logo
08 KASIM 2026

Washington bölünüyor: Amerikan dış politikasında yeni dönem

08.11.2026 00:00:00
 
ABD'de 3 Kasım 2026'da yapılan ara seçimler, Washington'daki siyasi dengeleri değiştirdi. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu kazandı. Böylece Donald Trump, başkanlığının ilk iki yılında Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Kongre ile çalışırken, 2027'den itibaren iki kanatta da Demokratların ağırlıkta olduğu bir yasama organıyla karşı karşıya kalacak. Bu sonuç, yalnızca Amerikan iç siyasetinde değil, Washington'ın dış politika kararlarında da yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
 
Yeni Kongre 3 Ocak 2027'de göreve başlayacak. Mevcut Kongre o tarihe kadar görevini sürdürecek. Ancak seçimlerin siyasi etkisi şimdiden ortaya çıkmış durumda. Trump'ın önündeki son iki yılda bütçe, savunma harcamaları, dış yardımlar ve yönetimin kararlarının denetlenmesi daha fazla tartışılacak. Bunun Avrupa'dan Ukrayna'ya, Çin'den Türkiye'ye kadar uzanan sonuçları olabilir. Ancak Kongre'deki çoğunluk değişikliğini Trump'ın dış politika anlayışının sona ermesi şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Asıl değişiklik, başkanın kararlarını uygularken daha güçlü bir siyasi ve kurumsal muhalefetle karşılaşacak olmasıdır.
 

Avrupa ve Ukrayna için yeni dönem

 
Trump, müttefiklerle ilişkilerinde savunma harcamalarını ve mali sorumluluk paylaşımını öne çıkarıyor. NATO ülkelerinden savunma bütçelerini artırmalarını istemesi, Avrupa'nın güvenlik alanında daha fazla sorumluluk üstlenmesini savunması ve Ukrayna'ya yönelik Amerikan desteğinin kapsamını yeniden değerlendirmesi bu yaklaşımın örnekleri. Demokratların Kongre'de çoğunluğu kazanması, Ukrayna'ya askeri ve mali yardımın devam etmesini isteyen çevrelerin elini güçlendirebilir. Çünkü Amerikan başkanının dış politikada geniş yetkileri bulunsa da bütçe ve kamu kaynaklarının kullanılması Kongre'nin de yetki alanında. Bu nedenle Trump yönetiminin Ukrayna politikasında yapmak isteyeceği değişiklikler, yeni Kongre'de daha fazla itirazla karşılaşabilir.
 
Avrupa başkentleri bu sonucu ABD'nin Ukrayna politikasının devamı açısından olumlu değerlendirebilir. Ancak Washington'daki siyasi değişim, Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini geliştirme ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Amerikan yönetiminin gelecekte nasıl bir politika izleyeceği konusunda kesin bir güvence bulunmuyor. Avrupa ülkeleri güvenliklerini yalnızca ABD başkanının siyasi tercihlerine bağlayamaz. Bu nedenle savunma yatırımları ve Avrupa içindeki güvenlik iş birliği önemini koruyacak.
 

Çin ve Rusya'nın hesapları

 
Washington'daki siyasi değişim Çin ve Rusya tarafından da yakından izlenecek. Ancak Amerikan siyasetindeki ayrışmanın bu iki ülkeye kendiliğinden avantaj sağlayacağını söylemek mümkün değil. Çin açısından önemli başlıklardan biri Tayvan. Pekin yönetiminin ada üzerindeki egemenlik iddiası ve Tayvan çevresindeki askeri faaliyetler, ABD ile ilişkilerin temel anlaşmazlık konuları arasında yer alıyor. Beyaz Saray ile Kongre arasında yaşanabilecek görüş ayrılıkları, olası bir kriz sırasında Amerikan yönetiminin karar alma sürecini etkileyebilir. Buna karşılık Demokratların Kongre'deki çoğunluğu, Tayvan'a yönelik askeri desteğin ve savunma alanındaki iş birliğinin sürdürülmesini isteyenlerin elini de güçlendirebilir. Dolayısıyla Pekin'in Washington'daki yeni siyasi tabloyu değerlendirirken yalnızca başkanın tutumuna bakması yeterli olmayacak.
 
Rusya açısından Ukrayna savaşı, ABD ile ilişkilerin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Moskova'nın öncelikleri arasında Ukrayna konusundaki kendi tezlerini uluslararası alanda savunmak ve Batılı ülkelerle ilişkilerde yeni diplomatik imkanlar oluşturmak bulunuyor. Avrupa ülkelerinin Rusya politikasına ilişkin farklı değerlendirmeleri de bu sürecin bir parçası. Washington'da yaşanabilecek siyasi anlaşmazlıklar, ABD'nin Ukrayna politikasının uygulanmasını etkileyebilir. Bununla birlikte Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi, Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi ve Rusya'ya yönelik yaptırımların korunması yönündeki talepleri de güçlendirebilir. Bu nedenle yeni Kongre'nin tutumu Moskova açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme olacak.
 

Ankara'nın hesabı değişmeli

 
Türkiye açısından seçimlerin en önemli sonuçlarından biri, Washington ile ilişkilerde Kongre'nin ağırlığının artabilecek olması. Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki doğrudan görüşmeler bazı konuların üst düzeyde ele alınmasını sağlayabilir. Ancak Türkiye-ABD ilişkilerindeki bütün sorunların iki lider arasındaki görüşmelerle çözülmesi mümkün değil. F-35 programı, S-400 kaynaklı anlaşmazlıklar, savunma sanayii alanındaki kısıtlamalar ve Suriye politikası farklı kurumların, yasal düzenlemelerin ve siyasi kararların etkisi altında. Bu nedenle Ankara'nın yalnızca Beyaz Saray ile yürüttüğü görüşmelere dayanması yeterli olmayacak.
 
Demokratların çoğunluğu kazanması, Türkiye ile ABD arasındaki mevcut sorunların kendiliğinden çözüleceği anlamına gelmiyor. Özellikle Suriye ve savunma sanayii konularında Kongre'deki yeni çoğunluğun yaklaşımı önem taşıyor. Ankara'nın önündeki mesele, Washington'la mevcut diplomatik ve parlamenter temasları sürdürmekten ibaret değil. Türkiye'nin tezlerinin Amerikan Kongresi'ndeki karar süreçlerinde daha fazla karşılık bulmasını sağlayacak siyasi ve diplomatik zemini güçlendirmesi gerekiyor. Bunun için yalnızca komite başkanlarıyla değil, ilgili komitelerin üyeleriyle, farklı siyasi görüşlerden senatör ve temsilcilerle ve karar hazırlıklarında etkili olan kadrolarla da kalıcı ilişkiler geliştirilmesi önem taşıyor.
 
Bununla birlikte Ankara'nın önceliği yalnızca Washington'daki siyasi gelişmelere uyum sağlamak olmamalı. Türkiye, NATO içindeki konumunu, Karadeniz güvenliğine katkısını ve Avrupa'nın savunmasındaki rolünü diplomatik ilişkilerinde daha etkin değerlendirmeli. Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu'daki ilişkilerini de geliştirmeli. ABD ile iş birliği Türkiye için önemli olmaya devam ederken, dış politika seçeneklerini farklı bölgelere ve ortaklıklara yaymak ülkenin hareket alanını genişletecektir.
 
Washington'da çoğunluğun değişmesi, Türkiye'nin önündeki bütün sorunları çözmeyeceği gibi yeni sorunların ortaya çıkmayacağını da garanti etmiyor. Amerikan başkanları ve Kongre çoğunlukları değişir; Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçları ve ulusal çıkarları ise bu değişimlerden bağımsızdır. Ankara'nın yapması gereken, Washington'daki gelişmeleri bekleyen bir tutum almak yerine kendi önceliklerini belirlemek ve bunları her Amerikan yönetimiyle müzakere edebilecek diplomatik gücü oluşturmaktır. Türkiye'nin dış politikadaki hareket alanı, Washington'da kimin çoğunlukta olduğundan çok, kendi tercihlerini ne ölçüde hayata geçirebildiğiyle belirlenecektir.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.