logo
17 EYLÜL 2026

Hz. Ali, İslam’ın temellerini beyan ediyor

Allah'a yakınlaşmayı isteyenlerin bu yakınlaşmadaki en temel vesileleri; Allah'a ve Resulüne iman, İslam'ın zirvesi olan Allah yolunda cihat, insan fıtratıyla uyum içinde olan ihlas kelimesi, dinin hakikati olan namazı kılmak, vacip bir fariza olan zekatı vermek...

17.08.2026 00:30:00
Haber Merkezi
 
Hz. Ali, İslam’ın temellerini beyan ediyor
Hz. Ali, İslam’ın temellerini beyan ediyor
"Allah'a yakınlaşmayı isteyenlerin bu yakınlaşmadaki en temel vesileleri; Allah'a ve Resulüne iman, İslam'ın zirvesi olan Allah yolunda cihat, insan fıtratıyla uyum içinde olan ihlas kelimesi, dinin hakikati olan namazı kılmak, vacip bir fariza olan zekatı vermek,

Azap için bir kalkan olan Ramazan ayında oruç tutmak, yoksulluğu giderip günahları temizleyen Beyt'i haccetmek ve umre yapmak, malı çoğaltıp eceli geciktiren sıla-ı rahim yapmak,, hataları örten gizli sadaka vermek, kötü ölümü savan açık sadaka vermek, bayağı işler yapmaktan alıkoyan marufu işlemektir.

Hepiniz Allah'ı zikre koşun, bu zikirlerin en güzelidir. O'ndan muttakilere vaat ettiği şeylere rağbet edin. Şüphesiz, onun vaadi en doğru vaattir.

Peygamberinizin gösterdiği yolda yürüyün, çünkü o yolların en efdalidir. Sünnetine uyun, çünkü o sünnetlerin en doğrusu olandır.

Kur'an'ı öğrenin, çünkü o sözlerin en güzelidir. Onda anlayışınızı derinleştirip kavrayışınızı genişletin. Çünkü o gönüllerin baharıdır, nuruyla şifa bulun, zira o göğüslere şifasıdır. Onu en güzel okuyuşla okuyun. Çünkü o kıssaların en faydalısıdır.

İlmi dışında amel eden âlim; cehaletten uyanmayan, tereddüt içinde şaşırıp kalan cahile benzer. Ama onun aleyhindeki hüccet daha büyük, onun pişmanlığı en derin pişmanlıktır. Allah katında en fazla kınanacak olan da odur."







Allah'a hamd-u senadan sonra dünyaya tapmayı kınamaktadır.

"Sizi dile damağa hoş gelen, görünüşü güzel olan dünya hakkında uyarırım. Dünya şehvetlerle bezenmiştir. Nimetleri yakın olduğundan kendisini sevdirir. Az bir hoşlukla iyi görünür, emellerle bezenir, aldatıcı şeylerle kaplanmıştır.

Verdiği sevinç baki olmadığı gibi, derdinden ve kederinden kurtuluş imkânı da yoktur. Çok aldatıcı ve zarar vericidir. Değişken ve yok olucu, fani, helak olucudur, içindekileri yer bitirir.

Dünya kendini isteyenlerin tüm arzularına cevap verecek bir hale gelse ve onları kendinden razı etse, yine de noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'ın şu buyruğunu aşamaz: "Gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır, sonunda kurur ve rüzgâr savurur; Allah her şeye kadirdir."(Kehf: 45)

Dünyadaki herkes için sevinçten sonra gözyaşı, her ikbalinin de dönüşü vardır. Henüz başına yumuşak mutluluk yağmurları yağmadan, bela şimşekleri iner. Birine sabahleyin yardım eder, akşam olunca tanımamazlıktan gelir.

Eğer bir tarafı hoş ve tadıysa, diğer bir tarafı da acı ve beladır. Onun zevkine erip, güzelliğini tadamadan belaları ve dertleri ulaşır, selamete kavuşup akşamlamadan, mutlaka korkuyla sabahlar.







Aldatan dünyada ne varsa hepsi aldatıcıdır. Fanidir, içindekiler yok olur. Onun azıklarından, takvadan başka hiç birinde hayır yoktur. Ondan az şey elde eden, çokça güven; çok şey elde eden ise helaki için korku ve endişe elde etmiş demektir.

Zaten kazandıkları da az sonra yok olur. Dünya, nice güveneni derde; nice mutmain olanı helake uğratmış, nice büyüğü hakir, nice benlik davası güdeni zelil kılmıştır. Onun saltanatı elden ele dolaşır; yaşamı bulanıktır.

Lezzetlisi lezzetsiz, tatlısı acı, gıdası zehir, tutunulacak her şeyi çürümüştür; tutanın elinde kalır.

Orada diri olan ölümü bekler; sağlam olan hastalığa maruzdur. Mülkü kalıcı değil, güçlü olanı mağlup, malı olan mihnete uğramış, ona komşu olan yağmalanmıştır.

Sizden önce daha çok yaşayıp eser bırakanların, olmayacak emeller peşinde koşanların, yardımcıları hazır ve orduları çok olanların yurdunda değil misiniz?

Onlar da dünyaya tapular, nasıl da dinlerini bırakıp dünyaya aldandılar, taptılar. Ondan sonra, kendilerini menzile ulaştıracak azık almadan, o güç yolları aşacak binekleri olmadan göçüverdiler.







Acaba dünyanın, onlardan birini fidye karşılığı bıraktığını, onlara yardımda bulunduğunu, onlarla dostluk kurduğunu gördünüz mü hiç?

Hayır, aksine onları belalara uğram, yıprattı; yüzüstü yere atıp, ayaklarının altında ezdi. Onlara ancak ölümle yardım etti. Ebediyen ayrılıp gittikleri zaman kendisini seçip uyanları, kendisine dayananları tanımadığını mutlaka görmüşsünüzdür.

Onlara açlıktan başka bir azık mı verdi? Baskı ve darlık dışında bir yurt mu edindirdi? Karanlıklar dışında bir aydınlık mı hediye etti? Pişmanlık dışında bir şey mi getirdi?

Acaba böyle bir dünyayı her şeyden öne mi geçirirsiniz? Ona güvenir misiniz? İnsanları ona teşvik mi edersiniz? Bu yurt; kendisine karşı kötümser olmayan ve korku içinde yaşamayan kimseler için ne kötü yurttur.

Onu bırakıp gideceğinizi, göçeceğinizi bilin, gerçi bilirsiniz ya! "Kuvvet bakımından bizden kuvvetli olan kimdir?"(Fussilet: 15) diyenlerden öğüt alın.







İstemedikleri bineklere bindirilerek kabirlere indirildiler, misafirliğe çağrılmadan mezarlarına kondular. Kerpiçten kabirleri örüldü. Kefenleri topraktan biçildi.

Çürümüş kemiklere komşu oldu. Arak çağırana gidemeyen komşular oldular; onlara yapılan hiç bir zulmü gideremez, feryat edene aldırış bile edemezler.

Ne yağmura sevinir, ne de kuraklıktan ümitsizliğe kapılırlar. Topluluk gibi görünürler, ama yalnızdırlar. Komşu gibi görünürler, ama uzaktırlar. Uzak değiller, fakat birbirlerini ziyaret etmezler, yakındırlar, ama birbirlerine yakınlaşmazlar.

Kinleri yitmiş halım kişiler, hasetleri ölmüş habersizlerdir. Ne zararlarından korkulur, ne de defetmek için çare düşünülür. Yerin üstünü bırakıp altını, genişliğini bırakıp darlığını, akrabalarla birlikte olmak yerine gurbeti, aydınlığını bırakıp karanlığını yurt edinmişlerdir.

Topraktan geldikleri gibi toprağa geri döndüler. Dünyadan ayakları yalın, bedenleri çıplak olarak sadece amelleriyle ayrılmış, ebedi yaşayışa, beka yurduna göçmüşlerdir.

Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah da şöyle buyurmaktadır: "İlk kez yarattığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar yaratacağız. Şüphesiz biz yapanlarız."(Enbiya: 104) Nehc'ul Belaga 110-111 Hutbe

Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı

Erzurum'un Palandöken ilçesi Kaymakamı Yunus Kızılgüneş ve korumasının "bir köpeğe tekme attığı ve korumasının silah çektiği" iddialarına yönelik görüntülere ilişkin idari ve adli inceleme başlatıldı

17.09.2026 01:00:00 / Güncelleme: 17.09.2026 01:02:33
İHA
 
Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı
Erzurum Palandöken Kaymakamı ve korumasına soruşturma açıldı
Erzurum'da Palandöken Kaymakamı Yunus Kızılgüneş'in de ikamet ettiği sitenin güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, bir vatandaşın köpeğini gezdirmeye çıkardığı, o esnada kendisini almaya gelen makamı aracına doğru yönelen Kaymakam Yunus Kızılgüneş'in köpeğe tekme attığı, sonrasından ise korumanın araçtan silahı alıp geldiği görülüyor. Görüntülerin kamuoyuna yansımasıyla Erzurum Valiliği ve Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti.








Erzurum Valiliği konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasında, "15 Eylül 2026 tarihinde bazı yazılı basın organları ile sosyal medya hesaplarında Palandöken Kaymakamı ve koruma görevlisi ile ilgili iddialara ve görüntülere yer verilmiştir. İddia ve görüntülerin tüm yönleriyle araştırılması ve olayın gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılması amacıyla Valiliğimizce idari araştırma ve inceleme başlatılmıştır" denildi.








Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada da, gelişmelerle ilgili soruşturma açıldığı belirtilerek, "Kamuoyunun doğru ve eksiksiz şekilde bilgilendirilmesi amacıyla kamuoyuna yansıyan görüntülere ilişkin olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği hasıl olmuştur. Bir kısım haber siteleri ve sosyal medya platformlarında, 'Palandöken Kaymakamı'nın köpeğe tekme attığı ve korumasının silah çektiği' şeklinde yer alan haberlerdeki görüntülere ilişkin olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın bütün yönleriyle ilgili 4 Eylül 2026 tarihinde soruşturma işlemlerine başlanmıştır. Soruşturma işlemleri titizlikle ve çok yönlü olarak devam etmektedir" denildi.








Trabzonsporlu eski futbolcunun oğlunun öldürülmesine ilişkin iddianame kabul edildi

Antalya'da Trabzonsporlu eski futbolcunun oğlunun tabancayla vurularak öldürülmesine ilişkin soruşturmada hazırlanan iddianame, mahkeme tarafından kabul edildi. Sanığın "kasten öldürme" suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi

16.09.2026 13:51:00
İHA
 
Trabzonsporlu eski futbolcunun oğlunun öldürülmesine ilişkin iddianame kabul edildi
Trabzonsporlu eski futbolcunun oğlunun öldürülmesine ilişkin iddianame kabul edildi
Olay, 14 Eylül 2025 gecesi Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi'ndeki bir restoranda meydana geldi. Alkollü olarak işletmeye geldiği belirtilen Ceyhun B., içeri alınmaması üzerine işletme sahibi Haluk Altın ile tartıştı. Çalışanların araya girmesiyle taraflar ayrıldı. Bir süre sonra restorana geri dönen Ceyhun B., yanında getirdiği tabancayla Haluk Altın'a ateş etti. Ağır yaralanan Altın için 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunuldu. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan Haluk Altın, doktorların tüm çabalarına rağmen hayatını kaybetti. Altın'ın cansız bedeni, incelemelerin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Hayatını kaybeden Haluk Altın'ın 1969-1977 yılları arasında Trabzonspor forması giyen Mehmet Cemil Altın'ın oğlu olduğu öğrenildi.






Olayın ardından çalışma başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Ceyhun B'yi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Ceyhun B.'nin ilk ifadesinde alkol almak için restorana geldiğini, içeri alınmayınca sinirlenerek Haluk Altın'a ateş ettiğini söylediği öğrenildi. Ceyhun B., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Müebbet hapis talebi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili başlatılan soruşturma tamamlandı. Ceyhun B. hakkında "kasten öldürme" ve "ruhsatsız silah bulundurma" suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, sanığın "kasten öldürme" suçundan müebbet hapisle, ruhsatsız silah bulundurma suçundan ise ayrıca cezalandırılması talep edildi.

"Benim Haluk'u vurma niyetim yoktu"

Ceyhun B., iddianamede yer verilen savunmasında Haluk Altın'ın babasının arkadaşının oğlu olduğunu ve ailece görüştüklerini söyledi. Olay gecesi kız arkadaşı ve iki arkadaşıyla restorana gittiklerini belirten Ceyhun B., Haluk Altın'ın kendisinden arkadaşlarını bırakıp geri gelmesini istediğini öne sürdü. Arkadaşlarını evlerine bıraktıktan sonra restorana döndüğünü anlatan Ceyhun B., işletmenin girişinde Haluk Altın'ın kendisine hakaret ettiğini, ardından Altın ve iki işletme çalışanı tarafından tekme ve yumruklarla darbedildiğini iddia etti. Darp sürerken araca doğru kaçtığını savunan sanık, torpido gözünde bulunan ruhsatsız tabancayı kendisini korumak amacıyla aldığını ve havaya ateş etmek istediğini ileri sürdü. Çevredekilerin silahı elinden almaya çalıştığını belirten Ceyhun B., "O anki boğuşma esnasında silah iki defa ateş aldı ve Haluk iki defa vuruldu. Benim Haluk'u vurma niyetim yoktu. Kendimi savunma amaçlı silaha yeltenmiştim" dedi.

Haluk Altın vurulduktan sonra başına bir cisimle vurulması sonucu bayıldığını öne süren Ceyhun B., kız arkadaşından öğrendiği kadarıyla iki işletme çalışanının kendi tabancasıyla kendisine ateş etmek istediğini ancak silahın tutukluk yaptığını iddia etti. Kendisini darbettiğini ileri sürdüğü kişilerden şikâyetçi olduğunu belirten Ceyhun B., "Haluk'un istemeden ölümüne sebep olduğum için pişmanım. Bildiğim kadarıyla tabancamda 3 tane mermi vardı, öyle hatırlıyorum" ifadelerini kullandı. Ceyhun B., ruhsatsız tabancayı 4-5 yıl önce kimliğini hatırlamadığı bir kişiden satın aldığını da söyledi.









"Vuruldum" diye bağırdı

Ceyhun B'nin kız arkadaşı Eda Ö. ise verdiği ifadede, arkadaşlarını bıraktıktan sonra Ceyhun B'nin Haluk Altın'ı telefonla arayarak, "Ağabey, 15 dakikaya geliyorum, konuşalım" dediğini, Altın'ın da "Yalnız gel" karşılığını verdiğini anlattı. Ceyhun B. ile birlikte restorana gittiklerini belirten Eda Ö., sanığın kendisine araçta beklemesini söylediğini, bir süre sonra işletmeden bağrışmalar duyduğunu ifade etti. Eda Ö., Ceyhun B'nin aracın ön yolcu koltuğunun altından siyah renkli tabancayı çıkardığını, çevredekilerin silahı elinden almaya çalışması sırasında arbede yaşandığını söyledi. Kaç el ateş edildiğini hatırlamadığını belirten Eda Ö., Haluk Altın'ın "Vuruldum" diye bağırdığını anlattı.

Vücudunda üç mermi giriş yarası bulundu

Otopsi raporunda Haluk Altın'ın vücudunda 3 mermi giriş ve bir çıkış yarası bulunduğu, yaralanmaların tamamının öldürücü nitelikte olduğu belirtildi. Yaralardan ikisinin çok yakın mesafeden, birinin ise uzak mesafeden yapılan atışla uyumlu olduğu kaydedildi. Altın'ın iç organları ile büyük damarlarının zarar görmesi sonucu oluşan iç kanama nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.İHA

Kayıp bebek soruşturmasında gözaltılar adliyeye sevk edildi

Sivas'ın Divriği ilçesinde 5 gündür aranan 11 aylık bebek soruşturmasında gözaltına alınan 10 kişi, jandarma ve emniyetteki işlemlerinin ardından geniş güvenlik tedbirleri altında adliyeye sevk edildi

16.09.2026 13:43:00
İHA
 
Kayıp bebek soruşturmasında gözaltılar adliyeye sevk edildi
Kayıp bebek soruşturmasında gözaltılar adliyeye sevk edildi
Sivas'ın Divriği ilçesi kırsalında hayvancılık yapan E.B., 5 gün önce jandarmayı arayarak 11 aylık bebekleri Büşra'nın kayıp olduğu ihbarında bulundu. İhbar üzerine AFAD ve jandarma ekipleri kırsalda arama çalışması başlattı. Aile ilk olarak bebeği yabani hayvanların kaçırabileceğini ileri sürdü. Ailenin çelişkili açıklamaları üzerine ifadesi alınan anne E.B. (27), bebeğin para karşılığı babası tarafından satıldığını iddia etmiş, ardından ifade değiştirerek babanın bebeği öldürdüğü iddiasında bulunmuştu.






Annenin iddiası üzerinde konumda yapılan tüm arama çalışmalarına rağmen bebeğin cesedine ulaşılamadı.

Soruşturma kapsamında 3 gündür gözaltında tutulan anne E.B., baba Y.B. ile olayla ilişkisi olduğu düşünülen K.D., M.D., M.R.B., R.B., Ö.B., İ.B., A.Ç. ve M.B. tamamlanan emniyet ve jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.









Şüphelilerin sevkinde alınan geniş güvenlik tedbirleri dikkat çekti. Bölgede sinyal kesici kullanılırken, şüpheliler basın mensupları tarafından görüntülenemeyecek şekilde adliye binasına sokuldu.

Ölülere bile yaş sebze meyve faturası kesmişler

Yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları değerlendirilen 41 büyük dağıtıcı firma ve bunların yöneticilerine yönelik düzenlenen operasyonun Bursa ayağında 5 şüpheli hakkında işlem başlatıldı

15.09.2026 12:29:00
İHA
 
Ölülere bile yaş sebze meyve faturası kesmişler
Ölülere bile yaş sebze meyve faturası kesmişler
Vergi Denetim Kurulu raporlarında yer alan tespitlerde ise bazı firmaların gerçek dışı müstahsil makbuzları düzenlediği, bazı belgelerin hayatta olmayan kişiler adına hazırlandığı ve bazı kişilerin ise adlarına düzenlenen belgelerden haberdar olmadıklarını beyan ettikleri ortaya çıktı.






İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yaş sebze ve meyvenin tarladan tüketiciye ulaşana kadar geçtiği süreç mercek altına alındı. Soruşturma kapsamında Ticaret Bakanlığı Hal Kayıt Sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığı Çiftçi Kayıt Sistemi verileri ile Vergi Denetim Kurulu tarafından hazırlanan raporlar incelendi.

Yaklaşık 1250 çiftçinin beyanına başvurulan soruşturmada, tedarikçi konumundaki bazı firmaların çiftçilerden aldıkları ürünleri gerçek alış fiyatının üzerinde gösterecek şekilde müstahsil makbuzu düzenledikleri, ürün arzını olduğundan düşük, maliyetleri ise yüksek gösterdikleri ve tedarik zincirini gereksiz şekilde uzatarak fiyatları yukarı yönlü etkiledikleri yönünde tespitlere yer verildi.









Bursa'dan 5 şüpheli

41 şüpheli yöneticinin bulunduğu soruşturma kapsamında Bursa'dan 5 şüpheli dosyada yer aldı.

Bursa'daki şüphelilerin Yıldırım, Nilüfer, İznik ve Osmangazi ilçeleriyle bağlantılı olduğu belirlendi. Soruşturma listesinde Ahmet D., Sabri B., Casım A., Ayşenur A. ve İsmail S. isimleri yer aldı.

Bursa bağlantılı firmalar arasında Ahmet D.'nin Yıldırım ilçesi Gökdere'deki firması, Sabri B. ve Casım A.'nın Nilüfer'deki faaliyetleri, bir gıda şirketinin İznik'teki adresi ile başka bir gıda şirketinin Osmangazi'deki adresi bulunuyor.

Hayatta olmayan 49 kişi adına 2,5 milyon liralık makbuz

Soruşturma dosyasındaki en dikkat çekici tespitlerden biri ise Ahmet D. hakkında hazırlanan bölümde yer aldı.

Vergi Denetim Kurulu raporuna göre, Ahmet D. tarafından 01 Ocak 2025-31 Mart 2026 tarihleri arasında daha önce hayatını kaybetmiş 49 kişi adına toplam 87 müstahsil makbuzu düzenlendiği tespit edildi. Söz konusu belgelerin toplam tutarının ise 2 milyon 524 bin 987 lira 35 kuruş olduğu belirlendi. Raporda, bazı kişilerin ölüm tarihlerinin belge düzenlenmesinden yıllar önce olduğu görülürken, bu kişilerin adına düzenlenen belgelerin gerçek bir ürün teslimine dayanıp dayanmadığının ayrıca araştırıldığı belirtildi.









"Ürün satmadım, firmayı tanımıyorum" dediler

Raporda yer alan ifadelerde bazı kişilerin, adlarına düzenlenen müstahsil makbuzlarından haberlerinin olmadığını söyledikleri görüldü.

Örneğin Y. G. isimli kişinin adına düzenlenen toplam 1 milyon 59 bin 975 liralık müstahsil makbuzlarıyla ilgili olarak herhangi bir ürün satmadığını, zirai faaliyeti ve üretimi bulunmadığını ve Ahmet D.'yi tanımadığını beyan ettiği kaydedildi. Yusuf K. ise adına düzenlenen belgelerden haberdar olmadığını, ürün satmadığını ve Ahmet D.'nin çalışanı olduğunu ifade etti.

Raporda bazı kişilerin ise Ahmet D.'nin yanında çalıştıkları ve köylülerden ürün topladıkları yönündeki ifadelerine yer verildi. Bir başka kişinin adına 7 milyon 932 bin 22 lira 25 kuruş tutarında müstahsil makbuzu düzenlendiği, bu kişinin ise kendisinin üretmediği bazı ürünlerin kendi adına belgelerde yer aldığını söylediği aktarıldı.

Müstahsil makbuzları tek tek incelendi

Vergi Denetim Kurulu, yalnızca müstahsil makbuzlarını değil, belgelerde yer alan ürünlerin gerçekten üretilip üretilmediğini de araştırdı.

Raporda; üreticilerin beyanları, arazi büyüklükleri, üretim kapasiteleri, ürünlerin hasat dönemleri, kantar ve nakliye belgeleri, Hal Kayıt Sistemi bildirimleri ile banka ve ödeme hareketlerinin birlikte incelendiği belirtildi.

İncelemelerde bazı müstahsil makbuzlarının gerçek bir ürün teslimine dayanmadığı, bazı kişilerin çiftçilik yapmadığı, bazı kişilerin ilgili firmayı tanımadığını veya firmaya ürün teslim etmediğini beyan ettiği kaydedildi. Bazı belgelerdeki ürün miktarlarının üreticilerin arazi büyüklüğü ve makul üretim kapasitesiyle de açıklanamadığı belirtildi.

22 ilde 109 adres için arama

Soruşturma kapsamında Türkiye genelinde 41 büyük dağıtıcı firma ve 41 şüpheli yönetici hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin adreslerine yönelik operasyonun 22 ilde toplam 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı olarak gerçekleştirildiği bildirildi.

Soruşturmanın; fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden sürdüğü öğrenildi.
Vergi Denetim Kurulu raporunda araştırmanın ilk aşamasında riskli olduğu değerlendirilen 207 firma arasından yüksek tutarlı müstahsil makbuzlarıyla öne çıkan 15 firmanın seçildiği, ikinci aşamada ise 26 firma hakkında tespitler yapıldığı belirtildi.

Soruşturma kapsamında şüphelilerin işlemlerinin sürdüğü, delillerin toplanmasının ardından adli sürecin devam edeceği bildirildi.

Sağanak yağış Zonguldak'ta zor anlar yaşattı: Valilik uyardı

Zonguldak'ta aniden bastıran sağanak yağış vatandaşlara zor anlar yaşattı

14.09.2026 13:18:00
İHA
 
Sağanak yağış Zonguldak'ta zor anlar yaşattı: Valilik uyardı
Sağanak yağış Zonguldak'ta zor anlar yaşattı: Valilik uyardı
Zonguldak Valiliği, il genelinde kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyuruldu. Uyarıda, 14 Eylül 2026 saat 00.00'da başlayacak yağışlı sistemin saat 18.00'e kadar etkisini sürdüreceği belirtilerek sel, su baskını, yıldırım, heyelan, ulaşımda aksamalar ve kuvvetli rüzgar gibi risklere karşı dikkatli olunması istendi.






Valiliğin uyarısının ardından beklenen yağış sabah saatlerinden itibaren yüzünü gösterdi. Haftanın ilk gününde sokağa hazırlıksız çıkan vatandaşlar aniden bastıran sağanak nedeniyle zor anlar yaşadı. 






Yağmurdan korunmak isteyenler çareyi bina saçaklarının altına ve çevrede kurulan giysi pazarının çadırlarına sığınmakta buldu. Yanında şemsiyesi bulunan bazı vatandaşlar ise ıslanmamak için hızlı adımlarla yürümeye çalıştı.








Sabah saatlerinde aralıklarla etkisini gösteren sağanak yağışla birlikte zaman zaman şiddetini artıran rüzgar da günlük yaşamı olumsuz yönde etkiledi. Vatandaşların, valiliğin belirlediği saat olan 18.00'e kadar sürmesi beklenen yağışlı hava dalgasına karşı vatandaşların tedbiri elden bırakmamaları istendi.

Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı

Mersin'in Tarsus ilçesi merkezli gerçekleştirilen 7 milyar 640 milyon 332 bin TL'lik işleme sahip bahis çetesi operasyonunda, 42 şüpheli yakalandı

14.09.2026 13:12:00
İHA
 
Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı
Mersin'de 7 milyar 640 milyon TL'lik bahis operasyonu: 42 gözaltı
Alınan bilgiye göre, Mersin ve Tarsus Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Şubesi ekipleri yasa dışı bahis suçlarına yönelik çalışma yaptı. Polisin çalışmasında Tarsus merkezli bahis şebekesi belirlendi.






50 şüphelinin banka hesap bilgilerini yasa dışı bahis suçunda kullandırdıklarının tespiti üzerine bugün eş zamanlı operasyona yapıldı. Operasyonda 42 şüpheli yakalandı, çok sayıda dijital materyal de ele geçirildi. Operasyon çerçevesinde ise 8 şüphelinin arandığı öğrenildi.








Öte yandan, gözaltına alınıp emniyete götürülen şüphelilerin hesaplarında 7 milyar 640 milyon 332 bin liralık işlem hacminin olduğu öğrenildi.

Operasyonla ilgili soruşturma sürüyor.

Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı

Bursa'nın İznik ilçesinde virajı alamayan kamyon, yol kenarında park halinde bulunan araca çarptı. Kazada kamyonda bulunan 1 kişi hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü yaralandı

13.09.2026 16:37:00
İHA
 
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Virajı alamayan kamyon dehşet saçtı: 1 ölü, 1 yaralı
Kaza, saat 14.00 sıralarında İznik-Yenişehir Karayolu'nun Derbent Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 07 TCA 07 plakalı kamyon, virajı alamayarak yol kenarında park halinde bulunan 59 ABK 976 plakalı araca çarptı.






Yaşanan kaza sonrası otomobilde bulunan bir kişi olay yerinde hayatını kaybederken, otomobil sürücüsü ile kamyon sürücüsü yaralandı. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. 






Araçta sıkışan yaralılar, itfaiye ekiplerince kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.
Kaza ile ilgili tahkikat başlatıldı.







Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı

İstanbul Beşiktaş'ta seyir halindeki İETT otobüsüyle iş makinesi çarpışması sonucu 1'i ağır 5 kişi yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı

12.09.2026 12:10:00
İHA
 
Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı
Beşiktaş'ta İETT otobüsüyle iş makinesi çarpıştı:1'i ağır 5 yaralı
Kaza, saat 09.00 sıralarında Beşiktaş ilçesi Nispetiye Mahallesi Ahmet Adnan Saygun Caddesi üzerinde meydana geldi. Ortaköy istikametine seyreden İETT otobüsüyle iş makinesi çarptı. Kaza sonucu 1'i ağır 5 kişi yaralandı.






Olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılara ilk müdahale olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından yapıldı. Polis ekipleri ise çevrede güvenlik önlemi aldı. 






Müdahalenin ardından yaralılar ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Kazaya karışan otobüs çekici yardımıyla olay yerinden kaldırılırken, kazanın sebebine ilişkin inceleme başlatıldı.

Türkiye ve iç güvenlik

Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir

12.09.2026 00:01:00
Haber Merkezi
 
Türkiye ve iç güvenlik
Türkiye ve iç güvenlik
Milli Devlet kavramı, yeni dünya düzeninde küçük veya küçültülmüş devletlerden ve dağıtılmış milletlerden bahseden küreselleşme taraftarları için son derece tehlikelidir.

Bu bağlamda milli birlik ve milli bütünlük, ne kadar korktukları iki esas ise; bunlarla ayakta duran "ulus devlet" de o derece globalizmi tehdit eden bir devlet tipidir.

Milli Devlet'in muhafazasında en önemli ve öncelikli unsur, elbette içteki birliğin temin edilebilmesidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti farklı etnik gruplardan vücut bulmuştur.

Ancak gelenekleri, örf ve adetleri, siyaseti, dini, tarihi ve kültürü bir olarak bir medeniyet birikimi ile şekillenen Türk kimliğimiz, tüm etnik grupları bünyesinde toplamış, yekvücut ve tek kimlik haline getirmiştir; bunun adı Türk milletidir.







Artık burada farklılıklardan değil, tek olan bünyenin asla birbirinden kopartılamayacak ehemmiyeti haiz uzuvlarından, başından, elinden ve ayağından bahsedilebilir.

Gelinen bu noktada asırlarca bir arada, bu muazzez topraklar üzerinde yaşamış yüce milletimizin, hepsi eşit haklara sahip kardeşler olan aziz fertlerinin hangi etnik gruba mensup olduğunun bir önemi kalmamıştır.

Bizim kendi içimizde hallettiğimiz bu mesele, günümüzde küresel güçlerin çomak sokmalarının yanı sıra, içeride özellikle AB'ye uyum bahanesiyle adeta zemin hazırlayan basiretsiz politikacıların ve kimi taşeronların gayretleriyle, parçalanmamızın önünü açabilecek hassas bir nokta olarak değerlendirilmekte ve farklı mecralara çekilmektedir.







Bugün hiç alakası olmamasına rağmen, AB uyum çalışmaları adı altında Türkiye'den etnik bölünme ve ayrımcılığın önünü açacak düzenlemelerin talep edilmesi; bizim kendimizden asla ayrı– gayrı görmediğimiz kardeşlerimizin AB Parlamentosu kararlarında hakları korunması gereken azınlıklar olarak tarif edilmesi küresel bölücü yaklaşımın bir uzantısıdır.

Türkiye haricinde hiçbir devlet için AB üyelik müzakereleri şartları arasında yer almayan ve Türkiye dışında hiçbir ülkeden talep edilmeyen azınlıklara ilişkin düzenlemeler, aslında etnik çeşitlilikte birlik ve ahengi yakalamış olan ve bu ahenkle var olan milletimiz içinde karışıklık ortamı yaratmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.







Görüldüğü gibi iç güvenliğimizin temini konusu, sadece kolluk kuvvetlerimizin vazifesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Konu, iç güvenliğimizi tehdit eden ama uluslararası boyutu da olan siyasi bir mahiyet kazanmıştır.

Bu noktada kolluk kuvvetlerimizin dikkatli çalışmalarının yanı sıra, milli birlik, beraberlik ve bütünlüğümüze halel getirecek tuzaklara ve manevralara karşı ayık olmak, tahriklere kapılmamak bir vatan borcu haline gelmiştir.

Devletimizin bekası ve Cumhuriyetimizin teminatı, milli birlik ve beraberliğimizdir; her zaman ve zeminde ifade ettiğimiz gibi sivil–asker ve devlet–millet birliği esastır.

Bu bağlamda bizce asayişin sağlanmasında asıl sorumluluk, güvenlik güçlerimizin değil, bu birlik ve beraberlik şuurunu vatandaşımıza kazandırması gereken siyasilerimizdedir.







Hangi etnik gruptan olursa olsun, her bireyi kucaklayacak, onu dış tahriklere ve toplum mühendisliği oyunlarına karşı uyanık tutacak olan milli şuur ve değerleri muhafaza edecek, asker–sivil birliği ve dayanışmasını temin edecek, devleti ile milletini kenetleyecek bir siyaset anlayışı, bu tür ayrımcılık hareketlerinin önünü kesecek tek yoldur. Asayişin temininin asıl yolu da budur.

İç güvenliğin sağlanmasını engelleyen bir diğer manevra ise dinler arası diyalog çalışmaları ve misyonerlik faaliyetleridir. En az etnik azınlıklar meselesinin gündem edilmesi kadar tehlikeli olan bu konu, dininden edilen vatandaşların Türklüğünü ve kimliğini inkâr noktasına sürükleyerek ayrımcılık ve bölücülüğe itmektedir.

Gayr– ı Müslimlerin her türlü can, mal namus, din ve vicdan emniyetini doya doya yaşadıkları medeniyet tarihimizde olduğu gibi; bugün de bizim, elbette hiç kimsenin dini inancı ile bir sorunumuz yoktur, olamaz.

Ancak 'dinimi anlatıyorum' aldatmacasının arkasında sergilenen "etnik alt kimlikleri kaşıma ve etnik parselasyon" planları, işin sadece din anlatmak olmadığını göstermektedir.







Son dönemde özellikle AB'ye uyum sürecinde, misyonerlik faaliyetleri ile binlerce gencimiz, dinini değiştirmiştir. Bu projenin ikinci adımı ise İslam dininden kopartılan Türk gençlerine, Sen Türk değilsin, aslın Rum'dur veya aslın Ermeni'dir, aslı şudur, aslın budur, şeklindeki bölücü etnik telkindir.

Böylece Türk olmadığına ikna edilen bir vatandaşımızın ise, Anadolu toprakları aslında Türk yurdu değildir, söylemlerine karşı bir tepki vermesi elbette beklenemez.

Can, mal ve namus emniyetinin devlet eliyle temin edilmesi de bir ülkede iç güvenlik vardır, demek için, olmazsa olmaz hususlardır.

Eğer bu temel haklar, devlet tarafından korunamazsa; o zaman her şahıs için, kendi hakkını kendi kurallarına göre koruma yolu açılır ki, bu da huzur ve düzeni bozacak çok sakıncalı bir durumdur. Bu bakımdan Milli Devlet anlayışında, hakların koruyucusu ve teminatı yalnızca devlettir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak

Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis’in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur

11.09.2026 00:20:00
Yaşar Cebesoy
 
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Kurumsal güvenin çöküşü: Polise, yargıya ve meclise inanmamak
Bir ülkede vatandaş polise güvenmiyor, yargının adalet dağıttığına inanmıyor, Meclis'in kendi iradesini temsil ettiğini düşünmüyorsa sorun artık yalnızca tek tek kurumların değil, devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin sorunudur.

Toplumların ayakta kalmasını sağlayan yalnızca yasalar, kurumlar ve devlet mekanizmaları değildir. Bunların üzerinde daha önemli bir unsur vardır: güven.

Vatandaşın polise başvurduğunda korunacağına, mahkemeye gittiğinde hakkını arayabileceğine, Meclis'e baktığında kendi iradesinin temsil edildiğine inanması gerekir.

Bu güven zedelendiğinde ise ortaya çok daha derin bir toplumsal kriz çıkar.







Polise güven azalırsa ne olur?

Polis, vatandaşın güvenliğinin en temel güvencelerinden biridir. Ancak vatandaşın kolluk kuvvetlerinin herkese eşit davrandığına ilişkin inancı zayıflarsa, insanlar sorunlarını devlet mekanizmaları yerine farklı yollarla çözmeye yönelebilir.

Devletin otoritesi korkuyla değil, hukuka ve adalete dayalı güvenle güçlenir.







Yargıya güven sarsılırsa hukuk yara alır

Bir toplum için en tehlikeli eşiklerden biri yargıya olan güvenin kaybolmasıdır.

Vatandaş "Haklı olsam bile hakkımı alamam" düşüncesine kapılırsa hukuk düzeninin en önemli dayanağı ortadan kalkmaya başlar.

Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve bütün vatandaşlara eşit mesafede olduğu algısı yalnızca hukukçular için değil, toplumun tamamı için hayati önem taşır.

Çünkü adalet duygusu kaybolduğunda, hukuka bağlılık da zayıflar.







Meclis temsil makamıdır

Demokrasinin temel kurumlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin toplumdaki karşılığı da büyük önem taşır.

Vatandaş, seçtiği milletvekilinin kendi sorunlarını gündeme getirdiğine, Meclis'in ülkenin gerçek meselelerini tartıştığına ve millet iradesinin burada etkili olduğuna inanmalıdır.

Meclis'in etkisiz olduğu düşüncesinin yaygınlaşması ise seçmenin siyasete ve demokratik süreçlere olan ilgisini ve güvenini aşındırabilir.







Asıl tehlike: "Hiçbir kuruma güvenmiyorum"

Polise, yargıya veya Meclis'e yönelik eleştiriler tek başına demokratik bir sorun değildir. Aksine, demokratik toplumlarda kurumların eleştirilmesi doğaldır.

Asıl tehlike, kurumların tamamına yönelik ortak bir güvensizlik duygusunun yerleşmesidir.

Vatandaşın zihninde "Polise güvenemem, mahkemeden adalet bekleyemem, Meclis de beni temsil etmiyor" düşüncesi kökleşirse, devlet ile vatandaş arasındaki bağ zayıflar.

Bu nedenle mesele yalnızca kurumların itibarını korumak değildir.

Mesele, vatandaşın yeniden adalete, hukuka ve devletin kurumlarına güvenmesini sağlamaktır.

Çünkü devletin en güçlü dayanağı yalnızca sahip olduğu yetki değil, vatandaşının duyduğu güvendir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.