; yetmez mi?
Oğuz Kağan, Fatih Sultan, Alparslan ve Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk'üm.
Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Ahmet Yesevi, İmam-ı Azam, İmam Cafer-i Sadık, İmam Ali gibi Müslüman'ım. Haydi bakalım, al sepeti koluna, sen git yanlış yoluna! Elbet yolun bir yerinde karşılaşacağız; o zaman bakarsın sen ne kadar Türk'sün, ben ne kadar Müslüman'ım.
Allah'a emanet olun ama önce O'na teslim olun; sonra O gereğini yapar.
"Ne yaşıyoruz biz?" sorusunu sormaya mecali kalmamış görünüyor.
Millet bize benzemiyor. Saçma sapan bir hayat tarzına itiraz edecek bilincini yitirmiş.
"Faiz haramdır," diyene alkış tutuyor; bankalar faiz gelirlerinden yüzyılın kazançlarını sağlıyor.
"Domuz eti haramdır," diyene alkış tutuyor ama ülkede on binlerce domuz üretiliyor ve tüketiliyor.
"Haksız yere insan öldürmek cinayettir, cezası kısasa kısastır," diyenlere alkış tutuyor ama ülkede faili meçhul patlamalar yaşanıyor.
Jandarma Genel Komutanı öldürülüyor, katili bulunamıyor.
Milletvekili öldürülüyor, katili bulunamıyor.
Parti genel başkanı öldürülüyor, katili bulunamıyor; millet alkış tutuyor.
Milletin oy verip "İdarecimiz ol," diye Meclis'e yolladığı vekilleri milleti soyuyor, hırsızlık yapıyor; millet alkış tutuyor.
Yetiyor mu bu kadar aymazlık? Yetmiyor.
Vekil vekil olarak soyarken çocukları, "Biz de soyarız, babamızdan neyimiz eksik?" diyerek onlar da devlet kurumlarını soymaya başlıyor; soyuyor, soyuyor, yine soyuyor.
Millet ne yapıyor sanıyorsunuz? Alkış tutuyor!
Doktor, bebek servislerinde bebeklerimizi öldürüyor; haberlere düşüyor, izleyen acayip kızıyor, "Allah belanızı versin katiller!" diye yollara dökülüyor; millet hastanenin sahibine alkış tutuyor!
Lokanta sahibi millete bozuk et yediriyor, millet tarım bakanına alkış tutuyor!
Vekil memleketin içinden geçmiş, milleti ölümüne soymuş, milletin evladını bağımlı yapmış, kızını, annesini sokaklara düşürmüş; adam şoförüne tecavüz etmiş diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar!
Milletin tecavüz edilen haklarını görmezden gelenlere, hatta milletin haklarına tecavüz edenlere millet alkış tutuyor!
Bu milleti iyi idare etsin, haklarımızı korusun diye seçim listelerine yazılanlar milletin namusuna, malına, canına kastediyor. Peki millet ne yapıyor? Bu arsızları seçim listelerine yazanları kutsuyor, alkış tutuyor!
Terörist başı yakalanmış, cezaevine atılmış; teröristle barıştan bahsediyorlar. Huzursuzluk almış başını gitmiş; huzurlu Türkiye'den bahsediyorlar. Millet açlıktan uyuyamıyor; TV'ler yemek programları yapıyor. Konunun muhatapları, açlığın, yokluğun, huzursuzluğun sebebi olan ve olaylara sadece "bakan"lar gelişmekten, büyümekten, israftan ve kemer sıkmaktan bahsediyorlar.
Peki onlara oy verip başımıza getirenler ne yapıyor dersiniz?
ALKIŞ tutuyor!
"Eeeee ne demek istiyorsun kardeşim" diye soranlara cevabım:
Alkış tutan da sebep olan da benden değildir, olamaz da.
Ben kim miyim?
Türk'üm, doğruyum, çalışkanım; yetmez mi?
Oğuz Kağan, Fatih Sultan, Alparslan ve Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk'üm.
Hacı Bektaş, Hacı Bayram, Ahmet Yesevi, İmam-ı Azam, İmam Cafer-i Sadık, İmam Ali gibi Müslüman'ım. Haydi bakalım, al sepeti koluna, sen git yanlış yoluna! Elbet yolun bir yerinde karşılaşacağız; o zaman bakarsın sen ne kadar Türk'sün, ben ne kadar Müslüman'ım.
Allah'a emanet olun ama önce O'na teslim olun; sonra O gereğini yapar.
İzzet Yaşar / diğer yazıları
- Kullar ve krallar / 01.11.2026
- Kimle barışmak, kimle kavga etmek lazım / 13.11.2024
- İsrail'i dinleyin! / 05.08.2024
- Kontrol kayboldu mu? / 23.07.2024
- Tasarruf etmek zaruret midir? / 17.05.2024
- 31 Mart ne anlama geliyor? / 03.04.2024
- Beka meselesi / 06.03.2024
- Angara gerçeği! / 14.02.2024
- Beka meselesi! / 10.02.2024
- Bugünler de geçecek! / 07.02.2024
- Kimle barışmak, kimle kavga etmek lazım / 13.11.2024
- İsrail'i dinleyin! / 05.08.2024
- Kontrol kayboldu mu? / 23.07.2024
- Tasarruf etmek zaruret midir? / 17.05.2024
- 31 Mart ne anlama geliyor? / 03.04.2024
- Beka meselesi / 06.03.2024
- Angara gerçeği! / 14.02.2024
- Beka meselesi! / 10.02.2024
- Bugünler de geçecek! / 07.02.2024



























































