Açlık sınırı 30.143,75 TL, yoksulluk sınırı 98.188,11 TL. Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti ise 39.123,08 TL'ye yükselmiştir.
Peki ya açıklanan asgari ücret ne kadar olmuştur, 28.075 TL.
Açıklanacak olan emekli maaşı zammı ile birlikte bir emeklinin eline geçecek olan azami maaş tutarı, 19-20 bin TL olacak.
Ülkemizde 16 milyon emekli, 11 milyon 200 bin de asgari ücretli var.
Ülkemizde asgari ücretle çalışan sayısı, neredeyse AB ülkelerinde asgari ücretle çalışanın toplamı kadar.
Emekli ile asgari ücretle çalışan sayısını topladığımızda, 27 milyon 200 bin eder.
Her iki gurubu iki ile çarparsak toplam sayı, 54 milyon 200 bin eder.
Yani bu kadar sayıda bir insanın açlık sınırı altında bir gelirle geçinmek zorunda kaldığı bir ülkede biz neyi konuşuyor ve tartışıyoruz: 'Apo bugün ne dedi!'
DİSK-AR'a göre Türkiye'de işsiz sayısı 12 milyona dayandı.
Bu rakamı da eklediğimizde açlık sınırı altında yaşayan 54 milyon 200 bin, artı 12 milyon işsizi de ilave ettiğimizde bu sayı, 66 milyon 200 bine ulaşıyor.
Yani anlayacağınız şu:
86 milyonun 10 milyonu lüks ve konfor içinde yüzerken, ülke nüfusunun neredeyse yüzde 90'ı sefil bir hayat yaşamaya mecbur edilmiş durumda.
Hal böyle olunca iş bulmak için tek bir çare kalıyor!
Ikına sıkıla AKP'ye üye olmak ve bunu bir temiz kâğıdıymış gibi İŞ-KUR'a göstermek.
Ben çok daha skandal olaylara şahidim ama, konjonktür gereği bazı şeyleri günü gelmeden konuşamayacağız anlaşılan.
Rahmetli olan bir akrabam söylemişti ve bende kendisine, emin misin bu söylediklerinden diye sağlama yapmıştım.
Duyduklarım karşısında yeminle söylüyorum midem bulanmıştı.
İş aramak için gittiği bir kurumda yetkililer kendisine, "AK Parti'den üyelik kâğıdını getir görelim" diye hukuksuz bir dayatmada bulunmuştu.
Elbette ki bir gazeteci olarak iki tarafı dinleme şansım olmadı fakat bunu bana söyleyenin benim akrabam olması ve söylerken bile sinir krizleri geçirmesi beni ikna etmeye yetmişti.
Daha sonra bu gariban insan hastalandı ve çok kısa süre içerisinde hayata veda etti.
Bu örnek milyonlarca yaşanmışlıklardan sadece bir numune.
Oğlumun ataması var gerekçesi veya bahanesiyle üyesi olduğu x partiden istifa edip iktidar partisine korkusundan üye olan, nice insanlar tanıyorum.
Hani demokrasi?
Nerede hukuk devleti?
PKK demokratikleşelim bahanesiyle ülkeyi bölmeye kesin olarak karar verdiği halde bu alçaklara verilmedik taviz bırakılmamışken, ülkemin gerçek sahipleri olan milyonlarca Türk evladı, oğlum işsiz kalır veya işten atılır diye tir tir titriyor.
Padişahlar döneminde bile böylesi bir korku ve endişe görülmemiş ve duyulmamıştı.
Ekonomik tabloyu rakamlarla konuşmanın artık bir anlam ve manası kalmamıştır.
Ama yine de boş konuşuyorsun demesinler diye, bazı rakamları aktaralım.
Malumunuz olduğu üzere, 2026 yılı için toplam bütçe gideri 18 trilyon 801 milyar 514 milyon 833 bin TL olarak belirlendi.
Buna karşılık toplam bütçe geliri ise, 16 trilyon 82 milyar 32 milyon 487 bin TL seviyesinde öngörüldü.
Bu iki rakam arasındaki fark nedeniyle 2026 yılı için öngörülen bütçe açığı yaklaşık olarak, 2 trilyon 719 milyar 482 milyon 346 bin TL.
Bütçede 2 trilyon 742 milyar lira faiz gideri var.
Başka, 101 milyar lira garanti ödemeler için müteahhitlere ayrılan pay var.
Bütçede dolaylı vergilerin oranının yüzde 65'lere dayandığı gerçeğini de hatırlatmış olalım.
Bütçede çiftçi, emekli, asgari ücretli, esnaf ve sanayiciye yer yok!
Peki ya tarıma ayrılan pay!
Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesinde 'tarımsal desteklemeler, milli gelirin yüzde 1'inden az olamaz' ibaresi bulunmasına rağmen 2026 için öngörülen oran, sadece binde 2'dir.
Toplam bütçenin 19 trilyon olduğunu varsaydığımızda ve bunu dolara çevirdiğimizde, yaklaşık 442 milyar dolarlık bir bütçeye sahip olduğumuz söylenebilir.
Bizim bütçemizde Savunma Sanayine ayrılan pay yaklaşık 46 milyar dolar.
Hatırlatalım Türkiye'nin nüfusu 86 milyon.
İsrail'in Savunmaya ayırdığı pay ne kadar? Yaklaşık 35 milyar dolar. İsrail'in nüfusu 10 milyon.
ABD'nin Savunmaya ayırdığı pay ne kadar? 1 trilyon dolar! ABD'nin nüfusu 348 milyon.
Biraz bu konuya kafa yoran birisi olarak, size de aynı şeyi sormak isterim.
ABD ve İsrail'in kendisini savunmak için bu kadar astronomik rakamlar ayırdığı bir vasatta, her tarafından kendisine namlu çevrilen ve içerisinde ciddi sorunlar yaşayan Türkiye'nin Savunmasına ayırdığı bu oranda bir payı, siz yeterli buluyor musunuz?
Tekrar başta söylediğimi bitirirken tekrarlamak isterim.
Artık bu sistemle daha fazla yol almanın imkan ve olanağı kalmamıştır.
Türkiye'nin parçalanmasına karar vermiş olan küresel finans ve tekno kapitalcilerin önünde eğilmek veya diz çökmek değil, dimdik durmak mümkün ve olanaklıdır.
"Kaynaklar sınırlıdır" yanılgısı ile hazırlanan tüm bütçeler, dinamik Türkiye'nin ayağına vurulan prangadan başka bir şey değildir.
Bilinen iktisadi ezberlerin adeta ilahi emir veya hikmetli sözlermiş gibi kabul ediliyor olması, Atatürk Cumhuriyeti için zilletten başka bir anlam ifade etmemektedir.
Bu ahval ve şeraitte mutlaka bir başka yol denenmelidir.
Mevcut sistemi biz terk etmesek de, sistemin kendisi kaçınılmaz olarak bizi uçurumdan aşağı yuvarlamaya programlıdır.
Sorunların varlığı ve büyüklüğü hangi boyutta olursa olsun, mutlaka bir çare ve çözüm mevcuttur.
Bugün tarafsız bir gözle söz konusu gelişmeleri değerlendirdiğimizde, mevcut sisteme alternatif olabilecek tek bir siyasal görüşün varlığından bahsedebiliriz.
Bu görüş sahibi parti, Bağımsız Türkiye Partisi'dir (BTP)
Bu partinin sahip olduğu modelin tüm dünyada bilindiği ve 10 Uluslararası Kongre ile deklare edildiği biliniyor.
Modelin adı, Milli Ekonomi Modeli.
Modelin yazarı ve sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş.
Bu sistem önümüzdeki aylarda, Viyana'da 11. Uluslararası MEM kongresi ile bir kez daha dünyaya haykırılacak.
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve tüm önyargılardan arınmış halde siz söyleyin.
Bu modelin sahibi ABD olsaydı bütün dünya onun kapısında bu sistemin detaylarına ulaşmak için kuyruğa girmez miydi?
Bu taassup neden?
Bu kıskançlık niye?
Bu körlük ve sağırlık ne adına?
Önemli olan devletimizin bekası ve milletimizin huzuru değil midir?
Atatürk yaşasaydı yanından ayırmayacağı siyasetçi, Hüseyin Baş olurdu.
Yazıklar olsun kibrinize ve putlaştırdığınız egonuza!
Türk milleti bu gerçeği anladığı gün, BTP'nin yanında saf tutar diye uykuları kaçanlara yazıklar olsun!
"Söz konusu vatandır" demeyenler, Atatürk'ü ağzına almasın!
Bu anlattıklarımdan en büyük pay sahibinin, CHP olduğunu bilmenizi isterim.
Görüşmek dileğiyle…
Peki ya açıklanan asgari ücret ne kadar olmuştur, 28.075 TL.
Açıklanacak olan emekli maaşı zammı ile birlikte bir emeklinin eline geçecek olan azami maaş tutarı, 19-20 bin TL olacak.
Ülkemizde 16 milyon emekli, 11 milyon 200 bin de asgari ücretli var.
Ülkemizde asgari ücretle çalışan sayısı, neredeyse AB ülkelerinde asgari ücretle çalışanın toplamı kadar.
Emekli ile asgari ücretle çalışan sayısını topladığımızda, 27 milyon 200 bin eder.
Her iki gurubu iki ile çarparsak toplam sayı, 54 milyon 200 bin eder.
Yani bu kadar sayıda bir insanın açlık sınırı altında bir gelirle geçinmek zorunda kaldığı bir ülkede biz neyi konuşuyor ve tartışıyoruz: 'Apo bugün ne dedi!'
DİSK-AR'a göre Türkiye'de işsiz sayısı 12 milyona dayandı.
Bu rakamı da eklediğimizde açlık sınırı altında yaşayan 54 milyon 200 bin, artı 12 milyon işsizi de ilave ettiğimizde bu sayı, 66 milyon 200 bine ulaşıyor.
Yani anlayacağınız şu:
86 milyonun 10 milyonu lüks ve konfor içinde yüzerken, ülke nüfusunun neredeyse yüzde 90'ı sefil bir hayat yaşamaya mecbur edilmiş durumda.
Hal böyle olunca iş bulmak için tek bir çare kalıyor!
Ikına sıkıla AKP'ye üye olmak ve bunu bir temiz kâğıdıymış gibi İŞ-KUR'a göstermek.
Ben çok daha skandal olaylara şahidim ama, konjonktür gereği bazı şeyleri günü gelmeden konuşamayacağız anlaşılan.
Rahmetli olan bir akrabam söylemişti ve bende kendisine, emin misin bu söylediklerinden diye sağlama yapmıştım.
Duyduklarım karşısında yeminle söylüyorum midem bulanmıştı.
İş aramak için gittiği bir kurumda yetkililer kendisine, "AK Parti'den üyelik kâğıdını getir görelim" diye hukuksuz bir dayatmada bulunmuştu.
Elbette ki bir gazeteci olarak iki tarafı dinleme şansım olmadı fakat bunu bana söyleyenin benim akrabam olması ve söylerken bile sinir krizleri geçirmesi beni ikna etmeye yetmişti.
Daha sonra bu gariban insan hastalandı ve çok kısa süre içerisinde hayata veda etti.
Bu örnek milyonlarca yaşanmışlıklardan sadece bir numune.
Oğlumun ataması var gerekçesi veya bahanesiyle üyesi olduğu x partiden istifa edip iktidar partisine korkusundan üye olan, nice insanlar tanıyorum.
Hani demokrasi?
Nerede hukuk devleti?
PKK demokratikleşelim bahanesiyle ülkeyi bölmeye kesin olarak karar verdiği halde bu alçaklara verilmedik taviz bırakılmamışken, ülkemin gerçek sahipleri olan milyonlarca Türk evladı, oğlum işsiz kalır veya işten atılır diye tir tir titriyor.
Padişahlar döneminde bile böylesi bir korku ve endişe görülmemiş ve duyulmamıştı.
Ekonomik tabloyu rakamlarla konuşmanın artık bir anlam ve manası kalmamıştır.
Ama yine de boş konuşuyorsun demesinler diye, bazı rakamları aktaralım.
Malumunuz olduğu üzere, 2026 yılı için toplam bütçe gideri 18 trilyon 801 milyar 514 milyon 833 bin TL olarak belirlendi.
Buna karşılık toplam bütçe geliri ise, 16 trilyon 82 milyar 32 milyon 487 bin TL seviyesinde öngörüldü.
Bu iki rakam arasındaki fark nedeniyle 2026 yılı için öngörülen bütçe açığı yaklaşık olarak, 2 trilyon 719 milyar 482 milyon 346 bin TL.
Bütçede 2 trilyon 742 milyar lira faiz gideri var.
Başka, 101 milyar lira garanti ödemeler için müteahhitlere ayrılan pay var.
Bütçede dolaylı vergilerin oranının yüzde 65'lere dayandığı gerçeğini de hatırlatmış olalım.
Bütçede çiftçi, emekli, asgari ücretli, esnaf ve sanayiciye yer yok!
Peki ya tarıma ayrılan pay!
Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesinde 'tarımsal desteklemeler, milli gelirin yüzde 1'inden az olamaz' ibaresi bulunmasına rağmen 2026 için öngörülen oran, sadece binde 2'dir.
Toplam bütçenin 19 trilyon olduğunu varsaydığımızda ve bunu dolara çevirdiğimizde, yaklaşık 442 milyar dolarlık bir bütçeye sahip olduğumuz söylenebilir.
Bizim bütçemizde Savunma Sanayine ayrılan pay yaklaşık 46 milyar dolar.
Hatırlatalım Türkiye'nin nüfusu 86 milyon.
İsrail'in Savunmaya ayırdığı pay ne kadar? Yaklaşık 35 milyar dolar. İsrail'in nüfusu 10 milyon.
ABD'nin Savunmaya ayırdığı pay ne kadar? 1 trilyon dolar! ABD'nin nüfusu 348 milyon.
Biraz bu konuya kafa yoran birisi olarak, size de aynı şeyi sormak isterim.
ABD ve İsrail'in kendisini savunmak için bu kadar astronomik rakamlar ayırdığı bir vasatta, her tarafından kendisine namlu çevrilen ve içerisinde ciddi sorunlar yaşayan Türkiye'nin Savunmasına ayırdığı bu oranda bir payı, siz yeterli buluyor musunuz?
Tekrar başta söylediğimi bitirirken tekrarlamak isterim.
Artık bu sistemle daha fazla yol almanın imkan ve olanağı kalmamıştır.
Türkiye'nin parçalanmasına karar vermiş olan küresel finans ve tekno kapitalcilerin önünde eğilmek veya diz çökmek değil, dimdik durmak mümkün ve olanaklıdır.
"Kaynaklar sınırlıdır" yanılgısı ile hazırlanan tüm bütçeler, dinamik Türkiye'nin ayağına vurulan prangadan başka bir şey değildir.
Bilinen iktisadi ezberlerin adeta ilahi emir veya hikmetli sözlermiş gibi kabul ediliyor olması, Atatürk Cumhuriyeti için zilletten başka bir anlam ifade etmemektedir.
Bu ahval ve şeraitte mutlaka bir başka yol denenmelidir.
Mevcut sistemi biz terk etmesek de, sistemin kendisi kaçınılmaz olarak bizi uçurumdan aşağı yuvarlamaya programlıdır.
Sorunların varlığı ve büyüklüğü hangi boyutta olursa olsun, mutlaka bir çare ve çözüm mevcuttur.
Bugün tarafsız bir gözle söz konusu gelişmeleri değerlendirdiğimizde, mevcut sisteme alternatif olabilecek tek bir siyasal görüşün varlığından bahsedebiliriz.
Bu görüş sahibi parti, Bağımsız Türkiye Partisi'dir (BTP)
Bu partinin sahip olduğu modelin tüm dünyada bilindiği ve 10 Uluslararası Kongre ile deklare edildiği biliniyor.
Modelin adı, Milli Ekonomi Modeli.
Modelin yazarı ve sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş.
Bu sistem önümüzdeki aylarda, Viyana'da 11. Uluslararası MEM kongresi ile bir kez daha dünyaya haykırılacak.
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve tüm önyargılardan arınmış halde siz söyleyin.
Bu modelin sahibi ABD olsaydı bütün dünya onun kapısında bu sistemin detaylarına ulaşmak için kuyruğa girmez miydi?
Bu taassup neden?
Bu kıskançlık niye?
Bu körlük ve sağırlık ne adına?
Önemli olan devletimizin bekası ve milletimizin huzuru değil midir?
Atatürk yaşasaydı yanından ayırmayacağı siyasetçi, Hüseyin Baş olurdu.
Yazıklar olsun kibrinize ve putlaştırdığınız egonuza!
Türk milleti bu gerçeği anladığı gün, BTP'nin yanında saf tutar diye uykuları kaçanlara yazıklar olsun!
"Söz konusu vatandır" demeyenler, Atatürk'ü ağzına almasın!
Bu anlattıklarımdan en büyük pay sahibinin, CHP olduğunu bilmenizi isterim.
Görüşmek dileğiyle…
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- İran’ın gerçek tarihi / 01.04.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026



























































