Seçim ve terör gündemine yoğunlaştığımız şu günlerde, özellikle ABD cephesinde bizimle ilgili yaşananları gözden kaçırmamakta fayda var. ABD cephesinden yapılan her açıklama, gönderilen her mesaj ve Türkiye'ye dair her eylemin çok derin mânâları ve 22 Temmuz sonrası için anlamlı mesajları bulunuyor. Hele hele son bir haftadır tartışılan "karanlık senaryo" konusunu detaylı bir şekilde ele almak durumundayız. Çünkü bu "karanlık senaryo"nun, hem ABD'nin emsal karanlık eylemlerine, hem de Türkiye içindeki bazı grupların kirli emellerine işaret eden birçok yönü bulunmakta.İsterseniz şu karanlık senaryonun hikayesini kısaca anlatalım?Bush yanlılığıyla bilinen Hudson Enstitüsü'nde geçtiğimiz çarşamba günü basına kapalı bir toplantı yapılıyor. Bu toplantıya, bazı Türk "askerî yetkililer" ve sivil uzmanların katıldığı iddia ediliyor. Türkiye'ye dair 'beyin jimnastiği' yapılan bu toplantıda şu karanlık senaryonun jimnastiği yapılıyor:Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'ya suikast yapılacak, İstanbul İstiklal Caddesi'nde patlatılacak bomba ile de en az 50 Türk vatandaşı hayatını kaybedecek. Bu olaylardan sonra Türk askeri 50 bin kişilik kuvvetle Kuzey Irak'a girecek?Bu senaryoların konuşulduğu toplantıda, bazı üst düzey PKK'lıların Türkiye'ye teslimi seçeneği gündeme geldiğinde, toplantıya katıldığı iddia edilen Türk askeri yetkililer itiraz ederek, böyle bir teslimatın seçim öncesi AKP'nin işine geleceği yönünde görüş beyan etmişler. Öncelikle, bu senaryoya temkinli yaklaşmamıza neden olan iki unsur bulunuyor. Birincisi bu senaryo haberlerinin, başı ABD ikametgahlı F tipi cemaatin medya organları tarafından Türkiye'de yayılıp, propaganda edilmesi. Mesela toplantıya katıldığı iddia edilen isimlerden Zeyno Baran, Zaman gazetesine verdiği demeçle haberi doğruluyor. (Zeyno Baran, üzerinde uzunca düşünülmesi elzem olan isimlerden)İkincisi ise, bu felaket senaryosunda Türk askerinin yine hedef tahtasına konulması. O toplantıya katıldıkları iddia edilen iki rütbeli Türk askerinin, böyle bir senaryonun içinde yer alması ve hatta bir partinin siyasi geleceğini etkiler endişesiyle terör pazarlığı yapacak kadar aşağılanması durumu, senaryonun gerçekliğini sorgulamamıza neden oluyor. Çünkü uzunca bir süredir, malum medya grubu Türk Silahlı Kuvvetleri'ni, aldığı talimat gereği hedef tahtasına koymuştur. Tam bu noktada, Başbakan Erdoğan'ın konuyla ilgili açıklamalarına gelelim. (Unutmadan hatırlatalım; Erdoğan'ı konuyla ilgili açıklama yapmaya zorlayan isim, Zaman gazetesi Genel Yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı.)Erdoğan, felaket senaryosu sorusuna şöyle cevap veriyor: "Bu senaryoların kime hizmet ettiğini anlamakta zorlanıyorum."Baykal'ın da ifade ettiği üzere Başbakanın ciddi bir "kavrama" sorunu var ancak, burada Başbakanın anlama güçlüğü çektiği konu çok farklı. Çünkü kendisi, en azından şu süreçte ABD cephesinden, hele hele Bush yanlısı bir düşünce kuruluşundan bu yönde bir senaryo duymaya hazır değil. Çünkü terör konusu, Irak'taki kırmızı çizgilerimiz ve hatta tüm dış politikamız ABD'ye "gönül rahatlığıyla" havale edilmiş durumda. İşte bu yüzden Başbakan Erdoğan ciddi bir anlama ve algılama sorunu yaşıyor, daha doğrusu bu tip haberlere şaşırıyor. Son noktada şunu söylemekte fayda var; bu senaryonun hem TSK'yı hedef alan, hem de AKP'ye yeni bir propaganda yalanı oluşturmayı amaçlayan yönlerinin bulunması, senaryonun ya tamamen uydurulduğu, ya da masabaşında çarpıtıldığı intibaını veriyor. Fakat, ABD'nin Türkiye'ye dair böyle karanlık senaryoları ve hatta eylemleri olduğu gerçeğini, Ulus'ta patlayan bomba ile, Güneydoğu'da patlayan mayınların ABD'deki düşünce kuruluşlarında pişirilip, Kandil'e, Erbil'e nasıl ulaştırıldığını bilmediğimizi sanmayın!
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012

























































