2010 yılındaydı yanılmıyorsam! Sosyal medyada, halkımızın durumunu, geleceğimizin karanlığını ve bu gerçekleri görmekten kaçan hükümetin duruşunu anlatan bir fıkra, hikâye veya tasvir (artık adını ne kayarsanız) karşılaşmış ve sizlerle paylaşmıştım.
Dört yıla yakın bir zaman geçti. Aynı hikâye, tasvir yine sosyal medya? Demek ki! Millet nazarında değişen bir şey olmamış. Peki, gerçek böyle mi? Geçen dört senede değişen bir şey oldu mu? Oldu. Hem de çok şey oldu. Ama bu değişmeler hem milletimizin hem de devletimizin aleyhine gerçekleşti.
Cari açıkta dünyanın birincisi olduk. İhracat (neredeyse) ithalatın yarısını karşılayacak kadar kötü. Yani bir satıyoruz, iki alıyoruz. Kur politikaları yüzünden birileri masa başında, birkaç tuşla zengin olurken devlet ve milletimiz fakirleşiyor.
Faiz lobisi, hükümetin elinden besleniyor. Bankaların takibe aldığı vatandaş sayımız 2,5 milyona ulaştı. Kredi ve kredi kartı borçları 350 katrilyon seviyesine çıktı. Tarım ve hayvancılık sektörü çökme noktasında. İnsanlar toprağını satıp, ya merdiven altı atölyelerde çalışmak, ya da kapıcılık yapmak için şehirlerin yolunu tuttu.
Gençlerimizin okuyanı da işsiz, okumayanı da... Artık hükümetin organları da bu gerçeği gizleyemiyor. Çift haneli göstermeseler de, dokuzun yanına virgül koyarak bir dokuz daha ekliyorlar. Evet, resmi olarak işsizlik % 9,9. Ya gerçek işsizlik!
Gerek işsiz, gerek çalışan kesimin asgari ücret adı altında, yoksulluğun altında bir gelire mahkûm edilmesi artı resmi ağızlardan gençlerimizin, milletimizin ayrıştırılması, kindarlaştırılması sokaklara yansımış durumda. Hırsızlık, gasp, cinayet vs. neredeyse sıradanlaştı. Hülasa gören gözler için bugünümüz karanlık, yarınımız umutsuz?
Hikâyeyi mi soruyorsunuz?
"Ali 3. sınıfa giden zeki bir çocuktur. Bir gün öğretmeni Ali'ye, "siyaset" nedir, diye sorar. Ali düşünür ama o çocuk aklıyla cevap veremez. Eve gider, kitaplara bakar ama hiçbir şey anlayamaz. O da babasına sormaya karar verir.
"Baba, siyaset nedir?" Baba düşünür. Ali'ye uygun bir yolla anlatmak ister. "Bu evde parayı getiren kim oğlum?" "Sen..." "Ben kapitalist rejimim."
"Peki, parayı alıp bizim yiyecek, içecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarımızı karşılayan kim?" "Annem..." "O da hükümet."
"Peki, küçük kardeşinle kim ilgileniyor?" "Dadım..." "Dadın işçi, kardeşin gelecek, sen de halksın o zaman."
Ali her şeyi not alır ve uyur. Gece garip seslerle uyanır. Bir de bakar ki kardeşi ağlıyor. Yanına gidince altına pislediğini anlar. Hemen annesini kaldırmaya gider. Ama ne yaparsa yapsın anne kalkmaz.
Bu arada salondan gelen sesleri merak eder ve salona gider. Babasıyla, dadısını uygunsuz yakalayan Ali'nin ağzından aynen şu kelimeler dökülür; "Kapitalist rejim işçiyi sömürüyor, hükümet uyuyor, gelecek b.k içinde, halk ne yapsın?"
Dört yıla yakın bir zaman geçti. Aynı hikâye, tasvir yine sosyal medya? Demek ki! Millet nazarında değişen bir şey olmamış. Peki, gerçek böyle mi? Geçen dört senede değişen bir şey oldu mu? Oldu. Hem de çok şey oldu. Ama bu değişmeler hem milletimizin hem de devletimizin aleyhine gerçekleşti.
Cari açıkta dünyanın birincisi olduk. İhracat (neredeyse) ithalatın yarısını karşılayacak kadar kötü. Yani bir satıyoruz, iki alıyoruz. Kur politikaları yüzünden birileri masa başında, birkaç tuşla zengin olurken devlet ve milletimiz fakirleşiyor.
Faiz lobisi, hükümetin elinden besleniyor. Bankaların takibe aldığı vatandaş sayımız 2,5 milyona ulaştı. Kredi ve kredi kartı borçları 350 katrilyon seviyesine çıktı. Tarım ve hayvancılık sektörü çökme noktasında. İnsanlar toprağını satıp, ya merdiven altı atölyelerde çalışmak, ya da kapıcılık yapmak için şehirlerin yolunu tuttu.
Gençlerimizin okuyanı da işsiz, okumayanı da... Artık hükümetin organları da bu gerçeği gizleyemiyor. Çift haneli göstermeseler de, dokuzun yanına virgül koyarak bir dokuz daha ekliyorlar. Evet, resmi olarak işsizlik % 9,9. Ya gerçek işsizlik!
Gerek işsiz, gerek çalışan kesimin asgari ücret adı altında, yoksulluğun altında bir gelire mahkûm edilmesi artı resmi ağızlardan gençlerimizin, milletimizin ayrıştırılması, kindarlaştırılması sokaklara yansımış durumda. Hırsızlık, gasp, cinayet vs. neredeyse sıradanlaştı. Hülasa gören gözler için bugünümüz karanlık, yarınımız umutsuz?
Hikâyeyi mi soruyorsunuz?
"Ali 3. sınıfa giden zeki bir çocuktur. Bir gün öğretmeni Ali'ye, "siyaset" nedir, diye sorar. Ali düşünür ama o çocuk aklıyla cevap veremez. Eve gider, kitaplara bakar ama hiçbir şey anlayamaz. O da babasına sormaya karar verir.
"Baba, siyaset nedir?" Baba düşünür. Ali'ye uygun bir yolla anlatmak ister. "Bu evde parayı getiren kim oğlum?" "Sen..." "Ben kapitalist rejimim."
"Peki, parayı alıp bizim yiyecek, içecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarımızı karşılayan kim?" "Annem..." "O da hükümet."
"Peki, küçük kardeşinle kim ilgileniyor?" "Dadım..." "Dadın işçi, kardeşin gelecek, sen de halksın o zaman."
Ali her şeyi not alır ve uyur. Gece garip seslerle uyanır. Bir de bakar ki kardeşi ağlıyor. Yanına gidince altına pislediğini anlar. Hemen annesini kaldırmaya gider. Ama ne yaparsa yapsın anne kalkmaz.
Bu arada salondan gelen sesleri merak eder ve salona gider. Babasıyla, dadısını uygunsuz yakalayan Ali'nin ağzından aynen şu kelimeler dökülür; "Kapitalist rejim işçiyi sömürüyor, hükümet uyuyor, gelecek b.k içinde, halk ne yapsın?"
Akın Aydın / diğer yazıları
- ABD-İsrail, İran ile savaşabilir mi? / 28.02.2026
- Gün gelecek bu ülkede 28 Şubat değil 27 Şubat gündem olacak / 27.02.2026
- Turkey's Kurdish Problem / 25.02.2026
- İran Kürdistan’ı (!) ve ülkemizdeki komisyon / 24.02.2026
- Ürdün Kral’ın, Erdoğan’a verdiği nişan / 23.02.2026
- Bilal Erdoğan ve kayıp çocuklar / 22.02.2026
- Esad-SDG-İmralı üçgeni / 21.02.2026
- Tevhitten, marifetten, sabırdan, dayanışmadan hormonlara kadar oruç / 20.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026
- Gün gelecek bu ülkede 28 Şubat değil 27 Şubat gündem olacak / 27.02.2026
- Turkey's Kurdish Problem / 25.02.2026
- İran Kürdistan’ı (!) ve ülkemizdeki komisyon / 24.02.2026
- Ürdün Kral’ın, Erdoğan’a verdiği nişan / 23.02.2026
- Bilal Erdoğan ve kayıp çocuklar / 22.02.2026
- Esad-SDG-İmralı üçgeni / 21.02.2026
- Tevhitten, marifetten, sabırdan, dayanışmadan hormonlara kadar oruç / 20.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026



























































