logo
14 AĞUSTOS 2026

ABD’nin İran savaşındaki hüsranı ve bağımsızlığın kaçınılmazlığı

14.08.2026 00:00:00
 

Dünya tarihi, kendisini "yenilmez" ilan eden dev imparatorlukların, kendi kibrinin ve değişen savaş gerçeklerinin altında ezilip yok oluşuna defalarca şahitlik etmiştir. 

Günümüzde Washington yönetiminin Ortadoğu'da sürdürdüğü agresif ve emperyalist politikalar, tam da böyle bir tarihi kırılma noktasını işaret ediyor. 

New York Times'tan Wall Street Journal'a kadar ABD medyasının en önde gelen organlarında dahi ayyuka çıkan gerçekler, Washington'ın kurguladığı "dokunulmaz ABD" ve "geçilmez İsrail" masallarının sonuna gelindiğini kanıtlıyor. 

ABD, İran ile girdiği bu geniş çaplı çatışmada hiçbir stratejik hedefine ulaşamadığı gibi, hem askeri mühimmat bakımından tükenmişliğin eşiğine gelmiş hem de bölgesel müttefiklerini korumak yerine açık birer hedef tahtasına çevirmiştir.

Mühimmat depoları boşaldı, savunma efsanesi çöktü

İran ile yaşanan 5 günlük yoğun çatışma süreci, Pentagon'un hantal ve geleneksel askeri yapısının, modern savaş taktikleri karşısında nasıl çaresiz kaldığını gözler önüne serdi. 

New York Times'ın analizinde de vurgulandığı üzere; İran, yeni taktikler geliştirerek balistik ve seyir füzeleriyle ABD savunma sistemlerini meşgul ederken, eş zamanlı dron saldırılarıyla savunma kalkanlarını tamamen atlatmayı başardı. 

Havada aniden yön değiştirebilen gelişmiş füzeler ve sürü dronlar karşısında çaresiz kalan Pentagon, sadece bir günde 50 Patriot füzesi harcamak zorunda kaldı. 

Savaş süresince 1.500'den fazla önleyici füze tüketen ABD'nin stoklarında yalnızca 1.700 civarında füze kalması, süper gücün mühimmat tükenmişliğini tescilledi.

Ürdün'deki ABD üslerine düzenlenen saldırılarda birçok ABD askerinin ölmesi, yüzlercesinin de yaralanması ve stratejik hava araçlarının hasar görmesi, ABD'nin "Patriot" kalkanlarının aslında ne kadar delik deşik olduğunu gösterdi. 

Yıllardır bu "teknolojik üstünlük" algısı üzerinden dünya üzerinde hegemonya kuran ABD, düşük maliyetli dronlar ve kıvrak füze taktikleri karşısında hezimete uğradı. 

Üstelik Almanya'da düzenlenen askeri tatbikatta Ukraynalı dron operatörlerinin geleneksel zırhlı birliklerle donatılmış ABD ordusunu adeta hezimete uğratması, Pentagon'un çağın gerisinde kaldığının ve hava savunmasında ağır bir zafiyet yaşadığının bir somut kanıtı daha oldu.

Kendi askerini intihara sürükleyen insanlık dışı emperyalizm

Trump yönetiminin saldırgan ve yasadışı politikaları, yalnızca bölgesel barışı tehdit etmekle kalmıyor; kendi askerlerini de birer piyon gibi gözden çıkararak insani bir krize sürüklüyor. 

21 Kasım 2025'te San Diego'dan ayrılan ve İran savaşı bahanesiyle görev süresi sürekli uzatılan USS Abraham Lincoln uçak gemisinde yaşananlar, ABD ordusunun içten içe nasıl çürüdüğünü belgeliyor.

Karaya ayak basmadan 250 günden fazla seyrederek modern zamanların rekorunu kıran gemideki 5 bin denizci ve deniz piyadesi; bozuk tuvaletler, küflü duşlar, günlerce verilmeyen sıcak su, bozuk çamaşırhaneler ve yarım fincan pirinç ile iki lavaştan oluşan karneye bağlanmış porsiyonlarla yaşamak zorunda bırakılmıştır. 

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth bu dramı "sahte haber" diyerek geçiştirmeye çalışsa da, Kongre'de yükselen tepkiler ve ailelerin feryatları gerçeği açığa çıkarıyor. 

Psikolojik sınırları aşan, günlerce 12 ila 16 saatlik yorucu vardiyalar altında ezilen askerlerin denize atlayarak intihar etmeye çalışması, Trump yönetiminin emperyalist hırsları uğruna kendi insanına dahi değer vermediğinin en acı vesikası. 

Kendi uçak gemisindeki askerine hijyenik bir duş ve bir kap sıcak yemek sağlayamayan, onların akıl sağlığını korumaktan aciz bir devletin, dünyaya "güvenlik" ve "demokrasi" vaat etmesi trajikomik bir yalandan ibaret.

Tam bağımsızlık ve gerçek ittifaklar zorunludur

ABD'nin bu ağır hezimeti ve bölgede yarattığı güvenlik açığı, Ortadoğu ülkeleri için hayati bir ders içeriyor. 

ABD, bölgesel müttefiklerini korumak bir yana, kendi çıkarları uğruna onları İran'ın ve vekil güçlerinin açık hedefi haline getirmiştir. 

Kendi askerinin canını hiçe sayan bir emperyalist gücün, Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak veya Lübnan gibi ülkelerin güvenliğini önemseyeceğini düşünmek büyük bir gaflettir.

Bugün açıkça görülmektedir ki; ABD-İsrail ikilisinin peşine takılan, onların askeri kalkanlarına bel bağlayan ve politikalarına ram olan hiçbir ittifak bölgesel huzur getiremez. Aksine, bu tehlikeli ikilinin yıkıcı emellerine hizmet eder. 

Başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu devletleri, Washington'ın çöken hegemonyasından medet ummayı derhal bırakmalıdır. 

Bölge ülkeleri; kendi savunma sanayilerini geliştiren, kendi askeri stratejilerini üreten ve birbirlerinin egemenliğine saygı duyan tam bağımsız politikalar izlemek zorundadır. 

Ancak tam bağımsızlığını kazanmış devletlerin kuracağı ittifaklar gerçek bir caydırıcılığa sahip olabilir. 

Emperyalist güçlere göbeğinden bağlı ham hayaller dönemi kapanmıştır; geleceğin anahtarı, kendi ayakları üzerinde duran tam bağımsız devletlerin elindedir.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.