logo
25 EYLÜL 2026

İhracatcı finansman bekliyor

25.08.2001 00:00:00
 
Türkiye'nin ihracat seyrinde olumlu yönde gelişmeler gözlendiği, duraklamanın ardından yaşanan hareketlilik sonucunda Akdeniz İhracatçı Birlikleri'nin bu yılın 7 ayında ihracatını yüzde 7 artarak 992 milyon dolara çıkardığı açıkladı. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 927 milyon dolar idi. Akdeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri Şakir Sayarı, Türkiye'nin ihracatındaki olumlu gelişmelerde hükümetin bu yönde aldığı kararların henüz önemli bir etkisinin bulunmadığını söyledi. Baskı altında tutulan kurların dalgalanmaya bırakılmasının ihracatı olumlu etkilediğini belirten Sayarı, "Tek başına devalüasyonun ihracat artışı için yeterli destek olacağını düşünmek bizleri yanlış değerlendirmelere götürecektir" dedi.

"İhracatta kalıcı bir artış sağlamak, finansman temini sorununu çözümlemek ve mevcut engelleri kaldırmakla mümkündür" diyen Sayarı, bunun için de kamu yönetiminin sektöre biraz daha olumlu yaklaşmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Bakan Gürlek fon soruşturmasında son bilançoyu açıkladı

Milyarlarca liralık finansal manipülasyon ve dolandırıcılık iddialarıyla çalkalanan "fon soruşturması" kapsamında adli ve mali tedbirler en üst seviyeye çıkarıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yürütülen çok yönlü operasyonlarda bugüne kadar 45 şüphelinin tutuklandığını açıklarken, fon sahipleri ile yöneticilerinin mal varlıklarına el konulduğunu ve birinci derece yakınlarının varlıklarının dondurulduğunu duyurdu

25.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Bakan Gürlek fon soruşturmasında son bilançoyu açıkladı
Bakan Gürlek fon soruşturmasında son bilançoyu açıkladı
Türkiye sermaye piyasalarını sarsan ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi kapsamında yaptığı suç duyurularıyla başlayan devasa fon soruşturmasında son durum netleşti. Yaklaşık 455 bin yatırımcıyı doğrudan etkileyen ve milyarlarca liralık vurgun iddialarını barındıran süreçte, devletin adli ve mali mekanizmaları topyekûn harekete geçti.

Bakan Gürlek'ten güncel bilanço ve mali abluka

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinasyonundaki operasyonların güncel bilançosunu paylaştı. MASAK ve emniyet birimlerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarda toplam 76 şüpheliye adli işlem yapılırken, 45 kişi tutuklandı, 5 şüpheliye adli kontrol verildi ve 12 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Gözaltındaki 14 şüphelinin işlemleri ise sürüyor.

Soruşturma kapsamında fon yöneticileri ve sahiplerinin mal varlıklarına el konulurken, birinci derece yakınlarının hesapları donduruldu. Bakan Gürlek, asıl amaçlarının kaçırılan fonları geri getirerek mağdur vatandaşların haklarını karşılamak olduğunu vurgulayarak hukukun üstünlüğü vurgusu yaptı.

İş dünyasından isimler ve sosyal medya tedbirleri

Soruşturma sürecinde iş ve finans dünyasından holding patronları ile yöneticilerin de aralarında bulunduğu pek çok isim adliyeye sevk edilerek tutuklandı.

Öte yandan, piyasalarda panik yaratan paylaşımlar yaptığı belirlenen 246 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da yakından takip edildiği ifade ediliyor.

Erdoğan'dan ilk net 'Mekke Anlaşması' mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir" değerlendirmesinde bulundu

25.09.2026 18:30:00
AA
 
Erdoğan'dan ilk net 'Mekke Anlaşması' mesajı
Erdoğan'dan ilk net 'Mekke Anlaşması' mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'de yayın yapan Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na ilişkin başlıca hedefleri sorulan Erdoğan, dünyanın ciddi kırılmalardan geçtiğini belirtti.

Türkiye'nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı'nın devam ettiğini, güneyinde ve doğusunda da çatışmalar yaşandığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çatışmalar bölgemizin güvenliğini, ekonomisini ve istikrarını doğrudan etkiliyor. Böyle dönemlerde diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir. Türkiye olarak Genel Kurul'daki önceliğimiz, çatışmaların daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek, diplomatik kanalları açık tutmak ve tarafların yeniden müzakere zemininde buluşmasına katkı sağlamaktır. Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Orta Doğu'daki gerilimlere kadar ihtilafların bütün taraflarıyla temas kurabilen ve barış için inisiyatif alabilen bir ülkedir."

Dünyanın ağırlık merkezinin değiştiğini belirten Erdoğan, "Yeni güç merkezleri yükselirken, daha fazla ülke küresel karar alma süreçlerinde hak ettiği yeri talep ediyor. Birleşmiş Milletler, bu değişimin gerisinde kalmamalıdır. Güvenlik Konseyi'nin daha temsili, daha etkin ve daha hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Genel Kurul'un iradesinin daha güçlü biçimde karar süreçlerine yansıdığı, sorumluluğun daha adil paylaşıldığı bir uluslararası sistem için reform artık ertelenemez." ifadelerini kullandı.

Türkiye ile doğrudan sınırı bulunan İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş konusunda büyük bir belirsizlik söz konusu olduğu ifade edilerek, "ABD- İran ihtilafında her iki tarafa da barış yolunu izleme çağrısında bulundunuz. Ancak gerilim tırmanmaya devam ederken, mevcut küresel istikrarsızlığın çözümü için hangi adımları atmayı öngörüyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, gerilimi büyütecek adımlardan kaçınmak ve tarafları müzakere zemininde buluşturmak gerektiğini vurguladı.

Kalıcı çözümün ancak bu yolla mümkün olabileceğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"ABD, NATO'daki müttefikimizdir. İran, bizim komşumuzdur. Sayın (Donald) Trump'la son görüşmemizde de İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesi gerektiğini ifade ettim. İranlı muhataplarımızla da temas kanallarımız açıktır. Türkiye'nin önemli bir imkanı ihtilaf yaşayan taraflarla konuşabilmesidir. Bu imkanımızı da gerilimi düşürmek için kullanıyoruz. Bu temasların netice vermesi, bölgemizin güvenliği kadar küresel ekonomi açısından da önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan etkiliyor. Önceliğimiz çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmektir."

"Bölgemizde kalıcı istikrarı güçlendirmek istiyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın "ABD'nin güvenlik garantilerinden bağımsız olarak hem İran'a hem de İsrail'e karşı bölgesel caydırıcılığı tahkim etmeye yönelik bir adım" olarak değerlendirildiği belirtilerek yöneltilen, "Bu anlaşmanın verdiği mesaj ve stratejik önemi nedir? Ayrıca anlaşma, İran'ın veya Irak ve Yemen'deki müttefiklerinin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları karşısında Türkiye'nin müdahalede bulunması ihtimalini de beraberinde getiriyor mu?" sorusuna da yanıt verdi.

Erdoğan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir." görüşünü paylaştı.

Uzun zamandır bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi gerektiğini söylediklerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Güvenliğimizi tahkim etmek, caydırıcılığımızı artırmak ve bölgemizde kalıcı istikrarı güçlendirmek istiyoruz. Anlaşma, BM Şartı'nın 51'inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayanmaktadır. Anlaşma üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmetmektedir. Burada verilecek karşılığın mahiyeti, saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebilir. Bu ihtiyaç istihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabilir, tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri destek de gündeme gelebilir. Bunların nasıl hayata geçirileceğine ilgili siyasi ve askeri mekanizmalar dayanışmalar yoluyla karar verir. Dolayısıyla Irak'ta, Yemen'de veya başka bir yerde meydana gelebilecek her hadiseye bugünden otomatik bir askeri senaryo yazmak doğru olmaz."

"Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisinden sık sık övgüyle söz ettiği ve Türkiye'nin İran çatışmasına müdahil olmamasını da takdir ettiği, buna karşılık diğer NATO üyelerini yeterince müdahil olmadıkları gerekçesiyle eleştirdiği" belirtilerek, "Aranızdaki bu ilişki, Türkiye-ABD ilişkilerini daha ileriye taşımak açısından ne tür fırsatlar sunabilir? Örneğin, Beyaz Saray'ın İran'ın ticaret ortaklarına yönelik yaptırım tehditlerini hayata geçirmesi halinde mevcut tablonun değişebileceği konusunda herhangi bir endişe duyuyor musunuz?" sorusu yöneltildi.

Trump ile doğrudan ve açık konuşabildiği bir ilişkisi olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bunun Türkiye-Amerika ilişkileri ve hatta bölgemizdeki gelişmeler bakımından önemli bir imkan olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Son görüşmede İran meselesinden bölgesel güvenliğe, Gazze'den ikili ilişkilere kadar geniş bir gündemi doğrudan ele aldıklarını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Liderler arasında açık bir iletişim bulunduğunda, zaman zaman olabilecek görüş farklılıklarının yönetilmesi ve ortak çözüm yollarının üretilmesi de kolaylaşıyor. Türkiye ile ABD arasında uzun yıllara dayanan köklü ve çok boyutlu müttefiklik ilişkileri bulunuyor. Savunma sanayi, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere ciddi bir işbirliği pratiğimiz ve bunu daha da geliştirme potansiyelimiz bulunuyor. Bu nedenle böylesine güçlü temellere sahip ilişkilerimizi muhtemel senaryoları üzerinden konuşmayı da doğru bulmam. İran'la ABD arasındaki mevcut duruma dair Sayın Trump'la samimi bir diyaloğumuz var ve olası her türlü gelişmeyi de kendisiyle zamanı geldiğinde yine açık biçimde konuşuruz. Ancak şunu söyleyebilirim ki Türkiye egemen bir devlet olarak komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en dengeli ve olması gerektiği şekilde gözeterek hareket eder."

Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de yakın bir ilişkisi bulunduğu anımsatılarak, "Bazı İsrailli yetkililerin Türkiye'yi İran'ın ardından 'sıradaki tehdit' olarak nitelendirmeye başladığı bir dönemde, İsrail'in ABD yönetimi üzerindeki etkisi konusunda endişe duyuyor musunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum. Washington'daki muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri yönetimidir. Sayın Trump'la konuşmamız gereken bir konu olduğunda bunu kendisiyle doğrudan konuşuyoruz." yanıtını verdi.

İsrail yönetimiyle birçok konuda ciddi görüş ayrılıklarının olduğunun bilindiğini aktaran Erdoğan, "Son dönemde İsrail'de Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük hatalı bir söylem körükleniyor. Bu söylemin İsrail'deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu dili bölgesel barışa katkı sağlayan sorumlu bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Türkiye'nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti yoktur. İtirazımız, uluslararası hukuka aykırı gördüğümüz politikalara ve bölgemizde istikrarsızlığı derinleştiren adımlaradır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail'in son dönemde Suriye'ye yönelik saldırıları ve İsrail'in Yunanistan ile yaptığı savunma anlaşması gibi meseleler, İsrail-Türkiye arasındaki rekabette gerilimi artıran başlıklar olarak öne çıktı. Bu gerilimlerin askeri bir çatışmaya dönüşmesi ihtimalini öngörüyor musunuz? Böyle bir durum NATO açısından ne anlama gelir?" sorusunu da yanıtladı.

"Türkiye dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmaz." ifadelerini kullanan Erdoğan, Suriye konusunda yaklaşımlarının net olduğunu belirtti.

"Suriye'nin bütünlüğü" vurgusunu yapan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istiyoruz. Ülkenin yeniden ayağa kalkması, devlet kurumlarının güçlenmesi ve terörle mücadele kapasitesinin artması, bütün bölgemizin menfaatinedir. İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını da bu çerçevede değerlendiriyoruz. Şu nettir ki İsrail'in uluslararası hukuku ve yerleşik kuralları hiçe sayan saldırıları, Suriye'nin egemenliğine açıkça zarar veriyor ve bölgede istikrarın tesisini güçleştiriyor. Halbuki Suriye'nin istikrarı, İsrail dahil olmak üzere tüm bölgemizin barış ve gelişmesine katkı sağlayacaktır."

Türkiye'nin NATO içinde güçlü bir konumda olduğunu kaydeden Erdoğan, Yunanistan'ın veya başka bir ülkenin üçüncü devletlerle geliştirdiği ilişkilerin kendi tercihi olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Türkiye, her ikili ilişkiyi kendisine yönelmiş bir tehdit şeklinde okumaz. Bununla birlikte milli güvenliğimize, meşru haklarımıza ve çıkarlarımıza karşı atılacak adımları da yakından takip ederiz. Türkiye, NATO içerisinde güçlü bir konuma ve ağırlığa sahiptir. Varsayımsal bir askeri çatışmanın İttifak bakımından hangi sonuçları doğuracağını bugünden tartışmak yerine böyle bir ihtimalin ortaya çıkmasını önleyecek diplomasiye yoğunlaşmak daha doğru olur. Bölgemizde kalıcı güvenliğin yolu, gerilimi düşüren, caydırıcılığı tahkim eden, karşılıklı kuşatma anlayışını aşan ve uluslararası hukuku esas alan 360 derece güvenlik anlayışı temelinde şekillendirilmiş müttefiklik ilişkileri ve bölgesel ortaklıklar üzerine inşa edilmiş bir güvenlik mimarisinden geçiyor."

"Terörsüz Türkiye stratejik bir hedef"

"Suriye'deki gerilimlere rağmen PKK'nın feshedilmesi de dahil olmak üzere Türkiye'nin çıkarları açısından bu alanda bir dizi olumlu gelişmeye tanıklık ettik. Bu gelişme, Türkiye'nin milli güvenliği açısından ne anlam ifade ediyor? Ayrıca, ABD veya İsrail'in Kuzey Irak'ta, bazıları PKK ile tarihi bağlara sahip İranlı Kürt muhalif hareketleri desteklemeye yönelik olası girişimleri konusunda endişe duyuyor musunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "Terörsüz Türkiye"nin ülke için takvim meselesinden öte stratejik bir hedef olduğunun altını çizdi.

On yıllardır can alan, kaynakları tüketen, Türkiye'nin ve bölgenin kalkınmasının önünde engel oluşturan terör meselesini kalıcı biçimde gündemden çıkarmak istediklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"PKK'nın fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararları bu bakımdan önemli bir eşik olarak görüyoruz ancak asıl olan, alınan kararların sahada eksiksiz uygulanmasıdır. Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve bu sürecin devletimizin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerekiyor. Suriye'deki gelişmeleri de aynı anlayışla takip ediyoruz. Oradaki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi, Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin tahkimi açısından zaruridir. Bu sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini, Kürtler dahil bütün Suriye halkının kendisini daha emniyetli, daha özgür ve daha müreffeh hissedeceği bir düzenin kurulmasını destekliyoruz. Suriye'nin birliği güçlendikçe bölgemizin güvenliği de güçlenecektir.

İran'daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK'ın ortaya çıkan şartlardan faydalanma girişimlerini de yakından takip ediyoruz. İran'ın iç meseleleri dış müdahalelerden uzak biçimde, İran halkı tarafından çözülmelidir. Etnik ve mezhebi fay hatlarının harekete geçirilmesi, İran'ı ve bütün bölgemizi uzun süreli bir istikrarsızlığa sürükler. Buna müsaade edilmemelidir."

"Türkiye'nin ölçüsü etnik kimlik değil terör, şiddet ve milli güvenliğimize yönelik tehdittir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kürtler, bizim kardeşlerimiz. Bin yıldır beraber, iç içe yaşıyoruz. Sevincimiz de bir. Her zaman söylüyorum: Kürtler, Araplar ve Türkler olarak etle tırnak gibiyiz. Kürt kardeşlerimizin huzurunu, güvenliğini ve refahını terör örgütlerinin veya dış güçlerin hesaplarından ayrı tutuyoruz. Türkiye'nin ölçüsü etnik kimlik değildir, terör, şiddet ve milli güvenliğimize yönelik tehdittir. Bölgemizde hiçbir topluluğun başka ülkelerin vekalet savaşlarında kullanılmasına müsaade edilmemesi gerektiğine inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına katkı sağlamaya hazırdır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna Savaşı hatırlatılarak, "NATO'nun en büyük ikinci ordusunun Başkomutanı olmanızın yanı sıra Başkan Putin ile iletişimi sürdüren bir lider olarak, Avrupa'da daha geniş çaplı bir çatışmaya doğru muhtemel bir tırmanıştan endişe duyuyor musunuz? Türkiye'nin barışın tesisi için arabuluculuk konusunda halen oynayabileceği bir rol olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine, bu savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini göz ardı etmediklerini vurguladı.

Avrupa'da gündeme gelen sabotaj ve hibrit faaliyet iddialarının da mevcut güvenlik ortamının hassasiyetini artırdığını belirten Erdoğan, "Bu süreçte sağduyuyla hareket etmek, iddiaları sağlam deliller üzerinden değerlendirmek ve gerilimi daha da tırmandıracak adımlardan kaçınmak gerekiyor. Türkiye olarak önceliğimiz, savaşın yeni ülkeleri içine çeken bir çatışmaya dönüşmesinin önüne geçmektir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki tutumunun 4 yılı aşkın süredir değişmediğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takasları, her iki tarafla konuşabilmemizin ortaya çıkardığı somut neticelerdir. Türkiye, NATO'nun güçlü bir müttefikidir. Aynı zamanda Sayın Putin'le ve Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabiliyoruz. Bunda bir çelişki görmüyorum. Arabuluculuk yapabilmek için ihtilafın her iki tarafıyla da konuşabilmeniz gerekir. Sayın Putin'le Bişkek'te yaptığımız son görüşmede de barışın sağlanması için Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu açık biçimde ifade ettim.

Bugün üzerinde hassasiyetle durduğumuz meselelerden biri Karadeniz'in güvenliğidir. Sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması için taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı biçimde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Savaş uzadıkça insani, ekonomik ve siyasi maliyet büyüyor. Gerekli siyasi irade ortaya konulduğunda Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazırdır."

"Türkiye'ye 'Batı mı, Doğu mu?' şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz"

"Jeopolitik eğilimlerin de değişmesiyle birlikte, yeni güç merkezlerinin ortaya çıktığı, giderek daha çok kutuplu hale gelen bir dünyanın doğuşuna tanıklık ediyoruz. Türkiye'yi bu yeni dönemde nasıl yönlendirmeyi, Çin de dahil olmak üzere Batılı ve Doğulu güçlerle ilişkilerde nasıl bir denge gözetmeyi ve ülkenizin bölgede ve ötesinde istikrarlı ve etkili bir konuma sahip olmasını nasıl sağlamayı planlıyorsunuz?" sorusuna Erdoğan, "Türkiye'ye 'Batı mı, Doğu mu?' şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz." yanıtını verdi.

NATO Ankara Zirvesi'ne ev sahipliği yaptıklarını anımsatan Erdoğan, "NATO'daki güçlü konumumuzu tahkim ederken Türk Devletleri Teşkilatındaki işbirliğimizi derinleştiriyor, İslam İşbirliği Teşkilatında aktif sorumluluk üstleniyor, diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Örgütüyle ilişkilerimizi ilerletiyor, G20, D-8 ve diğer çok taraflı platformlarda da etkinliğimizi artırıyoruz. Nitekim bunun son örneği olarak ASEAN'la işbirliğimizi 'Diyalog Ortaklığı' seviyesine yükselttik." ifadelerini kullandı.

Bunun yanında bölgesel sahiplenme anlayışı temelinde tesis ettikleri yeni işbirliği mekanizmalarıyla, diğer ülkelerle ilişkileri daha da geliştirerek hem coğrafyada istikrar ve refahı teşvik ettiklerini hem de ortak güvenliği ve caydırıcılık kapasitelerini tahkim ettiklerini belirten Erdoğan, "Hakeza Mekke Ortak Savunma Anlaşması da bölge ülkeleriyle ortaklaşa biçimde hayata geçirmekte olduğumuz bu vizyonumuzun yakın zamandaki en müstesna örneğini teşkil etmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'nin müstesna konumu, çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politika yürütmemizi tabii kılıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin ile ticareti, yatırımları ve bağlantısallığı geliştirmek istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu doğrultuda Türkiye, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor'un küresel lojistik ve ticarette daha büyük bir rol üstlenmesini önemsemekte ve TRIPP gibi hem bölge açısından stratejik vizyon sunan hem de Orta Koridoru daha da kuvvetli kılacak girişimleri desteklemektedir. Aynı zamanda Basra Körfezi'ni Türkiye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi'ni Irak'la birlikte hayata geçirmekte, bir yandan da Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'a yeni bir demir yolu ve kara yolu bağlantısallık vizyonunu ortaya koymaktadır.

Türkiye'nin Doğu ile Batı arasındaki müstesna konumu, çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politika yürütmemizi tabii kılıyor. Biz, milli menfaatlerimizi, bölgesel istikrarı ve küresel barışı birlikte gözetiyor, köklü ittifaklarımızı muhafaza ederken yeni ortaklıklar kuruyor, gerektiğinde farklı güç merkezlerini aynı masa etrafında buluşturuyoruz. Türkiye'nin istikameti açıktır: Kendi iradesiyle hareket eden, bölgesinde istikrarı tahkim eden ve küresel meselelerde söz ve sorumluluk sahibi güçlü bir ülke olarak bu çizgiyi kararlılıkla sürdürmek."

MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler

Adalet Bakanı Akın Gürlek, MASAK'ın Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yürütülen casusluk soruşturmasında 22 şüpheli hakkında işlem başlatıldığını duyurdu. Koruma sistemini devre dışı bırakarak Cumhurbaşkanı ve bakanları sorgulayan FETÖ bağlantılı şebekeye ait iki şirkete el konulurken, 3 eski MASAK başkanı da ifadeye çağrıldı

25.09.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler
MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) altyapısına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Başkan Yardımcısı Faruk Eliyeyioğlu'nun da olduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

İstanbul merkezli operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alınırken, yurt dışındaki 16 kişi için yakalama kararı çıkarıldı.

Koruma sistemi kapatıldı ve veriler sorgulandı

2012-2018 yıllarında Entegre Mali İstihbarat Sistemi'nde (EMİS) usulsüzlükler tespit edildi. FETÖ'nün bilişim yapılanmasının, üst düzey siyasilerin verilerini koruyan "Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler Listesi"ni (PEP) devre dışı bıraktığı belirlendi.

Bu sayede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanların mali verilerinin illegal olarak sorgulandığı saptandı. İz bırakmamak için sistem log kayıtlarının silindiği veya tutulmadığı anlaşıldı.

Konunun hassasiyetine dikkat çeken Adalet Bakanı Gürlek, bu durumun kritik mali altyapılara sızıldığını gösteren ciddi bir tablo olduğunu vurguladı

Şirketlere kayyum atandı ve eski başkanlar çağrıldı

Yazılımı geliştiren AGMLAB A.Ş. ve MRD A.Ş.'nin mahrem yapılanmalarla bağı belirlenerek bu şirketlere TMSF kayyum olarak atandı. Ayrıca 2012-2018 döneminde görev yapan eski MASAK başkanları Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli ifadeye çağrıldı.

Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, İnterpol tarafından 6 ayrı dosyada kırmızı bültenle aranan şüpheli yakalandı

 

25.09.2026 10:36:00
Anadolu Ajansı
 
Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı
Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) şube müdürlükleri ekiplerince aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma gerçekleştirildi.

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, İnterpol Genel Sekreterliğince 6 ayrı dosyada "organize suç örgütü içerisinde yer almak" ve "uyuşturucu madde ticareti" suçlarından kırmızı bültenle aranan T.A.E. yakalandı.

Şüpheli hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan adli işlem yapıldı.

T.A.E, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.

Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen, gayrimenkul edinimi yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan yabancılara yönelik usulsüz işlemlerin incelendiği soruşturma kapsamında gözaltına alınan 74 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

25.09.2026 06:00:00
İHA
 
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, yabancı uyruklulara yapılan bazı gayrimenkul satışlarının gerçeği yansıtmadığı tespit edildi.

İncelemelerde, Türk vatandaşlığının kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığı, gayrimenkul alım satım işlemlerinin ise aracı şirketler veya satıcıların mali kaynakları kullanılarak yanıltıcı şekilde gerçekleştirildiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında usulsüz işlemler sonucunda 1070 yabancı uyruklu kişinin Türk vatandaşlığı kazandığı, işlemlerin toplam 72 milyon 250 bin dolar tutarında olduğu tespit edildi. Gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenlendiği ve bu yöntemle haksız menfaat temin edildiği de belirlendi.

26 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alınan 74 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık işlemleri sonrası mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Bodrum Liman Başkanı tutuklandı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde düzenlenen rüşvet operasyonunda gözaltına alınan Liman Başkanı tutuklandı, diğer zanlı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

24.09.2026 20:05:00
Anadolu Ajansı
 
Bodrum Liman Başkanı tutuklandı
Bodrum Liman Başkanı tutuklandı

Bodrum Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Büro Amirliğine başvuran acente sahibi T.Ş, Rus bir iş insanına ait lüks yatın ilçeye her girişinde Liman Başkanı T.A'nın kendisinden 2 bin avro talep ettiğini öne sürdü.

T.Ş. müracaatında, yatın 2026 yılı yaz sezonunda ülkeye 6 kez giriş yapması nedeniyle T.A'nın toplam 12 bin avro istediğini, işlemlerin aksamaması için ödemeyi kabul ettiğini belirtti.

Şüpheli T.A'nın geçmişte çocuğunun sünnet masraflarını da kendisine karşılattığını ileri süren T.Ş, 2025'te ise yönlendirildiği bir tekneden aldığı 500 bin lirayı Liman Başkanlığı personeli Ö.Ç'nin evine götürerek T.A'ya ilettiğini iddia etti.

Şikayet üzerine nöbetçi cumhuriyet savcısının talimatıyla sulh ceza hakimliğinden alınan teknik ve fiziki takip kararı doğrultusunda ekipler harekete geçti.

Müşteki T.Ş'nin seri numaraları tespit edilen paralarla T.A'nın makam odasına girerek teslimat yapmasının ardından düzenlenen operasyonda, Liman Başkanı T.A. yakalandı. Olayla iltisaklı olduğu değerlendirilen Bodrum Liman Başkanlığı çalışanı Ö.Ç. de ekiplerce gözaltına alındı.

Şüphelilerin iş yerleri, ikametleri ve araçlarında yapılan aramalarda 66 bin 280 avro, 440 pound, 660 dolar, 52 bin 200 lira ele geçirildi.

Aramalarda 9 mm çapında 1 ruhsatsız tabanca, 138 tabanca fişeği, 4 kesici alet ile 8 dijital materyale el konuldu.

Gözaltındaki şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlılardan Liman Başkanı T.A, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı, Ö.Ç. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Olay

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Bodrum Büro Amirliği ekipleri, dün akşam saatlerinde Bodrum Liman Başkanlığında rüşvet iddiaları üzerine bir süre teknik ve fiziki takip yürütmüş, şüpheliler T.A. ve Ö.Ç. ekiplerce yakalanmıştı. 

Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

24.09.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
 Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi
 Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20’si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi
Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında gözaltına alınan 25 şüpheliden 20'si tutuklandı. 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı.

20 Eylül'de düzenlenen dördüncü dalga operasyonda gözaltına alınan 25 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. 

Savcılık sorguları ardından 22 şüpheli tutuklama, 3 şüpheli adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

20 şüpheli tutuklanırken, 5 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.

Örgüte yönelik soruşturma; yolsuzluk, kara para aklama, yüksek sermayeli şirketler üzerinden olağan dışı nakit hareketi oluşturma suçlamalarıyla yürütülüyor.

SORUŞTURMA HAKKINDA BİLİNENLER

Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, soruşturmanın dini faaliyetlerle ilişkisinin bulunmadığının altını çizmişti.

Başsavcılığın açıklamasında da soruşturmanın şüpheli mali işlemler üzerinden yürütüldüğü belirtilmişti. Suç örgütü adı verilen yapıyla mali ve ticari bağlantıları bulunduğu değerlendirilen 32 şirket tespit edilmişti.

Bunlar arasında Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası ve Verona Ev Tekstil gibi inşaattan gıdaya, kuyumculuktan, denizcilik ve eğitime farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketler yer aldı.

Yurt dışına büyük miktarlarda para transferi yapıldığı da iddia edilirken MASAK incelemelerinde, 100 milyar TL'yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edildi.

İLK DALGA OPERASYON

Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik soruşturmada gözaltına alınan Alihan Kuriş ve beraberindeki 32 şüpheli hakkında tutuklama kararı verilmişti. Kuriş soruşturmasında gözaltına alınan şüpheliler, 16 Ağustos sabahı adliyeye sevk edilmişti. Mahkeme aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 şüpheliden 32'sini tutuklamıştı.

Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor

Adalet Bakanlığı tarafından 175 ağır ceza merkezi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen yazıyla adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kurulacağı bildirildi

24.09.2026 14:17:00
İHA
 
Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor
Adliyelerde "Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları" kuruluyor
Dijital suçlarla mücadelede yeni yapılanma

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, siber alanda suçla mücadelenin daha hızlı, etkin ve koordineli hale getirilmesi amacıyla adliyelerde yeni büroların kurulacağı belirtildi. Çocukları ve gençleri suça, şiddete ve istismara yönlendiren; vatandaşların özel hayatını, kişilik haklarını, can ve mal güvenliğini hedef alan dijital içeriklere karşı adli kapasitenin güçlendirileceği ifade edildi.

Suç içerikleri yakından izlenecek

Yeni yapılanmayla dijital mecralardaki suç içerikleri ve suça teşvik eden faaliyetlerin uzmanlaşmış Cumhuriyet savcılarınca yakından izleneceği bildiren Bakan Gürlek, bu kapsamda şüphelilerin tespiti, gerekli adli işlemlerin başlatılması ve hukuka aykırı içeriklere müdahale süreçlerinin daha hızlı yürütülmesinin amaçlandığını kaydetti.

Dezenformasyonla mücadelede koordinasyon güçlendirilecek

Gürlek, kamuoyunu kasıtlı şekilde yanıltan, toplum huzurunu ve kamu düzenini bozmaya yönelik suç niteliğindeki dezenformasyon faaliyetleriyle mücadelede kurumlar arası koordinasyonun güçlendirileceğini ifade etti. Adalet Bakanlığının, çocukları koruyan, vatandaşların haklarını güvence altına alan, kamu düzenini ve hukukun üstünlüğünü dijital alanda da hâkim kılan adalet anlayışıyla çalışmalarını sürdüreceği ifade edildi.

Jeoloji mühendisi Çelik: "Depreme karşı çözüm yüksek katlardan vazgeçmek"

Jeoloji mühendisi Fahri Çelik, depreme karşı en etkili önlemin yüksek katlı yapılardan vazgeçerek düşük katlı ahşap ve çelik yapılara dönmek olduğunu söyledi

24.09.2026 13:32:00 / Güncelleme: 24.09.2026 13:34:45
İHA
 
Jeoloji mühendisi Çelik: "Depreme karşı çözüm yüksek katlardan vazgeçmek"
Jeoloji mühendisi Çelik: "Depreme karşı çözüm yüksek katlardan vazgeçmek"
Jeoloji mühendisi Fahri Çelik, bugün meydana gelen depremin ardından açıklamada bulundu. Çelik, tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, bir daha böyle bir afetin yaşanmamasını temenni etti. Depremin ne zaman olacağının kimse tarafından bilinemeyeceğini belirten Çelik, bu nedenle vatandaşların korkuya kapılmaması gerektiğini söyledi. Çelik, depreme karşı alınabilecek önlemlere ilişkin şunları kaydetti:

"İnsanoğlu ölüm dışında her şeye çözüm üretmiştir. Devletimiz ve mühendislerimiz elektriğe çözüm buldu, bugün elektrik kimseyi çarpmıyor. Biz jeoloji mühendisleri ve bilim adamları olarak depreme de çözüm bulmak zorundayız."



Çelik, çözümün düşük katlı ve dayanıklı yapılara geçişten geçtiğini vurgulayarak, "Kesinlikle yüksek katlı yapılardan vazgeçmemiz gerekiyor. İki, üç katlı ahşap ve çelik evlere dönmemiz lazım. Türkiye'de ortalama 20 yılda bir büyük deprem yaşıyoruz. Bu süreyi dikkate alarak yapılaşmamızı buna göre planlarsak, Allah'ın izniyle depremlerde can kaybı yaşanmaz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin farklı sismik bölgeleri olduğunu dile getiren Çelik, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinde meydana gelebilecek bir depremin geniş bir alanı etkileyebileceğini belirtti.

Çelik, yüksek katlı yapılara karşı mücadelesini sürdüreceğini sözlerine ekledi.

2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı

ÖSYM Başkanlığınca 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Sınavı'na giriş belgeleri erişime açıldı

 

24.09.2026 12:44:00
Anadolu Ajansı
 
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Sınavı'na (2026-KPSS Ön Lisans) giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 4 Ekim'de uygulanacak KPSS Ön Lisans Sınavı'na katılacak adayların, sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden TC kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

2026-KPSS Ön Lisans Sınavı için adaylar, 4 Ekim'de saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.