logo
25 NİSAN 2026

İnegöl'de iş yeri sahibi kiracısını vurdu

Bursa'nın İnegöl ilçesinde iş yeri sahibi tartıştığı kiracısını silahla vurdu

26.07.2023 20:19:00
İhlas Haber Ajansı
İnegöl'de iş yeri sahibi kiracısını vurdu
İnegöl'de iş yeri sahibi kiracısını vurdu
Bursa'nın İnegöl ilçesinde iş yeri sahibi tartıştığı kiracısını silahla vurdu.

Olay, saat 18.00 sıralarında Hamidiye Mahallesi Park Caddesi'ndeki iş yerinde meydana geldi. Nadir C. (63) ile kiracısı Ufuk Araz (48) arasında iş yerini boşaltma konusunda tartışma çıktı. Tartışma bir anda kavgaya dönüştü.

Öfkelenen dükkan sahibi tabancayla kiracısı Ufuk Araz'a tek el ateş etti. Göğsünden vurulan kiracı Araz, kanlar içinde yoldan geçen ticari taksiyle İnegöl Devlet Hastanesine gitti. Dükkan sahibi Nadir C. ise suç aletiyle polis karakoluna teslim oldu. Yaralının sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında kentteki 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

25.04.2026 05:02:00
AA
Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında Tunceli'de 2 hastane görevlisi gözaltına alındı

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Gülistan Doku olayıyla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında, Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E, gözaltına alındı.

Şüphelilerin jandarmadaki işlemleri devam ediyor.

12 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarılmıştı. 

Karaborsaya düşen vize randevuları el yakıyor


 
 
Son yıllarda vize başvurusu yapmak isteyen vatandaşların karşılaştığı randevu krizi, yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi. 'Randevuları önceden kapatan' vize şirketleri, ülkeye göre 300-1000 Euro para talep ediyor.
 

25.04.2026 00:34:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Karaborsaya düşen vize randevuları el yakıyor
Karaborsaya düşen vize randevuları el yakıyor

Schengen vize randevuları resmen erişilemez hale geldi. Özellikle Türklerin rağbet gösterdiği İtalya, Almanya, Fransa ve İspanya için vize randevusu almak 'deveye hendek atlatmak'tan daha zor... Vize randevuları karaborsaya düşmüş durumda. Pek çok kişi, haftalar hatta aylar boyunca randevu sistemi üzerinden boşluk yakalayamadığını ifade ederken, aynı tarihler için sosyal medya ve çeşitli aracı kanallar üzerinden ücret karşılığında randevu temin edilebildiği belirtiliyor.


1000 Euro'ya kadar çıkabiliyor

Vize randevuları 300 ila 1000 Euro arasında değişiyor. Bu süreçte Telegram ve WhatsApp grupları, bireysel aracılar ve 'danışmanlık hizmeti' adı altında faaliyet gösteren bazı yapıların öne çıktığı belirtiliyor. Bir diğer dikkat çeken iddia ise, randevu sistemine otomatik yazılımlar (botlar) aracılığıyla erişim sağlanarak açılan kontenjanların saniyeler içinde kapatıldığı yönünde. Kullanıcılar, manuel olarak sisteme giriş yapan bireylerin bu hız karşısında şansının olmadığını savunuyor.

Öğrenci, turist ve iş dünyası mağdur

Yaşanan aksaklıklar özellikle öğrenciler, iş insanları ve turistik seyahat planı yapan vatandaşlar üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Eğitim başlangıç tarihlerinin kaçırılması, iptal edilen uçuş ve konaklama rezervasyonları ile iş görüşmelerinin ertelenmesi en sık karşılaşılan sonuçlar arasında yer alıyor.

Kullanıcılar nelere dikkat etmeli?

• Başvurularınızı mümkün olduğunca konsolosluk ve yetkili resmi platformlar üzerinden yapın.
• Sosyal medya üzerinden gelen yönlendirmelere temkinli yaklaşın.
• 'Garantili vize', 'kesin sonuç' gibi gerçek dışı vaatlere itibar etmeyin.
• Hizmet almayı düşündüğünüz firmaları mutlaka araştırın. Vergi kaydı, fiziksel adresi ve kullanıcı yorumlarını kontrol edin.
• Ödeme yaparken kişisel IBAN'lar yerine kurumsal ve faturalı işlemleri tercih edin.
• Ayrıca iletişim kurduğunuz hesapların doğruluğunu teyit edin ve güvenilirliği kanıtlanmamış kişi ya da kurumlarla işlem yapmaktan kaçının. 

Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor

Formula 1, 2027’den itibaren 5 yıl boyunca İstanbul Park’a dönüyor. Türkiye, efsane 8. virajıyla yeniden motor sporlarının kalbi olacak ve dünya gündemine damga vuracak 

24.04.2026 21:00:00
Haber Merkezi
Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor
Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Dolmabahçe Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi'nde düzenlenen "Formula 1 Türkiye GP Tanıtım Programı"nda dünyanın en prestijli motor sporları organizasyonu Formula 1'in 2027 yılından itibaren İstanbul Park'a geri döneceğini resmen açıkladı. Anlaşma, en az 5 sezon (2027-2031) sürecek ve Türkiye'yi yeniden F1 haritasının en gözde duraklarından biri haline getirecek.

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Türkiye'nin Formula 1 takvimine tekrar dahil edilmesini ülkemizin güçlü organizasyon kabiliyetine, modern spor ve sağlık altyapısına, son yıllarda bölgesinin 'istikrar adası' rolünü perçinlemesine ve elbette Türk milletinin misafirperverliğine duyulan büyük güvenin yeni bir işareti olarak görüyorum. Türkiye olarak bu güveni daha önce olduğu gibi yine boşa çıkarmayacak, her açıdan kusursuz bir organizasyonla yarışlara ev sahipliği yapacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından 2027 Türkiye Grand Prix'i için sembolik start butonuna bastı. Etkinlik sırasında bir Formula 1 aracı, Galataport'tan başlayarak İstanbul'un tarihi yarımadasında tur attı ve Dolmabahçe'ye ulaştı. Bu görsel şov, hem İstanbulluları hem de motor sporları severleri heyecanlandırdı.

İstanbul Park'ın öyküsü

İstanbul Park, daha önce 2005-2011 yılları arasında aralıksız 7 sezon Formula 1'e ev sahipliği yapmış ve "8. viraj"ıyla (bugün hâlâ efsane olarak anılan keskin dönüş) tüm dünyada ün kazanmıştı. Pandemi döneminde 2020 ve 2021'de de takvime dönmüş, ancak 2022'den itibaren listeden çıkmıştı. Yeni anlaşmayla pist, 2027'den itibaren en az 2027-2031 arası tam 5 yıl boyunca her sezon Türkiye Grand Prix'ine ev sahipliği yapacak. Formula 1 İcra Kurulu Başkanı Stefano Domenicali ve Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Mohammed Ben Sulayem'in de katıldığı törende, anlaşmanın uzun vadeli iş birliğinin başlangıcı olduğu vurgulandı.

Ekonomik ve turizm açısından

F1'in dönüşü, Türkiye için yalnızca spor açısından değil, ekonomi ve turizm bakımından da kritik öneme sahip. Her Grand Prix hafta sonu yaklaşık 100-150 bin yerli ve yabancı seyirciyi ağırlayan İstanbul Park, otel doluluklarını rekor seviyeye çıkarıyor, havayolu ve restoran sektörlerini canlandırıyor. Uluslararası yayınlarla 500 milyondan fazla kişiye ulaşan organizasyon, Türkiye'nin global imajına da önemli katkı sağlayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Formula 1'e dönmemiz şampiyonaya çok büyük değer katacak" diyerek, Türkiye'nin organizasyon kalitesinin ve istikrarının bu kararın arkasındaki en önemli etken olduğunu belirtti. Anlaşmanın detayları (bilet fiyatları, pist iyileştirmeleri, güvenlik önlemleri) önümüzdeki günlerde Formula 1 yönetimi ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu tarafından açıklanacak.

Motor sporları tutkunları ve gençler için yeni dönem

F1'in dönüşü, Türkiye'deki motor sporları altyapısını da güçlendirecek. beIN Sports'un yayın haklarıyla birlikte milyonlarca Türk taraftarın ekran başına kilitleneceği organizasyon, genç pilotların yetişmesi için de yeni fırsatlar yaratacak. Geçmiş yıllarda İstanbul Park'ta kazanan isimler arasında Felipe Massa, Lewis Hamilton ve Sebastian Vettel gibi efsaneler yer almıştı; şimdi yeni nesil yıldızlar aynı pistte mücadele edecek.

Türkiye'nin F1'e dönüşü, sadece bir spor etkinliği değil; aynı zamanda ülkenin uluslararası arenadaki gücünün ve cazibesinin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2027'de başlayacak heyecan şimdiden başladı!

Üsküdar'da rüşvet alan 2 doktor için 12 yıl hapis istendi

Üsküdar Devlet Hastanesi'nde görev yapan ve hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edilmesinin ardından gözaltına alınarak tutuklanan Cem Gülçin ve Gürkan Örskıran hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. 2 doktor hakkında 4 yıldan 12 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. Doktorların toplam 305 bin 485 lira haksız kazanç elde ettiği tespit edildi

24.04.2026 15:04:00
İhlas Haber Ajansı
Üsküdar'da rüşvet alan 2 doktor için 12 yıl hapis istendi
Üsküdar'da rüşvet alan 2 doktor için 12 yıl hapis istendi
Üsküdar Devlet Hastanesi'nde görev yapan iki doktorun hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edildi. Edinilen bilgilere göre, Cem Gülçin ve Gürkan Örskıran isimli doktorların muayeneye gelen hastalardan ameliyat işlemleri için ek ücret istedikleri belirlendi. Şüpheliler, rüşvet suçlamasıyla gözaltına alındı. Doktorların para istediği bazı hastaların ücretleri kabul etmediği ve bunun üzerine CİMER'e bildirerek doktorları şikayet ettiği, hastanede ise bazı yetkililerin durumu emniyete bildirdiği öğrenildi. Şikayetler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Üroloji doktorluğu yapan 2 şahsın hastalardan ameliyat için rüşvet aldıkları belirlendi. Şüpheli doktor Gürkan Örskıran'ın hastalarından 20 ila 30 bin TL arası rüşvet aldığı, diğer doktor Cem Gülçin'in ise bin 200 ila bin 400 dolar arasında rüşvet aldığı tespit edildi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından doktorlar hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede 2 doktor hakkında ayrı ayrı olmak üzere 4 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi.

Biri kabul etti diğeri reddetti

Doktor Gürkan Örskıran savunmasında, suçlamaları kabul etmediğini hastane bünyesinde yapılan ameliyatlarda dışarıdan temin edilen herhangi bir malzeme bulunmadığını ifade etti. Doktor Cem Gülçin ise gözaltı sürecinde geçmişini düşündüğünde yaptığı şeyin etik ve ahlaklı olmadığını, talep ettiği parayı maddiyatının yeterli olmadığı için değil hırsından dolayı talep ettiğini belirtti.

12 yıla kadar hapsi talep edildi

2 doktorun, hazırlanan iddianamede "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12 yıla kadar hapsi istendi.



57 milyonluk siber vurgun... 18 kişi tutuklandı

Karabük merkezli 7 ilde düzenlenen siber dolandırıcılık operasyonunda, sosyal medya üzerinden borsa yüksek getirili yatırım vaadiyle vatandaşları dolandırdığı belirlenen şüphelilere yönelik operasyonda 18 kişi tutuklandı.

24.04.2026 14:26:00
İhlas Haber Ajansı
57 milyonluk siber vurgun... 18 kişi tutuklandı
57 milyonluk siber vurgun... 18 kişi tutuklandı
Karabük merkezli 7 ilde düzenlenen siber dolandırıcılık operasyonunda, sosyal medya üzerinden borsa yüksek getirili yatırım vaadiyle vatandaşları dolandırdığı belirlenen şüphelilere yönelik operasyonda 18 kişi tutuklandı. Şebekenin 17 ilde 32 kişiyi yaklaşık 57 milyon TL dolandırdığı tespit edildi.

Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile ilgili şube müdürlükleri tarafından müşterek yürütülen çalışmalar kapsamında, sosyal medya üzerinden reklam vererek yatırım yapma ve para kazanma vaadiyle vatandaşları dolandıran şebekeye yönelik 11 aylık planlı çalışma gerçekleştirildi.



Karabük'te dolandırılan vatandaşların ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada, şüphelilerin elde ettikleri suç gelirlerini paravan şirketler üzerinden şahıs hesaplarına aktardıkları, ardından kripto para borsalarında kaybettirme yöntemiyle aklamaya çalıştıkları belirlendi.

Yürütülen operasyonel faaliyetlerde 27 şüphelinin, Karabük ile birlikte toplam 17 ilde 32 müştekiden yaklaşık 57 milyon TL haksız kazanç sağladığı tespit edildi.



Şüphelilerin yakalanmasına yönelik Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Gümüşhane, Kocaeli ve Kütahya'da Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda gözaltına alınan 25 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Şüphelilerden 4'ü ifadelerinin ardından cumhuriyet savcılığı tarafından serbest bırakılırken, 3 kişi adli kontrol şartıyla salıverildi. Mahkemeye çıkarılan 18 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Firari 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Karabük İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, halkın huzuru ile can ve mal güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı

Mersin'de 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar'ın otomobilde tabancayla öldürülmesine ilişkin davada mütalaasını açıklayan savcı tutuklu sanıklardan Hüseyin Arda Ş.'nin 'çocuğa karşı kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarından, 2 sanığın da 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından cezalandırılmasını talep etti

24.04.2026 13:06:00 / Güncelleme: 24.04.2026 13:09:35
İhlas Haber Ajansı
Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Hüseyin Arda Ş. (19), Mustafa Z. (27) ve Nazmi Ç. (20) cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada, Hiranur'un ailesi ve yakınları ile taraf avukatları hazır bulundu.

Mahkemede bazı tanıklar dinlenirken, cumhuriyet savcısı mütalaasında sanıklardan Hüseyin Arda Ş.'nin 'çocuğa karşı kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarında, Mustafa Z. ve Nazmi Ç.'nin ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Taraf avukatlarının beyanlarının ardından söz verilen sanıklar, tahliyelerini istedi.



Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Duruşmanın ardından Aygar'ın ailesi ve yakınları ile müşteki avukatları, Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir de katılırken, Özdemir baro olarak davayı yakından takip ettiklerini belirterek, "Hiranur davasında adaletin sağlanması adına Mersin Barosunun üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirecek, çocuklara yönelik istismar olaylarında ve kadına yönelik şiddet olaylarında biz avukatlar yılmadan adaletin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması adına mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz" dedi.

Avukat Derya Demir ise dosyayı başından beri takip ettiklerini belirterek, "Başından beri titizlikle takip ettiğimiz Hiranur dosyasının bugün önemli bir aşamasını geride bıraktık. Savcı mütalaasını açıkladı. Biz elbette ki bu mütalaayı kabul etmeyecek ve buna uzun bir dilekçeyle itiraz edeceğiz. Sevindirici diğer haber üç sanığın da tutukluluk halinin devam etmesi. Biz mücadeleyi sürdüreceğiz, sürecin takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.

Merkez Toroslar ilçesi Akbelen Mahallesi'nde 1 Eylül 2025'te meydana gelen olayda, 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar, park halindeki otomobilde tabanca ile vurularak hayatını kaybederken polis, Hiranur'un erkek arkadaşı Hüseyin Arda Ş. (19), M.Z. (27) ile Nazmi Ç.'yi gözaltına almış, 3 şüpheli de sevk edildikleri mahkemece tutuklanmıştı.

Madencilere biber gazlı müdahale

Ankara'daki Kurtuluş Parkı'nda günlerden beri eylem yapan açlık grevindeki madenciler, polis ablukasına alındı. Maden işçilerinin yürüyüşüne polis engel oldu. Madenciler, protesto için üstlerini çıkardı. Üç işçi fenalaştı. Polis tarafından işçilere biber gazı sıkıldı

24.04.2026 11:24:00 / Güncelleme: 24.04.2026 12:36:23
Haber Merkezi
Madencilere biber gazlı müdahale
Madencilere biber gazlı müdahale
Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik'te çalışan işçiler, aylardır ödenmeyen ücretleri, kıdem tazminatları ve gasp edilen diğer hakları için başlattıkları mücadeleyi Ankara'ya taşıdı.

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde yaklaşık 190 kilometrelik yolu yürüyerek başkente ulaşan madenciler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde polis engeliyle karşılaştı.

Doruk Madencilik işçileri, uzun süredir maaş alamama, tazminat haklarının ödenmemesi, rızaları dışında ücretsiz izne çıkarılma ve sendikalaşma nedeniyle işten atılma gibi sorunlarla karşı karşıya kaldı.

Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi yaklaşık 130 işçi, bu taleplerle Eskişehir-Ankara sınırından yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca "Alın terimizi istiyoruz!", "Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz" sloganlarıyla ilerleyen madenciler, 9 günde başkente vardı.

Pazartesi sabahı Ümitköy civarında bakanlık önüne yürümek isteyen işçilerin yolu polis tarafından kesildi. müdahale sırasında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ve çok sayıda işçi gözaltına alındı. İşçiler biber gazı ve fiziksel müdahaleye maruz kaldıklarını belirtti. Ablukayı kısmen kıran grup, bakanlık önüne ulaşarak oturma eylemi ve açlık grevine başladı. Üstlerini çıkaran işçiler, "Açız, yoksuluz, çıplağız" diyerek taleplerini haykırdı.

Gözaltılar

Salı günü bakanlık önünde oturma eylemi yapan 110 işçi sabaha karşı gözaltına alındı. Sendika, fiili abluka ve gözaltı uygulandığını savundu. İşçiler yaklaşık 14 saat gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Serbest kalan işçiler, eylemlerine Kurtuluş Parkı'nda devam etti. Açlık grevinin üçüncü gününde de nöbet devam etti, şu an yaklaşık 81 işçi ve 4 sendika yetkilisi açlık grevinde.

Açlık grevi 4. gününde

Açlık grevi bugün 4. güne girdi. İşçiler Yıldızlar SSS Holding önünde de açıklama yaptı. Polis, holding bahçesinde basın açıklamasına "özel mülk" gerekçesiyle izin vermedi. Yaklaşık 30 madencinin etrafı 200 kolluk kuvvetiyle çevrildi. İşçiler, "İş, ekmek, barış", "Vur vur inlesin, Yıldızlar Holding dinlesin", "Direne direne kazanacağız" şeklinde sloganlar attı.

Bu arada CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan ve Utku Çakırözer, DİSK Sosyal-İş ve diğer sendikalar, öğrenciler ve çeşitli sivil toplum örgütleri işçileri ziyaret etti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Kurtuluş Parkı'ndaki eylemcileri dinledi.

İşçiler ödenmeyen ücretlerin ve tazminatların bir an önce ödenmesini, ücretsiz izin ve işten atmaların iptal edilmesini ve sendikal hakların tanınmasını istiyor ayrıcı "Hakkımızı almadan Ankara'dan ayrılmayacağız" diyorlar.

Sendika yetkilileri, 2023 seçimleri öncesi dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Enerji Bakanı Fatih Dönmez'in işletmeye gelip "takip edeceğiz" sözü verdiğini, ancak hiçbir adım atılmadığını belirtiyor.

Doruk Maden direnişi, Türkiye'nin çeşitli illerinden destek alıyor. Sendikalar ve muhalefet partileri, işçilerin yalnız olmadığını vurguluyor. Eylem, maden işçilerinin kronik hak ihlallerini bir kez daha gündeme getirdi. Gelişmeler yakından takip ediliyor; işçiler talepleri karşılanana kadar açlık grevini sürdürme kararlılığında.

Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi

Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların tutukluluk durumuna ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı. Savcı, 3 tutuklu sanığın tahliyesini talep etti. Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor

22.04.2026 13:51:00
İHA
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar'ın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16'sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan salonda görülen duruşmada, cumhuriyet savcısı, sanıkların tutukluluk durumu ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı.

Duruşma savcısı, Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, Beşiktaş Belediyesi personeli Gülşah Ocak, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi'nin tutuklulukla geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar verilmesini talep etti.

Rıza Akpolat, Kadir Aydar, Utku Caner Çaykara ve Oya Tekin'in aralarında bulunduğu diğer tutuklu sanıkların ise kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ile üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti dolayısıyla tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep edildi.

Tanık dinletilmesi, tefrik ve mal varlığı tedbirlerinin kaldırılması taleplerinin mevcut delil durumu ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak reddine karar verilmesi talep edildi.

Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor.

Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı

Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği'nin desteği ile Kırklareli'nin Vize ilçesinde 18 Nisan 2026 tarihinde "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" başlıklı bir panel gerçekleşti. Panele, bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ile bölge halkı katıldı. Panelin sonuç bildirgesinde, "Kurulacak bir nükleer santral, başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilecek; deniz çayırlarını ve balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır" uyarısı yapıldı

22.04.2026 12:57:00 / Güncelleme: 22.04.2026 13:00:38
Haber Merkezi
Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı
Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı
Kırklareli'nin Vize ilçesinde 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" panelinin sonuç bildirgesinde şunlar ifade edildi:

"Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği'nin desteği ve farklı disiplinlerden bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ile bölge halkının katılımıyla 18 Nisan 2026 tarihinde Vize'de gerçekleştirilen "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" başlıklı panel sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılmaktadır.

Panel süresince ortaya konulan bilimsel, hukuki ve toplumsal veriler birlikte değerlendirildiğinde ve panele katılım dikkate alındığında, nükleer santralin istenmediği açıkça görülmektedir. Trakya'da planlanan yaklaşık 14 bin dönümlük nükleer santral projesinin kamu yararı, çevre hakkı ve yaşam hakkı ilkeleriyle bağdaşmadığı ortaya konmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti yalnızca bir hukuk devleti değil, aynı zamanda bir çevre devletidir. Başta Anayasa'nın 56. maddesi olmak üzere, kıyıların, ormanların ve tarım alanlarının korunmasına ilişkin hükümler, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Bu çerçevede, yaşam hakkını riske atan bir projenin kamu yararı ile gerekçelendirilmesi mümkün değildir.

Planlanan proje alanı; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında orman alanı, tarım arazisi ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak tanımlanmakta olup, Istranca Ormanları ve longoz ekosistemleri gibi yüksek ekolojik değere sahip hassas alanlarla doğrudan ilişkilidir. Bu alan yalnızca bir arazi değil; yeraltı ve yerüstü su sistemleri, gölleri, dereleri ve kıyı ekosistemleriyle birlikte işleyen bütüncül bir yaşam alanıdır. Nitekim 15.04.2026 tarihinde Kırklareli ili Demirköy ilçesi Sivriler Köyü ile Vize ilçesi Kışlacık Köyü sınırları içerisinde yer alan Panayır İskelesi ve çevresi, Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak tescillenmiştir.



Bu alana kurulacak bir nükleer santral, başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilecek; deniz çayırlarını ve balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır. Istrancaların kalbine yapılacak böyle bir müdahale, yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini geri dönüşü zor bir risk alanına dönüştürmek anlamına gelmektedir.

Nükleer santrallerde risk hiçbir zaman sıfıra indirgenemez. Deprem, sel ve iklim krizine bağlı aşırı hava olayları gibi öngörülemeyen süreçler, teknik güvenlik önlemlerini aşabilmektedir. Geçmişte yaşanan kazalar bu durumu açıkça göstermiştir. Radyasyon il sınırlarını tanımaz; etkisi yalnızca proje alanıyla sınırlı kalmaz, Marmara ve Karadeniz havzasını kapsayan geniş bir coğrafyaya yayılabilir. Nükleer riskin etkileri, gıda zinciri ve su sistemleri aracılığıyla farklı bölgelere taşınabilir.

Bilimsel çalışmalar, iyonize radyasyonun insan sağlığı üzerinde kanserojen etkiler oluşturduğunu ve düşük doz maruziyetlerin dahi uzun vadede genetik sonuçlar doğurabildiğini ortaya koymaktadır. Bu etkiler özellikle çocuklar açısından daha yüksek riskler barındırmaktadır. Nükleer risk yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlarıyla da toplum üzerinde kalıcı etkiler yaratmaktadır.

Enerji politikaları açısından yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin mevcut kurulu gücünün talebin üzerinde olduğu, dolayısıyla kısa ve orta vadede nükleer enerjiye zorunlu bir ihtiyaç bulunmadığı ifade edilmiştir. Nükleer enerji yüksek maliyetli ve dışa bağımlı bir model oluştururken, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar daha ekonomik ve güvenli alternatifler sunmaktadır.

Öte yandan sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmediği; yerel halkın, bilim insanlarının ve ilgili tüm paydaşların karar alma süreçlerine yeterince dâhil edilmediği görülmektedir. Bu durum hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Bu ölçekte bir proje, toplumdan ve bilimsel akıldan kopuk şekilde hayata geçirilemez.

Trakya yalnızca bir bölge değil; başta İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyanın hava, su ve tarımsal gıda deposudur. Bu nedenle kısa vadeli enerji tercihleri uğruna uzun vadeli ekolojik ve toplumsal risklerin göze alınması kabul edilemez. Bölgenin sahip olduğu doğal değerler dikkate alındığında, Istranca Ormanları'nın UNESCO koruma statüsüne kavuşturulması ve bugüne kadar verilen zararlar da göz önüne alınarak Trakya'nın daha güçlü koruma statüleriyle güvence altına alınması gerekmektedir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında; Trakya'da planlanan nükleer santral projesinin durdurulması, sürecin şeffaf, katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alınması, bölgenin ekolojik ve tarımsal değerlerine sahip çıkılması ve enerji politikalarında yenilenebilir kaynaklara öncelik verilmesi gerektiği açıkça ortaya konmaktadır.

Bizler, yaşam hakkını ve doğayı savunan tüm paydaşlar olarak, hukuki ve demokratik haklarımız çerçevesinde bu sürece karşı durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. Başta Vize olmak üzere tüm Trakya halkı, yaşam alanlarına yönelik bu tehdide vize vermeyecektir.

Trakya Platformu – Trakya Kent Konseyleri Birliği – Trakya Belediyeler Birliği"

CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kara Havacılık Komutanlığına ait CH-47 ağır nakliye helikopterinin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını, helikopterde bulunan personelde herhangi olumsuz bir durumun olmadığını açıkladı

22.04.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı
CH-47 ağır nakliye helikopterimiz kaza kırıma uğradı
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kara Havacılık Komutanlığına ait CH-47 ağır nakliye helikopterinin eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğradığını, helikopterde bulunan personelde herhangi olumsuz bir durumun olmadığını açıkladı.



Jandarma Genel Komutanlığından yapılan açıklamada, "Kara Havacılık Komutanlığımıza ait bir CH-47 Ağır Nakliye Helikopterimiz, eğitim uçuşu icra ettiği Ankara/Temelli bölgesinde henüz bilinmeyen bir nedenle kaza kırıma uğramıştır. Personelimizde herhangi bir olumsuz durum yoktur. Kaza kırım nedeni yapılacak detaylı inceleme sonucunda belirlenecektir" denildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.