Marş, savaşta ve barışta askeri birliklere moral vermek, ulusal duyguları coşturmak, toplu yürüyüşlerde uygun adımı sağlamakta kullanılan müzik parçasıdır. Anayasa'nın 3.maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşının "İstiklâl Marşı" olduğu yazılıdır.
Milli marşımızın 102. yılını idrak ediyoruz.
Sözleri Mehmet Âkif Ersoy'a, bestesi Zeki Üngör'e ait.
1920 yılında, Batı Cephesi Komutanlığı, Maarif Vekâlet'ine bir ulusal marş yarışması açmasını önerdi. Amaç, ölüm kalım savaşı veren yurtta ulusal birliği sağlamak, cephede savaşanlara moral kazandırmaktı.
Yarışmaya 724 şiir gönderilir. Karşılığında 500 lira para ödülü olduğu için Mehmet Âkif önden katılmadı. Dönemin milli eğitim bakanı Hamdullah Suphi Bey (Tanrıöver), 5 Şubat 1921 tarihli mektubuyla, yarışmaya katıldığı takdirde, ödül sorununu çözümleyeceğine dair Mehmet Âkif'e güvence verdi. Şair, 1 Mart 1921 günü şiirini yarışma seçici kuruluna gönderdi. Kurul, "Kahraman Ordumuza" başlığıyla yazılmış ve orduya adanmış olan şiiri birinci seçti. Büyük Millet Meclisi'nin 14 Mart 1921 günkü oturumunda, Hamdullah Suphi, şiiri millet vekillerine okudu. Başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, tüm millet vekillerinin övgüsünü kazanan şiir, büyük coşku ve heyecan içinde üç kez yinelettirdi.
Meclis'in 25 Mart 1921'de yaptığı toplantıda, İstiklâl Marşı adıyla, ulusal marş olarak kabul edildi.
Bestelenmesi için açılan yarışmaya 24 besteci katıldı. Hemen her besteci kendi eserinin halk arasında yaygınlaşması için çaba harcadı. Bunlardan İsmail Zühtü Bey o dönemde Batı Cephesi bando şefi olduğundan kendi bestesi bir süre orduda söylendi.
Zati Arca, Ali Rıfat Çağatay, Ahmet Yekta, Zeki Üngör'ün besteleri de halk arasında çalıp söylendi.
Savaşın kızışması nedeniyle yarışın sonucu 1924'e kadar kesinleşemedi. 1924'te milli eğitim bakanlığında toplanan kurul, halkın ağzında en geniş yaygınlığı kazanan Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini birinci olarak kabul etti ve sonucu bir genelgeyle bandolara, okullara bildirdi. Üslûp bakımından fazlaca Türk müziğinin etkisindeki bu marş, 1930'da alınan bir kararla yerini Zeki Üngör'ün bugün kullanılmakta olan bestesini bıraktı.
Beste demişken Mehmet Âkif'in bestelenmiş bir sevda şiirini anmadan geçemeyiz.
Ünlü besteci Şerif İçli'nin Hüseyni makamında bestelediği şiirle bitirelim:
"Ezelden âşinanım ben
Ezelden hem zebanımsın
Beraber ahde bağlandık
Ne yapsan yâr-i canımsın
Ne olsan zerrenim
Kalbimde hâlâ çarpar esrarın
Gel ey cânan gel ey can
Kalmasın ferdaya didarın"
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023

































































































