İmam Bakır’ın özel ve sosyal hayatı
Aişe, ‘Yâ Resûlallah! Niçin kendini yoruyorsun? Allah, Senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamamış mıdır?’ dedi
21.09.2023 17:50:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Ebu Bâsir, Ebu Câfer'den (a.s. ) rivayet eder: "Bir gece Resûlullah (s.a.v.) Aişe'nin yanındaydı. Aişe, 'Yâ Resûlallah! Niçin kendini yoruyorsun? Allah, Senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamamış mıdır?' dedi.
Buyurdu ki: 'Ey Aişe! Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?'
İmam (a.s.) buyurdu ki: Resûlullah (s.a.v.) namaz kılarken ayak parmaklarının üzerine dikilerek kıyam ederdi. Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi: Tâ Hâ. Biz Kur'an'ı Sana, güçlük çekesin diye indirmedik."
İmam Bakır'ın (a.s.) ailesine karşı davranışları/ailesine tavsiyeleri
İmam Sâdık (a.s.) buyurmuştur ki: "Babam bizi bir araya toplayıp güneş doğana kadar zikirle meşgul olmamızı emrediyordu; bizden Kur'an okuyabilenlere Kur'an okumayı, okuyamayanlara ise zikretmelerini emrediyordu."
Ailesine karşı sabrı
İmam Sâdık (a.s.) buyurmuştur ki: "Babam İmam Bâkır'dan (a.s.) şöyle buyurduğunu duydum:
Ben, Ebu Cehil karpuzundan daha acı olan bu köleme ve ailemin işlerine karşı sabrediyorum. Kim sabrederse, sabrı vasıtasıyla gündüzleri oruç tutup geceleri ibadet edenin ve kılıcıyla Resûlullah'ın (s.a.v.) önünde savaşıp şehit olanın derecesine ulaşmış olur."
Hanımları için süslenmesi
İmam Rıza (a.s.) buyurmuştur ki: "Bir grup insan İmam Bâkır'ın (a.s.) yanına müşerref olduklarında, o hazretin siyah boya ile sakalını (veya saçını) boyamış olduğunu görünce, bunun sebebini sordular.
İmam, cevaben buyurdular ki: Ben hanımlarını seven bir erkeğim; kendimi onlar için güzel göstermeye çalışıyorum."
Hanımlarına karşı merhametli olması
İmam Sâdık (a.s.) buyurmuştur ki: "Babamın kendisini inciten bir hanımı vardı ama babam sürekli onu affediyordu."
İmam Bakır (a.s.) ailesine ziynet eşyaları alırdı
İmam Câfer es-Sâdık (a.s.) buyurdu ki: "Babam çocuk ve hanımlarını altın ve gümüşle süslüyordu."
Evliliği teşvik ederdi
İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Adamın biri babamın yanına geldi. Babam kendisine, 'Eşin var mı?' diye sordu. Adam, 'Hayır' dedi.
Bunun üzerine babam şöyle dedi: 'Ben dünya ve içindeki her şey benim olsa da bir tek gece eşsiz kalmayı istemem. Evli adamın kıldığı iki rekât namaz; geceleri ibadet eden, gündüzleri ise oruç tutan bekâr kimsenin, ibadetinden daha üstündür.'
Babam daha sonra kendisine yedi dinar vererek şöyle buyurdu: Git, bununla evlen."
Nâmahrem kadına şaka yapmak haramdır
İmam Bâkır (a.s.), kadınlarına güzel görünmeyi, onların ihtiyaçlarını karşılamayı vazife bilmekte idi. Ancak, nâmahrem olan kadınla ilişkilerde mesafeli olmak ve ölçüyü korumak da İmam (a.s.) için bir vazifedir.
Ebu Bâsir şöyle diyor: "Kûfe'de idim, kadınlardan birine Kur'an okumayı öğretiyordum. Bir gün bir yeri okumak hususunda onunla şaka yaptım. Uzun bir zaman geçtikten sonra Medine'de İmam Bâkır'ın (a.s.) huzuruna vardım. İmam (a.s.) beni kınayarak şöyle buyurdu:
'Kim halvet bir yerde günah işlerse, Allah-u Teâlâ lutfunu ondan esirger, o kadına dediğin söz ne biçim söz idi?'
Utancımdan başımı aşağı dikip, tevbe ettim.
İmam Bâkır (a.s.) benim bu durumumu görünce, 'Tekrarlamaman için dikkatli ol' buyurdular."
İmam Bakır'ın (a.s.) ashabına karşı davranışları
İmam Bâkır'ın (a.s.) cariyesi Selma şöyle diyor: "İmam Bâkır'ın (a.s.) kardeşleri onun yanına geldiklerinde, İmam (a.s.) onlara güzel yemek yedirmedikçe, onlara güzel elbiseler giydirmedikçe ve onlara gümüş dirhemler bağışlamadıkça İmam'ın (a.s.) yanından ayrılmıyorlardı.
Bu konuda İmam'a (a.s.) bu davranışını azaltmasını tavsiye ettiğimde buyurdular ki: Ey Selma! Dünyanın güzelliği, kardeş ve arkadaşlara iyilikte bulunmaktan başka bir şey değildir."
Ashabına en güzel şekilde muamele eden İmam (a.s.), bu davranışı ile onlara örnek olurken; ashabına birbirleri ile musâfahayı ve birbirlerini ziyaret etmeyi de tavsiye etmiştir. Bunlar cennet kapılarının açılmasına ve Allah rızasına vesiledir.
Ebu Ubeyde el-Hazza diyor ki: "İmam Bâkır'la bir mahmile binmiştik; İmam (a.s.) bir ihtiyaç için aşağıya indiğinde tekrar binerken benimle musafaha ediyordu. Onun bu tavrına karşı dedim ki: 'Bu el vermede ne fazilet görüyorsun?'
'Bir mü'min bir mü'minle musâfaha ettiğinde, ayrıldıklarında günahsız olarak ayrılırlar' buyurdular."
Câbir rivayet eder: "Ebu Câfer (a.s.) (Muhammed Bâkır) şöyle buyurdu:
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Biriniz kardeşi ile karşılaştığı zaman ona selam versin ve onunla musâfaha etsin. Zira Allah Azze ve Celle bu hareketi meleklere ikram etmiştir. Siz de meleklerin yaptığını yapın."
Zürâre rivayet eder: "Ebu Câfer'in (Muhammed Bâkır) şöyle dediğini duydum:
Allah Azze ve Celle vasfedilmez. Nasıl vasfedilsin ki, Kitabında şöyle buyuruyor: 'Allah'ı hakkıyla takdir edemediler...'
Allah ne şekilde vasfedilirse mutlaka ondan daha büyüktür.
Nebi (s.a.v.) de vasfedilemez. Nasıl vasfedilir ki, Allah Azze ve Celle yedi perdenin gerisindedir ve yeryüzünde O'na itaati gökte Kendisine yapılan itaat gibi saymıştır ve şöyle buyurmuştur:
'Resûl size neyi verdiyse alın ve size neyi yasakladıysa ondan da uzak durun.'
Buyurmuş ki: 'Kim O'na itaat ederse, Bana itaat etmiş olur, kim O'na isyan etmişse, Bana isyan etmiş olur. (Allah) işi O'na bırakmıştır.
Biz (Ehl-i Beyt) de vasfedilemeyiz. Allah'ın kendilerinden kiri yani kuşkuyu giderdiği bir kavim vasfedilebilir mi?
Mü'min de vasfedilmez. Mü'min kardeşi ile karşılaştığı zaman, onunla musafaha ederse, Allah onlara bakar ve ağaçtan yaprakların dökülmesi gibi üzerlerindeki günahlar dökülür."
İmam Bakır'ın (a.s.), hizmetini görenlere karşı davranışları
İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Resûlullah'ın (s.a.v.) mektubunda şöyle yazılmıştır: 'Kölelerinizi zor olan bir işte çalıştırdığınızda, siz de onlarla beraber o işte çalışın.'
İmam (a.s.) sonra buyurdu ki: Babam (İmam Bâkır) kölelere bir iş emrettiğinde onlara, kendi yerinizde durun, diye buyuruyordu. Daha sonra gelip o işe bakıyordu; o iş ağır bir iş olmuş olsaydı, bismillah diyerek onlarla beraber çalışıyordu; o iş kolay bir iş olmuş olsaydı, onların kendileri yapması için izin verirdi."
İmam Bâkır (a.s.), oğlu Câfer es-Sâdık'a (a.s.), kendinden sonra ashabına ve öğrencilerine infakta bulunmasını vasiyet etmişti.
Burada İmam'ın (a.s.) mü'minlerin ihtiyaçlarını gidermenin ne kadar kıymetli olduğu ile ilgili bir hadisini de nakledelim: Ebu Ubeyde el-Hazza rivayet eder:
"Ebu Câfer (a.s.) (Muhammed Bâkır) buyurdu ki:
Mü'min kardeşinin ihtiyacını gidermek için yola koyulan kimseyi, Allah yetmiş beş bin meleğin gölgesi altına koyar.
Attığı her adımda Allah ona bir iyilik yazar, bir kötülüğünü siler ve mertebesini bir derece yükseltir. Mü'minin ihtiyacını giderdiği zaman Allah Azze ve Celle, ona, hacceden ve umre ziyaretinde bulunan kimsenin ecri kadar ecir yazar." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Bakır eserinden)
Buyurdu ki: 'Ey Aişe! Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?'
İmam (a.s.) buyurdu ki: Resûlullah (s.a.v.) namaz kılarken ayak parmaklarının üzerine dikilerek kıyam ederdi. Bunun üzerine Allah şu ayeti indirdi: Tâ Hâ. Biz Kur'an'ı Sana, güçlük çekesin diye indirmedik."
İmam Bakır'ın (a.s.) ailesine karşı davranışları/ailesine tavsiyeleri
İmam Sâdık (a.s.) buyurmuştur ki: "Babam bizi bir araya toplayıp güneş doğana kadar zikirle meşgul olmamızı emrediyordu; bizden Kur'an okuyabilenlere Kur'an okumayı, okuyamayanlara ise zikretmelerini emrediyordu."
Ailesine karşı sabrı
İmam Sâdık (a.s.) buyurmuştur ki: "Babam İmam Bâkır'dan (a.s.) şöyle buyurduğunu duydum:
Ben, Ebu Cehil karpuzundan daha acı olan bu köleme ve ailemin işlerine karşı sabrediyorum. Kim sabrederse, sabrı vasıtasıyla gündüzleri oruç tutup geceleri ibadet edenin ve kılıcıyla Resûlullah'ın (s.a.v.) önünde savaşıp şehit olanın derecesine ulaşmış olur."
Hanımları için süslenmesi
İmam Rıza (a.s.) buyurmuştur ki: "Bir grup insan İmam Bâkır'ın (a.s.) yanına müşerref olduklarında, o hazretin siyah boya ile sakalını (veya saçını) boyamış olduğunu görünce, bunun sebebini sordular.
İmam, cevaben buyurdular ki: Ben hanımlarını seven bir erkeğim; kendimi onlar için güzel göstermeye çalışıyorum."
Hanımlarına karşı merhametli olması
İmam Sâdık (a.s.) buyurmuştur ki: "Babamın kendisini inciten bir hanımı vardı ama babam sürekli onu affediyordu."
İmam Bakır (a.s.) ailesine ziynet eşyaları alırdı
İmam Câfer es-Sâdık (a.s.) buyurdu ki: "Babam çocuk ve hanımlarını altın ve gümüşle süslüyordu."
Evliliği teşvik ederdi
İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Adamın biri babamın yanına geldi. Babam kendisine, 'Eşin var mı?' diye sordu. Adam, 'Hayır' dedi.
Bunun üzerine babam şöyle dedi: 'Ben dünya ve içindeki her şey benim olsa da bir tek gece eşsiz kalmayı istemem. Evli adamın kıldığı iki rekât namaz; geceleri ibadet eden, gündüzleri ise oruç tutan bekâr kimsenin, ibadetinden daha üstündür.'
Babam daha sonra kendisine yedi dinar vererek şöyle buyurdu: Git, bununla evlen."
Nâmahrem kadına şaka yapmak haramdır
İmam Bâkır (a.s.), kadınlarına güzel görünmeyi, onların ihtiyaçlarını karşılamayı vazife bilmekte idi. Ancak, nâmahrem olan kadınla ilişkilerde mesafeli olmak ve ölçüyü korumak da İmam (a.s.) için bir vazifedir.
Ebu Bâsir şöyle diyor: "Kûfe'de idim, kadınlardan birine Kur'an okumayı öğretiyordum. Bir gün bir yeri okumak hususunda onunla şaka yaptım. Uzun bir zaman geçtikten sonra Medine'de İmam Bâkır'ın (a.s.) huzuruna vardım. İmam (a.s.) beni kınayarak şöyle buyurdu:
'Kim halvet bir yerde günah işlerse, Allah-u Teâlâ lutfunu ondan esirger, o kadına dediğin söz ne biçim söz idi?'
Utancımdan başımı aşağı dikip, tevbe ettim.
İmam Bâkır (a.s.) benim bu durumumu görünce, 'Tekrarlamaman için dikkatli ol' buyurdular."
İmam Bakır'ın (a.s.) ashabına karşı davranışları
İmam Bâkır'ın (a.s.) cariyesi Selma şöyle diyor: "İmam Bâkır'ın (a.s.) kardeşleri onun yanına geldiklerinde, İmam (a.s.) onlara güzel yemek yedirmedikçe, onlara güzel elbiseler giydirmedikçe ve onlara gümüş dirhemler bağışlamadıkça İmam'ın (a.s.) yanından ayrılmıyorlardı.
Bu konuda İmam'a (a.s.) bu davranışını azaltmasını tavsiye ettiğimde buyurdular ki: Ey Selma! Dünyanın güzelliği, kardeş ve arkadaşlara iyilikte bulunmaktan başka bir şey değildir."
Ashabına en güzel şekilde muamele eden İmam (a.s.), bu davranışı ile onlara örnek olurken; ashabına birbirleri ile musâfahayı ve birbirlerini ziyaret etmeyi de tavsiye etmiştir. Bunlar cennet kapılarının açılmasına ve Allah rızasına vesiledir.
Ebu Ubeyde el-Hazza diyor ki: "İmam Bâkır'la bir mahmile binmiştik; İmam (a.s.) bir ihtiyaç için aşağıya indiğinde tekrar binerken benimle musafaha ediyordu. Onun bu tavrına karşı dedim ki: 'Bu el vermede ne fazilet görüyorsun?'
'Bir mü'min bir mü'minle musâfaha ettiğinde, ayrıldıklarında günahsız olarak ayrılırlar' buyurdular."
Câbir rivayet eder: "Ebu Câfer (a.s.) (Muhammed Bâkır) şöyle buyurdu:
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Biriniz kardeşi ile karşılaştığı zaman ona selam versin ve onunla musâfaha etsin. Zira Allah Azze ve Celle bu hareketi meleklere ikram etmiştir. Siz de meleklerin yaptığını yapın."
Zürâre rivayet eder: "Ebu Câfer'in (Muhammed Bâkır) şöyle dediğini duydum:
Allah Azze ve Celle vasfedilmez. Nasıl vasfedilsin ki, Kitabında şöyle buyuruyor: 'Allah'ı hakkıyla takdir edemediler...'
Allah ne şekilde vasfedilirse mutlaka ondan daha büyüktür.
Nebi (s.a.v.) de vasfedilemez. Nasıl vasfedilir ki, Allah Azze ve Celle yedi perdenin gerisindedir ve yeryüzünde O'na itaati gökte Kendisine yapılan itaat gibi saymıştır ve şöyle buyurmuştur:
'Resûl size neyi verdiyse alın ve size neyi yasakladıysa ondan da uzak durun.'
Buyurmuş ki: 'Kim O'na itaat ederse, Bana itaat etmiş olur, kim O'na isyan etmişse, Bana isyan etmiş olur. (Allah) işi O'na bırakmıştır.
Biz (Ehl-i Beyt) de vasfedilemeyiz. Allah'ın kendilerinden kiri yani kuşkuyu giderdiği bir kavim vasfedilebilir mi?
Mü'min de vasfedilmez. Mü'min kardeşi ile karşılaştığı zaman, onunla musafaha ederse, Allah onlara bakar ve ağaçtan yaprakların dökülmesi gibi üzerlerindeki günahlar dökülür."
İmam Bakır'ın (a.s.), hizmetini görenlere karşı davranışları
İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Resûlullah'ın (s.a.v.) mektubunda şöyle yazılmıştır: 'Kölelerinizi zor olan bir işte çalıştırdığınızda, siz de onlarla beraber o işte çalışın.'
İmam (a.s.) sonra buyurdu ki: Babam (İmam Bâkır) kölelere bir iş emrettiğinde onlara, kendi yerinizde durun, diye buyuruyordu. Daha sonra gelip o işe bakıyordu; o iş ağır bir iş olmuş olsaydı, bismillah diyerek onlarla beraber çalışıyordu; o iş kolay bir iş olmuş olsaydı, onların kendileri yapması için izin verirdi."
İmam Bâkır (a.s.), oğlu Câfer es-Sâdık'a (a.s.), kendinden sonra ashabına ve öğrencilerine infakta bulunmasını vasiyet etmişti.
Burada İmam'ın (a.s.) mü'minlerin ihtiyaçlarını gidermenin ne kadar kıymetli olduğu ile ilgili bir hadisini de nakledelim: Ebu Ubeyde el-Hazza rivayet eder:
"Ebu Câfer (a.s.) (Muhammed Bâkır) buyurdu ki:
Mü'min kardeşinin ihtiyacını gidermek için yola koyulan kimseyi, Allah yetmiş beş bin meleğin gölgesi altına koyar.
Attığı her adımda Allah ona bir iyilik yazar, bir kötülüğünü siler ve mertebesini bir derece yükseltir. Mü'minin ihtiyacını giderdiği zaman Allah Azze ve Celle, ona, hacceden ve umre ziyaretinde bulunan kimsenin ecri kadar ecir yazar." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Bakır eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.



























































































