İmam Cafer'den nasihatler
Kim, Allah'ın kendisine verdiği basit bir geçimliğe razı olursa, Allah da onun işlediği az amele razı olur





Heysem b. Vakid rivayet eder:
"Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki: Kim, Allah'ın kendisine verdiği basit bir geçimliğe razı olursa, Allah da onun işlediği az amele razı olur."
Hişam b. Salim rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Emir'ül-mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib) şöyle derdi: Ademoğlu! Eğer dünyadan sana yeteni istiyorsan, dünyada az bir şey sana yeter. Eğer dünyada sana yetmeyeni istiyorsan, dünyadakilerin tamamı sana yetmez."
Salim b. Mükrem rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi)'nin ashabından biri şiddetli bir yoksulluk çekmeye başlamıştı. Karısı, "Resulûllah'a gidip bir şeyler istesen olmaz mı?" dedi. Bunun üzerine Resulûllah'a gitti. Peygamberin yanına geldiğinde şöyle dediğini duydu:
"Kim bizden isterse, ona veririz, kim müstağni davranırsa Allah onu zengin yapar."
Bunun üzerine adam şöyle dedi: "Peygamber benden başkasını kastetmiyor." Karısının yanına döndü ve durumu ona anlattı.
Karısı dedi ki: "Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) bir insandır. Durumunu ona anlat." Adam tekrar Peygamberin yanına gitti.
Resulûllah'ın "Kim bizden isterse ona veririz. Kim müstağni davranırsa, Allah onu zengin yapar" dediğini bir kez daha duydu.
Adam üç kez üst üste bu şekilde gidip geldi. Sonra gitti bir balta ödünç aldı, dağa gitti, odun kesti. Kestiği bu odunları yarım ölçek un karşılığında sattı. Bu unu eve götürdü ve yedi.
Ertesi gün daha fazla odun getirdi ve daha fazla un satın aldı. Bunu her gün yap-maya başladı. Kazandığı paraları biriktirdi. Sonunda bir balta satın aldı.
Daha sonra kazandıklarını biriktirdi. Bununla iki erkek deve ve bir köle satın aldı. Sonra iyice zenginleşip rahata kavuştu.
Sonra Nebi (sallallahu aleyhi ve alihi)'nin yanına geldi ve kendisinden bir şeyler istemek üzere geldiğini ve kendisinden o sözleri duyduğunu anlattı.
Bunun üzerine Nebi ona dedi ki: "Ben, sana dedim: Kim bizden isterse ona veririz. Kim de müstağni davranırsa Allah onu zengin yapar."
Hamza b. Humran rivayet eder:
"Adamın biri Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam)'a şikayette bulundu. İstediğine kavuştuğunu ama kanaat getirmediğini, nefsinin daha fazlasını istediğini söyledi ve "Bana yararlanacağım bir şey öğret" dedi.
Ebu Abdullah buyurdu ki: "Eğer sana yeten, senin ihtiyacını karşılıyorsa, ondan daha azı da ihtiyacını karşılar. Şayet sana yeterli olan ihtiyacını gideremiyorsa, (dünyadakilerin) tamamı da senin ihtiyacını karşılamaz."
Es-Sekunî rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyurdu ki:
"Resulûllah (sallalahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurmuştur: Ne mutlu o kimseye ki, Müslüman olup rızkın yetecek miktarıyla geçinir."
Allah'ım! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e, Muhammed'i sevenlere iffet ve (az ile) yetinmeyi bahşet. Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e buğzedenlere de mal ve evlat bahşet."
"Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: Rızkını kıstığım zaman mü'min kulum üzülür. Halbuki bu, onu Bana daha çok yaklaştırır. Rızkını genişlettiğim zaman mü'min kulum sevinir. Halbuki bu, onu Benden daha çok uzaklaştırır."
"Resulûllah (sallallahu aleyhi ve alihi) şöyle buyurmuştur: Allah Azze ve Celle buyurdu ki: Benim katımda en çok gıpta edilen velim, salahta (iyilikte) yüksek bir payeye sahip, Rabbinin ibadetini en güzel şekilde yerine getiren, gizli gizli Allah'a ibadet eden, insanlar arasında bilinmeyen, parmakla gösterilmeyecek kadar önemsiz sayılan az ve yeterli rızka sahip, bu rızık üzere sabreden, erken öldüğü için mirası az ve arkasında ağlayanı az olan mü'min kuldur."
"Hayırlı bir iş yapmayı istediğin zaman onu erteleme, çünkü zaman olur kul, sıcak bir günde, Allah katındaki sevabı umarak oruç tutar ve Allah da buna karşılık onu ateşten azad eder. Bir hurmanın yarısı dahi olsa, Allah Azze ve Celle'ye yakın olmak maksadıyla verilen hiçbir şeyi azımsama."
"Hayırlı bir iş yapmaya karar veren kimse, onu bir an önce yapsın, ertelemesin. Çünkü bazen kul bir iyilik işler, Allah Tebareke ve Teâlâ bunu üzerine: "Seni bağışladım ve artık senin aleyhine olan hiçbir şeyi yazmayacağım" diyebilir.
Kim de bir kötülük yapmaya karar verirse, onu yapmasın. Çünkü bazen kul bir kötülük işler, Allah subhanehu bunu görünce ona şöyle diyebilir: İzzetim ve Celalim hakkı için bundan sonra seni ebediyen bağışlamayacağım."
"Hayırlı bir işi yapmaya karar verdiğin zaman, onu erteleme. Çünkü bazen Allah Azze ve Celle, bir ibadetle meşgul olan kuluna bakar ve şöyle der: "İzzetim ve Celalim hakkı için, bundan sonra sana ebediyen azab etmeyeceğim."
Bir kötülük işlemeye karar verdiğinde ise, onu yapma. Çünkü bazen Allah, bir günahla meşgul olan kuluna bakar ve şöyle der: "İzzetim ve Celalim hakkı için bundan sonra seni ebediyen bağışlamayacağım."
Biriniz bir hayır işlemeye veya (Allah'ın bitiştirilmesini istediğini) bitiştirmeye karar verdiği zaman, bilsin ki, sağında ve solunda iki şeytan vardır. Bu şeytanların, karar verdiği iyiliği yapmasına engel olmalarına fırsat vermesin."
"Allah'ın Kitabı'na ve Muhammed'in sünnetine karşı çıkan, aykırı hareket eden kafir olmuştur."
Ali b. Ebu Tâlib'in şöyle dediğini rivayet eder:
"İki türlü sünnet vardır. Bir tür sünnet farz kapsamına girer. Bu gibi sünnetlere uymak, doğru yol üzere olmak, onları terk etmek de sapıklık üzere olmak anlamına gelir.
Bir tür sünnet de vardır ki, farz alanına girmezler. Bu gibi sünnetlere uymak fazilettir, onları terk etmek de günah sayılmaz."
"Abdulmuttalib kıyamet günü üzerinde nebilere özgü bir sima ve krallara has bir heybet olduğu halde tek başına bir ümmet olarak haşredilir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)



















































































