Allah yolunda olduğunu söylemek çok büyük bir iddiadır. Bunun ispatı gerekir. Yarabbi sana vuslat yolunda nefsimle mücadele etmeye hazırım demek, sonsuz teslimiyeti gerektiren çok büyük bir imandır. Yola girdin mi artık bana göre böyle olması gerekiyor, bence şöyle olmalıdır, bence, bence vs. gibi haller teslimiyet ehlinde olmamalıdır. İddianızda tam bir teslimiyetle istikrarla durmanız gerekir.
"Allah'a verdikleri vaadi tutmadıkları ve yalan söylemeyi âdet edindikleri için o da bu fiillerinin akıbetini kalplerinde kıyamet gününe kadar sürecek bir nifaka kalb ediverdi" (Tevbe 77)
Bir olumsuzlukta yolunu, davanı bırakıyorsan imtihanı kaybetmişsin demektir. Yol zaten mayın, diken ve çile doludur. Sana yapılan yanlışlığı düşünerek bulunduğun yeri terk ediyorsan ilk başta verdiğin sözünden dönmüşsün demektir. Çünkü sen söz verdin, sana gelen yolda nefsimle her türlü mücadeleye hazırım diye. Ne oldu, olanlar zoruna mı gitti. Bir gaz ile gelen bir yelde kopar gidermiş. Sana düşen her şeye rağmen inatla tüm olumsuzluklarla mücadele etmek, hakkı sonuna kadar savunmaktır.
Diyelim ki yolda etrafındaki insanlar hata, yanlış yapıyor; meydanı, emaneti onlara bırakıp sırtını dönerek kaçmak senin Allah'a vuslat yolundaki kılavuzunla bir problemin olduğunu göstermektedir. Hata insana mahsustur. Gidip hata yapan kardeşine sordun mu, nedir bu işler kardeşim izah eder misin olur ya belki siz yanlış anlamışsınızdır.
Çok değerli büyüğüm Prof. Dr. Haydar Baş hocamız derdi ki: "Eğer senin ayıktırmanla bir insan Allah'ın azabından kurtulacaksa ve sen onu ayıktırmıyorsan Allah senin de belanı verir." Siz ayıktırdınız mı? Hatta hiç gidip sohbet ettiniz mi? Olumsuzluklarla sonuna kadar mücadele ettiniz mi? Eğer bunları yapmadan sırtınızı dönüp gittiyseniz şefaati unutun. Çünkü teslim olduğunuzu iddia ettiğiniz kılavuzunuz size, emanetime neden sahip çıkmadınız, velev ki insanlar hainlik ve hatalar içinde olmuş olsunlar bunlara emaneti nasıl bırakıp gidersin, senin bu yaptığın ihanetten de ağır hainliktir demez mi? Bu durumda ömrünü boşa geçirmiş olursun.
Unutmayalım herkes kendine yakışanı yapar. Nefsimiz bize galip geliyorsa kılavuzumuz şeytan, biz de onun askeri olmuşuz demektir.
Allah rızası için, yalnız Allah rızası için düşünmemiz ve niye kuluz, Allah (c.c) bizi niye yarattı, kimin kuluyuz diye sormalıyız kendimize.
Hz. Muhammed (s.a.a) vaz geçti mi! Yanında her kafadan, her ahlaktan adamlar vardı, hepsine tahammül etti. İmam Ali (k.v) de, tüm imamlar ve evliyalar da aynen bu hayatı, kaderi yaşamıştır. Tabi bizim nefsimiz bu örnekleri görmeyi ve hatta o örneklerin hatırlatılmasına bile tahammül edemiyor.
Sen çalış doğru ol, yüzü kara olma. 'Yahu işte şunlar bunu, böyle yaptılar' vs. sen kendi yaptığına bak. Yanlış varsa düzelt, gücün yetmezse ikaz et ama sırtını dönüp kaçma. Bu ne erliğe, ne dostluğa, ne dava adamlığına, ne gardaşlığa ve ne de Müslümanlığa yakışır.
Yola çıkanda biz çileye talip olmadık mı, makam mevki ve maddiyat için mi mana âlemine adım attık? Nefsimizi sorgulamalıyız.
İçinde bulunduğumuz bu devir ve şartlar o kadar zor ki, en ahlaklı dediğimiz insanlarımız, gençlerimiz en dindar insanmışlar gibi hal sergiliyorlar ama bir vakit namaz kılmıyorlar, zehirli maddeler kullanıyorlar. Bu halde kalkıp sana göre doğru veya yanlış hizmet eden, etmeye çalışan insanları eleştiriyorlar.
Git yüzüne eleştir, yapamadığı yerde el tut, yardım et, bir eksiğini de sen tamamla.
Yol adamı böyle olur sorun çıkartmaz, sorun çözer.
Sen ayrıldın, kenarda kaldın; senin orada, burada konuşman, sosyal medyada yazdıkların emanete zarar verdiğini, insanlar arasında fitneye sebep olduğunu düşünecek kadar zekân yok mu? Ya nefsinin esiri olmuşsun, o kadar kör olmuşsun ki yaptıklarının ne manaya geldiğini göremiyorsun ya da senin işin bu ve sen işini yapıyorsundur.
Kardeşlerim diyorsun, kardeşlerini nasıl olur da ateşe atıyorsun. Dün sövdüğün ile bugün koyun koyuna giriyorsun. Hani çok zekiydin, başkalarını kandırıyorlar onu yönlendiriyorlar diyordun. Ne oldu görünürde yönlendiren adama savaş açmıştın. Ama işin başındaki adama savaş açmışsın.
Adamın davetine gittin görüştün, o senle niye görüştü benim zeki kardeşim! Düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışıyla senle görüştü. Evet, gerçekten çok zekiymişsin.
Her olayda kimsenin bilmediği konularda bilgi veriyorsun. Ve bu bildiler sonra uydurma çıkıyor. Senin maksadın ne, işin başındaki insana bu denli saldırmanın nedeni nedir?
Ya ruh hastasısın ya da hainsin. Samimi isen git iftiralar attığın insanla görüş helallik al ve helallik ver.
İşin muhatabı ile görüşmeden aklından geçenler veya duydukların doğrudur diye düşünmen senin zannındır. Bu hakikat değildir.
Bu tip arkadaşlara Allah (c.c) acil şifalar versin, bunun gibi insanların hezeyanlarına kapılıp etkilenen insanlara Allah (c.c) iki kat fazla şifa versin.
"Allah'a verdikleri vaadi tutmadıkları ve yalan söylemeyi âdet edindikleri için o da bu fiillerinin akıbetini kalplerinde kıyamet gününe kadar sürecek bir nifaka kalb ediverdi" (Tevbe 77)
Bir olumsuzlukta yolunu, davanı bırakıyorsan imtihanı kaybetmişsin demektir. Yol zaten mayın, diken ve çile doludur. Sana yapılan yanlışlığı düşünerek bulunduğun yeri terk ediyorsan ilk başta verdiğin sözünden dönmüşsün demektir. Çünkü sen söz verdin, sana gelen yolda nefsimle her türlü mücadeleye hazırım diye. Ne oldu, olanlar zoruna mı gitti. Bir gaz ile gelen bir yelde kopar gidermiş. Sana düşen her şeye rağmen inatla tüm olumsuzluklarla mücadele etmek, hakkı sonuna kadar savunmaktır.
Diyelim ki yolda etrafındaki insanlar hata, yanlış yapıyor; meydanı, emaneti onlara bırakıp sırtını dönerek kaçmak senin Allah'a vuslat yolundaki kılavuzunla bir problemin olduğunu göstermektedir. Hata insana mahsustur. Gidip hata yapan kardeşine sordun mu, nedir bu işler kardeşim izah eder misin olur ya belki siz yanlış anlamışsınızdır.
Çok değerli büyüğüm Prof. Dr. Haydar Baş hocamız derdi ki: "Eğer senin ayıktırmanla bir insan Allah'ın azabından kurtulacaksa ve sen onu ayıktırmıyorsan Allah senin de belanı verir." Siz ayıktırdınız mı? Hatta hiç gidip sohbet ettiniz mi? Olumsuzluklarla sonuna kadar mücadele ettiniz mi? Eğer bunları yapmadan sırtınızı dönüp gittiyseniz şefaati unutun. Çünkü teslim olduğunuzu iddia ettiğiniz kılavuzunuz size, emanetime neden sahip çıkmadınız, velev ki insanlar hainlik ve hatalar içinde olmuş olsunlar bunlara emaneti nasıl bırakıp gidersin, senin bu yaptığın ihanetten de ağır hainliktir demez mi? Bu durumda ömrünü boşa geçirmiş olursun.
Unutmayalım herkes kendine yakışanı yapar. Nefsimiz bize galip geliyorsa kılavuzumuz şeytan, biz de onun askeri olmuşuz demektir.
Allah rızası için, yalnız Allah rızası için düşünmemiz ve niye kuluz, Allah (c.c) bizi niye yarattı, kimin kuluyuz diye sormalıyız kendimize.
Hz. Muhammed (s.a.a) vaz geçti mi! Yanında her kafadan, her ahlaktan adamlar vardı, hepsine tahammül etti. İmam Ali (k.v) de, tüm imamlar ve evliyalar da aynen bu hayatı, kaderi yaşamıştır. Tabi bizim nefsimiz bu örnekleri görmeyi ve hatta o örneklerin hatırlatılmasına bile tahammül edemiyor.
Sen çalış doğru ol, yüzü kara olma. 'Yahu işte şunlar bunu, böyle yaptılar' vs. sen kendi yaptığına bak. Yanlış varsa düzelt, gücün yetmezse ikaz et ama sırtını dönüp kaçma. Bu ne erliğe, ne dostluğa, ne dava adamlığına, ne gardaşlığa ve ne de Müslümanlığa yakışır.
Yola çıkanda biz çileye talip olmadık mı, makam mevki ve maddiyat için mi mana âlemine adım attık? Nefsimizi sorgulamalıyız.
İçinde bulunduğumuz bu devir ve şartlar o kadar zor ki, en ahlaklı dediğimiz insanlarımız, gençlerimiz en dindar insanmışlar gibi hal sergiliyorlar ama bir vakit namaz kılmıyorlar, zehirli maddeler kullanıyorlar. Bu halde kalkıp sana göre doğru veya yanlış hizmet eden, etmeye çalışan insanları eleştiriyorlar.
Git yüzüne eleştir, yapamadığı yerde el tut, yardım et, bir eksiğini de sen tamamla.
Yol adamı böyle olur sorun çıkartmaz, sorun çözer.
Sen ayrıldın, kenarda kaldın; senin orada, burada konuşman, sosyal medyada yazdıkların emanete zarar verdiğini, insanlar arasında fitneye sebep olduğunu düşünecek kadar zekân yok mu? Ya nefsinin esiri olmuşsun, o kadar kör olmuşsun ki yaptıklarının ne manaya geldiğini göremiyorsun ya da senin işin bu ve sen işini yapıyorsundur.
Kardeşlerim diyorsun, kardeşlerini nasıl olur da ateşe atıyorsun. Dün sövdüğün ile bugün koyun koyuna giriyorsun. Hani çok zekiydin, başkalarını kandırıyorlar onu yönlendiriyorlar diyordun. Ne oldu görünürde yönlendiren adama savaş açmıştın. Ama işin başındaki adama savaş açmışsın.
Adamın davetine gittin görüştün, o senle niye görüştü benim zeki kardeşim! Düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışıyla senle görüştü. Evet, gerçekten çok zekiymişsin.
Her olayda kimsenin bilmediği konularda bilgi veriyorsun. Ve bu bildiler sonra uydurma çıkıyor. Senin maksadın ne, işin başındaki insana bu denli saldırmanın nedeni nedir?
Ya ruh hastasısın ya da hainsin. Samimi isen git iftiralar attığın insanla görüş helallik al ve helallik ver.
İşin muhatabı ile görüşmeden aklından geçenler veya duydukların doğrudur diye düşünmen senin zannındır. Bu hakikat değildir.
Bu tip arkadaşlara Allah (c.c) acil şifalar versin, bunun gibi insanların hezeyanlarına kapılıp etkilenen insanlara Allah (c.c) iki kat fazla şifa versin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Gökhan Demir / diğer yazıları
- İş işten geçmeden / 02.01.2026
- Büyük Ortadoğu Projesi'nin hedefi Türkiye / 26.06.2025
- ABD ve İsrail’i gölgede bıraktılar… / 28.10.2024
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
- Büyük Ortadoğu Projesi'nin hedefi Türkiye / 26.06.2025
- ABD ve İsrail’i gölgede bıraktılar… / 28.10.2024
- Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı / 24.10.2024
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-II / 10.12.2020
- Mustafa Kemal ile beraber hareket dönemi-I / 09.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-VI / 08.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-V / 07.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-IV / 04.12.2020
- Ankara millî şahlanışa katılıyor-III / 03.12.2020
































































































