logo
21 EYLÜL 2026

Hükümete ağır eleştiri

08.07.2006 00:00:00
 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, hükümetin Şemdinli, Rektör Yücel Aşkın davaları ile Danıştay'a yapılan saldırıyla ilgili 'kendini yargı yerine koyduğunu' söyledi.

 

 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, kamuoyunda büyük tartışmalara neden olan Şemdinli ve Rektör Prof. Dr. Yücel Aşkın davaları ile Danıştay soruşturmasıyla ilgili olarak hükümete sert çıktı. Ok, hükümetin kendini yargı yerine koyduğunu söyledi.Nuri Ok, Türkiye Barolar Birliği ile ortaklaşa düzenledikleri "Savcılık" konulu toplantının açılış konuşmasını yaptı. Nuri Ok, "Yargıda yaşadığımız şoke edici olaylar, savcıların adli ve idari yönden kurulmasını önerdiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Başsavcılığı'na bağlanması fikrine kuvvetle taraftar olmamıza neden olmuştur" dedi. Ok, yargıda siyasallaşma iddialarını haklı kılan izlenim ve gözlemlerin savcılık sisteminin, soruşturmanın tarafsızlığı yönünden sorgulanmasını gündeme getirdiğini belirtti.Polis basına servis yaptıBaşsavcı Nuri Ok, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sadece son 1 yıl içinde ülke gündemini işgal eden sarsıcı olaylar, rektör soruşturması Şemdinli olaylarıyla bağlantılı Van İddianamesi ve son olarak da Danıştay baskını soruşturması, sistemin dıştan özellikle siyasal etkiye açık yönünü gözler önüne sermiştir. Kamuoyunda sadece soruşturmayı yapan, iddianameyi düzenleyen savcı veya savcıların hedef alınması, etkilemeye ve müdahaleye izin veren sistemin adli kolluk ihtiyacı da dahil esaslı bir şekilde sorgulanmaması önemli bir eksiklikti. Ama bir televizyon programında tanınmış bir stratejik araştırma uzmanının Danıştay baskını soruşturmasıyla ilgili olarak sarf ettiği 'Hükümetin yargı gibi çalıştığı' sözünün her şeyi ifade ettiğini düşünüyorum. Çarpıcı ve uyarıcı mesajı hepimiz anlamalıyız, düşünmeliyiz ve önlemlere yönelmeliyiz. Uzman, başka şeyler de söyledi, polisin özel amaçlarla haber servisi yaptığını, soruşturmanın gizliliğinin iradi olarak ihlal edildiğini, savcının aciz kaldığı gibi tamamıyla doğru gözlemlere dayanan bu sözler sistemin tarafsızlık yönünden zaafına da işaret etmektedir. Eğer politik güç kimi olaylarda yargı gibi çalışıyorsa, yani soruşturmaları etkiliyor, yön ve yol veriyorsa nedenlerini önce sistemde, yani savcıların bağımlı ve teminatsız olmalarında, soruşturma görevi verilen kolluğun idare bünyesinde yer almasında, açıkçası adli kolluğun kurulmamasında ve sayıları az da olsa mesleki formasyon eksikliği ve kişisel tutum zaafı içerisindeki yargı mensupları da dahil olmak üzere ülkemizde hukuk bilincinin gelişmemesinde aramak gerekir. Bugün de yargıda siyasallaşma ve yargıya müdahale söylemleri devam edebiliyorsa biliniz ki bu sistemle gelecekte de aynı söylemlerle karşılaşacağız."Çiçek'ten Başsavcı Ok'a tepki!Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok'un bugün bir toplantıda yaptığı konuşma ile "hükümeti zan altında bıraktığını", "geçmişte de zaman zaman konumu ile çok da bağdaşmayan açıklamalar yaptığını ve siyasi değerlendirmelerde bulunduğunu" belirterek, "Bugüne kadar bu açıklamalara cevap vermeyişimiz, yargıya olan saygımızdandır, yargıyı gündelik siyasetin içine çekmemek düşüncesinden kaynaklanmaktadır" dedi.Bakan Çiçek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Başsavcı Ok'un konuşmasında "hükümeti zan altında bırakan bir açıklama yaptığını" belirterek, "Sayın Başsavcı geçmişte de zaman zaman konumu ile çok da bağdaşmayan açıklamalar yapmış ve siyasi değerlendirmelerde bulunmuştur." dedi.

SPK, fonların tasfiyesinde süreyi 6 aya çıkardı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye edilecek yatırım fonlarının tasfiye süresini 3 aydan 6 aya çıkardı

21.09.2026 05:00:00
AA
 
SPK, fonların tasfiyesinde süreyi 6 aya çıkardı
SPK, fonların tasfiyesinde süreyi 6 aya çıkardı

SPK tarafından alınan yeni ilke kararları doğrultusunda 17 Eylül'de duyurulan fon tasfiye usul ve esaslarında değişikliğe gidildi.

Buna göre, tasfiye edileceği açıklanan fonların portföy yapıları ve piyasa gelişmeleri dikkate alınarak daha önce azami 3 ay olarak belirlenen tasfiye süresi 6 aya çıkarıldı.

Kurul, 17 Eylül'de 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin süreçlerin yürütülmesinde Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankasını yetkilendirmiş, tasfiyenin en fazla 3 ay içinde tamamlanmasını öngörmüştü. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli daha gözaltına alındı 

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ile Abdulkadir Özkan gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında adli işlemler sürüyor.

Bu kapsamda, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ile Abdulkadir Özkan gözaltına alındı.

Şüphelilerin işlemlerinin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğünde sürdüğü öğrenildi. 

Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı

Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

20.09.2026 18:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tahir Sarıkaya'nın mali trafiği incelemeye alındı
Tutuklu Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan raporda Sarıkaya'nın hesaplarında 2017-2026 yılları arasında 101 milyon 932 bin 207 TL para girişi ve 134 milyon 170 bin 972 TL para çıkışı olmak üzere toplam 236 milyon 103 bin 179 TL'lik hareket tespit edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Tahir Sarıkaya'nın banka hesap hareketleri, MASAK verileri üzerinden KOM birimlerince incelendi. Hazırlanan Mali Veri İnceleme Raporu'nda para girişlerinin 69 milyon 649 bin 61 TL'lik, para çıkışlarının ise 106 milyon 524 bin 970 TL'lik bölümünün işlem açıklamaları ve Sarıkaya'nın mali profili yönünden "izaha muhtaç şüpheli para transferi" olarak değerlendirildiği belirtildi.

Kripto para ve şirket hesaplarına yönelik inceleme



İncelemede Sarıkaya'nın Paribu Teknoloji A.Ş. hesabından 499 işlemle 21 milyon 409 bin 825 TL aldığı, aynı platforma 320 işlemde 27 milyon 569 bin TL gönderdiği tespit edildi. Raporda, toplam 48 milyon 978 bin TL'lik bu hareket "şüpheli kripto para hareketi" olarak değerlendirildi.
Sarıkaya'nın Kıbrıs'ta faaliyet gösteren bazı otel şirketlerine yaptığı transferler de raporda yer aldı. Grand Sapphire Resort Ltd.'ye 23 işlemde 2 milyon 407 bin 400 TL, Merit Kıbrıs Turizm Limited'e ise 5 işlemde toplam 500 bin TL gönderildiği, Merit Kıbrıs'tan da Sarıkaya'nın hesabına 420 bin TL geldiği kaydedildi.

Eşinin ortak olduğu şirketlerde 560 milyon TL'lik hareket

Raporda ayrıca Sarıkaya'nın eşi Rabia Arslan Sarıkaya'nın ortaklığının bulunduğu iki şirketin hesap hareketleri de incelendi. 2020-2026 döneminde şirketlerin hesaplarında toplam 560 milyon 822 bin 423 TL'lik para hareketi tespit edildi. Raporda, şirketlerden Madamra Tekstil'in banka hareketleri ile son üç yıllık vergi matrahı arasında uyumsuzluk bulunduğu değerlendirilerek şirket hakkında ayrıca vergi incelemesi yapılması gerektiği belirtildi.

"Gazetecilik geliriyle bağdaşmıyor" değerlendirmesi

Mali Veri İnceleme Raporu'nun sonuç bölümünde, Sarıkaya'nın hesaplarındaki yüksek tutarlı para hareketlerinin önemli bölümünün işlem açıklamalarının yetersiz olduğu belirtildi. Raporda, tespit edilen para trafiğinin ücretli gazetecilik geliriyle bağdaşmadığı yönünde değerlendirmeye yer verilirken, kesin sonuca bankacılık veya mali bilirkişi incelemesiyle ulaşılabileceği kaydedildi.

Gaziantep'te dehşet

Gaziantep'te bir şahıs, evlerinde tartıştığı karısını pompalı tüfekle öldürdü. Olay sonrası sokağa çıkan şahsın pompalı tüfekle rastgele ateş etmesi sonucu ise 3'ü çocuk 4 kişi yaralandı

20.09.2026 16:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Gaziantep'te dehşet
Gaziantep'te dehşet
Olay, Şahinbey ilçesi 60.Yıl Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Harun Keklikçi (32) isimli şahıs, aldatma meselesi nedeniyle eşi Merve Keklikçi (27) ile tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine Harun Keklikçi, evdeki pompalı tüfekle eşi Merve Keklikçi'ye ateş etti. Olay sonrası evden çıkan saldırgan, elindeki pompalı tüfekle rastgele sağa sola ateş etti. Bu esnada da sokakta bulunan Hatice Ö. (53) ile Z.Y.Y. (9), Y.E.K. (12) ve B.K.O. (12) isimli 3 erkek çocuk da yaralandı.

Eşi tarafından vurulan kadın öldü, saldırgan yakalandı

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri saldırgan Harun Keklikçi'yi yakalayarak gözaltına alırken, evde yapılan incelemelerde kocası tarafından vurulan Merve Keklikçi'nin hayatını kaybettiği belirlendi. Yaralanan bir kadın ile üç çocuk ise sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin olmadığı öğrenildi.

Eşi tarafından öldürülen 2 çocuk annesi kadının cenazesi ise olay yerinde tamamlanan işlemlerin adından Gaziantep adli tıp kurumu morguna kaldırıldı.

Geniş çaplı soruşturmanı sürdüğü öğrenildi.

Hayat memnuniyetinde son sıralardayız

Birleşmiş Milletler verileriyle hazırlanan güncel Avrupa Hayat Memnuniyeti Haritası, kıtadaki refah ve mutluluk uçurumunu gözler önüne serdi. İskandinav ülkeleri zirvedeki yerini korurken, 10 üzerinden 5,3 puan alan Türkiye, Avrupa genelinde hayat memnuniyeti en düşük sondan ikinci ülke olarak kayıtlara geçti

20.09.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Hayat memnuniyetinde son sıralardayız
Hayat memnuniyetinde son sıralardayız
Avrupa genelinde bireylerin yaşam kalitesini ve genel mutluluk düzeylerini ölçen en güncel "Avrupa Hayat Memnuniyeti Haritası" kamuoyuyla paylaşıldı. Birleşmiş Milletler (BM) verileri baz alınarak Geo Mapped tarafından hazırlanan ve 0 ile 10 puan arasında bir değerlendirme içeren araştırma, kıtanın batısı ile doğusu arasındaki derin sosyal ve ekonomik uçurumu bir kez daha tescilledi.

Haritaya göre Kuzey Avrupa ülkeleri refah ve mutlulukta ulaşılamaz bir seviyeye tırmanırken, Türkiye'nin tablosu alarm veriyor.

Türkiye 5,3 puanla sondan ikinci sırada

Araştırmanın en dikkat çekici ve düşündürücü sonuçlarından biri Türkiye'ye ait. Son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, vatandaşların yaşam memnuniyetine doğrudan yansıdı. Türkiye, 10 üzerinden yalnızca 5,3 puan alabilerek Avrupa genelinde hayat memnuniyeti en düşük sondan ikinci ülke oldu.

Bu skorla Türkiye; Balkanlar, Doğu Avrupa ve Güney Avrupa'daki pek çok komşusunun gerisinde kaldı. Türkiye'nin altında yer alan tek ülke ise yıllardır yıkıcı bir savaşın ve ağır bir ekonomik krizin pençesinde mücadele eden Ukrayna (4,7 puan) oldu. Türkiye, savaş bölgesi hariç tutulduğunda Avrupa'da yaşam memnuniyeti en düşük nüfusu barındıran ülke konumuna yerleşti.

İskandinavya yine mutluluğun zirvesinde

Haritanın diğer ucunda ise yıllardır değişmeyen "İskandinav Rüyası" hüküm sürüyor. Finlandiya, 10 üzerinden topladığı 7,8 puanla Avrupa'nın ve dünyanın hayat memnuniyeti en yüksek ülkesi unvanını korudu. Finlandiya'yı 7,5 puanla yakın takibe alan Danimarka ve İzlanda izledi. Kuzey ve Batı Avrupa genelinde güçlü sosyal devlet yapıları, yüksek gelir adaleti ve güvenli yaşam standartları, haritanın bu bölgelerini "yeşil ve yüksek puanlı" bölge olarak sabitledi.

Coğrafi dağılım ne söylüyor?

Harita genel olarak incelendiğinde net bir coğrafi kırılım göze çarpıyor. Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinde hayat memnuniyeti 7 puanın üzerinde seyrediyor. Güçlü ekonomiler ve istikrar mutluluğu besliyor. İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkeler 6 ile 7 bandında "orta-yüksek" bir memnuniyet düzeyine sahip. Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkelerinde skorlar 5,5 ile 6 arasına sıkışmış durumda.

Ekonomik dönüşüm süreçleri memnuniyeti baskılıyor. Türkiye ve Ukrayna ile birlikte 5 barajı sınırına gerileyen bu iki ülke, krizlerin gölgesinde kalıyor. Uzmanlar, Türkiye'deki bu düşük memnuniyet oranının sadece gelir düzeyiyle değil; gelecek kaygısı, sosyal güven hissi ve iş-yaşam dengesi gibi yapısal faktörlerle de doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Mutluluk Raporu verileri baz alındığında, Türkiye'nin hayat memnuniyeti skoru son on yılda inişli çıkışlı ama genel olarak aşağı yönlü bir seyir izledi. Ülke, son dönemdeki en yüksek yaşam memnuniyeti seviyesine 10 üzerinden 5,50 puanla 2017 yılında ulaşmıştı.

Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Eurofighter Typhoon tedarik projesi kapsamında uzman personelden oluşan heyetin İngiltere'deki Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini bildirdi

20.09.2026 15:53:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
Eurofighter Typhoon uçak bakım tesisleri incelendi
MSB, Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik projesi kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü personelinden oluşan heyetin, İngiltere'deki Coningsby Hava Üssü'nde uçak bakım tesislerini incelediğini açıkladı.

Konuya ilişkin Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Hava Kuvvetlerimizin modernizasyon çalışmaları kapsamında Birleşik Krallık ile yürütülen Eurofighter Typhoon tedarik projesi çalışmaları devam ediyor.

Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Uçak Bakım Çalışma Grubu ve Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğümüzden oluşan uzman personelimizin katılımıyla 15-17 Eylül tarihleri arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri Coningsby Hava Üssündeki uçak bakım tesisleri incelendi. Gerçekleştirilen bu stratejik ziyaret; bakım-idame süreçlerinin planlanması, teknik altyapı uyumu ve ortak iş birliğinin güçlendirilmesi yolunda önemli bir adım oldu" ifadelerine yer verildi.

Kandil başka konuşuyor, Meclis başka

Kandil’den peş peşe gelen açıklamalar ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “ayrılıkçı dil kullanılmasın” uyarısı, yürütülen sürecin taraflar açısından aynı anlama gelmediğini bir kez daha ortaya koydu

20.09.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Kandil başka konuşuyor, Meclis başka
Kandil başka konuşuyor, Meclis başka
Kandil'den peş peşe gelen açıklamalar ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un "ayrılıkçı dil kullanılmasın" uyarısı, yürütülen sürecin taraflar açısından aynı anlama gelmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" ve yeni çözüm süreci olarak tartışılan süreçte, Ankara ile Kandil'den gelen mesajlar arasındaki fark dikkat çekiyor.

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, 18 Eylül'de yaptığı açıklamada sürecin ilerlemesi için KCK yöneticilerinin İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmesi gerektiğini savundu. Bayık, bunun gerçekleşmemesi halinde sürecin sağlıklı ilerlemeyeceğini söyledi.

Bayık bununla da yetinmedi. Öcalan'ın özgür bırakılmaması halinde silah bırakmayacaklarını ve Türkiye'ye dönmeyeceklerini ifade ederken, siyasi ve hukuki alanda somut değişiklikler yapılmasını da istedi.

Ankara'nın mesajı ise farklı

Bu açıklamaların hemen ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 19 Eylül'de Kırşehir'de yaptığı konuşmada sürecin Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Kurtulmuş, "Bundan sonra Türkiye'de kimsenin ayrılıkçı bir şekilde konuşmasını istemiyoruz. Kimsenin de ayrımcı bir dil kullanmasını istemiyoruz" dedi. Ayrıca sürecin TBMM tarafından takip edileceğini ve 1 Ekim'den sonra bütün partilerin katılımıyla bir komisyon kurulacağını açıkladı.

Kurtulmuş'un açıklamasında dikkat çeken bir başka nokta ise hazırlanan yasanın ülkenin birliğini ve milli bütünlüğünü tehdit edecek herhangi bir hüküm içermediğinin özellikle vurgulanması oldu.

Peki aynı süreçten iki farklı beklenti mi çıkıyor?

Ortaya çıkan tablo şu soruyu gündeme getiriyor: Ankara "ayrılıkçı dil olmasın" derken, Kandil neden Öcalan'ın özgürlüğünü, İmralı'da doğrudan görüşmeyi ve yeni hukuki-siyasi adımları sürecin ön şartları olarak ortaya koyuyor?

Bu soru, sürecin kamuoyuna anlatılan hedefleriyle Kandil tarafından dile getirilen beklentiler arasındaki farkı gösteriyor.

Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" hedefini Türkiye'nin bütünlüğünü güçlendirecek bir proje olarak tanımlarken, Bayık'ın açıklamaları örgüt açısından sürecin yalnızca silah bırakma meselesinden ibaret olmadığını gösteriyor. Bayık, siyasi faaliyet, hukuk, cezaevleri, kayyumlar ve Öcalan'ın konumuna ilişkin talepleri aynı çerçevede sıralıyor.

"Açılım" tartışması yeniden gündemde

Geçmiş çözüm sürecinin ardından bugün yeniden başlayan tartışmanın temel sorularından biri de burada ortaya çıkıyor:

Devletin "terörsüz Türkiye" hedefi ile Kandil'in talepleri aynı noktada buluşuyor mu?

Kurtulmuş, "Bizim işimiz toparlamak, birleştirmek, büyütmektir" derken; Bayık, mevcut yaklaşımın örgütün beklentilerini karşılamadığını ve güven sorununun sürdüğünü söylüyor.

Dolayısıyla süreç ilerledikçe asıl tartışma, yalnızca "silah bırakılacak mı?" sorusuyla sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Türkiye'nin milli bütünlüğü, örgütün siyasi talepleri, Öcalan'ın konumu ve yapılması planlanan hukuki düzenlemelerin sınırları sürecin en kritik başlıkları olacak.

TBMM'nin 1 Ekim sonrasında kuracağı komisyonun, bu farklı beklentilerin nasıl yönetileceği konusunda belirleyici bir işlev üstlenmesi bekleniyor.

Kamuoyunun önündeki temel soru ise açık: Türkiye "terörsüzleşirken" süreç hangi tavizler ve hangi sınırlar içinde ilerleyecek?

İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti

İstanbul Valiliği, Büyükçekmece'de inşaat alanında meydana gelen göçükle ilgili yaptığı son açıklamada, göçük altında bulunan A.M.'in kurtarılamayarak hayatını kaybettiğini belirtti

20.09.2026 08:00:00
İHA
 
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
İstanbul Valiliğinden Büyükçekmece'deki göçükle ilgili açıklama: Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti
Valilik tarafından yapılan son açıklamada, "19 Eylül Cumartesi günü saat 18.40 sıralarında Büyükçekmece İlçesi Alkent 2000 Mahallesi'nde bulunan bir inşaat alanında toprak kayması meydana gelmiştir. Bölgeye sevk edilen ekipler, göçük altında kalan A.M. (39) ve B.M. (28) isimli inşaat çalışanları için arama kurtarma çalışmalarına başlamıştır." denildi.


Göçük altında bir kişi hayatını kaybetti



B.M. isimli kişinin yaralı halde göçükten çıkarıldığı belirtilirken henüz çıkarılamayan A.M.'nin hayatını kaybettiğinin belirlendiği, 'Çalışmalar sonucu göçük altından çıkarılan B.M. isimli şahıs sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır. Göçük altında bulunan A.M. isimli inşaat çalışanı ise kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir.' şeklinde ifade edildi. Öte yandan göçük altında hayatını kaybeden A.M.'nin cansız bedeninin 01.00 sıralarında çıkarıldığı ve Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldığı öğrenildi.


Firması sahibi, şantiye şefi ve firma çalışanı gözaltına alındı



Açıklamada, firma sahibinin gözaltına alındığı 'Başlatılan soruşturma kapsamında inşaat firması sahibi Ö.T., şantiye şefi T.U. ve firma çalışanı N.Ş. isimli şahıslar yakalanarak gözaltına alınmıştır. Konu ile ilgili yakalanan şüpheli şahıslar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam etmektedir.' sözleriyle belirtildi.

201 gözaltıyla büyüyen dosya!

İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyon: Forex, sahte yatırım ve kara para iddiası

19.09.2026 23:18:00
Haber Merkezi
 
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
201 gözaltıyla büyüyen dosya!
İstanbul'da MİT, emniyet ve savcılığın ortak operasyonunda 248 kişi hakkında çalışma yürütülürken 201 şüpheli gözaltına alındı. Dosyanın merkezinde ise sosyal medya üzerinden yüksek kazanç vaadiyle yabancı yatırımcıların hedef alındığı uluslararası bir forex yapılanması bulunuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. İsrail bağlantılı olduğu değerlendirilen uluslararası dolandırıcılık yapılanmasına yönelik çalışmalarda 248 şüpheliden 201'i gözaltına alındı.

40'TAN FAZLA OFİS, ÇOK SAYIDA ŞİRKET

Soruşturmanın önceki aşamasında Türkiye'de faaliyet gösteren 31 firmaya bağlı 40'tan fazla çağrı merkezi ve finans ofisi mercek altına alındı. Bu şirketlerin sosyal medya üzerinden forex ve kripto yatırım reklamları yayınladığı, reklamlar aracılığıyla sisteme ulaşan kişilere yüksek kazanç vaadinde bulunulduğu tespit edildi.

Savcılık açıklamasına göre mesele tek tek şirketlerin gerçekleştirdiği münferit dolandırıcılık olaylarından ibaret değildi. Yapılan incelemelerde daha geniş bir organizasyon bulunduğu değerlendirilerek bilişim sistemleri kullanılarak dolandırıcılık, Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet, suç örgütü kurma ve üyelik ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden soruşturma yürütüldü.

YÜZLERCE MAĞDURUN BAŞVURUSU İNCELENDİ

Soruşturmada MASAK analizleri, emniyetin mali incelemeleri ve MİT çalışmalarıyla birlikte Interpol üzerinden ulaşılan yüzlerce mağdur başvurusunun da incelendiği bildirildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Ancak bu ifade, soruşturmada adı geçen bütün kişilerin veya şirketlerin İsrail bağlantılı olduğu anlamına gelmiyor; bağlantının niteliği ve sorumluluklar yargı sürecinde ortaya konulacak.

201 ŞÜPHELİNİN 45'İ YABANCI

Gözaltına alınan 201 kişi içerisinde 45 yabancı uyruklu şüpheli bulunuyor. Bu kişilerin 20 farklı ülkenin vatandaşı olduğu bildirildi.

Gözaltı listesinde 9 İsrail, 11 Pakistan vatandaşı bulunurken; Azerbaycan, Suriye, Ürdün, Ukrayna, Tayland, Endonezya ve Fas uyruklu ikişer kişi yer aldı. Diğer bazı ülkelerden de birer şüphelinin gözaltında olduğu bildirildi.

ASIL SORU: TÜRKİYE'DE NASIL BU KADAR BÜYÜDÜLER?

Dosyanın dikkat çeken tarafı yalnızca gözaltı sayısının yüksekliği değil. Çok sayıda şirket, çağrı merkezi ve finans ofisinin aynı sistem içerisinde çalıştığı iddiası, soruşturmanın Türkiye'deki yapılanmanın nasıl kurulduğu ve nasıl yıllarca faaliyet gösterdiği sorularını da gündeme getiriyor.

Önümüzdeki süreçte şüphelilerin kimlerle bağlantılı olduğu, para trafiğinin hangi hesaplar üzerinden yürütüldüğü, mağdurlardan ne kadar para toplandığı, elde edilen paranın nasıl aklandığı ve Türkiye'deki organizasyonun uluslararası yapıdaki konumunun ne olduğu soruşturmanın en kritik başlıkları olacak.

201 gözaltı, 248 şüpheli ve 40'tan fazla ofis… İstanbul'daki operasyon, uluslararası bir dolandırıcılık ağının Türkiye ayağına ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı soruşturmalardan biri olarak dikkat çekiyor.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilirken, Ali İşgören ve Necip Doğan ise tutuklandı

19.09.2026 12:14:00 / Güncelleme: 19.09.2026 12:50:26
AA
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur hakkında ev hapsi kararı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 4 şüpheliden, olay tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan, savcılıktaki ifadelerinin ardından "suç örgütüne üye olma" suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur ise sağlık durumları ve yaşları göz önüne alınarak "kasten öldürme" suçundan ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderildi.

Şüpheliler Doğan ve İşgören'in tutuklanmasına karar veren hakimlik, şüpheliler Ataman ve Uğur hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti.

Ne olmuştu?

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.

Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:

"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."

Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti.

Savcılıkça ifadeleri alınan, muhabirin de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli "yurt dışına çıkış yasağı" ve "imza atmak", diğer 3 şüpheli ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.

Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 4, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 13 olmuştu.

Bu arada Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.

Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.

Başsavcılık soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verildiğini bildirmişti.

Soruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmıştı.

Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından Silivri Adliyesi'ne sevk edilmişti. 

Renkler hastalık habercisi olabilir


 
 
Birçok hastalıkta vücudumuzun renkleri değişir. Hatta birçok hastalığın ilk belirtisi 'cildinizin renginin değişikliği' olabilir.

19.09.2026 04:20:00
Murat Çorbacı
 
 Renkler hastalık habercisi olabilir
 Renkler hastalık habercisi olabilir

Birçok hastalıkta vücudumuzun renkleri değişir. Hatta birçok hastalığın ilk belirtisi 'cildinizin renginin değişikliği' olabilir. Hekimler, vücudun hangi renklerde hangi hastalık ihtimallerinin olabileceğini ise şöyle sıralıyor:

Sarı/turuncu tonlar (sararma)

Ne anlatır? Genellikle karaciğer, safra yolları ve metabolizma ile ilişkilidir. Cildin renginin kırmızı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Sarılık: Kanda bilirubin artışıyla cilt ve göz akları sararır. Karaciğer hastalıkları, safra yolu tıkanıklığı veya hepatit neden olabilir.
• Yeşilimsi sarılık: Bilirubin çok yükseldiğinde sarı renk yeşilimsi tona dönebilir.
• Karotenemi: Havuç, kabak gibi gıdaların fazla tüketimiyle oluşur. Deri sarı-turuncu olur, göz akı beyaz kalır (ayırt edici özellik).

Kırmızı tonlar

Dolaşım artışı, enflamasyon (yangı) veya bazı sistemik durumlar. Cildin renginin kırmızı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Eritem: Ateş, egzersiz, güneş yanığı veya iltihabi hastalıklarda kızarıklık.
• Flushing (yüz kızarması): Alkol, ilaçlar, stres veya ince cilt yapısında geçici ya da kalıcı kızarma.
• Rosacea (gül hastalığı): Yüzde kalıcı kızarıklık ve hassasiyet.
• Polisitemi vera: Kanda kırmızı hücre artışı; yüzde dolgun kırmızı görünüm olabilir.
• Alkol flush reaksiyonu: Alkol sonrası ani kızarma.

Koyu kahverengi/siyah tonlar

Hormonlar, metabolizma, kronik hastalıklar öne çıkar. Cildin renginin kahverengi ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları;
• Addison Hastalığı: Böbreküstü bezi yetmezliğinde cilt koyulaşır.
• Böbrek Yetmezliği: Cilt 'toprak rengi' kahverengimsi görünüm alabilir.
• Acanthosis nigricans: Boyun ve koltuk altında koyulaşma, insülin direnci göstergesi olabilir.

Beyaz/soluk tonlar

Pigment eksikliği veya kan hastalıkları öne çıkar. Cildin renginin beyaz ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları şöyle:
• Anemi (kansızlık): Melanin pigmentinin yokluğudur. Normalde derinin rengini veren farklı miktarlardaki melanin pigmentidir. Genetik olarak doğumdan itibaren melanin yoksa genel olarak beyaz renkli bir ten rengi olur. Saçlar, kaşlar kirpiklerde beyaz renklidir.
• Vitiligo: Önceden varolan melanin pigmenti, çeşitli nedenlerle daha sonra bölgesel olarak kaybolursa buna vitiligo denir.
• Albinizm: Doğuştan melanin eksikliği... Saç, kaş, kirpikler beyazdır.

Mavi/mor tonlar

Oksijen yetersizliği, dolaşım bozuklukları veya kanama öne çıkar. Cildin renginin maviı ile kendini ifade ettiği hastalıklardan bazıları:
• Siyanoz: Dudak, parmak uçlarında morarma; kalp veya akciğer hastalıklarını düşündürür.
• Kalp Yetmezliği / KOAH / Şok: Oksijenlenme ve dolaşım bozulduğunda mavi-mor renk oluşabilir.
• Hemoglobin hastalıkları: Oksijen taşıma kapasitesi azalır, morarma görülür.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.