logo
28 EYLÜL 2026

'İsveç ve Finlandiya beklentilerimizi karşılamaktan uzak'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği için Türkiye'ye gönderdikleri belgelerin beklentileri karşılamaktan çok uzak olduğunu kendilerine ve NATO'ya ilettiklerini söyledi

15.06.2022 22:59:00
 
'İsveç ve Finlandiya beklentilerimizi karşılamaktan uzak'
'İsveç ve Finlandiya beklentilerimizi karşılamaktan uzak'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Norveç Dışişleri Bakanı Anniken Huitfeldt ile İrlanda Dışişleri ve Savunma Bakanı Simon Coveney ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine ne zamana kadar karşı çıkmaya devam edeceğine ilişkin soru üzerine Çavuşoğlu, bunun söz konusu iki ülkenin Türkiye'ye vereceği cevaba bağlı olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin bu konudaki beklentileri ve endişelerini hem NATO'ya hem de İsveç ve Finlandiya'ya net ve yazılı şekilde ilettiğini dile getirdi.

Türkiye'nin NATO'nun açık kapı politikasını en güçlü şekilde destekleyen ülkelerden biri olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "Şimdi bu iki ülke bizim bu beklentilerimizi nasıl karşılayacak, ne zaman karşılayacak, bu konuda bir mutabakata varmamız lazım." dedi.

Çavuşoğlu, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve NATO Genel Sekterliğinin de devrede olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün, kendisinin de dün Stoltenberg ile telefon görüşmesi yaptığını anımsattı.

NATO'dan Türkiye'ye ortak bir uzlaşı belgesi gönderildiğini, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson'un danışmanının da Ankara'ya belge ilettiğini aktaran Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bize gönderilen bu belgelerin beklentilerimizi karşılamaktan çok uzak olduğunu hem NATO'ya hem de bu ülkelere söyledik. Şimdi bunlara karşı bunları derleyip, toplayıp kendi cevabımızı göndereceğiz. Eğer bir müzakere zemini olacaksa bizim gönderdiğimiz belge üzerinden olması gerektiğini dün de bugün de Genel Sekreter'e de (Stoltenberg) söyledik.

Ne zaman sorusunu cevaplamak doğru olmaz. Çünkü bu ülkeler, ne zaman ve nasıl endişelerimizi karşılayacaklar. Top şu anda onların tarafında. Onlardan da ayrıca bir mektup değil de yazılı şekilde cevapları beklediğimizi bir kez daha hatırlatmak isterim."

"BM Güvenlik Konseyi'nin 2585 sayılı kararı yenilenmeli"
Kuzey Batı Suriye'de yaklaşık 4,4 milyon kişinin yaşadığını belirten Çavuşoğlu, bunların 4,1 milyonunun insani yardıma muhtaç olduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, söz konusu bölgede insani yardıma muhtaç kişi sayının geçen yıl 3,4 milyon civarında olduğuna ve 1 yılda 700 bin kişinin daha insani yardıma muhtaç hale geldiğine dikkati çekti.

BM İnsani Yardım Mekanizması'nın İdlib başta olmak üzere bölgedeki 2,4 milyon kişiye her ay insani yardım ulaştırdığını dile getiren Çavuşoğlu, Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan aylık ortalama 800 tır yardımın sevk edildiğini kaydetti.

Bu yardımların devamı için BM Güvenlik Konseyi'nin 2585 sayılı kararının yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, Huitfeldt ve Coveney ile yaptıkları üçlü görüşmede bu konuda neler yapabileceklerini konuştuklarını dile getirdi.

Çavuşoğlu, geçen hafta Türkiye'yi ziyaret eden Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de bu konuları görüştüklerini ifade etti.

Bakan Çavuşoğlu, Huitfeldt ve Coveney ile yaptığı ayrı ayrı görüşmelerde tahıl ihracatı başta olmak üzere Ukrayna'daki gelişmeler, Filistin, Avrupa Birliği ve diğer bölgesel konuları ele aldıklarını belirtti.

İrlanda ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştiğini söyleyen Çavuşoğlu, Coveney ile yaptığı görüşmede iki ülke arasındaki ticaretin artırılması ve Türkiye-Avrupa ilişkilerini de değerlendiklerini bildirdi.

"Türkiye ile Norveç arasındaki ticaret geçen sene yüzde 30 arttı"
Coveney ile yaptığı görüşmenin ardından Norveçli mevkidaşı Huitfeldt ile bir araya geldiğini söyleyen Çavuşoğlu, "Geçen sene (Türkiye-Norveç) ticaret hacmimiz yüzde 30 artmış, bunun daha da artabileceğine inanıyoruz. Özellikle gemicilik ve denizcilik alanındaki iş birliğimiz ikili ilişkilerimizin itici gücü olmaya devam ediyor, bunu daha da artırmak istiyoruz. Anniken ile ayrıca savunma sanayi iş birliğimizden, terörle mücadeleye kadar ve NATO genişlemesine kadar birçok konuyu ele aldık." dedi.

BMGK'nin 2585 sayılı kararının gelecek ay yenilenmesine ilişkin soruya Çavuşoğlu, "Cilvegözü'nden Suriye'nin değişik bölgelerine gönderilen sınır ötesi BM yardımları, uluslararası yardımlar, aynı şekilde son Güvenlik Konseyi kararında olduğu gibi çizgi ötesi yardımlara da Suriyelilerin ihtiyacı var. (Suriye'de) Her bakımdan insani yardıma muhtaç kişi sayısı da artıyor. Güvenlik Konseyi kararının uzatılması gerekiyor. Birbirine alternatif değil." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin özellikle çizgi ötesi yardımların sorunsuz şekilde insanlara ulaştırılması konusunda yardımcı olduğuna vurgu yaptı.

Sahadaki zorluklara rağmen 5 adet çizgi ötesi yardım yapıldığını dile getiren Çavuşoğlu, "Altıncısı 9 Temmuz'da gerçekleştirilecek. Yani Güvenlik Konseyi kararının sona erdiği 10 Temmuz'dan bir gün öncesi tevafuk. Biz Ruslara da bunu söyledik. Her ikisinin de devam etmesinden yanayız. Çizgi ötesini de kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Rus tarafını da ikna etmek için gerekli çabalarımızı önümüzdeki süreçte sürdüreceğiz. Tüm bunları Lavrov ile paylaştım." şeklinde konuştu.

Basın toplantısında, Ankara'nın Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğini veto etmesi durumunda İskandinav ülkelerinin Türkiye'ye karşı yaptırım uygulayıp uygulamayacağına ilişkin soru üzerine Norveç Dışişleri Bakanı Huitfeldt, daha önce NATO içerisinde pek çok anlaşmazlığı çözüme kavuşturduklarını ve bu anlaşmazlıkların yaptırım uygulayarak çözülmediğini kaydetti.

Çavuşoğlu, Huitfeldt'in cevabına ilişkin değerlendirmesinde, "Yaptırımlarla bu işler çözülmez. Endişelerimizin karşılanması lazım. Biz onların neden NATO üyesi olmak istediğini anlıyoruz, endişeleri var, meşru endişelerdir. Birbirimizi iyi anlayıp, birbirimize destek olmamız lazım çünkü NATO, güvenlik teşkilatı. Problemlerden bir tanesi de zaten bu iki ülkenin savunma sanayisi konusunda (Türkiye'ye) kısıtlamalar getirmesi. Bunların da kaldırılması lazım, bizim de beklentimiz bu." ifadelerini kullandı.

"Terör tehdidine karşı gerekli tedbiri almamız lazım"
Türkiye'nin, Suriye'nin komşu ülkesi olarak çok önemli sorumluluklar üstlendiğini anlatan Çavuşoğlu, Türkiye'de 3,7 milyon civarında Suriyelinin bulunduğunu, 500 bin civarının ise döndüğünü belirtti.

Suriyelilerin ülkelerine gönüllü dönüşü için çalıştıklarını ve Türkiye'nin İdlib'de sığınma yerleri yaptığını anımsatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Tüm bunları yaparken bir taraftan yalnız kalıyoruz bir taraftan da PKK/YPG terör örgütü hem oradaki insanlara saldırıyor, dönen insanları engelliyor, insani yardımların önünde engel, askerlerimize saldırıyor. Türkiye topraklarına oradan saldırı düzenliyor. ABD ve Rusya bu bölgeden bu teröristleri temizleyeceğine dair söz vermişti, anlaşmıştık ama yerine getiremediler. Elbette Türkiye'ye ve sahadaki çalışmalara yönelik terör tehdidine karşı, bu DEAŞ olabilir, PKK olabilir fark etmez, gerekli tedbiri almamız lazım."

Ukrayna tahıl ihracı koridoru konusu
Ukrayna tahılının ihracı için açılması planlanan koridora ilişkin değerlendirmesinde ise Çavuşoğlu, bu konuda bir BM planı olduğunu belirtti.

Türkiye'nin söz konusu koridor için BM planını desteklediğini vurgulayan Çavuşoğlu, "BM planının uygulanabilir bir plan olduğunu görüyoruz. Ayrıca yapılacak çalışmanın meşruiyeti bakımından da BM çatısı altında yapmamızda fayda var." dedi.

Çavuşoğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Ankara'da yaptığı görüşmede bunları izah ettiğini ve ikili düzeyde veya tek taraflı bir çalışmanın olmaması gerektiğini söylediğini aktardı.

Söz konusu koridor için Rusya'nın cevabını beklediklerini ifade eden Çavuşoğlu, "Dörtlü bir toplantı olursa kurulacak mekanizma, bunun işleyişi, denetimi dahil tüm konular burada detaylı bir biçimde ele alınacak. Burada BM ve Türkiye'nin yanı sıra Rusya ile Ukrayna'da olacak. Dolayısıyla herkesin endişelerinin giderilmesi lazım. Mekanizmanın da bunu temin etmesi gerekiyor." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Ukrayna ve Rusya'nın söz konusu koridora ilişkin endişelerine değinerek, "Bu endişelerin giderilmesi lazım. Herkesin bunun sorunsuz şekilde işlediğinden emin olması lazım. Mayınlardan temizlemek yerine güvenli hatlar, transit hat, güvenli hat ve güvenli bölge. Güvenli bölgede gemilerle ilgili gerekli denetimler yapılacak." dedi.

Ukrayna kıyılarındaki mayınların temizlenmesinin çok uzun zaman alabileceğini bu nedenle güvenli hatlara ilişkin detayları görüştüklerini dile getiren Çavuşoğlu, "Rusya'dan da olumlu cevap gelirse dörtlü toplantıyı İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Buradan bir anlaşma çıkarsa BM planına göre bu işlerin denetimlerini yapması için İstanbul'da bir merkez kurulması planlanıyor. " ifadelerini kullandı.

İrlanda Dışişleri ve Savunma Bakanı Simon Coveney
İrlanda Dışişleri ve Savunma Bakanı Simon Coveney konuşmasında, Türkiye'ye Norveçli mevkidaşıyla gelmesinin özel bir amaç taşıdığını belirterek, BMGK'de Suriye insani dosyasıyla ilgili sorumluluk görevini üstlendiğini hatırlattı.

BM'nin bu bağlamdaki kararı vesilesiyle çok büyük hacimlerdeki insani yardımı Suriye'ye taşıdığını belirten Coveney, bu rolleri vesilesiyle geçen temmuzda 2585 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının yenilenmesini sağladıklarını, Türkiye'den sınır ötesi insani yardım operasyonlarını 12 ay boyunca devam edecek şekilde uzattıklarını dile getirdi.

Coveney, Norveçli mevkidaşı Huitfeldt ile bölgede BM'nin yürüttüğü operasyonların ölçeğini ve boyutunu gördüklerini, bu operasyon çerçevesinde çalışan herkesin çabalarına tanık olduklarını kaydetti.

BM'de Hatay'da görev yapan görevlilerle birlikte kırılgan topluluklarla çalışan STK temsilcilerinin de görüşlerini dinlediklerini aktaran Coveney, bu operasyon çerçevesinde Suriye'de 4 milyonun üzerinde insana yardımın taşındığını kaydetti.

Coveney, bu konunun Türkiye açısından çok hassas bir konu olduğunu bildiklerini vurgulayarak, ortaklığı ve iş birliği için Türkiye'ye teşekkür etti.

Bakan Çavuşoğlu ile bu konuda görüşmeye ve söz konusu operasyonun görev süresinin uzatılması için birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirten Coveney, görev yönergesinin uzatılması bakımından Türkiye'nin rolünün önemine dikkati çekti.

Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme çabalarına takdir
Coveney, Rusya-Ukrayna savaşının çözümü konusunda da "Türkiye'nin uluslararası camiada üstlendiği liderlik rolü için" teşekkür ederek, bu sorunun gıda fiyatları üzerinde büyük etkiye yol açtığını, bu sorunun ivedilikle kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Coveney, "Türkiye'nin insanları bir araya getirerek, Birleşmiş Milletlerle Ukrayna hükümetiyle ve Rusya ile çalışarak bu soruna çözüm getirmek için gösterdiği çabaları takdirle karşılıyoruz." dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile ikili görüşmelerinde, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini de ele aldıklarını kaydeden Coveney, özellikle bu dönemde bu gündem maddesinin önemli olduğunu söyledi.

"BMGK üyelerine, özellikle daimi 5 üyesine çok büyük görev düşüyor"
Sınır ötesi yardımları düzenleyen BMGK kararlarının gelecek ay yenilenmesi konusunda BMGK içinde bir uyum olup olmadığına, İrlanda ve Norveç olarak bölgeye ne gibi yardım yapabileceklerine ilişkin sorular üzerine Coveney, söz konusu kararların "üzerinde mutabık kalınması çok kolay bir BMGK kararı olmadığını", bu kararın uzatılmasının geçen yıllarda da kolay olmadığını dile getirdi.

Coveney, büyük bir insani sınamayla karşı karşıya olduklarını ve siyasi açıdan da çok büyük güçlükler olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Suriye'nin geleceğiyle ilgili çok ciddi sorunlar var. Bu bölgede yaşayan 4-4,5 milyon insanın durumuna bakacak olursak, bu insanların pek çoğu birden fazla kez Suriye içerisinde yerinden edilmiş kişiler. Dolayısıyla BMGK üyelerine, özellikle daimi 5 üyesine çok büyük görev düşüyor. Suriye'de çıkarları olan 5 daimi üyenin, bu kararın yenilenmesinin doğru karar olduğu konusunda mutabık kalması gerekiyor."

"Tarafların bu mutabakatı sağlaması için elimizden geleni yapacağız"
Ortak bir çözüme ulaşılabilmesi için Rusya ve diğer taraflarla yürütülen görüşmelerin de önemli olduğunu belirten Coveney, insani yardımların ulaştırılması için Babül Hava Sınır Kapısı'nın açık tutulması gerekliliğinin altını çizdi.

Coveney, ayda 800 tır insani yardımı insanlara ulaştırdıklarını ve bu tırların bağımsız şekilde denetlendiğini söyleyerek, "Bu görev yönergesinin uzatılabilmesi için sayamayacak kadar çok sebep var ama tarafların bu mutabakatı sağlaması için elimizden geleni yapacağız." dedi.

Türkiye'nin güvenli bölge oluşturmak üzere Suriye'ye olası operasyonunu İrlanda'nın destekleyip desteklemeyeceği sorusu üzerine Coveney, burada insani yardım misyonuyla bulunduklarını belirtti.

Coveney, buradaki odak noktalarının ülkenin yürüteceği operasyonlar olmadığına işaret ederek, "Bizim odak noktamız, Birleşmiş Milletlerin görev yönergesi ve kararıdır. Dolayısıyla temel insani yardımların kuzeybatı Suriye'ye ulaşmasının devamını sağlamaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye ile harikulade ikili ilişkilerimiz var"
Norveç Dışişleri Bakanı Anniken Huitfeldt de "Türkiye ile harikulade ikili ilişkilerimiz var. Aynı zamanda çok yakın NATO müttefikleriyiz." dedi.

Çok büyük belirsizlikler içinde olduklarını, bu nedenle müttefik ve ortaklarla temasların sürmesinin hiç olmadığı kadar önemli olduğunu vurgulayan Huitfeldt, 4 milyon Suriyelinin gıdaya ve insani ihtiyaçlara erişebilmek için Türkiye'den kara yoluyla götürülen yardımlara muhtaç olduğunu söyledi.

Huitfeldt, Türkiye, BM ve insani yardım kuruluşlarınca bu bölgede yürütülen çalışmalara yakından tanık olduklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"Sınır ötesi insani yardım operasyonu görevinin uzatılması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde mevkidaşım Simon ile birlikte çalışıyoruz. Bu insani yardım operasyonlarının devam etmesi için elimizden geleni yapacağız. Çünkü Suriye'deki insani kriz kötüden daha kötüye gidiyor. Artan gıda fiyatları, bu yıl bu durumu daha da kötü bir noktaya getirecek gibi görünüyor."

Suriye'de siyasi bir çözüme ulaşılabilmesi için ilerleme kaydedilmesi gerekliliğini daha fazla hissettiklerini belirten Huitfeldt, insani krizin sona ermesinin tek yolunun siyasi çözüm olduğunu dile getirdi.

"Bu görev yönergesinin uzatılabileceğini düşünüyoruz"
Sınır ötesi yardımları düzenleyen BMGK kararlarının gelecek ay yenilenmesi konusunda BMGK içinde bir uyum olup olmadığına ilişkin soruya Huitfeldt, Ukrayna'daki savaş nedeniyle uluslararası durumun bu yıl çok daha fazla gerilimlerle dolu olduğu yanıtını verdi.

Huitfeldt, BM'nin Afganistan'daki görev yönergesini ve Gine Körfezi'ndeki güvenlikle ilgili kararları onaylatmayı başardıklarını söyleyerek, şunları kaydetti:

"Ümidim, Güvenlik Konseyinin bu fırsattan istifade ederek başka alanlarda, başka bölgelerde de bu görev yönergesini uzatması. Ukrayna'daki savaşla ilgili anlaşmazlıklar halen gündemde olsa dahi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin Suriye'deki insanların bu anlaşmazlıklar sebebiyle acı çekmeye devam etmesine göz yummayacağını umuyoruz. Bu görev yönergesinin uzatılabileceğini düşünüyoruz. Koordineli şekilde Türkiye ile çalışıyoruz. (Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'na) Siz şahsen ve çok önemli bir rol oynadınız bu gelişmelerle ilgili. Önümüzdeki haftalarda olumlu bir sonuca ulaşacağımızı umuyorum."

"Daha önce bu anlaşmazlıkları birbirimize yaptırım uygulayarak çözmedik"
Türkiye'nin, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üyeliğini veto etmesi durumunda İskandinav ülkelerinin buna misillemede bulunup bulunmayacağına ilişkin soru üzerine Huitfeldt, "Daha önce NATO içerisinde pek çok anlaşmazlığı çözüme kavuşturduk. Daha önce bu anlaşmazlıkları birbirimize yaptırım uygulayarak çözmedik. Bu anlaşmazlıkları aynı masa etrafında bir araya gelerek konuştuk. Bu sefer de bu şekilde çözüm yoluna gideceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamalarını İngilizce yapan iki bakan da konuşmaları boyunca "Türkiye" ifadesini kullandı.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.