logo
24 EYLÜL 2026

Hz. Ali savaşmaktan çekinen ashabını kınıyor

Hz Ali, Muaviye ve batıl Şam ordusuyla savaşmaktan çekinen ashabını kınayarak şöyle buyurmaktadır

21.07.2026 00:44:00
Haber Merkezi
 
Hz. Ali savaşmaktan çekinen ashabını kınıyor
Hz. Ali savaşmaktan çekinen ashabını kınıyor
Hz Ali, Muaviye ve batıl Şam ordusuyla savaşmaktan çekinen ashabını kınayarak şöyle buyurmaktadır:

"Daha ne (zamana) kadar sırdan ağır yükler altında ezilmiş genç develerle veya bir yanı dikilse öbür yanı sökülen ve sürekli yırtılan eski elbiselerle idare edildiği gibi sizi idare edeceğim?

Şam ordusundan bir bölük geldi mi sizden her biriniz evinin kapısını kapatır, (keler) kertenkele ve sırtlan gibi deliğine-yuvasına gizlenir.

Ant olsun Allah'a ki yardım ettiğiniz kimse zelil olmuştur, sizinle (düşmana) ok atan kimse, ucu kırık, temrensiz ok atmıştır.

Allah'a andolsun ki sizler dinlenme alanlarında çok ama bayraklar altında (savaş meydanlarında) oldukça azsınız.

Ben, sizleri ıslah edecek ve eğriliğiniz düzeltecek şeyi biliyorum, (siz zorla boyun eğdirebilirim.)

Ama Allah'a andolsun ki nefsimi fesada-bozgunluğa düşürmek pahasına sizi Islah etmeyi (uygun) görmüyorum. Allah yüzü­nüzü karartsın, nasibinizi azaltsın. Batılı tanıdığınız bildiğiniz gibi hakkı tanımıyor, bilmiyorsunuz. Hakkı batıl saydığınız gibi, batılı iptal etmiyorsunuz.







Hz. Ali, İbn-i Mülcem'in kılıcıyla yaralandığı günün sabahı, yani H.40 yılında Ramazan'ın 19. gününün sabahı şöyle buyurdu:

"Oturmuştum, uyku bastırdı, gözlerim kapandı. Aniden Resulullah'ı (s.a.a) gördüm Dedim ki: "Ya Resulullah ümmetinden ne eğrilikler (isyanlar) ne düşmanlıklar gördüm!"

Resulullah Onlara beddua et"' diye buyurdu.

Dedim ki: "Allah onlardan daha hayırlısını versin bana ve benden daha kötüsünü musallat kılsın onlara."

Şam ordusu tam bozguna uğramak üzereyken Amr b. As'ın, Kur'an'ı mızrakların ucuna takma hilesiyle son anda kurtuldu.

Hz. Ali ashabını defalarca bu hileye karşı uyardıysa da fayda etmedi. Bunun üzerine Hz. Ali hilekâr Şam ordusuyla savaşmaktan üşenen ashabını kınayarak Allah'a hamd-u senadan ve Peygamber-i Ekrem'e salât-u selamdan sonra söyle buyurdu:

"Ey Irak halkı, siz uzun hamilelik dönemini geçirdikten sonra düşük yapmış, çocuğunu dünyaya ölü getirmiş, (sonra) kocası vefat etmiş, böylece uzun müddet dul kalmış (kocası ve oğlu olmadığı için de) malına en uzak-yabancı kimse mirasçı olmuş kadına benziyorsunuz.







Ama bilin ki Allah'a yemin olsun ben, size isteyerek gelmedim. (Cemel savaşında Hicaz ordusu yeterli olmadığı için) çaresiz kaldım da geldim size. (Daha sonra da Şam ordusuyla savaş meselesi ortaya çıkınca yine aranızda kalmaya mecbur oldum.)

Duyduğuma göre diyormuşsunuz ki "Ali yalan söylüyor." Allah, sizi öldürsün. Kimin üzerine yalan atıyorum? Allah'ın mı? Ben ki Allah'a ilk iman edenim! Yoksa Peygamber'in üzerine mi yalan atıyorum? Ben ki onu ilk tasdik edenim! Hayır, Allah'a andolsun ki bu (yalan zannettiğiniz), sizin yabancı olduğunuz ve ehli de olmadığınız bir dildir.

Anneniz yasınıza otursun, eğer kapasiteniz varsa ben (ilim ve hikmeti) bedava ölçüp, verdim size" Gelecekte bu dediklerimin hakikatini mutlaka bileceksiniz."

Hz. Ali Allah'ın ve Peygamberin sıfatlarını beyan edip Peygamber için dua ettiği bu hutbesinde insanlara Peygamberi salâvat getirmeyi öğretmektedir.

"Ey yeryüzünü yayan, gökleri koruyan ve iyi ve kötü kalpleri fıtratı üzere yaratan Allah'ım!

En değerli rahmetini ve aşkın bereketini kulun ve elçin Muhammed'e özgü kıl ki o kendinden önce gelip geçen peygamberlerin sonuncusu, kilitlenmiş şeyleri açan, Hakkı hak ile aşikar kılan, batıl ordularını bertaraf eden, sapıkların saldırısını bozguna uğratandır.







(Allah'ım o ki) ağır peygamberlik yükünü yüklendi. Emrinle kıyam etti, hoşnutluğunu elde etmek için geniş çapta çalıştı, Bu hususta ilerlemekten geri kalmadı. Azminde bir gevşeme olmadı. Vahyini kaydetti, ahdini korudu, emrini uyguladı.

Ta ki ateşini yaktı, sapık karanlık yolda yürüyenler için hak yolu aydınlattı. Günah ve fitne bataklığına batmış gönüller onunla hidayete erdi.

Apaçık nişaneleri ve dini hükümleri (toplumda) ikame etti. Güvenilir eminin, gizli ilminin hazinesi, hesap gününün tanığı, hak üzere gönderdiğin ve insanlara elçin de O'dur.

Allah'ım (rahmet ve ihsan) gölgende ona geniş, ferah bir yere ver, fazlından kat kat hayırlar nasip et, Allah'ım onun binasını (önceki) bina yapanların binasından (onun dinini, önceki dinlerden) yüce kıl, nezdinde derecesini değerli kıl.

Nurunu tamamla, risaletini kabulüne karşılık olarak tanıklığını kabul et. Adalet mantığının sahibi ve hak-batılı ayıran pey­gamberin sözünü makbul, rızana uygun kıl.

Allah'ım yaşamı iyi, nimetleri ebedi, arzu ve istekleri makbul, istekleri lezzetli, huzuru çok, dinlenme merkezi ve iyi mükâfatları olan yurtta, bizi onunla bir araya getir." Nehc'ul Belaga 69-72 Hutbe

Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar

Deprem, öncesinde hazırlık yapılması ve anında doğru reflekslerin gösterilmesi gereken en kritik doğal afetlerden biridir. Sarsıntı başladığında ilk birkaç saniye içinde verilen kararlar, hayati önem taşır

24.09.2026 13:01:00
Hasan Gündoğdu
 
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Deprem anında yapılması gerekenler

Sarsıntı başladığı anda temel amaç, baş ve boyun bölgesini korumak ve ezilme riskini en aza indirmektir.

Çök - Kapan - Tutun Pozisyonunu Alın: Güvenli bir nesnenin (sağlam bir masa, çelik çamaşır makinesi veya dayanıklı bir koltuk) yanında diz çökün. Başınızı ve boynunuzu kollarınızla koruyacak şekilde kapanın ve sarsıntı bitene kadar sabit bir nesneye sıkıca tutunun.

Olduğunuz Yerde Kalın: İç mekândaysanız içeride kalın. Sarsıntı sırasında koşmak, merdivenlere yönelmek veya dışarı çıkmaya çalışmak düşme ve yaralanma riskini artırır.






Yatakta Yakalandıysanız Başınızı Koruyun: Eğer yataktaysanız ve üzerinize düşecek ağır bir nesne (raf, avize vb.) yoksa yatakta kalın, yüzüstü yatıp başınızı yastıkla kapatın.

Açık Alandaysanız Güvenli Bölgeye Geçin: Binalardan, elektrik direklerinden, ağaçlardan ve istinat duvarlarından uzak, açık bir alanda sarsıntının geçmesini bekleyin.

Araç Kullanıyorsanız Sağa Çekip Durun: Trafiği engellemeyecek şekilde aracı güvenli bir yere çekin, motoru durdurun ve araç içinde sarsıntının bitmesini bekleyin. Binaların, köprülerin, viyadüklerin veya üst geçitlerin altına ya da üstüne park etmeyin.

Asansördeyseniz İlk Kat Butonuna Basın: Eğer hareket halindeki bir asansördeyseniz durabileceği ilk kat butonuna basarak asansörü terk edin.






Deprem Anında Yapılmaması Gerekenler

Sarsıntı anındaki panik, yanlış davranışlara yol açarak hayati risk oluşturabilir.

Balkon ve Pencerelerden Atlamayın: Sarsıntı sırasında panikle balkona çıkmak, pencereden atlamak veya asansöre yönelmek yaralanma ve ölüm vakalarının en büyük sebeplerinden biridir.

Merdivenleri ve Asansörleri Kullanmayın: Merdivenler binaların en hassas ve ilk çökebilecek kısımları arasındadır. Asansörler ise elektrik kesintisi veya mekanik sıkışma nedeniyle mahsur kalma riski taşır.






Kapı Eşiklerinde Durmayın: Eski mimari inanışların aksine, modern binalarda kapı eşikleri taşıyıcı özelliğe sahip değildir ve baş üzerine düşebilecek yükler açısından güvensizdir.

Kibrit, Çakmak veya Elektrik Anahtarı Kullanmayın: Deprem sonrası gaz kaçakları meydana gelebilir. Alev kaynakları kullanmak veya elektrik düğmelerine basmak patlamalara yol açabilir.

Telefon Hattını Gereksiz Yerde Meşgul Etmeyin: Acil durumlar dışında arama yapmayın; haberleşmeyi SMS veya internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları üzerinden sağlayarak acil hatları açık tutun.






Deprem Sonrası İlk Dakikalarda Ne Yapılmalı?

Sarsıntı tamamen bittikten sonra sakin kalıp hızlı adımlar atılmalıdır:

Kendinizi ve Çevrenizi Kontrol Edin: Önce kendi güvenliğinizi sağladığınızdan emin olun, ardından çevrenizdekilerin durumunu kontrol edin.

Gaz, Su ve Elektrik Vanalarını Kapatın: Olası ikincil felaketleri (yangın, su baskını vb.) önlemek için ana vanaları kapatın.

Acil Durum Çantasını Alarak Binayı Terk Edin: Önceden hazırladığınız deprem çantasını yanınıza alıp merdivenleri dikkatlice kullanarak binayı tahliye edin.

Toplanma Alanına Gidin: Önceden belirlenmiş mahalle toplanma alanına geçerek yetkililerin yönlendirmelerini bekleyin.

Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı

İstanbul Esenyurt'ta oto lastikçi dükkanında çıkan yangın, bitişikte bulunan 4 iş yeri ile bir yemek şirketine sıçradı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü

23.09.2026 07:00:00
İHA
 
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Yangın, Yeşilkent Mahallesi Nazım Hikmet Bulvarı üzerinde bulunan iş yerlerinde gece saat 2.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bitişik nizamda bulunan iş yerlerinden oto lastikçi dükkanında henüz bilinmeyen nedenle alevler yükseldi.






Alevler kısa sürede büyüyerek 4 dükkana daha ve bir yemek şirketine sıçradı. Alevleri fark eden mahalle sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine Esenyurt ve çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. 






Ekipler yoğun çaba sonucunda alevleri 2 saat içerisinde kontrol altına aldı. İş yerlerinde ve yemek şirketinde soğutma çalışması sürerken çevrede geniş güvenlik önlemi alındı.



























Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı

Uşak'ın Banaz ilçesinde alkol yüklü tırın bariyere çarpıp devrilmesi sonucu sürücü yaralanırken, tır alev aldı

22.09.2026 13:34:00
İHA
 
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Kaza, Afyonkarahisar-Uşak kara yolu Hamam Boğazı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, E.T. (34) idaresindeki 33 BFP 866 plakalı tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce bariyere çarptı, ardından devrildi.






Devrilen tır alev alırken, ihbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazöz sevk edildi. Devrilme sonucu yaralanan sürücü, 112 Acil Sağlık ekiplerince Banaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.






Kısa sürede büyüyen yangın tırın tamamını sararken, alevler yol kenarındaki otluk ve ağaçlık alana da sıçradı. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü.








Yangın nedeniyle Afyonkarahisar-Uşak ve Uşak-Afyonkarahisar istikametleri trafiğe kapatıldı. Tırın kaldırılması ve yol temizleme çalışmalarının ardından her iki istikamet yeniden ulaşıma açıldı.

Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.

Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"

Bölgede etkili olan şiddetli sağanak yağış sonrası meydana gelen heyelanda 3 katlı bir binanın altındaki toprak kütlesi koptu

19.09.2026 19:31:00
İHA
 
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Doğu Karadeniz genelinde dün akşam saatlerinde başlayan kuvvetli yağış bölgede hayatı olumsuz etkiledi. Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Merkez Mahallesi'nde aşırı yağışlar sonucu heyelan meydana geldi. Yamaçtan kopan dev toprak kütlesi, 3 katlı bir konutun alt kısmını boşaltarak yapının askıda kalmasına yol açtı.
 







Olay anında yaylada olduğunu ve haberi sonradan aldığını belirten ev sahibi Fatma Şimşek, "Dün akşam burada bir afet oldu, çok büyük bir yağmur yağdı. O an kimse bir şey duymadı. Evin altı tamamen koptu. Sabahleyin oğlum kalkıp çaya giderken evin dibinin çöktüğünü görmüş. Ben yayladaydım, beni aradığında şok oldum. Geldiğimde bu manzarayla karşılaştım" dedi.








Sabah saatlerinde çay biçmek için uyanan eşinin durumu fark etmesiyle dışarı çıktıklarını dile getiren Ayşe Şimşek ise "Sabah saat 05.00-05.30 sularıydı. Eşim çay biçmeye gitmek için kalkmıştı. Çocuğun üzerini örttükten sonra dışarıdaki yağmura bakmak için camdan başını uzattı. Toprağın kaydığını görünce hemen yanıma gelip 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı. Çocukları alelacele alıp panikle kendimizi dışarı attık" ifadelerini kullandı.
 







Önce muhtarı daha sonra AFAD'a durumu bildirdiklerini sözlerine ekleyen Ayşe Şimşek, "Ekipler binanın temelinde içeriye doğru bir çökme olmadığını, yağıştan dolayı zeminin daha fazla zarar görmemesi için kopan alana branda (naylon) serilmesi gerektiğini belirttiler. Şu an için tahliye kararı verilmedi ancak yağış durup hava açtığında ekipler daha kapsamlı bir teknik inceleme için tekrar gelecek" diye konuştu.

Bursa'da siyah incirlerin saklandığı soğuk hava deposunda yangın

Bursa'nın Yenişehir ilçesinde bulunan soğuk hava deposunda yangın çıktı. İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sürüyor

19.09.2026 19:11:00 / Güncelleme: 19.09.2026 19:41:58
İHA
 
Bursa'da siyah incirlerin saklandığı soğuk hava deposunda yangın
Bursa'da siyah incirlerin saklandığı soğuk hava deposunda yangın
Edinilen bilgiye göre, saat 16.00 sıralarında Karaköy Mahallesi'nde, ihracata yönelik Bursa'nın meşhur siyah incirlerinin saklandığı soğuk hava deposunda henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.






Olay yerine Bursa Büyükşehir Belediyesine bağlı çok sayıda itfaiye aracı sevk edildi. Siyah dumanlar kentin birçok noktasından görülürken, yangını söndürme çalışmaları sürüyor.




















Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası

Bursa'da 192 yıllık tarihi binanın restorasyonunda çalışan işçi, kolunu iş makinesine kaptırarak yaralandı

19.09.2026 12:09:00
İHA
 
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'nın Mudanya ilçesinde 192 yıl önce Rum Ortodoks Kilisesi olarak inşa edilen, 1993 yılında Mudanya Belediyesi tarafından onarılıp Uğur Mumcu Kültür Merkezi haline getirilen tarihi yapının şimdiki restorasyonu sırasında iş kazası meydana geldi. Çalışma sırasında kolunu iş makinesine kaptıran H.Ç. yaralanırken, olayla ilgili polis ve olay yeri inceleme ekipleri çalışma başlattı.






Olay, saat 11.00 sıralarında Mütareke Mahallesi Mustafa Kemal Paşa Caddesi üzerinde bulunan Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tarihi binadaki restorasyon çalışmaları sırasında işçi H.Ç., çalıştığı esnada kolunu iş makinesine kaptırdı.








H.Ç.'nin yaralandığını gören çalışma arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan H.Ç., ambulansla Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.








İş kazasının ardından olay yerine polis ekipleri ile olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Ekipler, restorasyon çalışmalarının sürdüğü alanda inceleme yaparak kazanın meydana geldiği noktada gerekli tespitlerde bulundu.








1834 yılında inşa edilen ve yaklaşık 192 yıllık geçmişe sahip Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde restorasyon çalışmalarının Mudanya Belediyesi tarafından yürütüldüğü öğrenildi.
Polis ekipleri, kazanın meydana geliş şeklinin belirlenmesi amacıyla inceleme başlatırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Dünyanın en tehlikeli yolu doğa tutkunlarını ağırlıyor


 
Bayburt'ta alternatif turizm arayanların rotasında yer alan Doğu Karadeniz'deki Soğanlı Dağları, yaylaları, dereleri, gölleri ve dik yamaçlarıyla ziyaretçilerine her mevsim görülmeye değer manzaralar sunuyor.
 

19.09.2026 01:20:00
AA
 
Dünyanın en tehlikeli yolu doğa tutkunlarını ağırlıyor
Dünyanın en tehlikeli yolu doğa tutkunlarını ağırlıyor

Doğa sporlarına elverişli Soğanlı Dağları, yılın belirli dönemlerinde kamp, yürüyüş ve tırmanış tutkunlarını ağırlıyor. 3 bin metre rakımlı Soğanlı Dağları'nın zirveleri, Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon başta olmak üzere ülkenin dört bir yanından doğa tutkunları ve dağcıların ilgisini çekiyor. Günübirlik turlarla bölgeye gelen ziyaretçiler, doğa gezisine katılıyor.







Dünyanın en tehlikeli yolu orada

Gümüşhane Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (GÜDAK) ile Gümüşhane İzcilik Doğa ve Spor Kulübü işbirliğinde düzenlenen geziye ülkenin dört bir yanından katılan 75 kişi, son yıllarda Bayburt Valiliğince yürütülen tanıtım çalışmalarıyla kentte ekoturizm kapsamındaki en önemli rotalardan biri haline gelen Soğanlı Dağları'nın eşsiz manzarasında rehberler eşliğinde önce dünyanın en tehlikeli yolu olarak bilinen Derebaşı Virajları'na daha sonra ise Kırklar Mescidi'ne 18 kilometrelik yürüyüş gerçekleştirdi. Zorlu geçen yolculuğun sonunda zirveye ulaşan grup, bölgenin eşsiz güzelliğini fotoğrafladı.
GÜDAK üyesi Fatma Cebeci, önce dünyanın en zorlu virajları arasında gösterilen Derebaşı'nı, daha sonra da kentin en yüksek noktalarından birindeki Kırklar Mescidi'ni görme fırsatı bulduklarını söyledi.







Denizi bile gördüler

Yaklaşık 18 kilometrelik parkur boyunca güzel manzaralarla karşılaştıklarını anlatan Cebeci, son derece etkileyici kareler yakalama imkanı bulduklarını ifade etti. Cebeci, çok güzel yaylaları, dağları fotoğrafladıklarını dile getirerek, "Çok uzaktan denizi görebilme imkanımız oldu. Bu yüzden son derece etkileyici kareler yakalama imkanı bulduk. Bu coğrafya bu anlamda özel bir konumda. Hem Derebaşı Virajları hem de Kırklar Mescidi kesinlikle görülmesi gereken bir yer. O yüzden bütün doğaseverleri Bayburt'a bu güzellikleri görmeye davet ediyoruz" dedi.

Ali Kahraman da çok güzel bir rotada yürüyüş gerçekleştirdiklerini, parkurun çok daha fazla doğasever tarafından keşfedilmesi gerektiğini ifade etti. Doğaseverlerden İrem Yasa ise Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun iklimsel olarak ayrıldığı bir coğrafyada çok güzel bir etkinlik yaptıklarını kaydetti.

Yasa, zaman zaman zorlu ve uzun süren yürüyüş boyunca birçok güzellikle karşılaştığını, eylül olmasına rağmen bölgede buzul parçalarını görebilme fırsatı bulduklarını anlattı.
Ceylan Vargün de güzel hava şartlarında keyifli bir etkinlik gerçekleştirdiklerini, bölgenin manzarasına hayran kaldıklarını belirtti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.