logo
24 HAZİRAN 2026

İmam Ali hakkındaki ayetler -1-

İbn Abbas’ın rivayetine göre Hz. Ali hakkında tam üç yüz ayet nâzil olmuştur.  Biz burada bazılarını zikrediyoruz

28.04.2026 00:34:00
Haber Merkezi
İmam Ali hakkındaki ayetler -1-
İmam Ali hakkındaki ayetler -1-
İbn Abbas'ın rivayetine göre Hz. Ali hakkında tam üç yüz ayet nâzil olmuştur.  Biz burada bazılarını zikrediyoruz.

1- Şeyh Süleyman Belhi El-Hanefi, Yenabi'ül Mevedde'nin 2. babında birçok âlimlerden şöyle nakletmiştir:

Resulüllah (s.a.v), Allah'ın emriyle Medine'ye hicret ettiğinde, Emirü'l-mü'minin Ali'yi çağırarak şöyle buyurdular:

"Benim geceleri üzerime örtüp yattığım yeşil Hazremi kumaşı üzerine örterek Benim yatağıma yat."

Hz. Ali de, Resulüllah'ın evini saran müşriklerin yatakta yatanın Ali olduğunu anlamamaları için Hz. Peygamberin buyurduğu şekilde onun yatağına yattı. Böylece Resulüllah rahatça müşriklerin arasından sıyrılıp çıktı.

Yüce Allah, Hz. Cebrail ve Hz. Mikail'e, "Ben sizin aranızda kardeşlik tesis ettim. Şimdi birinizin ömrü diğerinden kesinlikle fazladır. Sizden hanginiz, ömrünüzün çokluğunu, diğerine bağışlamaya hazırdır?" buyurduğunda; arz ettiler ki, "Allah'ım, bu bir emir midir, yoksa ihtiyari midir? (Tercih hakkı var mıdır?)"

Allah Teala "İhtiyaridir" buyurdu. Bunun üzerine onlardan hiç birisi, kendi iradeleriyle ömürlerinin fazla olan süresini diğerine bağışlamaya razı olmadı. Bu sırada Allah Teala onlara şöyle hitap etti:







"Ben velim olan Ali'yle, nebim olan Muhammed'in arasında kardeşlik tesis ettim. Ali, kendi hayatını Peygambere feda etmeyi tercih ederek; canıyla O'nu korumak için onun yatağında yattı. Yeryüzüne inin; O'nu, düşmanların şerrinden koruyun."

Melekler hemen yere indiler. Hz. Cebrail, Hz. Ali'nin başucuna, Hz. Mikail ise ayakucuna oturdu. Ve Hz. Cebrail şöyle dedi:

"Tebrikler olsun, tebrikler olsun sana ey Ebu Tâlib'in oğlu! Allah seninle meleklerine karşı iftihar ediyor."

Bu esnada Resulüllah'a Bakara Sûresi'nin 207. ayeti nâzil oldu. Ayet şöyledir: "İnsanlardan öylesi vardır ki, canını Allah'ın hoşnutluğunu elde etmek için satar, kendini feda eder. Allah kullarına karşı rauftur, çok merhametlidir".







2- Mübahele Ayeti:

Resul-i Ekrem (s.a.v), Necran hıristiyanlarını İslâm'a davet ettikten sonra, onların önde gelen bilginlerinden olan Seyyid, Akıb, Casilik, Alkame ve 70 kişiyi aşkın bir grup, 300 kişiye ulaşan takipçileriyle beraber Medine'ye geldiler.

Resulüllah ile yaptıkları birkaç ilmi münazarada, sabit ve muhkem delillerle gereken cevapları alarak yenilgiye uğradılar.

Zira Resulüllah'ın delilleri, onların elinde bulunan ve onlar tarafından güvenilir görülen kitaplardandı.

Resulullah, o kitaplardan da deliller göstererek kendi haklılığını ispat etti, Hz. İsa'nın, Hz. Peygamberin alamet ve nişaneleri hakkında söylediği sözleri ve zuhur edeceği ile ilgili olarak haber verdiğini onlara anlattı.

Zaten Hristiyanlar, Hz. İsa'nın verdiği haberlere göre böyle bir zuhurun bekleyişi içindeydiler. Buna göre "O (Resul) deveye binmiş halde (Mekke'de bulunan) Faran dağlarından zahir olacak, İyr ve Uhud (Medine) arasında hicret edecektir."







Hz. Resulüllah'ın delilleri öyle güçlüydü ki, teslim olmaktan başka cevapları yoktu. Ancak makam ve mevkî sevgisi onların teslim olmasına engel oluyordu.

Onlar, İslâm'ı kabul etmediklerinden; Resulullah, Allah'ın emri üzerine doğrunun yalancıdan ve hakkın batıldan ayırt edilmesi için onlara mübahele (karşılıklı beddualaşma) yapılması önerisinde bulundu. Rivayete göre Resulüllah kendisine inen ve onları mübaheleye davet eden şu ayet-i kerimeyi okudu:

"Artık sana gelen bunca ilimden sonra onun hakkında seninle çekişip tartışmalara girişirlerse, de ki; "Geliniz oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizzat canlarımızı ve canlarınızı çağıralım, toplaşalım. Sonra karşılıklı lanetleşelim de, böylece Allah'ın lanetini yalan söyleyenlerin üzerine kılalım".

Hıristiyanlar bu öneriye razı oldular; ancak bu işin bir gün sonraya bırakılmasını istediler.

Hz. Peygamber onların bu erteleme isteklerini kabul etti. Ertesi gün, Hıristiyanların hepsi, yetmişten fazla bilginleri eşliğinde Medine'nin çıkışında, Resulüllah'ın çok büyük ve kalabalık bir toplulukla onları yıldırmak ve korkutmak için geleceğini bekliyorlardı.







Aniden "Medine" kalesinin kapısı açıldı. Resulüllah, sağında bir genç, solunda hicaplı bir kadın, önlerinde ise iki çocuk olduğu halde gelerek, Hristiyanların karşısındaki bir ağacın altında oturdu. Bunların dışında kimse onlarla birlikte gelmemişti.

Hıristiyanların en bilgini olan piskopos, mütercimlerden, "Muhammed ile gelenlerin kimler" olduklarını sordu.

Mütercimler, "O genç, damadı ve amcasının oğlu Ali b. Ebu Tâlib'dir. O kadın, O'nun kızı Fâtımâ, iki çocuk ise O'nun torunları ve kızının evlatları olan Hasan ve Hüseyin'dir" dediler.

Piskopos bu durumu görünce, Hıristiyan bilginlerine şöyle dedi: "Bakınız, Muhammed nasıl da mutmain bir halde en yakınlarını, evlatlarını ve en çok sevdiği azizlerini mübaheleye getirip, onları belaya mâruz bıraktı.

Allah'a and olsun ki, eğer onun tereddüdü veya korkusu olsaydı; asla onları getirmez ve mübaheleden vazgeçerdi veya en azından ailesinden olan sevdiklerini bu hadiseden uzak tutardı.

Onunla mübahele yapmamız kesinlikle doğru değildir. Eğer Rum Kayseri'nden korkmasaydım, ona iman ederdim. Öyleyse; onun isteklerini kabullenerek anlaşıp, şehrimize dönelim." Arkadaşlarının hepsi "Söylediklerin doğrudur" deyip piskoposu tasdik ettiler.







Bunun üzerine piskopos, Hz. Peygambere "Biz, seninle mübahele yapmıyor, anlaşmak istiyoruz" dedi. Hz. Peygamber de onların bu teklifini kabul etti. Resulüllah bu olay üzerine şöyle buyurdu:

"Canımı elinde tutan Allah'a and olsun ki, azap ve bela Necranlıların başları üzerinde dolaşıyordu; eğer lanetleşmeye kalkışsalardı maymun ve domuz şekline dönüşürlerdi. Bütün vadi ateşle dolar; Yüce Allah bütün Necran ehlini yok ederdi."

Bu manada Hz. Ali (k.veche), Resulüllah'ı (s.a.v.) hayatında ve ölümünden sonra tam anlamıyla temsil edebilecek tek ve en kamil kişidir; tabii ki peygamberlik makamı bundan istisnadır". Devam edecek (Geniş bilgi ve kaynaklar için bakınız Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri)

Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"

Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.