Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocamız yıllarca 'ABD'yi ayakta tutan 2 gücü var. Biri dolar diğeri ordusudur. Dolar biterse ABD biter' diyor ve doların tahtını yıkan Milli Ekonomi Modeli'nin temel başlıklarından olan ülkeler arası milli paralar ile ticaret başlığını ortaya koyuyordu.
Bu bir siyasi açılım veya plan değildi! Gelişen ve değişen dünyanın geleceği noktanın haberi idi.
İşte Avrupa örneği! En gelişmiş ülkeler bile vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Neden? Evet, ülkeler işgal değil, sömürge değil ama devlet ekonomileri işgal, halkın emeği işgal, devletlerin kaynakları tekelleşmiş durumda. Sömürgeci kim? Dolar ve doları tekelinde tutan küresel Yahudi şirketleri, finans kuruluşları.
ABD yönetimi bile dolar'a hükmedemiyor! Geçenlerde ABD'li ekonomist Richard Wolff, akademisyen Cornel West ve siyaset bilimci Norman Finkelstein katıldıkları 'Robinson Erhardt' adlı YouTube kanalı ve 'Democracy at Work' platformunun kanallarında ortak yayında saatlerce ABD'nin nasıl çöküşe doğru gittiğini detaylıca konuştular.
Konuşma metnini Türkçeye çevirdim. Bizim ülkemiz siyasetçileri, akademisyenleri, ekonomistleri ABD'ye toz kondurmazken ABD'liler ABD'nin nasıl çöktüğünü bizzat ABD'de canlı yayında anlatıyorlar. Bu cümle bile anlayana yeter!
Ne dediler?
Norman Finkelstein: "Bugün Amerika'da sistem nüfusun yüzde sekseni için iflas etmiş durumda…. Ekonomik kaynakların ve siyasi gücün dar bir kesimin kontrolünde olması toplumsal huzursuzluğu büyütüyor…
Sorun yalnızca yoksullaşma değil, bu düzeni değiştirecek örgütlü gücün eksikliği. Evet çalışan insanlar var ama klasik anlamda bir işçi sınıfı kalmadı çünkü herkes bütünüyle atomize edilmiş, küçük parçalara ayrılmış vaziyette."
Siyasi liderler seçmenlerine hesap vermiyor. Seçmenlerinize yaptıklarınız için bir açıklama borçlu değil misiniz?
Cornel West, 'bu mücadeleyi bırakacağımız anlamına gelmez; yalnızca karşımızda ne olduğunu dürüstçe kavramamız gerektiğini gösterir' sözlerine 'ekonomik ve siyasi gücü elinde tutan çevreler karşısında kalıcı toplumsal hareketler gerekiyor' ifadelerini ekledi.
'Amerikan emperyalizmi, kendi tarihini inkâr ediyor' diyen Richard Wolff, ABD'nin küresel güç hâline gelmesinde sömürgecilik mirasının ve Avrupa'nın savaşlarla zayıflamasının önemli rol oynadığını' söyledi.
Wolff, kapitalist büyümenin dünyanın bazı bölgelerinde büyük servet biriktirirken başka bölgelerin kaynaklarını tükettiğini savundu. Ona göre bu tarihsel eşitsizlik, bugünkü küresel ekonomik düzenin temel sorunlarından biri.
ABD toplumunda kurumsal inkâr yaygınlaşıyor
Wolff, üniversitelerden hastanelere, medyadan dış politikaya kadar birçok alanda kurumların kendi itibarlarını korumak için sorunları gizlediğini ileri sürerek; 'Etrafımda gördüğüm inkâr seviyesi beni dehşete düşürüyor. Bu nedenle öğrencilerin hak arayışlarını bir çırpıda ezmelerine en ufak bir şaşkınlık duymadım' diyor.
Gazze'deki siyasi hesaplar, ahlaki sınavına dönüştü. Bazı suçlar vardır ki orada fayda sağlama, iş birliği arayışı biter…
Sonuçta ekonomik eşitsizlik, tekellerin gücü, işçi sınıfının parçalanması, siyasi hesap vermezlik ve kurumsal inkâr Amerikan sistemini çöküşe götürüyor, diyorlar.
Sistemin değişebilmesini de halkın örgütlü gücünü yeniden kurmasına ve siyasi iktidarı hesap vermeye zorlamasına bağlı olmasına bağlıyorlar.
Yapılması gereken nedir?
Cevap yine Baş Hocamızdan: "Eğer bizim değerlerimiz üzerinde komşularımızın bir hesabı varsa, bunun ötesinde coğrafyamız üzerinde bir hesabı varsa, biz asla o milletlerle dış politikayı devam ettiremeyiz…
Deniliyor ki, 'Bizim hukukumuz onlarla iyi olması lazım'. Ne yaptı ki iyi olacak? Türkiye'nin hukukunun bir milletle iyi olması için, o milletin Türkiye coğrafyası üzerinde hesabı olmaması gerekir. Bu coğrafyada gözü olmayacak ülke olacak. Bunlar kimlerdir? Uzakdoğu'da, o benim dostum. Bunlar Hindistan, Tayland, Tayvan, Kore, vesairedir...
Niye bunları sayıyorum. Bu adamların bizim ülkemiz üzerinde şu ana kadar hesabı olduklarını duymadım. Siz duydunuz mu?
Peki Avrupa'yı duydunuz mu? ABD'yi duydunuz mu? Evet, duydunuz... Hem toplu halde, hem de teker teker hesapları var...
Türkiye'nin artık bundan sonra başını öne eğip ciddi bir muhasebe yapmasıdır. Nedir bu muhasebe?
Biz Ortadoğu'da kabul etsek de etmesek de Müslüman olarak bilinen ve Müslüman kişilerin oluşturduğu devletlerin ne olursa olsun sevgisini takvimini kazanan bir millet ve devletiz.
Binaenaleyh bizim politikalarız evvela bunların menfaatine olması, Türkiye'nin menfaatine olması, bunların aleyhinde ve Türkiye'nin aleyhinde olmaması lazım, esasına bina edilecektir. Her şeyden önemlisi bakınız bize yakın olan komşularımızın coğrafyamızın üzerinde hesabı olmayan komşular olması lazım."
Sizce?
Bu bir siyasi açılım veya plan değildi! Gelişen ve değişen dünyanın geleceği noktanın haberi idi.
İşte Avrupa örneği! En gelişmiş ülkeler bile vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Neden? Evet, ülkeler işgal değil, sömürge değil ama devlet ekonomileri işgal, halkın emeği işgal, devletlerin kaynakları tekelleşmiş durumda. Sömürgeci kim? Dolar ve doları tekelinde tutan küresel Yahudi şirketleri, finans kuruluşları.
ABD yönetimi bile dolar'a hükmedemiyor! Geçenlerde ABD'li ekonomist Richard Wolff, akademisyen Cornel West ve siyaset bilimci Norman Finkelstein katıldıkları 'Robinson Erhardt' adlı YouTube kanalı ve 'Democracy at Work' platformunun kanallarında ortak yayında saatlerce ABD'nin nasıl çöküşe doğru gittiğini detaylıca konuştular.
Konuşma metnini Türkçeye çevirdim. Bizim ülkemiz siyasetçileri, akademisyenleri, ekonomistleri ABD'ye toz kondurmazken ABD'liler ABD'nin nasıl çöktüğünü bizzat ABD'de canlı yayında anlatıyorlar. Bu cümle bile anlayana yeter!
Ne dediler?
Norman Finkelstein: "Bugün Amerika'da sistem nüfusun yüzde sekseni için iflas etmiş durumda…. Ekonomik kaynakların ve siyasi gücün dar bir kesimin kontrolünde olması toplumsal huzursuzluğu büyütüyor…
Sorun yalnızca yoksullaşma değil, bu düzeni değiştirecek örgütlü gücün eksikliği. Evet çalışan insanlar var ama klasik anlamda bir işçi sınıfı kalmadı çünkü herkes bütünüyle atomize edilmiş, küçük parçalara ayrılmış vaziyette."
Siyasi liderler seçmenlerine hesap vermiyor. Seçmenlerinize yaptıklarınız için bir açıklama borçlu değil misiniz?
Cornel West, 'bu mücadeleyi bırakacağımız anlamına gelmez; yalnızca karşımızda ne olduğunu dürüstçe kavramamız gerektiğini gösterir' sözlerine 'ekonomik ve siyasi gücü elinde tutan çevreler karşısında kalıcı toplumsal hareketler gerekiyor' ifadelerini ekledi.
'Amerikan emperyalizmi, kendi tarihini inkâr ediyor' diyen Richard Wolff, ABD'nin küresel güç hâline gelmesinde sömürgecilik mirasının ve Avrupa'nın savaşlarla zayıflamasının önemli rol oynadığını' söyledi.
Wolff, kapitalist büyümenin dünyanın bazı bölgelerinde büyük servet biriktirirken başka bölgelerin kaynaklarını tükettiğini savundu. Ona göre bu tarihsel eşitsizlik, bugünkü küresel ekonomik düzenin temel sorunlarından biri.
ABD toplumunda kurumsal inkâr yaygınlaşıyor
Wolff, üniversitelerden hastanelere, medyadan dış politikaya kadar birçok alanda kurumların kendi itibarlarını korumak için sorunları gizlediğini ileri sürerek; 'Etrafımda gördüğüm inkâr seviyesi beni dehşete düşürüyor. Bu nedenle öğrencilerin hak arayışlarını bir çırpıda ezmelerine en ufak bir şaşkınlık duymadım' diyor.
Gazze'deki siyasi hesaplar, ahlaki sınavına dönüştü. Bazı suçlar vardır ki orada fayda sağlama, iş birliği arayışı biter…
Sonuçta ekonomik eşitsizlik, tekellerin gücü, işçi sınıfının parçalanması, siyasi hesap vermezlik ve kurumsal inkâr Amerikan sistemini çöküşe götürüyor, diyorlar.
Sistemin değişebilmesini de halkın örgütlü gücünü yeniden kurmasına ve siyasi iktidarı hesap vermeye zorlamasına bağlı olmasına bağlıyorlar.
Yapılması gereken nedir?
Cevap yine Baş Hocamızdan: "Eğer bizim değerlerimiz üzerinde komşularımızın bir hesabı varsa, bunun ötesinde coğrafyamız üzerinde bir hesabı varsa, biz asla o milletlerle dış politikayı devam ettiremeyiz…
Deniliyor ki, 'Bizim hukukumuz onlarla iyi olması lazım'. Ne yaptı ki iyi olacak? Türkiye'nin hukukunun bir milletle iyi olması için, o milletin Türkiye coğrafyası üzerinde hesabı olmaması gerekir. Bu coğrafyada gözü olmayacak ülke olacak. Bunlar kimlerdir? Uzakdoğu'da, o benim dostum. Bunlar Hindistan, Tayland, Tayvan, Kore, vesairedir...
Niye bunları sayıyorum. Bu adamların bizim ülkemiz üzerinde şu ana kadar hesabı olduklarını duymadım. Siz duydunuz mu?
Peki Avrupa'yı duydunuz mu? ABD'yi duydunuz mu? Evet, duydunuz... Hem toplu halde, hem de teker teker hesapları var...
Türkiye'nin artık bundan sonra başını öne eğip ciddi bir muhasebe yapmasıdır. Nedir bu muhasebe?
Biz Ortadoğu'da kabul etsek de etmesek de Müslüman olarak bilinen ve Müslüman kişilerin oluşturduğu devletlerin ne olursa olsun sevgisini takvimini kazanan bir millet ve devletiz.
Binaenaleyh bizim politikalarız evvela bunların menfaatine olması, Türkiye'nin menfaatine olması, bunların aleyhinde ve Türkiye'nin aleyhinde olmaması lazım, esasına bina edilecektir. Her şeyden önemlisi bakınız bize yakın olan komşularımızın coğrafyamızın üzerinde hesabı olmayan komşular olması lazım."
Sizce?
Akın Aydın / diğer yazıları
- ABD’de, Amerika’nın çöküşü konuşuluyor / 01.11.2026
- ‘Not alıyoruz’ tartışması / 31.10.2026
- Siyasi hesaplar ve bir darağacı / 30.10.2026
- Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak / 29.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
- Emanet, imtihan ve tevekkül / 26.10.2026
- Fon vurgunu ve ipin ucu / 25.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026
- ‘Not alıyoruz’ tartışması / 31.10.2026
- Siyasi hesaplar ve bir darağacı / 30.10.2026
- Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak / 29.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
- Emanet, imtihan ve tevekkül / 26.10.2026
- Fon vurgunu ve ipin ucu / 25.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026



























































