Değerli dostlar, birkaç gündür bu köşede sizlerle buluşamadık. Bunun elbette bir sebebi vardı. Umre ibadetimizi yerine getirmek üzere kısa bir süreliğine kutsal topraklara gittik. Şimdi ise gönlümüzde tarifsiz duygular, dilimizde dualar ve hafızamızda unutulmaz hatıralarla memlekete döndük.
İnsan bazı yolculuklardan döner ama aslında aynı insan olarak dönmez. Hele gidilen yer Mekke-i Mükerreme, ziyaret edilen yer Beytullah ise…
Kâbe'yi ilk gördüğünüz anda kelimeler yetersiz kalıyor. İnsan, yıllarca hakkında konuştuğu, yönünü döndüğü, namazlarında kıble edindiği o mukaddes mabedin karşısında kendi küçüklüğünü; Allah'ın rahmet ve kudretini ise daha derinden hissediyor.
Umre, sadece bir yolculuk değildir. Bedenin Kâbe'ye, gönlün ise Rabbine yönelişidir. Tavafın her dönüşünde insanın dünyaya bakışı biraz daha değişiyor. Safa ile Merve arasında atılan her adım, Hz. Hacer validemizin teslimiyetini hatırlatıyor. Dua ederken insan yalnız kendisi için değil; ailesi, dostları, milleti ve bütün insanlık için de ellerini açmak istiyor.
Biz de bu mukaddes yolculukta gönül dostlarımızla birlikte ibadet etmenin, aynı kıbleye yönelmenin, aynı heyecanı paylaşmanın güzelliğini yaşadık.
Ve dönüş yolunda, bu duyguların içimizde bıraktığı izler mısralara döküldü.
Kutsal topraklarda yaşadığımız o güzel anların, Kâbe'ye duyduğumuz hasret ve muhabbetin gönlümüzde bıraktığı izlerle kaleme aldığımız bu şiiri, sizlerle paylaşmak istiyorum:
ŞANLI BEYTULLAH
Bir sevdadır Kâbe ona doyulmaz
Yerine başka şey asla koyulmaz
Gaflette olanlar âşık sayılmaz
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
Umre yapmak için çıktık bir yola
Muhabbetle döndük, vermedik mola
Yapılan tavaflar hep kabul ola
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
Gönül dostlarıyla yolculuk güzel
Kutlu yolun sırrı kendine özel
Sanki üstümüzde hissettik bir el
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
Nazarî'yem biz de Kâbe'ye gittik
Can dostlarımızla ibadet ettik
Bazen aşkımızdan kaybolduk, bittik
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
(UĞUR KEPEKÇİ / Umre anısına 19.09.2026)
Şiirin son mısralarında söylediğimiz gibi, bazen insan aşkından "kayboluyor, bitiyor." Fakat bu kayboluş dünyadan kopmak değil; insanın kendi nefsinden uzaklaşıp Rabbine yaklaşmasıdır.
Kâbe'nin etrafında dönen yalnız bedenler değildir. Gönüller de Allah'a doğru bir dönüş aramaktadır. Tavafın sırrı belki de biraz burada saklıdır: İnsan, hayatının merkezine neyi koyduğunu yeniden düşünmektedir.
Kutsal topraklardan dönerken geriye yalnızca çekilmiş fotoğraflar, yapılmış ibadetler ve güzel hatıralar kalmamalı. Asıl mesele, orada yaşanan manevi iklimi hayatımıza taşıyabilmektir.
Allah, yaptığımız umreyi kabul eylesin. Dualarımızı makbul, ibadetlerimizi halis, gönüllerimizi Beytullah'ın muhabbetinden ayırmasın.
Kâbe'ye bakıp gözleri yaşaran bütün müminlerin hasretini yeniden Kâbe'ye kavuşmakla; kavuşanların ise bu nimetin şükrünü hakkıyla eda etmekle mükâfatlandırsın.
Ve bizlere, ömrümüzün sonuna kadar Beytullah'ın sevgisini gönlümüzde taşıyabilmeyi nasip etsin. Amin…
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah…
İnsan bazı yolculuklardan döner ama aslında aynı insan olarak dönmez. Hele gidilen yer Mekke-i Mükerreme, ziyaret edilen yer Beytullah ise…
Kâbe'yi ilk gördüğünüz anda kelimeler yetersiz kalıyor. İnsan, yıllarca hakkında konuştuğu, yönünü döndüğü, namazlarında kıble edindiği o mukaddes mabedin karşısında kendi küçüklüğünü; Allah'ın rahmet ve kudretini ise daha derinden hissediyor.
Umre, sadece bir yolculuk değildir. Bedenin Kâbe'ye, gönlün ise Rabbine yönelişidir. Tavafın her dönüşünde insanın dünyaya bakışı biraz daha değişiyor. Safa ile Merve arasında atılan her adım, Hz. Hacer validemizin teslimiyetini hatırlatıyor. Dua ederken insan yalnız kendisi için değil; ailesi, dostları, milleti ve bütün insanlık için de ellerini açmak istiyor.
Biz de bu mukaddes yolculukta gönül dostlarımızla birlikte ibadet etmenin, aynı kıbleye yönelmenin, aynı heyecanı paylaşmanın güzelliğini yaşadık.
Ve dönüş yolunda, bu duyguların içimizde bıraktığı izler mısralara döküldü.
Kutsal topraklarda yaşadığımız o güzel anların, Kâbe'ye duyduğumuz hasret ve muhabbetin gönlümüzde bıraktığı izlerle kaleme aldığımız bu şiiri, sizlerle paylaşmak istiyorum:
ŞANLI BEYTULLAH
Bir sevdadır Kâbe ona doyulmaz
Yerine başka şey asla koyulmaz
Gaflette olanlar âşık sayılmaz
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
Umre yapmak için çıktık bir yola
Muhabbetle döndük, vermedik mola
Yapılan tavaflar hep kabul ola
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
Gönül dostlarıyla yolculuk güzel
Kutlu yolun sırrı kendine özel
Sanki üstümüzde hissettik bir el
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
Nazarî'yem biz de Kâbe'ye gittik
Can dostlarımızla ibadet ettik
Bazen aşkımızdan kaybolduk, bittik
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah
(UĞUR KEPEKÇİ / Umre anısına 19.09.2026)
Şiirin son mısralarında söylediğimiz gibi, bazen insan aşkından "kayboluyor, bitiyor." Fakat bu kayboluş dünyadan kopmak değil; insanın kendi nefsinden uzaklaşıp Rabbine yaklaşmasıdır.
Kâbe'nin etrafında dönen yalnız bedenler değildir. Gönüller de Allah'a doğru bir dönüş aramaktadır. Tavafın sırrı belki de biraz burada saklıdır: İnsan, hayatının merkezine neyi koyduğunu yeniden düşünmektedir.
Kutsal topraklardan dönerken geriye yalnızca çekilmiş fotoğraflar, yapılmış ibadetler ve güzel hatıralar kalmamalı. Asıl mesele, orada yaşanan manevi iklimi hayatımıza taşıyabilmektir.
Allah, yaptığımız umreyi kabul eylesin. Dualarımızı makbul, ibadetlerimizi halis, gönüllerimizi Beytullah'ın muhabbetinden ayırmasın.
Kâbe'ye bakıp gözleri yaşaran bütün müminlerin hasretini yeniden Kâbe'ye kavuşmakla; kavuşanların ise bu nimetin şükrünü hakkıyla eda etmekle mükâfatlandırsın.
Ve bizlere, ömrümüzün sonuna kadar Beytullah'ın sevgisini gönlümüzde taşıyabilmeyi nasip etsin. Amin…
Ne kadar kutlusun şanlı Beytullah…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026
- Cephedeki görünmeyen güç: İman, dua ve tevekkül / Zafere giden kutlu yol -10- / 15.09.2026
- Bir milletin gücü: İman, fedakârlık ve birlik / Zafere giden kutlu yol -9- / 14.09.2026
- Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8- / 13.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026
- Cephedeki görünmeyen güç: İman, dua ve tevekkül / Zafere giden kutlu yol -10- / 15.09.2026
- Bir milletin gücü: İman, fedakârlık ve birlik / Zafere giden kutlu yol -9- / 14.09.2026
- Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8- / 13.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Dumlupınar'da tarih yazılıyor: Zaferin en büyük adımı / Zafere giden kutlu yol -6- / 11.09.2026
- Sakarya'dan Büyük Taarruz'a: Zafer için hazırlık / Zafere giden kutlu yol -5- / 10.09.2026
- Sakarya'ya uzanan yol: Varoluş mücadelesinin dönüm noktası / Zafere giden kutlu yol -4- / 09.09.2026

























































