HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 AĞUSTOS 2022, SALI

İslam'a darbe

08.01.2015 00:00:00
Yaşamaya çalıştığımız İslam'ın her dönemde düşmanları olmuştur. Yozlaştırmak, fitne ve nifak sokmak isteyenler her dönemde çalışmalarını sürdürmüştür. İslâm, kendi çıkarlarını korumak isteyenler tarafından kullanılmış, kötü emellere alet edilmiştir.  Buna verebileceğimiz örneklerden bir tanesi, Sait Molla'dır. İngilizlerin; Anadolu halkını bölmek, direnişi etkisiz hale getirmek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan Kürt halkını galeyâna getirmek için 20 Mayıs 1919'da kurdukları İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin başına din adamı olarak görülen din tacirleri getirilmiştir. Bu din tacirleri, çalıştıkları kuruma hizmet için "din elden gidiyor" propagandası yapmışlardır. Ecnebilerin emelleri, din alet edilerek gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.Diğer bir şahıs, İskilipli Âtıf Efendi'dir. Kendisi, daha şapka kanunu çıkmadan şapka aleyhine yazılar yazmıştır. Ona göre "Müslümanlar, dinlerine, kalpleriyle ve dilleriyle olduğu kadar, feslerinin sarığı ve püskülü ile de bağlı olmalıdırlar. Dinde taklit yoktur." Evet, haklı değil mi? Dinde taklit yoktur. Peki o zaman dinde taklit yoksa Yunan başlığı olan fesi neden taktınız? Fese neden bu kadar sahip çıkmaya çalıştınız? Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel kıyafeti olan cübbeyi, neden İslam'la bir tuttunuz? Bunlar caiz oluyor ama şapka, nedense küfür aleti olarak gösteriliyor.Bu tip faaliyetlerle din ileri sürülerek Milli Mücadele'ye engel olunmaya çalışılmıştır. Halbuki bakıldığında; İskilipli Âtıf, Teâl-i İslam Cemiyeti'nin yönetim kurulu başkanıdır. Bu cemiyetin yayımladığı 'Atatürk'ü asi ilan eden' bildirgenin altında İskilipli'nin de imzası vardır. Amaç ve amaca hizmet ortadadır. Buradan özellikle belirtmek isterim ki İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanan ve idam hükmü giyenlerin arasında şapka giymediği için asılan tek bir kişi yoktur. Ve "Gerçek din adamları cephelerde savaşırken sen neredeydin?" diye sorduğumuzda alabildiğimiz cevabın bizleri bir kere daha haklı çıkardığını görürüz. Yakın tarihe baktığımızda bu tür darbelerin devam ettiğini görüyoruz. 1964 yılında rejimin sahiplerinin, dönemlerinin ilk günlerinde Samsun'da halka hitap ederken Kur'an'ı öpmeleri, halkı kendilerine çekme girişimidir.Bugün dünyada ve özellikle ülkemizde yaygın olan fitnelerin en büyüğü; Kurtuluş Savaşı'nda Kürt isyanları tertip eden bir bölücü olan Said-i Kürdi'nin; "Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, çok iyi bir Kur'an mütefekkiridir" diyerek yüceltilmesidir. Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı'na Yaşar Tunagür'ü atayan rejim, var olan Gülen akımının çapasını denizin derin sularına atarak olduğu yere sağlam bir şekilde bağlanmasında ön ayak olmuştur. Yaşar Tunagür, yanına Fethullah Gülen'i alarak tüm cami imamlarını Gülen ekolünden yetişen imamlarla donatmıştır. Mevcut din okulları ve Kur'an kurslarında Fethullah Gülen'in yayınladığı Nur risaleleri, genç beyinleri yıkama ve kalpleri köreltme amacı olarak kullanılmıştır. Zaman geçtikçe Kur'an'dan daha çok okunur hale gelen risaleler, artık mezar başlarında dahi okunur hale gelmiştir.Sözde, Türkiye'nin İslamlaştırılması için uğraşan bu insanların gerçek amacı, İslamın dışına çıkarak İslam adı altında "diyalog" fitnesine Müslümanları hizmetçi kılmaktır. Bugün İslam'ı sarık, şalvar ve cübbe ile simgeleştirmeye çalışanlar ile geçmişte yaşanan hainliklerin üstünü bununla kapatmaya çalışanların amacı aynıdır. Zamanında da bu simgeleştirme çalışmaları, Milli Mücadele'yi engellemek için yapılmıştı.Toplumun dinle ilgili çok bilgi sahibi olmayışından, yanlış yorumlardan etkilenmeye açık oluşlarından ve vicdan özgürlüğü içinde yaşayamayışlarından faydalanmaya çalışan vatan hainlerinin izlediği yol, hep İslam'a darbeden geçmiştir. İslam'ı bir kalıba, bir şekle sokmaya çalışanlar, insanların gözünde Müslüman ibaresini sarık, şalvar, fes üçgeninde sınırlandırmak isteyip İslam'ın asıl gayesinin dış görünüş değil gönül olduğunu unutturdular.Ne kadar da şekilci oldunuz, ne kadar da sûrete aldandınız! Cübbelerin içinde gizlenen haçı görmüyorsunuz. Sakalın altına gizlenen küfrü duymuyorsunuz. Başın üzerine konulan fesin altındaki İncil içeren düşüncelerden haberiniz yok.Ve işte bugün; hainlik, yolsuzluk ve hırsızlıklarını bir kenara bırakıp kendilerine darbe yapıldığını iddia edenler, ceddi Osmanlı gibi yalan fetva çıkararak, "Yolsuzluk, hırsızlık değildir" diyerek asıl darbeyi İslam'a kendileri yapmışlardır. Bizlerin amacı; dini iyi öğrenerek, dini, devleti ve ülkesi için gerçekten çalışanları dine darbe yapanlardan ayrı tutmayı bilmek olmalıdır. Velhasıl-ı kelam, Müslüman olmak bunu gerektirir.
 
Zeynep Türker / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

08.01.2014, 08.01.2013, 08.01.2012, 08.01.2011, 08.01.2010, 08.01.2009, 08.01.2008, 08.01.2007, 08.01.2006, 08.01.2005, 08.01.2004, 08.01.2003, 08.01.2002, 08.01.2001, 08.01.2000, 08.01.1999, 08.01.1998, 08.01.1997, 08.01.1996


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.