logo
28 EYLÜL 2026

İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür

Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da 17 bin 395 araçla 50 binden fazla şoförün vardiyalı hizmet verdiği taksiler, kurumsallaşmadan dijitalleşmeye kadar birçok sorun için çözüm bekliyor

07.09.2021 21:38:00
 
İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür
İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür
İstanbul'un taksi sorunu nasıl çözülür, taraflar önerilerini anlattı
 
Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da 17 bin 395 araçla 50 binden fazla şoförün vardiyalı hizmet verdiği taksiler, kurumsallaşmadan dijitalleşmeye kadar birçok sorun için çözüm bekliyor.
 
Taksicilerin kentte kısa mesafede yolcu almaması, sergiledikleri davranışlar, özellikle yabancı turistlerden fazla ücret talep etmeleri, taksimetre açmamaları, müşteride turist ve yerli ayrımı ile hizmet kalitesine ilişkin şikayetler son günlerde gündemi sıklıkla meşgul ediyor.
 
Ulaşım sorunlarının masaya yatırıldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantılarında, İBB'nin kentteki taksi sayısının yetersiz olduğu gerekçesiyle sunduğu, önce 5 bin sonra 1000 yeni taksi plakası teklifleri ise reddedildi.
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Orhan Demir, İstanbul Taksiciler Esnaf Odası (İTEO) Başkanı Eyup Aksu ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Murat Çelik, İstanbul'daki taksi sorununun çözümüne yönelik önerileri değerlendirdi.


Teknolojiye geçilirse verimlilik artar
 
İTEO Başkanı Aksu, taksi sayısının yeterli olduğunu, bu yüzden plakaya ihtiyaç duyulmadığını, teknoloji kullanılarak verimliliğin arttırılmasıyla mevcut sorunun ortadan kalkacağını söyledi.
 
UKOME toplantılarına başkanlık eden İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir ise taksilerin çeşitli sebeplerle teknolojiyi kullanmadıklarını, hedeflerinin 23 bin taksi sayısına çıkmak olduğunu, mevcut sistemi kurumsallaştırmak için de mülkiyeti İBB'ye ait taksilerle piyasaya çıkmayı planladıklarını belirtti.

Akademinin çözüm önerisi de taksi sayısından ziyade verimliliğin arttırılması yönünde oldu.
 
İstanbul'daki taksi sorunuyla ilgili rapor hazırlayan İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelik, yapılan ölçümlere göre mevcut taksi sayısının yeterli düzeyde kullanılmadığını belirtti.
 
Bir taksinin çalıştığı saatin yüzde 68'ini yolcu taşıyarak geçirmesi gerektiğini, salgın döneminde bu oranın yüzde 32'ye düştüğünü aktaran Çelik, öncelikle mevcut sistemin verimliliğinin artırılması gerektiğini, hala taksi bulamama gibi bir sorun varsa araç yetersizliğinin o zaman konuşulması gerektiğini söyledi.


İBB anlaşılıyor ki yerel seçimler öncesi belli gruplara söz vermiş
 
Aksu, İstanbul'da 17 bin 395 taksinin bulunduğunu, 1986 yılında 10553 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla şahıslara verilmiş ticari plakaların şu anda hizmet verdiğini belirtti.
 
Bir araçta araç sahibiyle beraber 3 kişi çalıştığı düşünüldüğünde yaklaşık 52 bin şoförün, İstanbul halkına gece gündüz hizmet verdiğini ifade eden Aksu, şöyle devam etti:
 
"İstanbul Büyükşehir Belediyemiz son 1 yıldır sürekli İstanbul'da taksi sayısının artışını gündeme getiriyor. Bu konuda İTÜ'nün hazırladığı taksi analiz raporuna göre teknolojiye geçilmesi gerekmektedir. İstanbul'da şu anda taksi sayısının artışına ihtiyaç yok. Büyükşehir Belediyemiz, duyumlarımıza göre anlaşılıyor ki yerel seçimler öncesi belli gruplara söz vermiş, İstanbul'da taksi sayısının artışını gündeme getirerek, artışı sağlamak istiyor."
 
1000 yeni taksi hizmete başlayacak
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir ise temmuz ayındaki UKOME'de alınan kararla 1000 yeni taksinin mevcut sayıya ilave edildiğini, bunların 250'sinin taksi dolmuşların, 750'sinin de minibüslerin taksiye dönüştürülmesiyle gerçekleşeceğini ifade etti.
 
Kısa bir süre sonra 1000 yeni taksinin hizmet vermeye başlayacağını aktaran Demir, taksilerde çalışacak kişilere şoför kartı verilirken psikoteknik ve bağımlılık testleri ile sağlık muayenesinden geçildiğini anlattı.
 
Taksiler 10 saatte sadece 3,2 saat yolcu taşıyor
 
İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelik, İstanbul'da yapılan ölçümlerde şu andaki taksi sayısının hala yeterli düzeyde kullanılmadığının görüldüğünü söyledi.
 
Ölçümlemeden de bahseden Çelik

"Bir taksinin çalışıyor olduğu saatin yüzde 68'ini yolcu taşıyarak geçiriyor olmasıdır ölçüm. Her 100 taksiden 68'i çalışıyorsa, yüzde 32'si boşsa, sistem yeni taksiye ihtiyaç duyuyor demektir ama İstanbul'da bu oran yüzde 32'ye düşmüştü pandemide. Yani 10 saatte sadece 3,2 saat yolcu taşıyor taksiler. Geriye kalan zamanda boş dolaşıyorlar. Mevcut durumda yeni taksi entegre etmeden önce mevcut sistemin verimliliğini arttırmak gerekiyor." dedi.
 
Acil bir şekilde teknolojiye geçilmeli
 
İstanbul'da taksilerde acil şekilde teknolojiye geçilmesi gerektiğinin altını çizen İTEO Başkanı Aksu da bir yolcunun arka sokakta taksi ararken bir sokak ilerideki aracın saatlerce yolcu beklediğini, burada taksiciyle yolcuyu buluşturan bir sisteme geçilmesi gerektiğini kaydetti.


İBB'nin "iTaksi" uygulamasını hayata geçirdiğini fakat başarılı olmadığını ifade eden Aksu

"Cihazlar araç üzerinde laptop tarzı cihazlar. Yazın ve kışın soğuktan ve sıcaktan donuyorlar, verim alınmıyor. Lokasyon anlamında yolcuyla taksiciyi buluşturamıyor. Bu konuda biz şöyle bir talepte bulunduk Büyükşehir Belediyesinden: Rekabete açılsın, iTaksi dayatması kalksın. İsteyen teknoloji firmaları yerli ve milli olmak şartıyla sahada çalışmalarını yapsın. İsteyen taksici kardeşimiz de hangisinin teknolojisi güzelse o teknolojiyle hizmet alsın. Bu konuda oda olarak da bir aplikasyonu en kısa zamanda hayata geçireceğiz, lansmanı yapılacak. Biz diyoruz ki, bu işin mutfağında biz varız, bu işi Taksiciler Esnaf Odası yapmalı." diye konuştu.
Aksu, teknolojiye geçilirse verimliğin artacağını, böylece İstanbul'da taksi sayısının artışına ihtiyaç kalmayacağını belirtti.
 
Sorun dijitalleşmede değil
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir ise 17 bin 395 taksinin, 14 bin 800'ünde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz monte ettiği iTaksi cihazlarının yer aldığını belirtti.
 
Başka bir deyişle taksilerdeki dijitalleşme oranının yüzde 85 olduğunu ifade eden Demir

"Dolayısıyla sorun dijitalleşmede değil. Taksicilerin aplikasyonları kullanma oranları maalesef çok yüksek değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aplikasyonunu yani iTaksi uygulamasını, diğer aplikasyonları kontrol eden bir üst uygulama olarak düzenlemeye çalışıyoruz. Başka aplikasyonlar elbette kullanılabilir ama bunların denetlenmesi için iTaksi aplikasyonu kullanılacak. Dolayısıyla dijitalleşmiş bir sistemden bahsediyoruz aslında. Ona rağmen bulunamıyorsa daha fazla nereye kadar dijitalleşecek?" değerlendirmesinde bulundu.
 
Demir, İBB'nin aplikasyonunun çalıştığını ama kullanmak istemeyenlerin olduğunu, bu kullanıldığı zaman yolda müşteri bulunca aplikasyondan çıkan şoförlere rastladıklarını belirtti.
 
Özel aplikasyonların cep telefonuyla çalıştığını ve daha fazla tercih edildiğini ifade eden Demir

"Biz, iTaksi'yi müşteri bulma aplikasyonu olarak devam ettirme niyetinde değiliz. iTaksi ya da ismi her ne olursa olsun cihazlar, diğer aplikasyonları kontrol eden bir konumda olmak zorunda ve müşteri taksiye bindiğinde gideceği mesafeyi, ödeyeceği ücreti doğru olup olmadığını kontrol eden bir üst mekanizma olarak düzenlenecek. Ödeme biçimi de elektronik sisteme geçtiğinde kaçak da azalacak aslında." dedi.
 
Taksi sayısının hala yeterli düzeyde kullanılmadığını görüyoruz
 
Şu anda çok verimsiz çalışan bir taksi sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelik ise uygulama aplikasyonunun yapılması gerektiğini dile getirdi.
 
Çelik, aplikasyonu kimin yapıp, kimin işleteceğinin söz konusu olduğunu anlatarak

"Şu an BiTaksi var, korsan bir yazılım, şu anda en yaygın o fakat belediyeden, UKOME'den yetki almamış bir yazılım şirketi. En yaygın taksi servisi sağlayıcısı BiTaksi, şu an market yayılımı yüzde 40 civarında taksici kayıtlı. iTaksi var, Büyükşehir Belediyesinin yaptığı yazılım. Bu da çok uygulanabilir değil çünkü onun için araç içi ayrı bir modül olması gerekiyor ya da taksimetreye bağlı olarak yönlendiriyor sistemi. Şoför o an hasbelkader direksiyon başında değilse yolcu talebini alamıyor, intikal edemiyor." diye konuştu.
 
İBB'nin aplikasyonunun BiTaksi'de olduğu gibi yazılması ve kim tarafından işletileceğinin belirlenmesi gerektiğini kaydeden Çelik, Ankara ve İzmir'de esnaf ve sanatkarlar odasının yazılımını yaptığını, sistemi işlettiğini, belediyenin de gözetlediğini ve bu durumun çok makul bir şekilde çözüldüğünü söyledi.
 
Eğitim ve denetim
 
İstanbul'da trafik sorunu olduğuna değinen İTEO Başkanı Aksu, mesai saatlerinde şehrin kilitlendiğini, aynı saatlerde metro, metrobüs, tramvay ve otobüslerde yolculuk yapmanın mümkün olmadığını kaydetti.
 
Aynı saatlerde taksi sorunu varmış gibi gözüktüğünü ama alınan yolcunun kısa mesafe de olsa trafikten dolayı bir yerden bir yere gidemediğini, trafik sorunu rahatlarsa sorunun olmayacağını dile getiren Aksu

"Teknolojiye tam anlamıyla geçersek, eğitimler şoför arkadaşlarımıza düzenli olarak verilirse emniyetimiz, zabıta birimlerimiz, esnaf odamız ve belediyemizin içinde olduğu bir masa kurularak denetimler de yapılırsa İstanbul'da gerçekten kaliteli bir hizmet verilmiş olur. Ayrıca bunlar sağlandıktan sonra da var olan taksi sayısının yeterli olduğu gözükür." ifadelerini kullandı.
 
İstanbul'da 1 taksi başına 889 kişinin, İzmir'de ise 1207 kişinin düştüğüne, bu karşılık İzmir'de taksi sayısı artışının hiç gündeme gelmediğine dikkati çeken Aksu, İstanbul'daki oranlamanın Türkiye geneli ile dünya genelinde çok normal olduğunu bildirdi.
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nin dijitalleşme ve çalışma yetkisini İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına verdiğini anlatan Aksu, odanın teknolojiyi hayata geçirdiğini ve bütün taksilerin teknolojiyle çalıştığını, bu kapsamda verimliliği arttırdıklarını, böylece taksi sayısının artışına ihtiyaç kalmadığını kaydetti.
 
İstanbul'da taksi sorununun iki ayağı var
 
İstanbul'da taksilerde sayısının yetersiz olması ve nitelik sorunu olduğunu kaydeden İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir, yakın mesafe almama, yağmurlu havalarda müşteri seçme, bagaj parası isteme, kaba davranış ve turist görünce yerli müşteri almama gibi çok sayıda şikayet aldıklarını ifade etti.
 
Taksilerin niteliğinin yükselmesi ve bakımlarının tam yapılması gerektiğini anlatan Demir, kendilerine gelen şikayetlerin büyük bölümünü kaba davranış ve müşteri seçme oluşturduğunu anlattı.
 
Geçmiş yıllardaki çalışmalarda taksi sayısının 23 bine ulaşılması gerektiğinin aktarıldığını belirten Demir

"Bizim yaptığımız hesaplarda yaklaşık o rakama geliyor. Biz ilk önce 5 bin taksi hedefiyle yola çıkmıştık ama 5 bin taksi reddedilince taksinin nasıl olması gerektiğini göstermek için 1000 rakamına indik ama o da reddedildi."
 
Demir, yeni taksi teklifinin UKOME'den geçene kadar toplantıların gündemine gelmeye devam edeceğini, teklifin doğru olduğuna inandıklarını dile getirdi.
 
İBB, esnaf odasını işin içine dahil etmeden bu işi çözemez
 
İBB'nin esnaf odasını işin içine dahil etmeden bu işi çözemeyeceğini dile getiren İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çelik, sonuçta bu işin pastasını elinde tutan bir esnaf odasının olduğunu söyledi.
 
Prof. Dr. Çelik, "Yıllardır bu sisteme yatırım yapmış. Beğenin ya da beğenmeyin sonuçta bu şekilde senin devlet olarak yetkilendirdiğin bir kesim var. Şimdi bu kesimi işin içine ya da çözümün içine katmanız gerekiyor. Bunu İzmir ve Ankara çok iyi tanımladı. Orada hiç duymuyoruz taksi sorununu." değerlendirmesini yaptı.
 
İBB'nin ısrarla 5 bin yeni taksi talebinde bulunmasının sorunu çözmeyeceğini dile getiren Çelik, "Bu, sistem iyileştirmesi getirmez. Sistem denetimini iyi hale getirmeden, doğrudan doğruya bu arzı genişleterek aynı koşullar altında bunu yaptığında, bunu bir sistem iyileşmesi olarak sunmuyorsun demektir." dedi.
 
İBB eğitim ve denetim yerine sayı artışını gündeme getiriyor
 
İstanbul'da taksi şoförlerinin eğitimleriyle ilgili konuşan İTEO Başkanı Aksu, bir önceki İBB yönetiminin, belli periyodik aralıklarla şoförlere eğitimler verdiğini, yeni yönetimin ise bunu hiç vermediğini ifade etti.
 
Ulaşım koordinasyon toplantılarında hep taksi sayısının gündeme gelerek, eğitim konusunun ise gelmemesini anlamadıklarını kaydeden Aksu

"Var olan bir sistemi rehabilite etmek, çalışma düzenini iyileştirmek, kaliteli hale getirmek lazım. İlk önce var olan düzeni rehabilite edersiniz, ondan sonra ölçümleme yaparak önünüzü görebilirsiniz ama Büyükşehir Belediyemiz sürekli var olan sistemin rehabilitesinin, eğitimin, denetimin yerine sayısının artışını gündeme getiriyor. Bunu da anlamıyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Taksi sektöründe "plaka ağası", "baron" ve "mafya" diye bir şeyin olmadığını, bunların tamamen karalama ve algı operasyonu olduğuna değinen Aksu, 1986 yılında 10553 sayılı tahditli plaka verilmesi kanununda, geçiminin şoförlükten sağlayan kişilerin plaka alabildiğini ve 1 kişinin ikinci plakayı kesinlikle alamadığını, sürekli haberlerde gündeme gelen bir kişinin çok sayıda taksisi olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
 
Kurumsallaşma bu işin çözümü gibi görünüyor
 
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Demir, İBB'nin yeni yönetiminin taksicilere eğitim vermediği iddiasını kabul etmeyerek, şöyle konuştu:
 
"Ulaşım Akademisi kurma çalışmamız var. Akademi kurulduğunda eğitim yaygınlaşacak ama asıl sorun kurumsallaşmada. Yani taksiler, bireysel olarak işletildikleri için, kurumsallaşmadıkları için belli kuralları yok. İstanbul'da 17 bin 395 taksi varsa 17 bin 395 ayrı kural var. Herkesin kendi kuralı var. Mevcut sistemi kurumsallaştırmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesinin mülkiyetinde olan, başka bir deyişle 16 milyon İstanbullunun mülkiyetinde olan taksilerle piyasaya çıkmayı planlıyoruz ve kuralları İBB kuracak. Her şoför kendi istediği kuralı uygulayamayacak."
 
Taksicilere düzenli olarak eğitimler verilmesine dikkat çeken Prof. Dr. Çelik, yeni İBB yönetimin eğitimlere başlaması gerektiğini dile getirdi.
 
Yeni yönetimin 2 yıldır görevde olduğunu kaydeden Çelik, "Sonuçta bu kadroları derlemek elimizde var. Eğitim verecek kişiler aynı kişiler. Önemli olan bunu organize edip bir araya getirmek." dedi.
 
Taksi çalıştırma yetkileri esnaf odasına verilmeli
 
Özellikle taksi çalıştırma ve çalışma düzeninin sağlanması konusundaki yetkilerin esnaf odasına verilmesini isteyen İTEO Başkanı Aksu, bunun şikayetleri azaltacağını kaydetti.
 
Aksu, taksicilerin masrafların fazla, taksimetre ücretinin az olduğunu, korsan taksicilik sorununu anımsatarak, ÖTV muafiyetinin istendiğini, bagaj sorunu yaşandığını dile getirdi.
 
Salgın sürecinde taksicilerin mağdur olduğunu, yakıtı pahalı kullandıklarını, gelirlerin azalarak giderlerin artığını, taksimetre ücretlerinin enflasyonun altında kaldığını aktaran Aksu, bu yüzden en kısa zamanda İBB'den taksimetre ücretlerine bir iyileştirme yapılmasını talep ettiklerini sözlerine ekledi.

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.