logo
08 AĞUSTOS 2026

İsias Oteli davasında çarpıcı ifadeler

KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, "Gerçekten orada insanlık kaybı vardı. O kadar yüksek binayı bu kadar malzemeden çalarak nasıl yaptılar' Kıbrıs'ta ağıl yaparken daha kalın demir kullanılır, eminim buradaki evleri de daha kalın demirlerle yapıyorlar ama otel sahibi bu ülkeye yazık etmiş. Bunlar can almışlardır ve katillerdir" dedi.

04.01.2024 19:51:00 / Güncelleme: 04.01.2024 20:04:18
AA
 
İsias Oteli davasında çarpıcı ifadeler
İsias Oteli davasında çarpıcı ifadeler
 Adıyaman'da, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat'taki depremlerde yıkılan, 72 kişinin hayatını kaybettiği İsias Oteli'ne ilişkin 5'i tutuklu 11 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

3. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin zemin katındaki çok amaçlı konferans salonunda dün görülmeye başlanan davanın, bugün de devam eden duruşmasına sanıklar, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile bağlandı.

Duruşmada dinlenen müştekilerden KKTC'de beden eğitim öğretmeni olan ve depremde 2 çocuğunu kaybeden Osman Akın, voleybol finallerine gelmeyi planladıklarını ve otel araştırmasında "İsias Oteli'nin temiz, nezih ve özellikle de güvenli olduğunu" öğrendikleri için bu otele kayıt yaptırdıklarını belirtti.

Akın, şunları söyledi:

"Çocuklarımızı odalarına yerleştirdik. İsias'ta 39 kişiydik, ben 16 kişiyle Kahramanmaraş'taki başka otele yerleştim. 5 Şubat sabahı Kahramanmaraş'a hareket ettik, yerleşimler tamamlandı, çocukların maçı başlayacaktı. Ben Kahramanmaraş'a canımı kurtarmaya mı gittim yoksa başka bir şeye mi gittim bilmiyorum. Eğer aynı otelde kalsaydım burada olmayacaktım. Kahramanmaraş'ta öğretmenevinde kaldım. Büyük bir deprem ama yıkılmadı. İnsan hayatına önem verilen bir binada kaldım. Kimsenin burnu bile kanamadan çıktık. Adıyaman yıkıldı, benim dünyam yıkıldı. Kaos bir ortam vardı, çocukları güvenli bölgeye getirmek için 1 kilometre yürüdük. Sonra Adıyaman'a hareket ettim. Depremden sonra salı günü gelebildim. Gördüğüm manzara sadece bir kum yığınıydı. Otelden 72 can gitmiş. 'Öldü' lafını kullanamıyorum, duymak da istemiyorum. 11-14 yaş arasındaki çocuklarımız kum yığınının içine gömüldüler ve hep bir umut çocuklarımıza ulaşmak için çabaladık. Umutlar tükendiğinde bütün halde ulaşmak istedik. Düşünün bunun için dua ediyorsunuz. Beton sağlam bir malzemedir değil mi' Aileler çocuklarına ulaşmak için elleriyle beton kazdılar. Biz adalete güveniyoruz, onun için buradayız, sizlerin en iyi kararı vereceğine inanıyoruz. Dün duruşmada bahsedildi, maddi gerçek yarım kalan hayatlardır. Biz acımızı yaşamadan adalet diye haykırmaya başladık. Türk yargısına güveniyoruz. Bizim can parçalarımızı ahlaksızca alan zihniyet en yüksek cezayı alana kadar buradayız."

"İsias bir kum yığınıydı"

Osman Akın'ın eşi Ayşe Akın, eşini ve 2 oğlunu mutlu bir şekilde Adıyaman'a gönderdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Hiç böyle bir şeyle karşılaşacağımızı düşünmedim. Kıbrıs'ta da depremi hissettik sadece. Evlatlarımızın bunları yaşayacağı aklımızın ucundan dahi geçmedi. Televizyonu açtığımızda Adıyaman'dan hiç bahsedilmiyordu. Maalesef haber alınmamasının sebebi bu felaketmiş. Ben de 1999 Depremi'ni İstanbul'da yaşamış bir öğretmenim, depremlerde nelerle karşılaşabileceğimi seminerlerde gördüm, çocuklarıma anlattım. Depremle ilgili sayfalara fotoğrafların bulunduğu projeler yaptılar. O fotoğrafların hiçbiri İsias'a benzemiyordu. İsias bir kum yığınıydı. Otele vardığımda aynı görüntüyle karşılaşacağımı umut ediyordum ama ne zamanki otobüsten indik gerçekle karşı karşıyaydık. Ben inancı güçlü bir anneyim, öyle bir görüntü karşısında dilim dönmedi dua edemedim. Kovalar bulduk ve aileler çatıların üzerine dizildik, tek tek taşları kovalara atıp aşağıya indirdik evlatlarımıza ulaşabilmek için. Elimdeki taş kum yığına dönüyordu, hiçbiri de ağır değildi. Adalete güvenimiz sonsuzdur. Biz aileler olarak yaşadıklarımızın sadece çok küçük bir kısmını anlatabiliyoruz."

Çocuklarından birinin çantasını gördüğünü, saatlerce enkazın başında evladının bedenine zarar gelmesin diye uğraştığını anlatan Akın, "Çocuklarımız yataklarından kalkamamış canlarla karşılaştık. Birinci depremde 10 saniye içinde kum yığına dönmüş İsias'tan bahsediyorum. Anlatmak çok zor ama biz bunları yaşadık. Ben hiç evlatlarımdan ayrılmazdım ama uçakta onlar aşağıda Türk bayrağına sarılı ben üstte döndüm." ifadelerini kullandı.

Çocuğunu kaybeden Sefer Aydoğdu da sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

Hayatını kaybeden sporcu İmran Aydoğdu'nun kardeşi İrem Aydoğdu ise "Kardeşim kum yığınında boğulmuştu, biz artık yaşamıyoruz. Bu çocuklar Kıbrıs'ın aydınlık yüzleri, ülkelerinin gururuydu. Sadece biz değil, tüm Kıbrıs etkilendi." dedi.

Tüm sorumlulardan şikayetçi olduklarını belirten Aydoğdu'nun "Ölenlerin kim olduklarını, isimlerini biliyor mu'" sorusu üzerine, yıkılan otelin sahibi tutuklu sanık Ahmet Bozkurt, "Aynı acıyı ben de yaşıyorum, yakınların sorularına cevap vermek istemiyorum." diye cevap verdi.

Müştekilerden bazıları, duruşmada gözyaşlarını tutamadı.

Öğleden sonraki kısım

Duruşmanın öğleden sonraki kısmında da müştekilerin beyanları alındı.

Yaşamını yitiren Hasan Bilge'nin babası Mehmet Akif Bilge, "Çocuklarımızın ağzı, burnu, kulakları kum dolmuştu, hiçbir yaşam üçgeni yoktu, zaten savcılık raporunda da var, havasızlıktan ölmüşler. Yüce adalete güveniyoruz, bir son verilmesi lazım, tüm ilgililerden şikayetçiyiz." dedi.

Hayatını kaybeden Aykut Bulut'un babası Mehmet Bulut, "Bu bir kader değil bir cinayettir." ifadesini kullandı.

Bulut, "Kıbrıs arama kurtarma ekibi geldi, kaldırdığımız her taş kum gibi avcumuzda dağıldı. Bütün umudumuzu kaybettik, biz de o çocuklarımız gibi o enkazda kaldık. Ahmet Bozkurt enkazın başına geldi, derdi altındaki kişiler değil, kasasıydı." şeklinde konuştu.

"İsias Otel bir suç aletidir"

Yaşamını yitiren Önder Cırık'ın kız kardeşi Özlem Arslan, sanıklardan ve tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Bir insanın hayatı boyunca yaşayabileceği tüm duyguları yaşadık; korkuyu, umudu, açlığı, cehennemi yaşadık. Biz dün çok yalan dinledik, sanıklar doğruyu anlatmadı. Her yatak çıktığında korkuyorduk acaba kimin yakını çıkacak diye çünkü her yatak çıktığında biliyorduk bir cenaze çıkacağını. 72 cana mal olan bir suç aleti yapılmış. İsias Otel bir suç aletidir.'

Hayatını kaybeden Aras Aktuğralı'nın enkazdan yaralı çıkan babası Murat Aktuğralı, "Duruşmaya sanıkların yüzüne katil olduklarını söylemek için geldim ancak mümkün olmadı, umarım davanın devamında bu imkan yaratılır, sanıkların yüzüne bakarak soru sorabiliriz." diye konuştu.

Bazıları ilk kez kar heyecanı yaşamıştı

Çocukların spor aşkıyla dolu olduğunu, onların mutluluğuna ortak olmak için Adıyaman'a geldiklerini anlatan Aktuğralı, 5 Şubat Pazar günü kar yağdığını, çocukların bazılarının ilk kez kar heyecanını yaşadığını ve çok mutlu olduklarını söyledi.

Oğlunu en son akşam yemeği sırasında gördüğünü ve "baba" demesini hatırladığını dile getiren Aktuğralı, deprem sırasında telefonunu alıp çocuklara gitmek istediğini ancak afetin şiddetinden adım atacak durumda olmadığını belirtti.

Olduğu yere çöktüğünü ve duvara dayanarak yalvardığını, büyük gürültüyle odanın üzerine yıkıldığını kaydeden Aktuğralı, şunları anlattı:

"Telefonun ışığını açtım, sadece toz, duman görüyordum. Hayatımın son anlarını geçirdiğimi düşündüm. 310 numaralı odada kalmıştım. Üzerimdeki yüklerden sürünerek kurtuldum ve eğilir pozisyonda oluşan boşlukta ne olduğunu anlamaya çalıştım. Birkaç adım attıktan sonra gökyüzünü gördüm. Ben 3. kattayken yapının en üzerindeydim, bina benim üzerimden kopmuştu. Enkazdan çıkan Recep'i (Recep Kılıç) gördüm önce toz içinde olduğu için tanıyamadım. Çok üşüyordu, enkazdan bir şeyler alıp üzerine verdim. Alttaki birini de yukarı çekerek çıkardık. Hiç durmadan çocuklarımıza seslendik. Aşağıdan gelen birinin yardımıyla inecek bir alan bulduk. Yıkıntının ne kadar kötü olduğunu hissediyorduk. Bastığımız yerde sağlam parça olmadığını gördüm, tuzla buzdu her şey darmadağındı, büyük parçalar yoktu. Çocuklardan hiç ses yoktu. Kıbrıs'tan gelen ekipten sadece 3 kişiydik. Sadece birkaç kişinin enkazda olduğunu duyuyorduk, sıkışmış vaziyette olduğunu gördük ama üzerindekileri kaldırma şansımız yoktu. Titriyorduk, inanılmaz soğuktu, kanımız donmuştu ve tek aklımızda olan çocukları kurtarabilmekti ama karanlıkta olduğumuza rağmen enkazın ne kadar kötü olduğunu gördük."

Aktuğralı, 8 Şubat Çarşamba günü ilk cenazeye ulaşıldığını, 10 Şubat Cuma günü oğlunun cenazesinin bulunduğunu ifade ederek, "Teşhis için çadıra gittim, oğlum da uyur pozisyondaydı. Teşhis ettim, yıpranma vardı ama kanama yoktu, sıkıştığını anlıyorum. Bir tahribat yoktu, onun beyaz yüzünü gördüm. Gözleri maviydi, gözlerini görünce Aras'tır dedim. Biz her gün 6 Şubat'a uyanıyoruz, gözümüzü açtığımızda gözyaşı var. Benim umudumdu Aras, memleketin de umudu olabilecekti. Hepsi öyleydi çok akıllılardı." dedi.

"Çocuklarımızın ayağına toz kondurmazken tonlarca toprağın altından çıkardık"

Otelin enkazının yakınına gelen herkesin buranın betonundan zeminine kadar hiçbir şeyin doğru yapılmadığını söylediğini belirten Aktuğralı, şöyle devam etti:

"Çocuklarımızın ayağına toz kondurmazken tonlarca toprağın altından çıkardık. 2 gün önce buraya geldiğimde binaların çoğunlukla yıkıldığını göreceğimi sandım ama ayakta kalan binalar gördüm. Bu kişiler işlerini biraz doğru yapsalardı çocuklarımız sağ kurtulabilirdi. Bilime uygun yapılan binaların ayakta olduğunu herkes gördü. Ben sanıkların buradakilerin yüzlerine bakmalarını istiyorum. Hepsi katil, her yerden çaldılar. Deprem öldürmedi bizi sanıklar öldürdü."

Müştekilerden Mehmet Çetiner, 11 Şubat'ta çocuğunun cansız bedenine ulaştığını belirterek, "Yalan konuşulmasın, bina kum yığınıydı. Bir insanın, bir anne babanın görmemesi gereken şeyi gördüm, cehennemi gördüm. Her gün aynı acıyı yaşıyoruz. Adalet yerini bulsun, bizim yaşadıklarımızı başkaları yaşamasın ders alınsın." dedi.

Anne Deniz Çetiner, tüm sorumlulardan şikayetçi olduğunu dile getirerek, "Benim çocuğum donarak ölmedi, raporda yazıyor karın baskısı ve iç kanamadan öldü, yatağında öldü. Keşke sanıkların başına yıkılsaydı." diye konuştu.

Ölen Osman Çetintaş'ın babası Nebi Çetintaş, çocuğunun depremden çok korktuğunu, sanıkların ifadelerinin doğru olmadığını belirterek, "Soğuktan ölmedi, hepsi hikaye, çocuklarımızın hepsi kum yığının içindeydi." ifadesini kullandı.

Nehir Çevik'in babası Yoksuli Çevik, inşaat ustası olduğunu belirterek, "Otele geldiğimde resmen kum yığını gibiydi, sağlam değildi. Canımızdan can aldılar, çocuklarımızı tabuta koydular, üzerlerine kum koydular. Mezarlarını kendileri yaptı, oradan çıkarıp toprağa koyduk. Canlı çıkarma umudumuz kalmamıştı, sadece sağlam çıkarmaya çalıştık." dedi.

Anne Safiye Çevik de 30 sene önce tutuklu sanık Ahmet Bozkurt'un un fabrikasında amcasını kaybettiğini belirterek, "Bu sene de sanığın otelinde kızımı kaybettim. Çocuklarına güzel bir gelecek bırakmak için bizim yarınlarımızı aldı. Sorumlu olan insanlar katildir." dedi.

Eşini ve 2 kızını kaybeden Ozan Dağlı, "sanıkların idam edilmesini istediğini" söyledi.

Tahsin Can Efe'nin babası Erkan Efe, tek evladını kaybettiğini, her gün mezarı ziyaret ettiklerini, eşiyle birlikte kendilerine de bir mezar yeri açtırdıklarını ve ölümü beklediklerini belirterek, "Kedimiz sürekli mezarlıkta" dedi. Efe, sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

"Kızım lotus çiçeği dövmesiyle teşhis edildi"

Müzeyyen Gökçen'in babası İsmail Gökçen, 6 Şubat'ta kendilerinin de öldüğünü ifade ederek "Dün sanıklar arasında bir tiyatro oynandı; 'benim haberim yok'; adam bir mimar, başka bir şey oluyor; aba altından sopa gösterir gibi 'buranın tanınan ailesiyim' diyor. Bizim hayatımızı mahvettiler, yarınlarımız gitti, ben her sabah işe giderken 'niye çalışıyorum' diyorum. Kızım lotus çiçeği dövmesiyle teşhis edildi, mezar taşına fotoğrafını ve lotus çiçeğini yaptırdık." diye konuştu.

Anne Özlem Gökçen, kızına kavuşmak için her gün ölmeyi dilediğini belirterek, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

Oğlunu kaybeden Meriç İçme, "Enkazın üstünde binlerce kez oğluma bağırdık. Nasıl 'sesler duyuyorduk, soğuktan öldü' diyebiliyorlar. Çocuklarımızı nasıl soktular oraya, çocuk katillerisiniz." ifadelerini kullandı.

Bakanlar dinlendi

Bir saat ara verilen duruşmanın ardından KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ve Milli Eğitim Bakanlığı Genel Ortaöğretim Daire Müdürü Cengiz Topel Uzun tanık olarak dinlendi.

KKTC İçişleri Bakanı Oğuz, 6 Şubat depreminde alarma geçtiklerini, bölgeye arama kurtarma ekibi, doktorlar ve yardım malzemelerinin gönderildiğini anlattı.

Türkiye'de ve ABD'de arama kurtarma konusunda eğitim aldığını, salonda bir siyasetçi olarak değil bir sivil savunmacı olarak bulunduğunu aktaran Oğuz, "Binaya ulaştığımızda bina değil bir moloz, kum yığını vardı. Depremde arama kurtarmacılar hep umutlu olur, ilk 72 saat çok önemlidir ancak bu enkazda öyle bir durum yoktu. Yanındaki binalarda parçalı kırık vardı, yaşam alanı yapılacak yerler vardı ama otel binası kum yığınıydı. Dün mal sahibinin yaptığı 'bütün Adıyaman yıkıldı da otel öyle yıkıldı' sözü doğru değildir." dedi.

Kolonların dayanıklılığıyla ilgili bir görüntü olmadığını belirten Oğuz, şöyle devam etti:

"Son cenazemizi çıkarana kadar enkazın başından gitmedik. Yaşam boşluğu yoktu, bir kişi çıktı o da mucizeydi. Fotoğraflara bakıldığında durum anlaşılacaktır. Koordinatör Bakan Adil beye ulaştık, 2 günde 4 ekip çalışmaya başladık. Bütün iş makinalarının, kepçelerin başında ehil insanlar görevliydi. Çünkü inancımız ve ailelerin hassasiyeti gereğiyle vücut bütünlüğünü korumak istedik. Enkazın savunulacak hiçbir yönü yok, bina otel olarak yapılmamış, binanın hiçbir direnç dayanımı yoktu. Enkazda farklı demirler olduğunu gördük, demirleri tutacak beton kalitesi yoktu, demirler inceydi insan saçı gibi. O binada çalışılmaz da. Bu açıkça katliamdı ve suçtur. Çünkü insanlar güven duydukları için oraya gittiler. Sanıkların 'olası kast'tan yargılanmalarını talep ediyoruz, yüce Türk adaletine güveniyoruz, gerçekler ortada, kimse saptıramaz. Sanıkların söylediklerinin hepsi yalan, dikili bir tane kolon göstersinler. Enkazın fotoğraflarını seçtik, binanın dayanıksız bir bina olduğunu biliyoruz."

KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, depremin olduğu saatte uyanık olduğunu ve depremi hissettiğini aktararak, "Çocuklarımızı kültürel anlamda gelişmesi için Türkiye'ye gönderiyoruz, göndermeye de devam ediyoruz. Sosyal medyadan çocuklarla ilgili bir şey olup olmadığını takip etmeye çalıştım. Sabah Cumhurbaşkanımızla toplantı yaptık, Türkiye'ye gelip çocuklarımızı alıp geri dönmeye karar verdik. Biz yıkım olduğunu hiç düşünmedik, belki yaralı olan varsa da alıp geliriz dedik. Bir depremde en son yıkılacak olan yerlerin hastane, otel ve devletin binaları olduğunu düşünüyoruz. Saat 4 buçuk civarı Adıyaman'a geldik. Sivil savunmanın araçlarıyla 100 kişi geldik ve 300 kişiye çıktı bu sayı. Ailelerin çocukları alıp gittiğini düşünürken bir anda şok olduk. Bir bina yığınıyla karşılaştık." ifadelerini kullandı.

"Kolonların dağıldığını gördük inanamadık"

Çavuşoğlu, otel sahibinin enkazın başında olduğunu söylemesinin "tam bir yalan" olduğunu, tutuklu sanığın kardeşinin Kıbrıs'ta otelinin olduğunu ve birbirlerine çok benzediklerini, enkaz alanına gelseydi tanıyacağını belirtti.

Çavuşoğlu, şunları anlattı:

"Arama kurtarma için çok büyük bir çırpınışa girdik. O dönemdeki bakanla da irtibat kurduk araçlar gelmeye başladı. Gün aydınlanınca daha da vahim bir durumda olduğunu gördük. Gerek hayırseverler gerekse devletin desteği gerekse Kıbrıslı hayırseverlerin desteğiyle 7 ekskavatör getirdik. Bir tane de büyük bir ekskavatör getirdik. Kolonları kırmak için kırıcı kullanmadık, ekskavatör üstüne bastırmasıyla kolonların dağıldığını gördük inanamadık. Vinçle kaldırdığımız betonlar demirden ayrılıyordu. Bu nedenle doğal afet dememiz mümkün değil, insan hatası ve hırsı tavan yapmıştı. Enkazda yaşam boşluğu yoktu, diğer enkazları gördüğümüzde plakalar duruyordu ve aralarında can alanları da vardır mutlaka ama yaşam boşluğu vardı. Burada kimse yatağından kalkamamış veya yatağının yanına düşmüş. Ailelerden özür dileyerek söylüyorum resmen boğularak ölmüşler. Çocuklarda herhangi bir taştan ya da betondan dolayı kırıklık yoktu, kum yığını üstlerine dökülmüştü. Sanıkların suçlarını kabul edip en büyük cezayı almalarını istemeleri gerekiyor. Ailelerin yaralarının sarmayacaktır ama yüreklerine bir nebze su serpmiş olacaktır."

 "Kıbrıs'ta ağıl yapılırken daha kalın demir kullanılır"

Otel enkazındaki 72'nci cesedi çıkarmak binanın yan tarafından girdiklerini anlatan Çavuşoğlu, "Komutana yandaki perde duvar kepçeyle kırılmaz dedim ama komutan 'bir deneyelim' dedi. Kepçeyle dokundu inanınki mukavvaya girer gibi girdi. Duygusal konuşmuyorum, sadece gördüklerimi söylüyorum. Bir yalan daha söyleniyor, 3 gün ses duyduğunu söylüyor. Oraya ilk gelen ekibin lideriydim ve son ceset çıkana kadar ayrılmadım. Eğer otel sahibi gelmiş olsaydı kesinlikle görürdüm, otel müdürü geldi konuştuk; hatta sordum sahipleri nerede, 'ortada yok kayıp' dedi. Oradaki ailelere hiç destek olmadılar, cezaevine bağlanıp profesyonelce verdikleri ifadeler aileleri daha da yaralamıştır. Gerçekten orada insanlık kaybı vardı. O kadar yüksek binayı bu kadar malzemeden çalarak nasıl yaptılar' Kıbrıs'ta ağıl yaparken daha kalın demir kullanılır, eminim buradaki evleri de daha kalın demirlerle yapıyorlar ama otel sahibi bu ülkeye yazık etmiş. Bunlar can almışlardır ve katillerdir." şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Halil Bağcı'nın avukatı, bu aşamada tanıkların dinlenmesinin usule aykırı olduğunu savunarak itirazda bulundu.

Mahkeme başkanı taraf avukatları arasında başlayan konuşmayı sonlandırdı ve duruşmaya devam edildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Genel Ortaöğretim Daire Müdürü Cengiz Topel Uzun'un tanık olarak dinlendiği sırada sanık avukatlarının salondan ayrıldığı görüldü.

Mahkeme başkanı, duruşma düzeni sağlandıktan sonra tanık Uzun'un beyanda bulunduğu sırada sanık müdafilerinin tümünün salonu terk ettiklerini ve bir kısım müştekilerin sanık müdafilerine teki gösterdiğinin görüldüğünü zapta geçirerek duruşmaya 15 dakika ara verdi.

Devam eden duruşmada müştekilerin beyanları alınıyor. 

 

Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

Şiddetli karın ağrısına dikkat!


 
 
Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor.

08.08.2026 06:49:00
Murat Çorbacı
 
Şiddetli karın ağrısına dikkat!
Şiddetli karın ağrısına dikkat!

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor. Tıp dilinde 'akut kolesistit' olarak adlandırılan bu tabloda erken tanı ve zamanında uygulanan cerrahi tedavi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Ancak gecikmiş başvurular safra kesesinde delinme, yaygın karın zarı enfeksiyonu ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ne zaman harekete geçmeli

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, "Bu nedenle saatlerce süren ve özellikle ateş, bulantı ile kusmanın eşlik ettiği şiddetli karın ağrısı hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve en kısa sürede genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır" dedi. Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağlı yemeklerden sonra bağırsağa boşaltarak yağların sindirimine yardımcı olan küçük ancak önemli bir organ.


Kadınlarda daha sık görülüyor

Safra kesesi iltihabı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülüyor. Östrojen hormonunun safra içerisindeki kolesterol miktarını artırması ve hamilelik döneminde safra kesesi hareketlerinin yavaşlaması, kadınlarda daha sık rastlanmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İleri yaş, aile öyküsü, obezite, diyabet, yüksek kolesterol, uzun süreli açlık, hızlı kilo kaybı ve bazı kan hastalıkları da hastalık riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.

Yağlı yemekler azdırıyor

Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan, karnın sağ üst bölgesinde hissedilen ve giderek şiddetlenen ağrı oluyor. Bu ağrı çoğu zaman sağ omuza, sağ kürek kemiğinin altına veya sırta yayılabiliyor ve birkaç saatten uzun sürüyor. Ağrıya bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş eşlik edebiliyor. Hastalık ilerledikçe titreme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişebiliyor.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

Sokak ve muhalefet ayakta

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ülkede tansiyonu yükseltti. Taslağın altına imza atan siyasi aktörlere yönelik sokaktaki öfke çığ gibi büyürken, muhalefet kanadından gelen sert açıklamalar ve sivil toplumun protestoları siyasetin gündemini tamamen değiştirdi

07.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Sokak ve muhalefet ayakta
Sokak ve muhalefet ayakta
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan 12 maddelik yasa teklifi, toplumun geniş bir kesiminde büyük bir infiale yol açtı. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'lı milletvekillerinin ortak imzalarıyla TBMM'ye getirilen düzenlemeye karşı birçok şehirde eş zamanlı protesto gösterileri düzenleniyor.

Özellikle şehit yakınları, gazi dernekleri ve milliyetçi hassasiyeti yüksek sivil toplum kuruluşları meydanlara inerek yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Sokaktaki vatandaşlar, örgüt suçlarına yönelik ceza ertelemesi ve adli kontrolle tahliye yollarının açılmasını "hukukun katledilmesi" olarak yorumluyor. İmza atan liderlerin ve milletvekillerinin fotoğraflarının taşındığı eylemlerde, "Gazi Meclis'te terör meşrulaştırılamaz" sloganları atılıyor.


Muhalefetten sert itiraz: "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorlar!"


Siyasi arenada yasa teklifine en sert ve tavizsiz tepki İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis kürsüsünden yasa metnini imzalayan MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarına adeta ateş püskürdü. Dervişoğlu, yapılan hamleyi tarihi bir benzetmeyle eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz ve ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan bu ihanet belgesini asla kabul etmeyeceğiz!"

İYİ Parti, yasa teklifinin TBMM Başkanlığı tarafından sahiplerine iade edilmesini talep ederken, Genel Kurul aşamasında her bir maddeye karşı çok sert ve kitlesel bir direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.


Yeni Parti kanadı: "Özensiz ve kötü hazırlanmış bir metin"


Sürece dair usul ve yöntem eleştirilerini sürdüren Yeni Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de düzenlemeyi hedef aldı. Teklifin kapalı kapılar ardında, toplumsal mutabakat aranmadan ve adeta "boş kâğıda imza toplanarak" hazırlandığını belirten Özel, "Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif. Yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak sürecin yürütülüş biçimi baştan aşağı yanlıştır" diyerek iktidarın aceleci tutumuna tepki gösterdi.


İmzacıların savunması: "Terörsüz Türkiye için tarihi eşik"


Tepkilerin odağındaki AK Parti ve MHP kanadı ise eleştirileri "küresel odakların hezeyanları" olarak nitelendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlemenin iki yıllık bir emeğin ürünü olduğunu ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Çelik, "Bu hamle, bölgemize dönük emperyalist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaptır" diyerek yasayı savundu.

HÜDA-PAR cephesinden ise "Türkiye'nin normalleşmesi adına bazı hususlara gözümüzü kapattık ve imzayı attık" itirafı gelirken, muhalefet kanadından ise metnin referanduma götürülerek nihai kararın millete bırakılması gerektiği çağrısını yapıyor.


11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor


Toplumsal öfke ve sokak protestoları eşliğinde Adalet Komisyonu'na gelen yasa teklifinin, iktidar bloku tarafından hızlandırılmış bir takvimle en geç 11 Ağustos Salı gününe kadar Meclis Genel Kurulu'ndan geçirilmesi planlanıyor. Ancak sokaktaki tansiyonun ve muhalefetin tırmandırdığı direncin, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tarihin en gerilimli oturumlarından birine dönüştürmesine kesin gözüyle bakılıyor.


Tepkiler sokakta dalga dalga büyüyor


TBMM Başkanlığı'na sunulan ve kamuoyunda büyük bir kutuplaşmaya yol açan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" sonrası sokağın ateşi düşmüyor. Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde protestoların merkezi haline gelen iller netleşirken, sivil toplum kuruluşları ve kadın hareketleri de 11 Ağustos Salı günü gerçekleşecek Genel Kurul oylamasına kadar sürdürecekleri yeni eylem planlarını yürürlüğe koydu.


Protestolar hangi illerde yoğunlaşıyor?


Yasa teklifine yönelik toplumsal öfke ve kitlesel yürüyüşler, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu kentler ile metropollerde kritik noktalara ulaşmış durumda.

Protestoların idari merkezi konumunda olan başkentte, özellikle Güvenpark ve TBMM çevresinde şehit yakınları, gaziler ve sivil toplum örgütleri oturma eylemi ve açlık grevlerini sürdürüyor.

İstanbul Kadıköy, Beşiktaş ve Çağlayan Adliyesi önünde toplanan binlerce kişi, "hukukun üstünlüğü" vurgusuyla taslağın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

İzmir Alsancak, Bornova ve Antalya Akdeniz Üniversitesi kampüsü çevresinde gençlik örgütleri ve sivil inisiyatiflerin düzenlediği yürüyüşlere polis müdahaleleri yaşanıyor.

Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale, Adana, Mersin, Trabzon, Sakarya ve Bartın gibi illerde de yerel sivil toplum platformları öncülüğünde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştiriliyor.


Sivil toplum ve kadın hareketlerinin "yeni eylem planı"


Bu arada yasa metninde yer alan "infaz erteleme mekanizmaları" ve "koşullu siyaset izinleri" gibi maddelere karşı çıkan sivil toplum, süreci kilitlemek amacıyla üç ana ayaktan oluşan çok yönlü bir eylem haritası hazırladı.

Örgütler, taslakla kurulması planlanan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" gibi yapılarda kadınların ve toplumun geniş kesimlerinin eşit söz hakkına sahip olacağı bir güvence getirilmesini istiyor.

Sivil toplum kuruluşları, barış ve bütünleşme süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülemeyeceğini savunarak Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararını gündeme taşıyor. Uluslararası hukuk zemininde meşruiyet arayan sivil toplum, kadınların karar alma ve izleme mekanizmalarına dahil edilmediği hiçbir yasal çerçeveyi tanımayacaklarını duyuruyor.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi büyük eğitim sendikaları, yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte eş zamanlı olarak seslerini yükseltmeye başladılar.

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemeye karşı net bir duruş sergilediklerini açıkladı. Sendika, örgüt liderlerine ya da üyelerine yönelik getirilebilecek olası af veya infaz erteleme girişimlerinin karşısında olduklarını vurgulayarak, "Eli kanlı terör örgütü PKK'ya ve terörist başına af getirecek her türlü girişimin karşısındayız; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındayız" açıklaması yaptı.


"Çerçeve Yasa" sosyal medyayı da salladı


Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri süren 12 maddelik yasa teklifi, sosyal medya platformlarında cumhuriyet tarihinin en büyük dijital reaksiyonlarından birine sahne oluyor. Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı aydınlar, emekli bürokratlar ve hukukçuların yer aldığı 242 isim, yayımladıkları ortak bildiriyle sosyal medyada fitili ateşledi.

Kısa sürede yüz binlerce etkileşim alan bildiride, "Terörsüz Türkiye adı altında terör örgütü mensuplarına örtülü af getirilmesine, teröristbaşının muhatap alınmasına ve milli egemenliğin zedelenmesine Türk milleti olarak hayır diyoruz" ifadelerine yer verildi. Kampanya, "Çerçeve Yasaya Hayır" etiketleriyle kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.


Ekşi Sözlük ve forumlar ayakta


Sözlük platformları ve siyasi forumlarda da yasa teklifinin şifreleri masaya yatırıldı. "5 ağustos 2026 çerçeve yasanın meclise sunulması" başlığı altında binlerce yorum birikirken, kullanıcılar özellikle yasadaki "10 yıllık infaz erteleme" maddesine dikkat çekti.

Dijital analizlerde ve yorumlarda öne çıkan en büyük endişe ise "Lübnanlaşma" tehlikesi oldu. Kullanıcılar, kapalı kapılar ardında ve toplumsal mutabakat aranmadan hazırlanan bu metnin, Türkiye'yi etnik ve çoklu bir yönetim yapısına sürükleyerek kırılganlaştıracağını savunuyor. Meclis'teki partilerin "boş kağıtlara imza atarak" bu süreci yürütmesi ise dijital tabanda çok ciddi bir güvensizlik dalgası yarattı.


Milletvekillerine "istifa" çağrısı


Sosyal medyadaki öfkenin bir diğer hedefi ise taslağın altında ortak imzası bulunan milletvekilleri oldu. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'ın yanı sıra bazı CHP'li vekillerin de teklife destek verdiğinin ortaya çıkması, partilerin tabanlarında adeta deprem etkisi yarattı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Meclis kürsüsünden yaptığı "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz" konuşmasına ait videolar TikTok ve X platformlarında izlenme rekorları kırarken; seçmenler, kendi partilerinden imza veren milletvekillerinin hesaplarını etiketleyerek "İstifa edin" ve "O imzayı geri çekin" çağrıları yapıyor. Sosyal medyadaki bu büyük dijital ablukanın, 11 Ağustos Salı günü yapılması planlanan Genel Kurul oylamasına kadar artarak sürmesi bekleniyor.

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi

07.08.2026 11:01:00
Haber Merkezi
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi.

BTP Genel Başkan Yardımcısı Emekli Albay Selim Oktay, Ankara İl Başkanı Emekli Yarbay Hüseyin Kuloğlu, Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi Aydın İlik, Çankaya İlçe Başkanı Mehmet Yalçın Vona, Altındağ İlçe Başkanı Bayram Güzel ve Ankara teşkilatından Ayhan Kuru'nun yer aldığı heyet, Güvenpark'ta bir araya geldiği şehit yakınları ve gazilerle görüş alışverişinde bulundu.

Ziyarette, BTP Genel Başkanı Avukat Hüseyin Baş'ın selamı, eylemcilerin sözcüsü Gazi Erdem Çerçioğlu aracılığıyla tüm şehit yakınları ve gazilere iletildi.

Görüşmede, şehit yakınları ve gazilerin dile getirdiği talepler ile "Terörsüz Türkiye" adıyla yürütülen sürece ilişkin endişeleri dinlendi. BTP heyeti, şehit aileleri ve gazilerin haklı mücadelelerinin yanında olduklarını belirterek, partinin konuya ilişkin değerlendirmelerini ve çözüm önerilerini paylaştı.



Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan BTP Genel Başkan Yardımcısı Emekli Albay Selim Oktay, şehit aileleri ve gazilerin haklı mücadelelerini desteklediklerini vurguladı.

Oktay, tüm şehit aileleri ve gazilere, yaşamlarının geri kalanında kimseye muhtaç olmadan onurlu bir hayat sürdürebilecekleri düzeyde maaş bağlanması gerektiğini belirterek, devletin mevcut imkânlarının bunu karşılayabilecek güçte olduğunu ifade etti.

Selim Oktay ayrıca, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin şehit aileleri ve gazilerin dile getirdiği endişeleri dikkatle dinlediklerini, Bağımsız Türkiye Partisi'nin bu konudaki duruşunu ve kararlılığını kendileriyle paylaştıklarını söyledi.

BTP heyeti, şehit yakınları ve gazilerin taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirterek ziyaretini tamamladı.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Gazi Meclis’in kapısında utanç barikatı

Ankara Güvenpark'ta 25 gündür oturma eylemi yapan ve rütbeli personelle eşit özlük hakları talebiyle açlık grevinde olan malul er gaziler ile şehit yakınları, davet edildikleri TBMM kapısında polis barikatıyla durduruldu. Muhalefet milletvekillerinin araya girmesi ve kapıda yaşanan büyük arbedenin ardından Meclis'e girebilen gaziler, bu kez de Milli Savunma Komisyonu salonuna sokulmadı. İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu, kürsüye gazi proteziyle çıkarak Komisyon Başkanı Hulusi Akar'ı istifaya davet ederken, haksızlıkların giderilmesi için sunulan muhalefet önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

06.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Gazi Meclis’in kapısında utanç barikatı
Gazi Meclis’in kapısında utanç barikatı
Ankara Güvenpark'ta haftalardır sürdürdükleri adalet nöbetini son 5 gündür açlık grevine dönüştüren er statüsündeki terör malulü gaziler ve er şehit aileleri, kendileriyle ilgili kanun teklifini yerinde takip etmek üzere İYİ Parti heyetinin resmi davetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) geldi. Ancak Meclis dikmen ve çankaya kapılarında adeta bir güvenlik ablukasıyla karşılaştılar.

Giriş kartları basılmasına rağmen emniyet güçleri ve meclis koruma amirliği tarafından içeriye alınmayan gazi ve şehit yakınları, uzun süre kapıda bekletildi. Duruma müdahale etmek için nizamiye kapısına koşan muhalefet milletvekilleri ile güvenlik güçleri arasında çok sert tartışmalar ve itişmeler yaşandı.

"Bölücüler içeri giriyor, biz neden dışarıdayız?"

Kapı önünde tekerlekli sandalyeleriyle ve bastonlarıyla barikatın açılmasını bekleyen gaziler duruma feryat etti. Sedyede ve protez bacaklarıyla bekleyen kahramanlar, kolluk kuvvetlerine seslenerek, "Bu Meclis'e bölücüler, hainler, sabıkalılar elini kolunu sallayarak giriyor! Biz bu vatan için uzuvlarımızı bıraktık, terörist değiliz! Bizi kendi Meclisimize niye almıyorsunuz?" sözleriyle isyan etti.

Yaşanan arbedeyi ve kapıdaki insanlık dramını engellemeye çalışan İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, gazilerin hıçkırıklarını duyduktan sonra kameralar önünde gözyaşlarına boğuldu. Muhalefet milletvekillerinin fiziki olarak kapılarda etten duvar örmesi ve kameraların kayda girmesiyle oluşan toplumsal baskı sonucu, kapıdaki barikatlar yaklaşık 1,5 saat sonra gevşetildi ve gaziler feryatlar eşliğinde Meclis bahçesine giriş yaptı.

Komisyon salonunda ikinci şok: İzleyici yasağı!

Bahçeyi aşarak ana binaya giren gazi dernek başkanları ve malul gaziler, bu kez de kendilerini doğrudan ilgilendiren yasa teklifinin görüşüldüğü TBMM Milli Savunma Komisyonu salonunun kapısında durduruldu. Komisyon Başkanı Hulusi Akar'ın talimatıyla, "Salonda yer olmadığı ve güvenlik gerekçesi" öne sürülerek gazilerin komisyon görüşmelerini izleyici locasından takip etmesi tamamen yasaklandı.

Komisyon salonunda tansiyon tavan yaparken, içeriye alınmayan gazilerin sesi Meclis Genel Kurulu kürsüsüne taşındı. İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, kürsüye Güvenpark'taki gazilerden aldığı gerçek bir "gazi protez bacağı" ile çıktı. Kürsüden protez bacağı kaldırarak iktidar sıralarına gösteren Türkoğlu, sert bir tonda şu ifadeleri kullandı:

"Sayın gazilerimiz, dernek başkanlarımız, şehit ailelerimiz; Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, bizler adına sizlerden özür diliyorum. Bu memlekette bölücünün, hainin itibar gördüğü bu Meclis'te, gazilerimizin kendileriyle ilgili komisyon toplantısına izleyici olarak bile alınmasını yasaklayan Komisyon Başkanı Hulusi Akar, yazıklar olsun sana! İstifa et! İstifa et! İstifa et!"

Önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

İçeride bu kriz yaşanırken muhalefet partileri, Güvenpark'taki er gazilerin talebi olan "Rütbeli personel ile er/erbaş vazife malulleri arasındaki maaş, protez kalitesi ve özlük haklarının tamamen eşitlenmesi" yönünde komisyona bir kanun araştırma ve düzeltme önergesi sundu. Ancak bu önerge, salondaki hararetli tartışmaların ardından AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Komisyonda kabul edilen mevcut 12 maddelik yasa teklifinde, 15 Temmuz'da yaralanan ancak gazi sayılmayanlara aylık bağlanması ve şehit anne-babalarına asgari ücret tabanı gibi iyileştirmeler yer alsa da; Güvenpark'ta açlık grevi yapan terörle mücadele malulü erlerin "Emsal Rütbe Maaşı" ve sağlık imkanlarında eşitlik talebi taslağa dahil edilmedi.

Hulusi Akar: "Gönül çok şey istiyor ama kısıtlar var"

Komisyonun ardından basına açıklamalarda bulunan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ise kapıdaki engellemelere değinmeden taslağı savundu. Devletin imkanları ölçüsünde en iyi düzenlemeyi yapmaya çalıştıklarını belirten Akar, "Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin hakkını korumak için gece gündüz gayret gösteriyoruz. Memleketimizin, milletimizin imkanları nispetinde bu adımları atıyoruz. Gönül çok şeyler istiyor fakat belli bir noktadan sonra bazı mali kısıtlar bizleri durduruyor. Ama biz burada durmayacağız, çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

Komisyondan bu haliyle geçen yasa teklifinin önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu'na gelmesi beklenirken, dışarıda bekleyen gaziler teklif bu haliyle yasalaşırsa açlık grevini ölüm orucuna çevireceklerini ilan ettiler.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.