logo
21 HAZİRAN 2026

"Hortum"un böylesine ne ad verilir?

12.08.2004 00:00:00
AKP'nin koltuğunu dört elle tutan IMF İcra Direktörleri Kurulu'nca 30 Temmuz tarihinde ele alınan ve hafta başında açıklanan "IMF raporu"nda bile, "cari açık ve borç düzeyinin yüksek risk oluşturdu"ğuna dair uyarısına inşallah sonraki günlerde değiniriz.

Artık ekonomide birçok rekorumuz var.

Cari açıkta, dış ticaret açığında, borç yükü miktarında, borçlanma artış hızında ve işsizlikte rekor üstüne rekor kırdık, kırıyoruz.

Ekonomiyi IMF ve yandaşlarına teslim edip uzaktan seyreden AKP hükümeti de "enflasyonun belini kırıyoruz" diye tellal dolaştırıyor ortalıkta.

Açık çok?

Cari açık ilk altı ayda rekor kırdı. Geçen yılın aynı aylarına oranla yüzde 64.1 oranda delik büyüdü. Cari açık, Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktı.

Dış ticaret açığı, geçen yılın aynı 6 aylık dilimine göre yüzde 117 arttı. Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı.

Mukayese edilen her iki dönem de AKP'nin dönemi? Başkasının değil.

Rakamlarını vermiyorum; moralleriniz hepten çökmesin diye.

Bu açıklardan, "millet malı"nı kim götürüyor?

Yerli ve yabancı bankacılar, tefeciler, tahvilciler? Yani devlete para satanlar, kâğıtçılar.

Devlet kendi banknotunu basamıyor. Çünkü IMF talimatı var.

Tam o noktada "küresel sermayedarlar ve içerideki distribütörleri" devreye giriyorlar; parayı onlar satıyorlar.

Bankacılarımızın ilk altı aylık "kâr rakamları"na göz atın bakalım? Her biri katrilyonluk kârlara koşuyor.

Devlet "parasını basamadığı" için borca battığı nispette bankacılar kâr üstüne kâr katlıyorlar. Hem de devlet garantisi altında.

Hesap ortada? Son 1 haftada uluslararası piyasalardan Akbank 500, Koçbank 325, İş Bankası 400, Dışbank 400 milyon dolar "sendikasyon kredisi" aldı.

Özel bankaların aldıkları kredilerin faizi libor + 0.50 ila libor + 0.60 arasında oynuyor. Bu ne demek?

Özel bankalar, dışarıdan, yani IMF'nin "küresel kasaları"ndan yüzde 2 civarında faizle para alıyorlar demek. Hem de "devletin garantisi" ile.

Bankacılar, dışarıdan "yüzde 2 faiz"le ile aldıkları bu paraları "vatandaşa (kredi kartlarında vaki olduğu üzere) yıllık yüzde 85-90 civarında değişen faiz"le, bir topaç manevrasıyla birlikte devlete de "yüzde 28-31 arasında değişen faiz"le satıyorlar.

ABD, geçen ay 155 milyar dolar bastı; orada bu kâğıtçılığın ne karşılığını soran var, ne de enflasyon artıyor! Dolarlar, "IMF ve distribütörleri" vasıtasıyla bizim gibilere doğru akıyor. Devletin borcu da, faiz yükü de artıyor. Ama Türkiye, şu "20-25 yıllık kendi emek ve üretimi" karşılığında "kendi TL"sini basarsa enflasyon azıyor!

Şu akla bakın, şu oyuna bakın, şu hortuma bakın Allah aşkına?

Tefeciler hem devletten, hem de "parasızlıkla kıvranan" vatandaşın sırtından kâr kabartıyor.

İlk altı ayda tüketici kredileri yüzde 184 arttı. Kredi kartları ise yüzde 129 arttı. Güya "enflasyonun yüzde 12"lerde konuşulduğu ortamda "kredi kartı faizleri yüzde 80"lerde geziyor.

Aynı dönemde kredi kartlarında "ödeme durumu" ne mi oldu; "yüzde 43.8 ödenememe" yaşandı. Vatandaşın "kredi kartı işi" de tıkandı.

Bu "küresel ve resmi hortum"u fark eden ve çözümü olan tek parti Bağımsız Türkiye Partisi.

BTP'nin parti programı sayfa 66'dan veya BTP'nin www.btp.org.tr internet adresindeki Milli Ekonomi Modeli'nden okuyalım:

"? 3- Diğer ülkelerin piyasalarında tedavülde olan yerli para miktarı milli gelirlerinin yüzde 30'u iken, bizde bu durum yüzde 2'ler civarındadır.

4- Ekonomideki bu açığı Merkez Bankası'nın kapatmasına karşı olanlar, bu işlevi bankaların görmesini istemektedirler.

5- Piyasa için gerekli olan bu paranın yerini, çek ve kredi kartlarıyla bankaların bastığı adi paralar almıştır.

6- Merkez Bankası'nın para basmayarak boşalttığı alanda, bankalar kredi kartlarıyla (plastik para) ve çek hesaplarıyla adeta para üretmektedirler.

7- Piyasada para yerine kullanılan bu araçlarla, bankalar, faiz işleterek yeni bir kazanç kapısı elde etmektedir.

8- Bu şekilde bankalar, ekonomik hayatta önemli bir para kaynağı olarak stratejik önem kazanmaktadır.

9- Devlet para basması gerekirken, borç yükünü çevirmek için yaptığı Hazine ihaleleriyle en büyük TL takipçisi olarak bankalara başvurmaktadır.

10- Bankalar piyasada geçerli olan faiz rakamlarıyla mevduat toplamaktadır.

11- Başta devlet olmak üzere reel sektör ve bireyler, para ihtiyaçlarını yüksek faizle buralardan karşılamak zorunda kalmaktadır.

...

14- IMF, Merkez Bankası'nın para basmasını yasakladığından, paraya ihtiyacı olan borçlu devlet Hazine ihaleleriyle TL'nin maliyetini kendi eliyle yükseltirken,

15- Parayla para kazanan ve devleti batağa sokan rantiye kesiminin işini kolaylaştırmaktadır?"

Asıl büyük hortum bu, milletin Hazine'sine dayatılmış asıl "küresel hortum"? Böylesi "IMF hortumu"nun şimdiki adı "AKP hortumu"dur. Öncekinin adı da "koalisyon hortumu" idi.

Kulaklarına "liberalizmi okuyarak" adlarını IMF koyuyor hepsinin.

Bundan kurtulmanın tek yolu var; çaresi, çözümü, programı ve Milli Ekonomi Modeli bulunan BTP'yi iktidara taşımak.

Gerisi hep IMF'ci; biri getirilir, biri götürülür? Milletimiz ayıkıp BTP ile tek yürek-tek bilek olana kadar.
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.