İlim verilenlerden maksat kimdir?
İsa b. Abdullah el-Kuraşî şöyle rivayet eder: “Ebu Hanife, İmam Câfer’in yanına geldi.
04.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İsa b. Abdullah el-Kuraşî şöyle rivayet eder: "Ebu Hanife, İmam Câfer'in yanına geldi.
İmam, "Ey Ebu Hanife, duydum ki kıyas yapıyormuşsun, bu doğru mu?" diye sordu.
Ebu Hanife "evet" dedi.
İmam buyurdu ki: "Kıyas yapma, çünkü ilk kıyas yapan kişi, 'Beni ateşten, onu balçıktan yarattın' diyen İblis'tir. İblis, ateşle balçık arasında kıyas yapmıştır. Eğer Adem'in nuranîliğini, ateşin nuranîliği ile karşılaştırsaydı, iki nur arasındaki üstünlük farkını anlardı. Birinin diğerinden daha berrak olduğunu görürdü."

Aynı mânâdaki bir başka rivayette ise İmam Câfer şöyle diyor:
"İblis, eğer Allah'ın Adem'i yarattığı özü ateşle kıyaslasaydı, bunun ateşten çok daha aydınlık ve nur saçan bir şey olduğunu görecekti."
İmam, kendisinden ilim öğrenmek için medresesine gelen insanları da kıyastan men ediyordu.
Davud b. Sarhan diyor ki:
"İmam Sâdık şöyle buyurdu: Bazen birine bir hadis söylüyor ve onu Allah'ın dininde cedel, niza ve kıyas etmekten men ediyorum. Ama o benim yanımdan gider gitmez, benim sözümü maksadımın aksine tevil ediyor."

İmam Câfer'in oğlu İmam Musa Kâzım da kıyas konusunda aynı düşünceye sahiptir. Kıyas konusunda şunları söyler: "Sizin kıyasla ne işiniz olabilir? Sizden önce helak olanlar bu kıyas yüzünden helak oldular"
Ardından şunları ekledi: "Karşınıza, hakkında bilgi sahibi olduğunuz bir mesele çıkarsa bildiklerinizi söyleyin. Bilmediğiniz bir şey çıkarsa karşınıza -İmam elini ağzına götürerek- susun."

Ebu Şeybe şöyle rivayet eder:
"Câfer-i Sâdık'ın şöyle dediğini duydum: İbn Şubrume'nin ilmi "el-Camia" karşısında zâyi oldu. Bu kitap Resullah'ın dikte etmesi ve Ali'nin el yazısıyla hazırlanmıştı. Bu kitap kimseye söyleyecek bir söz bırakmamıştır. Bu kitapta helal ve haramların bilgisi vardır.
Kıyas taraftarları ise kıyasla bilgiye ulaşmak istiyorlar. Ancak, bu onlara haktan uzaklaşmaktan başka bir katkı sağlamaz. Kıyas yöntemiyle Allah'ın dininde doğruya ulaşılmaz." (İbn Şubrume Kûfeli bir şairdir. Mansur tarafından Kûfe kadılığına atanmıştı)
İmam, burada Ehl-i Beyt İmamlarının elinde olan ve Hz. Ali tarafından kaleme alınmış olan "el-Camia" kitabının tek başına ilim açısından kâfi olduğunu ifade ediyor. Ve "Bu kitap kimseye söyleyecek söz bırakmadı" diyor.

İmam Câfer'e göre, Allah'ın Kitabı ve Resulûllah'ın Sünnet'inde her şey mevcuttur. Ancak bunu bilmek için Kur'an ilmine vâkıf olmak gerekir. Bu ilme vâkıf olanlar da seçilmiş İmamlardır. Dolayısıyla, İmamların bilgisine başvurmadan din doğru anlaşılamaz.
İsmail b. Câfer, İmam'ın şöyle dediğini rivayet ediyor:
"Allah'ın Kitabı'nda sizden öncekilerin haberi, sizden sonrakilerin bilgisi ve sizin aranızda yaşanan meselelerin çözümü yer alır. Bunları da biz biliriz."
"İlimde derinleşenler (er-Rasihun fil ilm) Emirü'l-mü'minin Ali ve O'ndan sonraki İmamlardır."
"İlimde derinleşenler biziz ve Kur'an'ın tevilini biz biliriz."

"O'nun tevilini Allah'tan ve ilimde derinleşenlerden başkası bilmez" ayetinin tefsirinde, Zeyd b. Muaviye, İmam Câfer'in şöyle dediğini nakleder:
"Resulûllah, ilimde derinleşenlerin en üstünüdür. Yüce Allah O'na indirdiği her şeyin tenzilini de, tevilini de öğretmiştir. Allah'ın, O'na tevilini öğretmediği bir şeyi indirmiş olması söz konusu değildir. O'ndan sonraki vasileri de bunların tümünü bilirler."

"Hayır, o (Kur'an) kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde yer eden apaçık ayetlerdir" ayetinin tefsiriylle ilgili olarak da İmam Câfer şöyle buyurmuştur:
"Ayette geçen 'ilim verilenlerden' maksat İmamlardır."
Bir gün Hasan b. Sâlih b. Hay, İmam Câfer'in yanına geldi ve dedi ki:
"Ey Resulullah'ın oğlu! 'Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre...' ayeti hakkında ne dersin? Allah'ın itaat etmemiz emrettiği ulu'l-emr kimlerdir?"
İmam, "Âlimlerdir" buyurdu.

Dışarı çıktığında Hasan dedi ki: "Âlimler kimlerdir diye sorsaydım ya!"
Geri döndü ve sordu. İmam Câfer: "Biz Ehl-i Beyt'ten olan İmamlardır" buyurdu.
İmam Câfer'e göre, Allah her helalin ve her haramın sınırlarını çizmiş, hadlerini belirlemiştir. Bunlar, insanların kişisel tercihlerine bırakılmış meseleler değildir. Yapılması gereken bu ilme sahip olan Ehl-i Beyt evlatlarının ilmine başvurmaktır.
Süleyman b. Harun şöyle rivayet eder:
"Câfer-i Sâdık'ın şöyle dediğini duydum: Allah'ın yarattığı hiçbir helal ve haram yoktur ki bir evin sınırının olması gibi bunun da bir sınırı olmasın. Öyle ki, yola düşen kısım yolundur. Eve düşen kısım evindir. Dolayısıyla tırmalamanın ve onun dışıdaki saldırıların, bir kırbaç veya bir yarım kırbaç vurmanın dahi cezası belirlenmiştir."
Mualla b. Huneys rivayet eder ki:
"İmam Câfer şöyle buyurdu: İki insanın hakkında ihtilaf ettikleri hiçbir mesele yoktur ki buna ilişkin bir temel (asıl) Allah'ın Kitabı'nda olmasın. Ancak sıradan insanların akılları buna ermez."
İmam, sözlerine delil olarak şu iki ayeti beyan eder:
"Biz, Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."
"Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan olarak indirdik." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)
İmam, "Ey Ebu Hanife, duydum ki kıyas yapıyormuşsun, bu doğru mu?" diye sordu.
Ebu Hanife "evet" dedi.
İmam buyurdu ki: "Kıyas yapma, çünkü ilk kıyas yapan kişi, 'Beni ateşten, onu balçıktan yarattın' diyen İblis'tir. İblis, ateşle balçık arasında kıyas yapmıştır. Eğer Adem'in nuranîliğini, ateşin nuranîliği ile karşılaştırsaydı, iki nur arasındaki üstünlük farkını anlardı. Birinin diğerinden daha berrak olduğunu görürdü."

Aynı mânâdaki bir başka rivayette ise İmam Câfer şöyle diyor:
"İblis, eğer Allah'ın Adem'i yarattığı özü ateşle kıyaslasaydı, bunun ateşten çok daha aydınlık ve nur saçan bir şey olduğunu görecekti."
İmam, kendisinden ilim öğrenmek için medresesine gelen insanları da kıyastan men ediyordu.
Davud b. Sarhan diyor ki:
"İmam Sâdık şöyle buyurdu: Bazen birine bir hadis söylüyor ve onu Allah'ın dininde cedel, niza ve kıyas etmekten men ediyorum. Ama o benim yanımdan gider gitmez, benim sözümü maksadımın aksine tevil ediyor."

İmam Câfer'in oğlu İmam Musa Kâzım da kıyas konusunda aynı düşünceye sahiptir. Kıyas konusunda şunları söyler: "Sizin kıyasla ne işiniz olabilir? Sizden önce helak olanlar bu kıyas yüzünden helak oldular"
Ardından şunları ekledi: "Karşınıza, hakkında bilgi sahibi olduğunuz bir mesele çıkarsa bildiklerinizi söyleyin. Bilmediğiniz bir şey çıkarsa karşınıza -İmam elini ağzına götürerek- susun."

Ebu Şeybe şöyle rivayet eder:
"Câfer-i Sâdık'ın şöyle dediğini duydum: İbn Şubrume'nin ilmi "el-Camia" karşısında zâyi oldu. Bu kitap Resullah'ın dikte etmesi ve Ali'nin el yazısıyla hazırlanmıştı. Bu kitap kimseye söyleyecek bir söz bırakmamıştır. Bu kitapta helal ve haramların bilgisi vardır.
Kıyas taraftarları ise kıyasla bilgiye ulaşmak istiyorlar. Ancak, bu onlara haktan uzaklaşmaktan başka bir katkı sağlamaz. Kıyas yöntemiyle Allah'ın dininde doğruya ulaşılmaz." (İbn Şubrume Kûfeli bir şairdir. Mansur tarafından Kûfe kadılığına atanmıştı)
İmam, burada Ehl-i Beyt İmamlarının elinde olan ve Hz. Ali tarafından kaleme alınmış olan "el-Camia" kitabının tek başına ilim açısından kâfi olduğunu ifade ediyor. Ve "Bu kitap kimseye söyleyecek söz bırakmadı" diyor.

İmam Câfer'e göre, Allah'ın Kitabı ve Resulûllah'ın Sünnet'inde her şey mevcuttur. Ancak bunu bilmek için Kur'an ilmine vâkıf olmak gerekir. Bu ilme vâkıf olanlar da seçilmiş İmamlardır. Dolayısıyla, İmamların bilgisine başvurmadan din doğru anlaşılamaz.
İsmail b. Câfer, İmam'ın şöyle dediğini rivayet ediyor:
"Allah'ın Kitabı'nda sizden öncekilerin haberi, sizden sonrakilerin bilgisi ve sizin aranızda yaşanan meselelerin çözümü yer alır. Bunları da biz biliriz."
"İlimde derinleşenler (er-Rasihun fil ilm) Emirü'l-mü'minin Ali ve O'ndan sonraki İmamlardır."
"İlimde derinleşenler biziz ve Kur'an'ın tevilini biz biliriz."

"O'nun tevilini Allah'tan ve ilimde derinleşenlerden başkası bilmez" ayetinin tefsirinde, Zeyd b. Muaviye, İmam Câfer'in şöyle dediğini nakleder:
"Resulûllah, ilimde derinleşenlerin en üstünüdür. Yüce Allah O'na indirdiği her şeyin tenzilini de, tevilini de öğretmiştir. Allah'ın, O'na tevilini öğretmediği bir şeyi indirmiş olması söz konusu değildir. O'ndan sonraki vasileri de bunların tümünü bilirler."

"Hayır, o (Kur'an) kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde yer eden apaçık ayetlerdir" ayetinin tefsiriylle ilgili olarak da İmam Câfer şöyle buyurmuştur:
"Ayette geçen 'ilim verilenlerden' maksat İmamlardır."
Bir gün Hasan b. Sâlih b. Hay, İmam Câfer'in yanına geldi ve dedi ki:
"Ey Resulullah'ın oğlu! 'Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre...' ayeti hakkında ne dersin? Allah'ın itaat etmemiz emrettiği ulu'l-emr kimlerdir?"
İmam, "Âlimlerdir" buyurdu.

Dışarı çıktığında Hasan dedi ki: "Âlimler kimlerdir diye sorsaydım ya!"
Geri döndü ve sordu. İmam Câfer: "Biz Ehl-i Beyt'ten olan İmamlardır" buyurdu.
İmam Câfer'e göre, Allah her helalin ve her haramın sınırlarını çizmiş, hadlerini belirlemiştir. Bunlar, insanların kişisel tercihlerine bırakılmış meseleler değildir. Yapılması gereken bu ilme sahip olan Ehl-i Beyt evlatlarının ilmine başvurmaktır.
Süleyman b. Harun şöyle rivayet eder:
"Câfer-i Sâdık'ın şöyle dediğini duydum: Allah'ın yarattığı hiçbir helal ve haram yoktur ki bir evin sınırının olması gibi bunun da bir sınırı olmasın. Öyle ki, yola düşen kısım yolundur. Eve düşen kısım evindir. Dolayısıyla tırmalamanın ve onun dışıdaki saldırıların, bir kırbaç veya bir yarım kırbaç vurmanın dahi cezası belirlenmiştir."
Mualla b. Huneys rivayet eder ki:
"İmam Câfer şöyle buyurdu: İki insanın hakkında ihtilaf ettikleri hiçbir mesele yoktur ki buna ilişkin bir temel (asıl) Allah'ın Kitabı'nda olmasın. Ancak sıradan insanların akılları buna ermez."
İmam, sözlerine delil olarak şu iki ayeti beyan eder:
"Biz, Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."
"Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayan olarak indirdik." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)























































