On dört asırlık İslam tarihi boyunca bunun sayısız örneklerine şahit oluyoruz ama en somut örneği herhalde Emevi hanedanıdır.
İktidarı ele geçirme sürecinde uyguladıkları hile ve desiselerden, oynadıkları müthiş ayak oyunlarından zaten anlaşılmıştı ki bunların derdi İman?İslam falan değil ama İslam'ı kullanarak Müslümanların sırtından saltanat sürmek ve öyle de oldu.
Ümmetin ittifakla ve açıktan biatle Halife seçtikleri Hz. Ali'ye karşı kazan kaldıran Şam valisi Muaviye'nin herkes biliyor ki iman ve İslam diye bir derdi yoktu, tek derdi iktidar alanını genişletmek, heybesini daha da doldurarak ilerde yapmayı planladığı düzenbazlıklara zemin hazırlamaktı.
Ümmetin kaynaklarını, yetimin yoksulun hakkını bol keseden dağıtarak taraftar toplayan, kemik yalayıcılardan ordu kurup Ehl?i Beyt'e karşı acımasız savaş veren Muaviye'nin bu tavrını "siyasi deha" olarak niteleyen tarihçi görünümlü zavallılara gerçekten acımak gerekir.
Kimden okudularsa, adamların lügatlerinde kelimeler yer değiştirmiş, bin bir çeşit hilekârlık, şeytanlık ve düzenbazlık "dâhilik" olarak algılanmaya başlanmış.
İslam'ın sırtından saltanat sürme geleneği Emevilerle başladı ama ne yazık ki ilk ve son örnekleri olmadı, onların açtıkları bu uğursuz yoldan daha niceleri daldı ve dünya bataklığına battı gitti.
İslam'ın sırtından saltanat sürme açısından baktığımızda on dört yıldan beri bu ülkeyi tek başına yöneten mevcut iktidar kadrosunun da Emevilerle tıpa tıp aynı oldukları tartışmasız bir gerçek olduğu ortadadır.
İktidar sebebi ile başına oturdukları kaynaklar, tuttukları göze başları seksen milyona, yetime?yoksula ait kaynaklardır ama on dört yıldan beri babalarının çiftliği gibi kullanarak, sahip oldukları imkanları sürekli yandaşlara kullanarak "daha çok kaynak, daha çok yandaş" formülünü işlettiler ve bu günkü noktaya geldiler.
Sırtından saltanat sürdükleri İslam ne yazık ki her geçen yıl biraz daha sulandırıldı, içi boşaltıldı, kırmızı çizgileri tanınmaz hale getirildi, bir çok helal ile haram yer değişti ama bütün bunlar olurken kendilerinin keseleri şişti, kasaları doldu ve masaları büyüdükçe büyüdü.
Söylemlerini tepe tepe kullandıkları İslam zayıfladıkça onlar şişmanladı, sosyal hayattan İslam el?etek çektikçe onun sırtından geçinen iktidar servetini, sermayesini ve yandaşlarını artırmaya devam etti.
Bugün iktidar sahipleri maddi olarak dünya ölçeğinde en zenginlerle boy ölçüşürlerken, yönettikleri ülke insanı sefilleri oynamaya devam ediyor ve yönettikleri toplum manen, ahlaken çürümüş bir toplum görüntüsü sergiliyor.
İslam'ın sırtından saltanat kuranların ve saltanat sürenlerin saltanatları devam ediyor ama sırtından geçindikleri İslam, kendilerinin yanlış tutumları yüzünden kendisinden köşe?bucak kaçılan bir sistem olmaya doğru gidiyor.
Şimdiye kadar biriktirdiklerini değil, tüm dünyayı sadaka olarak dağıtsalar İslam'ın bağrında açtıkları bu yarayı kapatamazlar ve cürümlerini örtemezler.
Azrail'in kapıyı çalmasıyla bitecek olan böylesi bir saltanat için değer mi?
İktidarı ele geçirme sürecinde uyguladıkları hile ve desiselerden, oynadıkları müthiş ayak oyunlarından zaten anlaşılmıştı ki bunların derdi İman?İslam falan değil ama İslam'ı kullanarak Müslümanların sırtından saltanat sürmek ve öyle de oldu.
Ümmetin ittifakla ve açıktan biatle Halife seçtikleri Hz. Ali'ye karşı kazan kaldıran Şam valisi Muaviye'nin herkes biliyor ki iman ve İslam diye bir derdi yoktu, tek derdi iktidar alanını genişletmek, heybesini daha da doldurarak ilerde yapmayı planladığı düzenbazlıklara zemin hazırlamaktı.
Ümmetin kaynaklarını, yetimin yoksulun hakkını bol keseden dağıtarak taraftar toplayan, kemik yalayıcılardan ordu kurup Ehl?i Beyt'e karşı acımasız savaş veren Muaviye'nin bu tavrını "siyasi deha" olarak niteleyen tarihçi görünümlü zavallılara gerçekten acımak gerekir.
Kimden okudularsa, adamların lügatlerinde kelimeler yer değiştirmiş, bin bir çeşit hilekârlık, şeytanlık ve düzenbazlık "dâhilik" olarak algılanmaya başlanmış.
İslam'ın sırtından saltanat sürme geleneği Emevilerle başladı ama ne yazık ki ilk ve son örnekleri olmadı, onların açtıkları bu uğursuz yoldan daha niceleri daldı ve dünya bataklığına battı gitti.
İslam'ın sırtından saltanat sürme açısından baktığımızda on dört yıldan beri bu ülkeyi tek başına yöneten mevcut iktidar kadrosunun da Emevilerle tıpa tıp aynı oldukları tartışmasız bir gerçek olduğu ortadadır.
İktidar sebebi ile başına oturdukları kaynaklar, tuttukları göze başları seksen milyona, yetime?yoksula ait kaynaklardır ama on dört yıldan beri babalarının çiftliği gibi kullanarak, sahip oldukları imkanları sürekli yandaşlara kullanarak "daha çok kaynak, daha çok yandaş" formülünü işlettiler ve bu günkü noktaya geldiler.
Sırtından saltanat sürdükleri İslam ne yazık ki her geçen yıl biraz daha sulandırıldı, içi boşaltıldı, kırmızı çizgileri tanınmaz hale getirildi, bir çok helal ile haram yer değişti ama bütün bunlar olurken kendilerinin keseleri şişti, kasaları doldu ve masaları büyüdükçe büyüdü.
Söylemlerini tepe tepe kullandıkları İslam zayıfladıkça onlar şişmanladı, sosyal hayattan İslam el?etek çektikçe onun sırtından geçinen iktidar servetini, sermayesini ve yandaşlarını artırmaya devam etti.
Bugün iktidar sahipleri maddi olarak dünya ölçeğinde en zenginlerle boy ölçüşürlerken, yönettikleri ülke insanı sefilleri oynamaya devam ediyor ve yönettikleri toplum manen, ahlaken çürümüş bir toplum görüntüsü sergiliyor.
İslam'ın sırtından saltanat kuranların ve saltanat sürenlerin saltanatları devam ediyor ama sırtından geçindikleri İslam, kendilerinin yanlış tutumları yüzünden kendisinden köşe?bucak kaçılan bir sistem olmaya doğru gidiyor.
Şimdiye kadar biriktirdiklerini değil, tüm dünyayı sadaka olarak dağıtsalar İslam'ın bağrında açtıkları bu yarayı kapatamazlar ve cürümlerini örtemezler.
Azrail'in kapıyı çalmasıyla bitecek olan böylesi bir saltanat için değer mi?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Hakkımıza sahip çıkmayanlar hayatımızdan çıksınlar / 29.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Her kesimden yükselen çığlıklar / 26.04.2026
- Gıda biterse hayat biter nesil biterse millet biter / 24.04.2026
- Kanayan bir yara görünce… / 23.04.2026
- Dert eklemiş eski derdin üstüne / 22.04.2026
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026



























































