logo
28 EYLÜL 2026

İsias Oteli davasında çarpıcı ifadeler

KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, "Gerçekten orada insanlık kaybı vardı. O kadar yüksek binayı bu kadar malzemeden çalarak nasıl yaptılar' Kıbrıs'ta ağıl yaparken daha kalın demir kullanılır, eminim buradaki evleri de daha kalın demirlerle yapıyorlar ama otel sahibi bu ülkeye yazık etmiş. Bunlar can almışlardır ve katillerdir" dedi.

04.01.2024 19:51:00 / Güncelleme: 04.01.2024 20:04:18
AA
 
İsias Oteli davasında çarpıcı ifadeler
İsias Oteli davasında çarpıcı ifadeler
 Adıyaman'da, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat'taki depremlerde yıkılan, 72 kişinin hayatını kaybettiği İsias Oteli'ne ilişkin 5'i tutuklu 11 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

3. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin zemin katındaki çok amaçlı konferans salonunda dün görülmeye başlanan davanın, bugün de devam eden duruşmasına sanıklar, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile bağlandı.

Duruşmada dinlenen müştekilerden KKTC'de beden eğitim öğretmeni olan ve depremde 2 çocuğunu kaybeden Osman Akın, voleybol finallerine gelmeyi planladıklarını ve otel araştırmasında "İsias Oteli'nin temiz, nezih ve özellikle de güvenli olduğunu" öğrendikleri için bu otele kayıt yaptırdıklarını belirtti.

Akın, şunları söyledi:

"Çocuklarımızı odalarına yerleştirdik. İsias'ta 39 kişiydik, ben 16 kişiyle Kahramanmaraş'taki başka otele yerleştim. 5 Şubat sabahı Kahramanmaraş'a hareket ettik, yerleşimler tamamlandı, çocukların maçı başlayacaktı. Ben Kahramanmaraş'a canımı kurtarmaya mı gittim yoksa başka bir şeye mi gittim bilmiyorum. Eğer aynı otelde kalsaydım burada olmayacaktım. Kahramanmaraş'ta öğretmenevinde kaldım. Büyük bir deprem ama yıkılmadı. İnsan hayatına önem verilen bir binada kaldım. Kimsenin burnu bile kanamadan çıktık. Adıyaman yıkıldı, benim dünyam yıkıldı. Kaos bir ortam vardı, çocukları güvenli bölgeye getirmek için 1 kilometre yürüdük. Sonra Adıyaman'a hareket ettim. Depremden sonra salı günü gelebildim. Gördüğüm manzara sadece bir kum yığınıydı. Otelden 72 can gitmiş. 'Öldü' lafını kullanamıyorum, duymak da istemiyorum. 11-14 yaş arasındaki çocuklarımız kum yığınının içine gömüldüler ve hep bir umut çocuklarımıza ulaşmak için çabaladık. Umutlar tükendiğinde bütün halde ulaşmak istedik. Düşünün bunun için dua ediyorsunuz. Beton sağlam bir malzemedir değil mi' Aileler çocuklarına ulaşmak için elleriyle beton kazdılar. Biz adalete güveniyoruz, onun için buradayız, sizlerin en iyi kararı vereceğine inanıyoruz. Dün duruşmada bahsedildi, maddi gerçek yarım kalan hayatlardır. Biz acımızı yaşamadan adalet diye haykırmaya başladık. Türk yargısına güveniyoruz. Bizim can parçalarımızı ahlaksızca alan zihniyet en yüksek cezayı alana kadar buradayız."

"İsias bir kum yığınıydı"

Osman Akın'ın eşi Ayşe Akın, eşini ve 2 oğlunu mutlu bir şekilde Adıyaman'a gönderdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Hiç böyle bir şeyle karşılaşacağımızı düşünmedim. Kıbrıs'ta da depremi hissettik sadece. Evlatlarımızın bunları yaşayacağı aklımızın ucundan dahi geçmedi. Televizyonu açtığımızda Adıyaman'dan hiç bahsedilmiyordu. Maalesef haber alınmamasının sebebi bu felaketmiş. Ben de 1999 Depremi'ni İstanbul'da yaşamış bir öğretmenim, depremlerde nelerle karşılaşabileceğimi seminerlerde gördüm, çocuklarıma anlattım. Depremle ilgili sayfalara fotoğrafların bulunduğu projeler yaptılar. O fotoğrafların hiçbiri İsias'a benzemiyordu. İsias bir kum yığınıydı. Otele vardığımda aynı görüntüyle karşılaşacağımı umut ediyordum ama ne zamanki otobüsten indik gerçekle karşı karşıyaydık. Ben inancı güçlü bir anneyim, öyle bir görüntü karşısında dilim dönmedi dua edemedim. Kovalar bulduk ve aileler çatıların üzerine dizildik, tek tek taşları kovalara atıp aşağıya indirdik evlatlarımıza ulaşabilmek için. Elimdeki taş kum yığına dönüyordu, hiçbiri de ağır değildi. Adalete güvenimiz sonsuzdur. Biz aileler olarak yaşadıklarımızın sadece çok küçük bir kısmını anlatabiliyoruz."

Çocuklarından birinin çantasını gördüğünü, saatlerce enkazın başında evladının bedenine zarar gelmesin diye uğraştığını anlatan Akın, "Çocuklarımız yataklarından kalkamamış canlarla karşılaştık. Birinci depremde 10 saniye içinde kum yığına dönmüş İsias'tan bahsediyorum. Anlatmak çok zor ama biz bunları yaşadık. Ben hiç evlatlarımdan ayrılmazdım ama uçakta onlar aşağıda Türk bayrağına sarılı ben üstte döndüm." ifadelerini kullandı.

Çocuğunu kaybeden Sefer Aydoğdu da sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

Hayatını kaybeden sporcu İmran Aydoğdu'nun kardeşi İrem Aydoğdu ise "Kardeşim kum yığınında boğulmuştu, biz artık yaşamıyoruz. Bu çocuklar Kıbrıs'ın aydınlık yüzleri, ülkelerinin gururuydu. Sadece biz değil, tüm Kıbrıs etkilendi." dedi.

Tüm sorumlulardan şikayetçi olduklarını belirten Aydoğdu'nun "Ölenlerin kim olduklarını, isimlerini biliyor mu'" sorusu üzerine, yıkılan otelin sahibi tutuklu sanık Ahmet Bozkurt, "Aynı acıyı ben de yaşıyorum, yakınların sorularına cevap vermek istemiyorum." diye cevap verdi.

Müştekilerden bazıları, duruşmada gözyaşlarını tutamadı.

Öğleden sonraki kısım

Duruşmanın öğleden sonraki kısmında da müştekilerin beyanları alındı.

Yaşamını yitiren Hasan Bilge'nin babası Mehmet Akif Bilge, "Çocuklarımızın ağzı, burnu, kulakları kum dolmuştu, hiçbir yaşam üçgeni yoktu, zaten savcılık raporunda da var, havasızlıktan ölmüşler. Yüce adalete güveniyoruz, bir son verilmesi lazım, tüm ilgililerden şikayetçiyiz." dedi.

Hayatını kaybeden Aykut Bulut'un babası Mehmet Bulut, "Bu bir kader değil bir cinayettir." ifadesini kullandı.

Bulut, "Kıbrıs arama kurtarma ekibi geldi, kaldırdığımız her taş kum gibi avcumuzda dağıldı. Bütün umudumuzu kaybettik, biz de o çocuklarımız gibi o enkazda kaldık. Ahmet Bozkurt enkazın başına geldi, derdi altındaki kişiler değil, kasasıydı." şeklinde konuştu.

"İsias Otel bir suç aletidir"

Yaşamını yitiren Önder Cırık'ın kız kardeşi Özlem Arslan, sanıklardan ve tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Bir insanın hayatı boyunca yaşayabileceği tüm duyguları yaşadık; korkuyu, umudu, açlığı, cehennemi yaşadık. Biz dün çok yalan dinledik, sanıklar doğruyu anlatmadı. Her yatak çıktığında korkuyorduk acaba kimin yakını çıkacak diye çünkü her yatak çıktığında biliyorduk bir cenaze çıkacağını. 72 cana mal olan bir suç aleti yapılmış. İsias Otel bir suç aletidir.'

Hayatını kaybeden Aras Aktuğralı'nın enkazdan yaralı çıkan babası Murat Aktuğralı, "Duruşmaya sanıkların yüzüne katil olduklarını söylemek için geldim ancak mümkün olmadı, umarım davanın devamında bu imkan yaratılır, sanıkların yüzüne bakarak soru sorabiliriz." diye konuştu.

Bazıları ilk kez kar heyecanı yaşamıştı

Çocukların spor aşkıyla dolu olduğunu, onların mutluluğuna ortak olmak için Adıyaman'a geldiklerini anlatan Aktuğralı, 5 Şubat Pazar günü kar yağdığını, çocukların bazılarının ilk kez kar heyecanını yaşadığını ve çok mutlu olduklarını söyledi.

Oğlunu en son akşam yemeği sırasında gördüğünü ve "baba" demesini hatırladığını dile getiren Aktuğralı, deprem sırasında telefonunu alıp çocuklara gitmek istediğini ancak afetin şiddetinden adım atacak durumda olmadığını belirtti.

Olduğu yere çöktüğünü ve duvara dayanarak yalvardığını, büyük gürültüyle odanın üzerine yıkıldığını kaydeden Aktuğralı, şunları anlattı:

"Telefonun ışığını açtım, sadece toz, duman görüyordum. Hayatımın son anlarını geçirdiğimi düşündüm. 310 numaralı odada kalmıştım. Üzerimdeki yüklerden sürünerek kurtuldum ve eğilir pozisyonda oluşan boşlukta ne olduğunu anlamaya çalıştım. Birkaç adım attıktan sonra gökyüzünü gördüm. Ben 3. kattayken yapının en üzerindeydim, bina benim üzerimden kopmuştu. Enkazdan çıkan Recep'i (Recep Kılıç) gördüm önce toz içinde olduğu için tanıyamadım. Çok üşüyordu, enkazdan bir şeyler alıp üzerine verdim. Alttaki birini de yukarı çekerek çıkardık. Hiç durmadan çocuklarımıza seslendik. Aşağıdan gelen birinin yardımıyla inecek bir alan bulduk. Yıkıntının ne kadar kötü olduğunu hissediyorduk. Bastığımız yerde sağlam parça olmadığını gördüm, tuzla buzdu her şey darmadağındı, büyük parçalar yoktu. Çocuklardan hiç ses yoktu. Kıbrıs'tan gelen ekipten sadece 3 kişiydik. Sadece birkaç kişinin enkazda olduğunu duyuyorduk, sıkışmış vaziyette olduğunu gördük ama üzerindekileri kaldırma şansımız yoktu. Titriyorduk, inanılmaz soğuktu, kanımız donmuştu ve tek aklımızda olan çocukları kurtarabilmekti ama karanlıkta olduğumuza rağmen enkazın ne kadar kötü olduğunu gördük."

Aktuğralı, 8 Şubat Çarşamba günü ilk cenazeye ulaşıldığını, 10 Şubat Cuma günü oğlunun cenazesinin bulunduğunu ifade ederek, "Teşhis için çadıra gittim, oğlum da uyur pozisyondaydı. Teşhis ettim, yıpranma vardı ama kanama yoktu, sıkıştığını anlıyorum. Bir tahribat yoktu, onun beyaz yüzünü gördüm. Gözleri maviydi, gözlerini görünce Aras'tır dedim. Biz her gün 6 Şubat'a uyanıyoruz, gözümüzü açtığımızda gözyaşı var. Benim umudumdu Aras, memleketin de umudu olabilecekti. Hepsi öyleydi çok akıllılardı." dedi.

"Çocuklarımızın ayağına toz kondurmazken tonlarca toprağın altından çıkardık"

Otelin enkazının yakınına gelen herkesin buranın betonundan zeminine kadar hiçbir şeyin doğru yapılmadığını söylediğini belirten Aktuğralı, şöyle devam etti:

"Çocuklarımızın ayağına toz kondurmazken tonlarca toprağın altından çıkardık. 2 gün önce buraya geldiğimde binaların çoğunlukla yıkıldığını göreceğimi sandım ama ayakta kalan binalar gördüm. Bu kişiler işlerini biraz doğru yapsalardı çocuklarımız sağ kurtulabilirdi. Bilime uygun yapılan binaların ayakta olduğunu herkes gördü. Ben sanıkların buradakilerin yüzlerine bakmalarını istiyorum. Hepsi katil, her yerden çaldılar. Deprem öldürmedi bizi sanıklar öldürdü."

Müştekilerden Mehmet Çetiner, 11 Şubat'ta çocuğunun cansız bedenine ulaştığını belirterek, "Yalan konuşulmasın, bina kum yığınıydı. Bir insanın, bir anne babanın görmemesi gereken şeyi gördüm, cehennemi gördüm. Her gün aynı acıyı yaşıyoruz. Adalet yerini bulsun, bizim yaşadıklarımızı başkaları yaşamasın ders alınsın." dedi.

Anne Deniz Çetiner, tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu dile getirerek, "Benim çocuğum donarak ölmedi, raporda yazıyor karın baskısı ve iç kanamadan öldü, yatağında öldü. Keşke sanıkların başına yıkılsaydı." diye konuştu.

Ölen Osman Çetintaş'ın babası Nebi Çetintaş, çocuğunun depremden çok korktuğunu, sanıkların ifadelerinin doğru olmadığını belirterek, "Soğuktan ölmedi, hepsi hikaye, çocuklarımızın hepsi kum yığının içindeydi." ifadesini kullandı.

Nehir Çevik'in babası Yoksuli Çevik, inşaat ustası olduğunu belirterek, "Otele geldiğimde resmen kum yığını gibiydi, sağlam değildi. Canımızdan can aldılar, çocuklarımızı tabuta koydular, üzerlerine kum koydular. Mezarlarını kendileri yaptı, oradan çıkarıp toprağa koyduk. Canlı çıkarma umudumuz kalmamıştı, sadece sağlam çıkarmaya çalıştık." dedi.

Anne Safiye Çevik de 30 sene önce tutuklu sanık Ahmet Bozkurt'un un fabrikasında amcasını kaybettiğini belirterek, "Bu sene de sanığın otelinde kızımı kaybettim. Çocuklarına güzel bir gelecek bırakmak için bizim yarınlarımızı aldı. Sorumlu olan insanlar katildir." dedi.

Eşini ve 2 kızını kaybeden Ozan Dağlı, "sanıkların idam edilmesini istediğini" söyledi.

Tahsin Can Efe'nin babası Erkan Efe, tek evladını kaybettiğini, her gün mezarı ziyaret ettiklerini, eşiyle birlikte kendilerine de bir mezar yeri açtırdıklarını ve ölümü beklediklerini belirterek, "Kedimiz sürekli mezarlıkta" dedi. Efe, sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

"Kızım lotus çiçeği dövmesiyle teşhis edildi"

Müzeyyen Gökçen'in babası İsmail Gökçen, 6 Şubat'ta kendilerinin de öldüğünü ifade ederek "Dün sanıklar arasında bir tiyatro oynandı; 'benim haberim yok'; adam bir mimar, başka bir şey oluyor; aba altından sopa gösterir gibi 'buranın tanınan ailesiyim' diyor. Bizim hayatımızı mahvettiler, yarınlarımız gitti, ben her sabah işe giderken 'niye çalışıyorum' diyorum. Kızım lotus çiçeği dövmesiyle teşhis edildi, mezar taşına fotoğrafını ve lotus çiçeğini yaptırdık." diye konuştu.

Anne Özlem Gökçen, kızına kavuşmak için her gün ölmeyi dilediğini belirterek, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

Oğlunu kaybeden Meriç İçme, "Enkazın üstünde binlerce kez oğluma bağırdık. Nasıl 'sesler duyuyorduk, soğuktan öldü' diyebiliyorlar. Çocuklarımızı nasıl soktular oraya, çocuk katillerisiniz." ifadelerini kullandı.

Bakanlar dinlendi

Bir saat ara verilen duruşmanın ardından KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ve Milli Eğitim Bakanlığı Genel Ortaöğretim Daire Müdürü Cengiz Topel Uzun tanık olarak dinlendi.

KKTC İçişleri Bakanı Oğuz, 6 Şubat depreminde alarma geçtiklerini, bölgeye arama kurtarma ekibi, doktorlar ve yardım malzemelerinin gönderildiğini anlattı.

Türkiye'de ve ABD'de arama kurtarma konusunda eğitim aldığını, salonda bir siyasetçi olarak değil bir sivil savunmacı olarak bulunduğunu aktaran Oğuz, "Binaya ulaştığımızda bina değil bir moloz, kum yığını vardı. Depremde arama kurtarmacılar hep umutlu olur, ilk 72 saat çok önemlidir ancak bu enkazda öyle bir durum yoktu. Yanındaki binalarda parçalı kırık vardı, yaşam alanı yapılacak yerler vardı ama otel binası kum yığınıydı. Dün mal sahibinin yaptığı 'bütün Adıyaman yıkıldı da otel öyle yıkıldı' sözü doğru değildir." dedi.

Kolonların dayanıklılığıyla ilgili bir görüntü olmadığını belirten Oğuz, şöyle devam etti:

"Son cenazemizi çıkarana kadar enkazın başından gitmedik. Yaşam boşluğu yoktu, bir kişi çıktı o da mucizeydi. Fotoğraflara bakıldığında durum anlaşılacaktır. Koordinatör Bakan Adil beye ulaştık, 2 günde 4 ekip çalışmaya başladık. Bütün iş makinalarının, kepçelerin başında ehil insanlar görevliydi. Çünkü inancımız ve ailelerin hassasiyeti gereğiyle vücut bütünlüğünü korumak istedik. Enkazın savunulacak hiçbir yönü yok, bina otel olarak yapılmamış, binanın hiçbir direnç dayanımı yoktu. Enkazda farklı demirler olduğunu gördük, demirleri tutacak beton kalitesi yoktu, demirler inceydi insan saçı gibi. O binada çalışılmaz da. Bu açıkça katliamdı ve suçtur. Çünkü insanlar güven duydukları için oraya gittiler. Sanıkların 'olası kast'tan yargılanmalarını talep ediyoruz, yüce Türk adaletine güveniyoruz, gerçekler ortada, kimse saptıramaz. Sanıkların söylediklerinin hepsi yalan, dikili bir tane kolon göstersinler. Enkazın fotoğraflarını seçtik, binanın dayanıksız bir bina olduğunu biliyoruz."

KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, depremin olduğu saatte uyanık olduğunu ve depremi hissettiğini aktararak, "Çocuklarımızı kültürel anlamda gelişmesi için Türkiye'ye gönderiyoruz, göndermeye de devam ediyoruz. Sosyal medyadan çocuklarla ilgili bir şey olup olmadığını takip etmeye çalıştım. Sabah Cumhurbaşkanımızla toplantı yaptık, Türkiye'ye gelip çocuklarımızı alıp geri dönmeye karar verdik. Biz yıkım olduğunu hiç düşünmedik, belki yaralı olan varsa da alıp geliriz dedik. Bir depremde en son yıkılacak olan yerlerin hastane, otel ve devletin binaları olduğunu düşünüyoruz. Saat 4 buçuk civarı Adıyaman'a geldik. Sivil savunmanın araçlarıyla 100 kişi geldik ve 300 kişiye çıktı bu sayı. Ailelerin çocukları alıp gittiğini düşünürken bir anda şok olduk. Bir bina yığınıyla karşılaştık." ifadelerini kullandı.

"Kolonların dağıldığını gördük inanamadık"

Çavuşoğlu, otel sahibinin enkazın başında olduğunu söylemesinin "tam bir yalan" olduğunu, tutuklu sanığın kardeşinin Kıbrıs'ta otelinin olduğunu ve birbirlerine çok benzediklerini, enkaz alanına gelseydi tanıyacağını belirtti.

Çavuşoğlu, şunları anlattı:

"Arama kurtarma için çok büyük bir çırpınışa girdik. O dönemdeki bakanla da irtibat kurduk araçlar gelmeye başladı. Gün aydınlanınca daha da vahim bir durumda olduğunu gördük. Gerek hayırseverler gerekse devletin desteği gerekse Kıbrıslı hayırseverlerin desteğiyle 7 ekskavatör getirdik. Bir tane de büyük bir ekskavatör getirdik. Kolonları kırmak için kırıcı kullanmadık, ekskavatör üstüne bastırmasıyla kolonların dağıldığını gördük inanamadık. Vinçle kaldırdığımız betonlar demirden ayrılıyordu. Bu nedenle doğal afet dememiz mümkün değil, insan hatası ve hırsı tavan yapmıştı. Enkazda yaşam boşluğu yoktu, diğer enkazları gördüğümüzde plakalar duruyordu ve aralarında can alanları da vardır mutlaka ama yaşam boşluğu vardı. Burada kimse yatağından kalkamamış veya yatağının yanına düşmüş. Ailelerden özür dileyerek söylüyorum resmen boğularak ölmüşler. Çocuklarda herhangi bir taştan ya da betondan dolayı kırıklık yoktu, kum yığını üstlerine dökülmüştü. Sanıkların suçlarını kabul edip en büyük cezayı almalarını istemeleri gerekiyor. Ailelerin yaralarının sarmayacaktır ama yüreklerine bir nebze su serpmiş olacaktır."

 "Kıbrıs'ta ağıl yapılırken daha kalın demir kullanılır"

Otel enkazındaki 72'nci cesedi çıkarmak binanın yan tarafından girdiklerini anlatan Çavuşoğlu, "Komutana yandaki perde duvar kepçeyle kırılmaz dedim ama komutan 'bir deneyelim' dedi. Kepçeyle dokundu inanınki mukavvaya girer gibi girdi. Duygusal konuşmuyorum, sadece gördüklerimi söylüyorum. Bir yalan daha söyleniyor, 3 gün ses duyduğunu söylüyor. Oraya ilk gelen ekibin lideriydim ve son ceset çıkana kadar ayrılmadım. Eğer otel sahibi gelmiş olsaydı kesinlikle görürdüm, otel müdürü geldi konuştuk; hatta sordum sahipleri nerede, 'ortada yok kayıp' dedi. Oradaki ailelere hiç destek olmadılar, cezaevine bağlanıp profesyonelce verdikleri ifadeler aileleri daha da yaralamıştır. Gerçekten orada insanlık kaybı vardı. O kadar yüksek binayı bu kadar malzemeden çalarak nasıl yaptılar' Kıbrıs'ta ağıl yaparken daha kalın demir kullanılır, eminim buradaki evleri de daha kalın demirlerle yapıyorlar ama otel sahibi bu ülkeye yazık etmiş. Bunlar can almışlardır ve katillerdir." şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Halil Bağcı'nın avukatı, bu aşamada tanıkların dinlenmesinin usule aykırı olduğunu savunarak itirazda bulundu.

Mahkeme başkanı taraf avukatları arasında başlayan konuşmayı sonlandırdı ve duruşmaya devam edildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Genel Ortaöğretim Daire Müdürü Cengiz Topel Uzun'un tanık olarak dinlendiği sırada sanık avukatlarının salondan ayrıldığı görüldü.

Mahkeme başkanı, duruşma düzeni sağlandıktan sonra tanık Uzun'un beyanda bulunduğu sırada sanık müdafilerinin tümünün salonu terk ettiklerini ve bir kısım müştekilerin sanık müdafilerine teki gösterdiğinin görüldüğünü zapta geçirerek duruşmaya 15 dakika ara verdi.

Devam eden duruşmada müştekilerin beyanları alınıyor. 

 

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye meclisinde belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması sonrası yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınarak 5 Eylül'de tutuklanmış, daha sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Çelik, yaşadığı sürecin ardından CHP üyeliğinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

"BEKLENTİMİN KARŞILANMADIĞINI GÖSTERDİ"
Amine Cansu Çelik'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

"2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar'a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.

"MARUZ KALDIĞIM SİSTEMATİK DIŞLANMA"
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.

Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.

"İSTİFA BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIM"
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum.

İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.

"ÜSKÜDAR DIŞINDAN GELEN KADROLAR..."
Üsküdar'a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.

Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.

Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.

"CHP ÜYELİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM"
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar'ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Amine Cansu Çelik"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.