logo
24 NİSAN 2026

İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür

Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da 17 bin 395 araçla 50 binden fazla şoförün vardiyalı hizmet verdiği taksiler, kurumsallaşmadan dijitalleşmeye kadar birçok sorun için çözüm bekliyor

07.09.2021 21:38:00
İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür
İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür
İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür, taraflar önerilerini anlattı
 
Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da 17 bin 395 araçla 50 binden fazla şoförün vardiyalı hizmet verdiği taksiler, kurumsallaşmadan dijitalleşmeye kadar birçok sorun için çözüm bekliyor.
 
Taksicilerin kentte kısa mesafede yolcu almaması, sergiledikleri davranışlar, özellikle yabancı turistlerden fazla ücret talep etmeleri, taksimetre açmamaları, müşteride turist ve yerli ayrımı ile hizmet kalitesine ilişkin şikayetler son günlerde gündemi sıklıkla meşgul ediyor.
 
Ulaşım sorunlarının masaya yatırıldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantılarında, İBB'nin kentteki taksi sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle sunduğu, önce 5 bin sonra 1000 yeni taksi plakası teklifleri ise reddedildi.
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Orhan Demir, İstanbul Taksiciler Esnaf Odası (İTEO) Başkanı Eyup Aksu ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Murat Çelik, İstanbul'daki taksi sorununun çözümüne yönelik önerileri değerlendirdi.


Teknolojiye geçilirse verimlilik artar
 
İTEO Başkanı Aksu, taksi sayısının yeterli olduğunu, bu yüzden plakaya ihtiyaç duyulmadığını, teknoloji kullanılarak verimliliğin arttırılmasıyla mevcut sorunun ortadan kalkacağını söyledi.
 
UKOME toplantılarına başkanlık eden İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir ise taksilerin çeşitli sebeplerle teknolojiyi kullanmadıklarını, hedeflerinin 23 bin taksi sayısına çıkmak olduğunu, mevcut sistemi kurumsallaştırmak için de mülkiyeti İBB'ye ait taksilerle piyasaya çıkmayı planladıklarını belirtti.

Akademinin çözüm önerisi de taksi sayısından ziyade verimliliğin arttırılması yönünde oldu.
 
İstanbul'daki taksi sorunuyla ilgili rapor hazırlayan İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelik, yapılan ölçümlere göre mevcut taksi sayısının yeterli düzeyde kullanılmadığını belirtti.
 
Bir taksinin çalıştığı saatin yüzde 68'ini yolcu taşıyarak geçirmesi gerektiğini, salgın döneminde bu oranın yüzde 32'ye düştüğünü aktaran Çelik, öncelikle mevcut sistemin verimliliğinin artırılması gerektiğini, hala taksi bulamama gibi bir sorun varsa araç yetersizliğinin o zaman konuşulması gerektiğini söyledi.


İBB anlaşılıyor ki yerel seçimler öncesi belli gruplara söz vermiş
 
Aksu, İstanbul'da 17 bin 395 taksinin bulunduğunu, 1986 yılında 10553 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla şahıslara verilmiş ticari plakaların şu anda hizmet verdiğini belirtti.
 
Bir araçta araç sahibiyle beraber 3 kişi çalıştığı düşünüldüğünde yaklaşık 52 bin şoförün, İstanbul halkına gece gündüz hizmet verdiğini ifade eden Aksu, şöyle devam etti:
 
"İstanbul Büyükşehir Belediyemiz son 1 yıldır sürekli İstanbul'da taksi sayısının artışını gündeme getiriyor. Bu konuda İTÜ'nün hazırladığı taksi analiz raporuna göre teknolojiye geçilmesi gerekmektedir. İstanbul'da şu anda taksi sayısının artışına ihtiyaç yok. Büyükşehir Belediyemiz, duyumlarımıza göre anlaşılıyor ki yerel seçimler öncesi belli gruplara söz vermiş, İstanbul'da taksi sayısının artışını gündeme getirerek, artışı sağlamak istiyor."
 
1000 yeni taksi hizmete başlayacak
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir ise temmuz ayındaki UKOME'de alınan kararla 1000 yeni taksinin mevcut sayıya ilave edildiğini, bunların 250'sinin taksi dolmuşların, 750'sinin de minibüslerin taksiye dönüştürülmesiyle gerçekleşeceğini ifade etti.
 
Kısa bir süre sonra 1000 yeni taksinin hizmet vermeye başlayacağını aktaran Demir, taksilerde çalışacak kişilere şoför kartı verilirken psikoteknik ve bağımlılık testleri ile sağlık muayenesinden geçildiğini anlattı.
 
Taksiler 10 saatte sadece 3,2 saat yolcu taşıyor
 
İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelik, İstanbul'da yapılan ölçümlerde şu andaki taksi sayısının hala yeterli düzeyde kullanılmadığının görüldüğünü söyledi.
 
Ölçümlemeden de bahseden Çelik

"Bir taksinin çalışıyor olduğu saatin yüzde 68'ini yolcu taşıyarak geçiriyor olmasıdır ölçüm. Her 100 taksiden 68'i çalışıyorsa, yüzde 32'si boşsa, sistem yeni taksiye ihtiyaç duyuyor demektir ama İstanbul'da bu oran yüzde 32'ye düşmüştü pandemide. Yani 10 saatte sadece 3,2 saat yolcu taşıyor taksiler. Geriye kalan zamanda boş dolaşıyorlar. Mevcut durumda yeni taksi entegre etmeden önce mevcut sistemin verimliliğini arttırmak gerekiyor." dedi.
 
Acil bir şekilde teknolojiye geçilmeli
 
İstanbul'da taksilerde acil şekilde teknolojiye geçilmesi gerektiğinin altını çizen İTEO Başkanı Aksu da bir yolcunun arka sokakta taksi ararken bir sokak ilerideki aracın saatlerce yolcu beklediğini, burada taksiciyle yolcuyu buluşturan bir sisteme geçilmesi gerektiğini kaydetti.


İBB'nin "iTaksi" uygulamasını hayata geçirdiğini fakat başarılı olmadığını ifade eden Aksu

"Cihazlar araç üzerinde laptop tarzı cihazlar. Yazın ve kışın soğuktan ve sıcaktan donuyorlar, verim alınmıyor. Lokasyon anlamında yolcuyla taksiciyi buluşturamıyor. Bu konuda biz şöyle bir talepte bulunduk Büyükşehir Belediyesinden: Rekabete açılsın, iTaksi dayatması kalksın. İsteyen teknoloji firmaları yerli ve milli olmak şartıyla sahada çalışmalarını yapsın. İsteyen taksici kardeşimiz de hangisinin teknolojisi güzelse o teknolojiyle hizmet alsın. Bu konuda oda olarak da bir aplikasyonu en kısa zamanda hayata geçireceğiz, lansmanı yapılacak. Biz diyoruz ki, bu işin mutfağında biz varız, bu işi Taksiciler Esnaf Odası yapmalı." diye konuştu.
Aksu, teknolojiye geçilirse verimliğin artacağını, böylece İstanbul'da taksi sayısının artışına ihtiyaç kalmayacağını belirtti.
 
Sorun dijitalleşmede değil
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir ise 17 bin 395 taksinin, 14 bin 800'ünde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz monte ettiği iTaksi cihazlarının yer aldığını belirtti.
 
Başka bir deyişle taksilerdeki dijitalleşme oranının yüzde 85 olduğunu ifade eden Demir

"Dolayısıyla sorun dijitalleşmede değil. Taksicilerin aplikasyonları kullanma oranları maalesef çok yüksek değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aplikasyonunu yani iTaksi uygulamasını, diğer aplikasyonları kontrol eden bir üst uygulama olarak düzenlemeye çalışıyoruz. Başka aplikasyonlar elbette kullanılabilir ama bunların denetlenmesi için iTaksi aplikasyonu kullanılacak. Dolayısıyla dijitalleşmiş bir sistemden bahsediyoruz aslında. Ona rağmen bulunamıyorsa daha fazla nereye kadar dijitalleşecek?" değerlendirmesinde bulundu.
 
Demir, İBB'nin aplikasyonunun çalıştığını ama kullanmak istemeyenlerin olduğunu, bu kullanıldığı zaman yolda müşteri bulunca aplikasyondan çıkan şoförlere rastladıklarını belirtti.
 
Özel aplikasyonların cep telefonuyla çalıştığını ve daha fazla tercih edildiğini ifade eden Demir

"Biz, iTaksi'yi müşteri bulma aplikasyonu olarak devam ettirme niyetinde değiliz. iTaksi ya da ismi her ne olursa olsun cihazlar, diğer aplikasyonları kontrol eden bir konumda olmak zorunda ve müşteri taksiye bindiğinde gideceği mesafeyi, ödeyeceği ücreti doğru olup olmadığını kontrol eden bir üst mekanizma olarak düzenlenecek. Ödeme biçimi de elektronik sisteme geçtiğinde kaçak da azalacak aslında." dedi.
 
Taksi sayısının hala yeterli düzeyde kullanılmadığını görüyoruz
 
Şu anda çok verimsiz çalışan bir taksi sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelik ise uygulama aplikasyonunun yapılması gerektiğini dile getirdi.
 
Çelik, aplikasyonu kimin yapıp, kimin işleteceğinin söz konusu olduğunu anlatarak

"Şu an BiTaksi var, korsan bir yazılım, şu anda en yaygın o fakat belediyeden, UKOME'den yetki almamış bir yazılım şirketi. En yaygın taksi servisi sağlayıcısı BiTaksi, şu an market yayılımı yüzde 40 civarında taksici kayıtlı. iTaksi var, Büyükşehir Belediyesinin yaptığı yazılım. Bu da çok uygulanabilir değil çünkü onun için araç içi ayrı bir modül olması gerekiyor ya da taksimetreye bağlı olarak yönlendiriyor sistemi. Şoför o an hasbelkader direksiyon başında değilse yolcu talebini alamıyor, intikal edemiyor." diye konuştu.
 
İBB'nin aplikasyonunun BiTaksi'de olduğu gibi yazılması ve kim tarafından işletileceğinin belirlenmesi gerektiğini kaydeden Çelik, Ankara ve İzmir'de esnaf ve sanatkarlar odasının yazılımını yaptığını, sistemi işlettiğini, belediyenin de gözetlediğini ve bu durumun çok makul bir şekilde çözüldüğünü söyledi.
 
Eğitim ve denetim
 
İstanbul'da trafik sorunu olduğuna değinen İTEO Başkanı Aksu, mesai saatlerinde şehrin kilitlendiğini, aynı saatlerde metro, metrobüs, tramvay ve otobüslerde yolculuk yapmanın mümkün olmadığını kaydetti.
 
Aynı saatlerde taksi sorunu varmış gibi gözüktüğünü ama alınan yolcunun kısa mesafe de olsa trafikten dolayı bir yerden bir yere gidemediğini, trafik sorunu rahatlarsa sorunun olmayacağını dile getiren Aksu

"Teknolojiye tam anlamıyla geçersek, eğitimler şoför arkadaşlarımıza düzenli olarak verilirse emniyetimiz, zabıta birimlerimiz, esnaf odamız ve belediyemizin içinde olduğu bir masa kurularak denetimler de yapılırsa İstanbul'da gerçekten kaliteli bir hizmet verilmiş olur. Ayrıca bunlar sağlandıktan sonra da var olan taksi sayısının yeterli olduğu gözükür." ifadelerini kullandı.
 
İstanbul'da 1 taksi başına 889 kişinin, İzmir'de ise 1207 kişinin düştüğüne, bu karşılık İzmir'de taksi sayısı artışının hiç gündeme gelmediğine dikkati çeken Aksu, İstanbul'daki oranlamanın Türkiye geneli ile dünya genelinde çok normal olduğunu bildirdi.
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nin dijitalleşme ve çalışma yetkisini İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına verdiğini anlatan Aksu, odanın teknolojiyi hayata geçirdiğini ve bütün taksilerin teknolojiyle çalıştığını, bu kapsamda verimliliği arttırdıklarını, böylece taksi sayısının artışına ihtiyaç kalmadığını kaydetti.
 
İstanbul'da taksi sorununun iki ayağı var
 
İstanbul'da taksilerde sayısının yetersiz olması ve nitelik sorunu olduğunu kaydeden İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir, yakın mesafe almama, yağmurlu havalarda müşteri seçme, bagaj parası isteme, kaba davranış ve turist görünce yerli müşteri almama gibi çok sayıda şikayet aldıklarını ifade etti.
 
Taksilerin niteliğinin yükselmesi ve bakımlarının tam yapılması gerektiğini anlatan Demir, kendilerine gelen şikayetlerin büyük bölümünü kaba davranış ve müşteri seçme oluşturduğunu anlattı.
 
Geçmiş yıllardaki çalışmalarda taksi sayısının 23 bine ulaşılması gerektiğinin aktarıldığını belirten Demir

"Bizim yaptığımız hesaplarda yaklaşık o rakama geliyor. Biz ilk önce 5 bin taksi hedefiyle yola çıkmıştık ama 5 bin taksi reddedilince taksinin nasıl olması gerektiğini göstermek için 1000 rakamına indik ama o da reddedildi."
 
Demir, yeni taksi teklifinin UKOME'den geçene kadar toplantıların gündemine gelmeye devam edeceğini, teklifin doğru olduğuna inandıklarını dile getirdi.
 
İBB, esnaf odasını işin içine dahil etmeden bu işi çözemez
 
İBB'nin esnaf odasını işin içine dahil etmeden bu işi çözemeyeceğini dile getiren İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelik, sonuçta bu işin pastasını elinde tutan bir esnaf odasının olduğunu söyledi.
 
Prof. Dr. Çelik, "Yıllardır bu sisteme yatırım yapmış. Beğenin ya da beğenmeyin sonuçta bu şekilde senin devlet olarak yetkilendirdiğin bir kesim var. Şimdi bu kesimi işin içine ya da çözümün içine katmanız gerekiyor. Bunu İzmir ve Ankara çok iyi tanımladı. Orada hiç duymuyoruz taksi sorununu." değerlendirmesini yaptı.
 
İBB'nin ısrarla 5 bin yeni taksi talebinde bulunmasının sorunu çözmeyeceğini dile getiren Çelik, "Bu, sistem iyileştirmesi getirmez. Sistem denetimini iyi hale getirmeden, doğrudan doğruya bu arzı genişleterek aynı koşullar altında bunu yaptığında, bunu bir sistem iyileşmesi olarak sunmuyorsun demektir." dedi.
 
İBB eğitim ve denetim yerine sayı artışını gündeme getiriyor
 
İstanbul'da taksi şoförlerinin eğitimleriyle ilgili konuşan İTEO Başkanı Aksu, bir önceki İBB yönetiminin, belli periyodik aralıklarla şoförlere eğitimler verdiğini, yeni yönetimin ise bunu hiç vermediğini ifade etti.
 
Ulaşım koordinasyon toplantılarında hep taksi sayısının gündeme gelerek, eğitim konusunun ise gelmemesini anlamadıklarını kaydeden Aksu

"Var olan bir sistemi rehabilite etmek, çalışma düzenini iyileştirmek, kaliteli hale getirmek lazım. İlk önce var olan düzeni rehabilite edersiniz, ondan sonra ölçümleme yaparak önünüzü görebilirsiniz ama Büyükşehir Belediyemiz sürekli var olan sistemin rehabilitesinin, eğitimin, denetimin yerine sayısının artışını gündeme getiriyor. Bunu da anlamıyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Taksi sektöründe "plaka ağası", "baron" ve "mafya" diye bir şeyin olmadığını, bunların tamamen karalama ve algı operasyonu olduğuna değinen Aksu, 1986 yılında 10553 sayılı tahditli plaka verilmesi kanununda, geçiminin şoförlükten sağlayan kişilerin plaka alabildiğini ve 1 kişinin ikinci plakayı kesinlikle alamadığını, sürekli haberlerde gündeme gelen bir kişinin çok sayıda taksisi olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
 
Kurumsallaşma bu işin çözümü gibi görünüyor
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir, İBB'nin yeni yönetiminin taksicilere eğitim vermediği iddiasını kabul etmeyerek, şöyle konuştu:
 
"Ulaşım Akademisi kurma çalışmamız var. Akademi kurulduğunda eğitim yaygınlaşacak ama asıl sorun kurumsallaşmada. Yani taksiler, bireysel olarak işletildikleri için, kurumsallaşmadıkları için belli kuralları yok. İstanbul'da 17 bin 395 taksi varsa 17 bin 395 ayrı kural var. Herkesin kendi kuralı var. Mevcut sistemi kurumsallaştırmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesinin mülkiyetinde olan, başka bir deyişle 16 milyon İstanbullunun mülkiyetinde olan taksilerle piyasaya çıkmayı planlıyoruz ve kuralları İBB kuracak. Her şoför kendi istediği kuralı uygulayamayacak."
 
Taksicilere düzenli olarak eğitimler verilmesine dikkat çeken Prof. Dr. Çelik, yeni İBB yönetimin eğitimlere başlaması gerektiğini dile getirdi.
 
Yeni yönetimin 2 yıldır görevde olduğunu kaydeden Çelik, "Sonuçta bu kadroları derlemek elimizde var. Eğitim verecek kişiler aynı kişiler. Önemli olan bunu organize edip bir araya getirmek." dedi.
 
Taksi çalıştırma yetkileri esnaf odasına verilmeli
 
Özellikle taksi çalıştırma ve çalışma düzeninin sağlanması konusundaki yetkilerin esnaf odasına verilmesini isteyen İTEO Başkanı Aksu, bunun şikayetleri azaltacağını kaydetti.
 
Aksu, taksicilerin masrafların fazla, taksimetre ücretinin az olduğunu, korsan taksicilik sorununu anımsatarak, ÖTV muafiyetinin istendiğini, bagaj sorunu yaşandığını dile getirdi.
 
Salgın sürecinde taksicilerin mağdur olduğunu, yakıtı pahalı kullandıklarını, gelirlerin azalarak giderlerin artığını, taksimetre ücretlerinin enflasyonun altında kaldığını aktaran Aksu, bu yüzden en kısa zamanda İBB'den taksimetre ücretlerine bir iyileştirme yapılmasını talep ettiklerini sözlerine ekledi.

Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor

Formula 1, 2027’den itibaren 5 yıl boyunca İstanbul Park’a dönüyor. Türkiye, efsane 8. virajıyla yeniden motor sporlarının kalbi olacak ve dünya gündemine damga vuracak 

24.04.2026 21:00:00
Haber Merkezi
Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor
Formula 1 heyecanı Türkiye’ye dönüyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Dolmabahçe Cumhurbaşkanlığı Çalışma Ofisi'nde düzenlenen "Formula 1 Türkiye GP Tanıtım Programı"nda dünyanın en prestijli motor sporları organizasyonu Formula 1'in 2027 yılından itibaren İstanbul Park'a geri döneceğini resmen açıkladı. Anlaşma, en az 5 sezon (2027-2031) sürecek ve Türkiye'yi yeniden F1 haritasının en gözde duraklarından biri haline getirecek.

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Türkiye'nin Formula 1 takvimine tekrar dahil edilmesini ülkemizin güçlü organizasyon kabiliyetine, modern spor ve sağlık altyapısına, son yıllarda bölgesinin 'istikrar adası' rolünü perçinlemesine ve elbette Türk milletinin misafirperverliğine duyulan büyük güvenin yeni bir işareti olarak görüyorum. Türkiye olarak bu güveni daha önce olduğu gibi yine boşa çıkarmayacak, her açıdan kusursuz bir organizasyonla yarışlara ev sahipliği yapacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından 2027 Türkiye Grand Prix'i için sembolik start butonuna bastı. Etkinlik sırasında bir Formula 1 aracı, Galataport'tan başlayarak İstanbul'un tarihi yarımadasında tur attı ve Dolmabahçe'ye ulaştı. Bu görsel şov, hem İstanbulluları hem de motor sporları severleri heyecanlandırdı.

İstanbul Park'ın öyküsü

İstanbul Park, daha önce 2005-2011 yılları arasında aralıksız 7 sezon Formula 1'e ev sahipliği yapmış ve "8. viraj"ıyla (bugün hâlâ efsane olarak anılan keskin dönüş) tüm dünyada ün kazanmıştı. Pandemi döneminde 2020 ve 2021'de de takvime dönmüş, ancak 2022'den itibaren listeden çıkmıştı. Yeni anlaşmayla pist, 2027'den itibaren en az 2027-2031 arası tam 5 yıl boyunca her sezon Türkiye Grand Prix'ine ev sahipliği yapacak. Formula 1 İcra Kurulu Başkanı Stefano Domenicali ve Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Mohammed Ben Sulayem'in de katıldığı törende, anlaşmanın uzun vadeli iş birliğinin başlangıcı olduğu vurgulandı.

Ekonomik ve turizm açısından

F1'in dönüşü, Türkiye için yalnızca spor açısından değil, ekonomi ve turizm bakımından da kritik öneme sahip. Her Grand Prix hafta sonu yaklaşık 100-150 bin yerli ve yabancı seyirciyi ağırlayan İstanbul Park, otel doluluklarını rekor seviyeye çıkarıyor, havayolu ve restoran sektörlerini canlandırıyor. Uluslararası yayınlarla 500 milyondan fazla kişiye ulaşan organizasyon, Türkiye'nin global imajına da önemli katkı sağlayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Formula 1'e dönmemiz şampiyonaya çok büyük değer katacak" diyerek, Türkiye'nin organizasyon kalitesinin ve istikrarının bu kararın arkasındaki en önemli etken olduğunu belirtti. Anlaşmanın detayları (bilet fiyatları, pist iyileştirmeleri, güvenlik önlemleri) önümüzdeki günlerde Formula 1 yönetimi ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu tarafından açıklanacak.

Motor sporları tutkunları ve gençler için yeni dönem

F1'in dönüşü, Türkiye'deki motor sporları altyapısını da güçlendirecek. beIN Sports'un yayın haklarıyla birlikte milyonlarca Türk taraftarın ekran başına kilitleneceği organizasyon, genç pilotların yetişmesi için de yeni fırsatlar yaratacak. Geçmiş yıllarda İstanbul Park'ta kazanan isimler arasında Felipe Massa, Lewis Hamilton ve Sebastian Vettel gibi efsaneler yer almıştı; şimdi yeni nesil yıldızlar aynı pistte mücadele edecek.

Türkiye'nin F1'e dönüşü, sadece bir spor etkinliği değil; aynı zamanda ülkenin uluslararası arenadaki gücünün ve cazibesinin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2027'de başlayacak heyecan şimdiden başladı!

57 milyonluk siber vurgun... 18 kişi tutuklandı

Karabük merkezli 7 ilde düzenlenen siber dolandırıcılık operasyonunda, sosyal medya üzerinden borsa yüksek getirili yatırım vaadiyle vatandaşları dolandırdığı belirlenen şüphelilere yönelik operasyonda 18 kişi tutuklandı.

24.04.2026 14:26:00
İhlas Haber Ajansı
57 milyonluk siber vurgun... 18 kişi tutuklandı
57 milyonluk siber vurgun... 18 kişi tutuklandı
Karabük merkezli 7 ilde düzenlenen siber dolandırıcılık operasyonunda, sosyal medya üzerinden borsa yüksek getirili yatırım vaadiyle vatandaşları dolandırdığı belirlenen şüphelilere yönelik operasyonda 18 kişi tutuklandı. Şebekenin 17 ilde 32 kişiyi yaklaşık 57 milyon TL dolandırdığı tespit edildi.

Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile ilgili şube müdürlükleri tarafından müşterek yürütülen çalışmalar kapsamında, sosyal medya üzerinden reklam vererek yatırım yapma ve para kazanma vaadiyle vatandaşları dolandıran şebekeye yönelik 11 aylık planlı çalışma gerçekleştirildi.



Karabük'te dolandırılan vatandaşların ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada, şüphelilerin elde ettikleri suç gelirlerini paravan şirketler üzerinden şahıs hesaplarına aktardıkları, ardından kripto para borsalarında kaybettirme yöntemiyle aklamaya çalıştıkları belirlendi.

Yürütülen operasyonel faaliyetlerde 27 şüphelinin, Karabük ile birlikte toplam 17 ilde 32 müştekiden yaklaşık 57 milyon TL haksız kazanç sağladığı tespit edildi.



Şüphelilerin yakalanmasına yönelik Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Gümüşhane, Kocaeli ve Kütahya'da Karabük İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda gözaltına alınan 25 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Şüphelilerden 4'ü ifadelerinin ardından cumhuriyet savcılığı tarafından serbest bırakılırken, 3 kişi adli kontrol şartıyla salıverildi. Mahkemeye çıkarılan 18 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Firari 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Karabük İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, halkın huzuru ile can ve mal güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı

Mersin'de 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar'ın otomobilde tabancayla öldürülmesine ilişkin davada mütalaasını açıklayan savcı tutuklu sanıklardan Hüseyin Arda Ş.'nin 'çocuğa karşı kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarından, 2 sanığın da 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından cezalandırılmasını talep etti

24.04.2026 13:06:00 / Güncelleme: 24.04.2026 13:09:35
İhlas Haber Ajansı
Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Hiranur'un öldürülmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Hüseyin Arda Ş. (19), Mustafa Z. (27) ve Nazmi Ç. (20) cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada, Hiranur'un ailesi ve yakınları ile taraf avukatları hazır bulundu.

Mahkemede bazı tanıklar dinlenirken, cumhuriyet savcısı mütalaasında sanıklardan Hüseyin Arda Ş.'nin 'çocuğa karşı kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah bulundurma' suçlarında, Mustafa Z. ve Nazmi Ç.'nin ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Taraf avukatlarının beyanlarının ardından söz verilen sanıklar, tahliyelerini istedi.



Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Duruşmanın ardından Aygar'ın ailesi ve yakınları ile müşteki avukatları, Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir de katılırken, Özdemir baro olarak davayı yakından takip ettiklerini belirterek, "Hiranur davasında adaletin sağlanması adına Mersin Barosunun üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirecek, çocuklara yönelik istismar olaylarında ve kadına yönelik şiddet olaylarında biz avukatlar yılmadan adaletin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması adına mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz" dedi.

Avukat Derya Demir ise dosyayı başından beri takip ettiklerini belirterek, "Başından beri titizlikle takip ettiğimiz Hiranur dosyasının bugün önemli bir aşamasını geride bıraktık. Savcı mütalaasını açıkladı. Biz elbette ki bu mütalaayı kabul etmeyecek ve buna uzun bir dilekçeyle itiraz edeceğiz. Sevindirici diğer haber üç sanığın da tutukluluk halinin devam etmesi. Biz mücadeleyi sürdüreceğiz, sürecin takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.

Merkez Toroslar ilçesi Akbelen Mahallesi'nde 1 Eylül 2025'te meydana gelen olayda, 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar, park halindeki otomobilde tabanca ile vurularak hayatını kaybederken polis, Hiranur'un erkek arkadaşı Hüseyin Arda Ş. (19), M.Z. (27) ile Nazmi Ç.'yi gözaltına almış, 3 şüpheli de sevk edildikleri mahkemece tutuklanmıştı.

Madencilere biber gazlı müdahale

Ankara'daki Kurtuluş Parkı'nda günlerden beri eylem yapan açlık grevindeki madenciler, polis ablukasına alındı. Maden işçilerinin yürüyüşüne polis engel oldu. Madenciler, protesto için üstlerini çıkardı. Üç işçi fenalaştı. Polis tarafından işçilere biber gazı sıkıldı

24.04.2026 11:24:00 / Güncelleme: 24.04.2026 12:36:23
Haber Merkezi
Madencilere biber gazlı müdahale
Madencilere biber gazlı müdahale
Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik'te çalışan işçiler, aylardır ödenmeyen ücretleri, kıdem tazminatları ve gasp edilen diğer hakları için başlattıkları mücadeleyi Ankara'ya taşıdı.

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde yaklaşık 190 kilometrelik yolu yürüyerek başkente ulaşan madenciler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde polis engeliyle karşılaştı.

Doruk Madencilik işçileri, uzun süredir maaş alamama, tazminat haklarının ödenmemesi, rızaları dışında ücretsiz izne çıkarılma ve sendikalaşma nedeniyle işten atılma gibi sorunlarla karşı karşıya kaldı.

Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi yaklaşık 130 işçi, bu taleplerle Eskişehir-Ankara sınırından yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca "Alın terimizi istiyoruz!", "Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz" sloganlarıyla ilerleyen madenciler, 9 günde başkente vardı.

Pazartesi sabahı Ümitköy civarında bakanlık önüne yürümek isteyen işçilerin yolu polis tarafından kesildi. müdahale sırasında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ve çok sayıda işçi gözaltına alındı. İşçiler biber gazı ve fiziksel müdahaleye maruz kaldıklarını belirtti. Ablukayı kısmen kıran grup, bakanlık önüne ulaşarak oturma eylemi ve açlık grevine başladı. Üstlerini çıkaran işçiler, "Açız, yoksuluz, çıplağız" diyerek taleplerini haykırdı.

Gözaltılar

Salı günü bakanlık önünde oturma eylemi yapan 110 işçi sabaha karşı gözaltına alındı. Sendika, fiili abluka ve gözaltı uygulandığını savundu. İşçiler yaklaşık 14 saat gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Serbest kalan işçiler, eylemlerine Kurtuluş Parkı'nda devam etti. Açlık grevinin üçüncü gününde de nöbet devam etti, şu an yaklaşık 81 işçi ve 4 sendika yetkilisi açlık grevinde.

Açlık grevi 4. gününde

Açlık grevi bugün 4. güne girdi. İşçiler Yıldızlar SSS Holding önünde de açıklama yaptı. Polis, holding bahçesinde basın açıklamasına "özel mülk" gerekçesiyle izin vermedi. Yaklaşık 30 madencinin etrafı 200 kolluk kuvvetiyle çevrildi. İşçiler, "İş, ekmek, barış", "Vur vur inlesin, Yıldızlar Holding dinlesin", "Direne direne kazanacağız" şeklinde sloganlar attı.

Bu arada CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan ve Utku Çakırözer, DİSK Sosyal-İş ve diğer sendikalar, öğrenciler ve çeşitli sivil toplum örgütleri işçileri ziyaret etti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Kurtuluş Parkı'ndaki eylemcileri dinledi.

İşçiler ödenmeyen ücretlerin ve tazminatların bir an önce ödenmesini, ücretsiz izin ve işten atmaların iptal edilmesini ve sendikal hakların tanınmasını istiyor ayrıcı "Hakkımızı almadan Ankara'dan ayrılmayacağız" diyorlar.

Sendika yetkilileri, 2023 seçimleri öncesi dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Enerji Bakanı Fatih Dönmez'in işletmeye gelip "takip edeceğiz" sözü verdiğini, ancak hiçbir adım atılmadığını belirtiyor.

Doruk Maden direnişi, Türkiye'nin çeşitli illerinden destek alıyor. Sendikalar ve muhalefet partileri, işçilerin yalnız olmadığını vurguluyor. Eylem, maden işçilerinin kronik hak ihlallerini bir kez daha gündeme getirdi. Gelişmeler yakından takip ediliyor; işçiler talepleri karşılanana kadar açlık grevini sürdürme kararlılığında.

Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi

Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların tutukluluk durumuna ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı. Savcı, 3 tutuklu sanığın tahliyesini talep etti. Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor

22.04.2026 13:51:00
İHA
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü duruşmasında savcı görüşünü açıkladı: 3 sanık hakkında tahliye talep edildi
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar'ın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16'sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan salonda görülen duruşmada, cumhuriyet savcısı, sanıkların tutukluluk durumu ve taleplere ilişkin görüşünü açıkladı.

Duruşma savcısı, Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, Beşiktaş Belediyesi personeli Gülşah Ocak, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi'nin tutuklulukla geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar verilmesini talep etti.

Rıza Akpolat, Kadir Aydar, Utku Caner Çaykara ve Oya Tekin'in aralarında bulunduğu diğer tutuklu sanıkların ise kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ile üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti dolayısıyla tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep edildi.

Tanık dinletilmesi, tefrik ve mal varlığı tedbirlerinin kaldırılması taleplerinin mevcut delil durumu ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak reddine karar verilmesi talep edildi.

Duruşma sanıkların tutukluluğa ilişkin beyanları ile sürüyor.

İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı

Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbul'da Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkili olacağının tahmin edildiğini belirterek, beklenen kuvvetli yağış nedeniyle yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli olunması yönünde vatandaşları uyardı

22.04.2026 13:40:00
İHA
İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı
İstanbul için kuvvetli yağış uyarısı
AKOM'dan İstanbul ve Marmara Bölgesi için yağış uyarısı geldi. İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesi genelinin Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına girmesinin beklendiği belirtilerek, cuma gününe kadar aralıklı yağış geçişlerinin görüleceği, sıcaklıkların 12-16 derece aralığında mevsim normallerinin altında seyretmeye devam edeceğinin tahmin edildiği ifade edildi.

Yağışların özellikle öğle saatlerinden itibaren etkisini artırarak yer yer kuvvetli şekilde görüleceğinin tahmin edildiği belirtildi. AKOM, beklenen kuvvetli yağış nedeni ile yaşanabilecek olumsuzluklara karşı tedbirli olunması yönünde vatandaşları uyardı.

Hafta sonu itibari ile çoğunlukla güneşli bir gökyüzünün hakim olacağının, sıcaklıkların 20 dereceler civarına yükseleceğinin öngörüldüğünü belirtildi.

Öte yandan İstanbul'daki barajlarda doluluk oranının ise yüzde 70,39 seviyesinde bulunduğu, barajlardaki su miktarının 611 milyon metreküp olarak ölçüldüğü kaydedildi.

Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı

Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği'nin desteği ile Kırklareli'nin Vize ilçesinde 18 Nisan 2026 tarihinde "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" başlıklı bir panel gerçekleşti. Panele, bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ile bölge halkı katıldı. Panelin sonuç bildirgesinde, "Kurulacak bir nükleer santral, başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilecek; deniz çayırlarını ve balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır" uyarısı yapıldı

22.04.2026 12:57:00 / Güncelleme: 22.04.2026 13:00:38
Haber Merkezi
Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı
Trakya’da "Nükleer Santral İstemiyoruz" paneli yapıldı
Kırklareli'nin Vize ilçesinde 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" panelinin sonuç bildirgesinde şunlar ifade edildi:

"Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği'nin desteği ve farklı disiplinlerden bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ile bölge halkının katılımıyla 18 Nisan 2026 tarihinde Vize'de gerçekleştirilen "Trakya'da Nükleer Santral İstemiyoruz" başlıklı panel sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılmaktadır.

Panel süresince ortaya konulan bilimsel, hukuki ve toplumsal veriler birlikte değerlendirildiğinde ve panele katılım dikkate alındığında, nükleer santralin istenmediği açıkça görülmektedir. Trakya'da planlanan yaklaşık 14 bin dönümlük nükleer santral projesinin kamu yararı, çevre hakkı ve yaşam hakkı ilkeleriyle bağdaşmadığı ortaya konmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti yalnızca bir hukuk devleti değil, aynı zamanda bir çevre devletidir. Başta Anayasa'nın 56. maddesi olmak üzere, kıyıların, ormanların ve tarım alanlarının korunmasına ilişkin hükümler, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Bu çerçevede, yaşam hakkını riske atan bir projenin kamu yararı ile gerekçelendirilmesi mümkün değildir.

Planlanan proje alanı; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında orman alanı, tarım arazisi ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak tanımlanmakta olup, Istranca Ormanları ve longoz ekosistemleri gibi yüksek ekolojik değere sahip hassas alanlarla doğrudan ilişkilidir. Bu alan yalnızca bir arazi değil; yeraltı ve yerüstü su sistemleri, gölleri, dereleri ve kıyı ekosistemleriyle birlikte işleyen bütüncül bir yaşam alanıdır. Nitekim 15.04.2026 tarihinde Kırklareli ili Demirköy ilçesi Sivriler Köyü ile Vize ilçesi Kışlacık Köyü sınırları içerisinde yer alan Panayır İskelesi ve çevresi, Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak tescillenmiştir.



Bu alana kurulacak bir nükleer santral, başta soğutma suyu deşarjı olmak üzere deniz ekosistemlerinde geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açabilecek; deniz çayırlarını ve balıkçılık faaliyetlerini ciddi biçimde tehdit edecek ve bölgenin ekolojik dengesini bozacaktır. Istrancaların kalbine yapılacak böyle bir müdahale, yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini geri dönüşü zor bir risk alanına dönüştürmek anlamına gelmektedir.

Nükleer santrallerde risk hiçbir zaman sıfıra indirgenemez. Deprem, sel ve iklim krizine bağlı aşırı hava olayları gibi öngörülemeyen süreçler, teknik güvenlik önlemlerini aşabilmektedir. Geçmişte yaşanan kazalar bu durumu açıkça göstermiştir. Radyasyon il sınırlarını tanımaz; etkisi yalnızca proje alanıyla sınırlı kalmaz, Marmara ve Karadeniz havzasını kapsayan geniş bir coğrafyaya yayılabilir. Nükleer riskin etkileri, gıda zinciri ve su sistemleri aracılığıyla farklı bölgelere taşınabilir.

Bilimsel çalışmalar, iyonize radyasyonun insan sağlığı üzerinde kanserojen etkiler oluşturduğunu ve düşük doz maruziyetlerin dahi uzun vadede genetik sonuçlar doğurabildiğini ortaya koymaktadır. Bu etkiler özellikle çocuklar açısından daha yüksek riskler barındırmaktadır. Nükleer risk yalnızca fiziksel değil; psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlarıyla da toplum üzerinde kalıcı etkiler yaratmaktadır.

Enerji politikaları açısından yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin mevcut kurulu gücünün talebin üzerinde olduğu, dolayısıyla kısa ve orta vadede nükleer enerjiye zorunlu bir ihtiyaç bulunmadığı ifade edilmiştir. Nükleer enerji yüksek maliyetli ve dışa bağımlı bir model oluştururken, rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar daha ekonomik ve güvenli alternatifler sunmaktadır.

Öte yandan sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmediği; yerel halkın, bilim insanlarının ve ilgili tüm paydaşların karar alma süreçlerine yeterince dâhil edilmediği görülmektedir. Bu durum hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Bu ölçekte bir proje, toplumdan ve bilimsel akıldan kopuk şekilde hayata geçirilemez.

Trakya yalnızca bir bölge değil; başta İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyanın hava, su ve tarımsal gıda deposudur. Bu nedenle kısa vadeli enerji tercihleri uğruna uzun vadeli ekolojik ve toplumsal risklerin göze alınması kabul edilemez. Bölgenin sahip olduğu doğal değerler dikkate alındığında, Istranca Ormanları'nın UNESCO koruma statüsüne kavuşturulması ve bugüne kadar verilen zararlar da göz önüne alınarak Trakya'nın daha güçlü koruma statüleriyle güvence altına alınması gerekmektedir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında; Trakya'da planlanan nükleer santral projesinin durdurulması, sürecin şeffaf, katılımcı ve bilimsel temelde yeniden ele alınması, bölgenin ekolojik ve tarımsal değerlerine sahip çıkılması ve enerji politikalarında yenilenebilir kaynaklara öncelik verilmesi gerektiği açıkça ortaya konmaktadır.

Bizler, yaşam hakkını ve doğayı savunan tüm paydaşlar olarak, hukuki ve demokratik haklarımız çerçevesinde bu sürece karşı durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. Başta Vize olmak üzere tüm Trakya halkı, yaşam alanlarına yönelik bu tehdide vize vermeyecektir.

Trakya Platformu – Trakya Kent Konseyleri Birliği – Trakya Belediyeler Birliği"

22. duruşma başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin davada, 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 17'si tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam ediliyor

 

22.04.2026 11:39:00 / Güncelleme: 22.04.2026 12:45:57
Anadolu Ajansı
22. duruşma başladı
22. duruşma başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan 22. duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Aziz İhsan Aktaş'ın aralarında yer aldığı bir kısım tutuksuz sanık da duruşmada hazır bulundu. Duruşmada, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak yer aldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı.

Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, savunması alınan sanıkların duruşmaya gelmeme yönündeki taleplerinin kabulüne karar verilmesini istedi.

Savunması alınmayan bir sanık hakkında ifadesinin alınması için yakalama kararı çıkarılmasını talep eden savcı, beyanları alınan mağdurların davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etti.

Savcı, tanık dinletilmesi, tefrik ve mal varlığı tedbirlerinin kaldırılması taleplerinin mevcut delil durumu ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak reddine karar verilmesini istedi.

Tutuklu sanıklar Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi, Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşci ve eğitmen Gülşah Ocak'ın üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile tutuklulukla geçirdikleri süre dikkate alınarak tahliyelerine karar verilmesini isteyen savcı, Rıza Akpolat, Kadir Aydar, Utku Caner Çaykara ve Oya Tekin'in aralarında bulunduğu 14 sanığın kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ile üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti göz önünde bulundurularak tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Duruşma, tutuklu sanıkların tahliyeye ilişkin taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın 2 fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 2 fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi

 

21.04.2026 17:29:00 / Güncelleme: 21.04.2026 17:36:02
Anadolu Ajansı
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan Sonel'in emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Erzurum Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Sonel, yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirildi.

Savcılık sorgusu tamamlanan Sonel, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, Sonel hakkında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçunu işlediğine ilişkin yeterli şüphe bulunduğu" belirtilmişti.

Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin, hakkında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılan Sonel, açığa alınmıştı.

Sonel, 2017-2020 yılları arasında Tunceli'de görev yapmış ve 17 Nisan'da Elazığ'da gözaltına alınmıştı.

11 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 



Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand

Siirt'te etkili olan sağanak yağışların ardından meydana gelen sel felaketinin bilançosu ortaya çıkmaya başladı. Kent genelinde birçok noktada ciddi hasar meydana gelirken, tarım arazileri ve hayvancılık büyük zarar gördü

21.04.2026 14:11:00 / Güncelleme: 21.04.2026 14:13:55
İHA
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Siirt'te sel bilançosu: 200 dekarlık alanda toprak kayması yaşand
Edinilen bilgilere göre, kent merkezinde yaklaşık 300 dekar tarım arazisinde toprak kayması yaşandı. Şirvan ilçesinde sel sularına kapılan 90 arılı kovan ile birlikte 80-90 küçükbaş hayvan telef oldu. Bölgede köy yollarının kapanması nedeniyle ulaşımda da aksaklıklar yaşandı. Kurtalan ilçesinde sel nedeniyle yaklaşık 10-15 ton buğday zarar görürken, 340 kanatlı hayvan ile 45-50 küçükbaş hayvanın telef olduğu bildirildi.



Tillo ilçesinde ise bir fıstık işleme tesisi tamamen hasar görürken, tarım arazilerinde kaymalar meydana geldiği ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığı öğrenildi.

Yetkililer, selden etkilenen bölgelerde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için ekiplerin sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ettiğini belirtti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.