logo
07 EKİM 2026

Kilisede tahrik

28.08.2004 00:00:00
 
Hassas bir süreçten geçmekte olan KKTC halkının ince bir yolda olduğu düşünülecek olursa, karanlık güçler böylesi bir ortamdan gizli emellerini sergilemek niyetindeler

Patlamaya kilisenin kapısına yerleştirilen bombanın neden olduğu öğrenildi. Patlamada kilisenin camları kırıldı, giriş kısmı da hasar gördü.

KKTC hükümeti, Rumların Ay Mama Kilisesi'nde 1-2 Eylül'de ayin düzenlemesine izin vermiş, gerek bu izin gerekse ayine çok sayıda Rum'un katılımının beklenmesi her iki tarafta da çeşitli yorum ve tartışmalara yol açmıştı.

KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, Ay Mama Kilisesi'ne dün sabah düzenlenen bombalı saldırının organize bir eylem olduğunu belirterek, 1-2 Eylül'de kilisede düzenlenecek ayinin iptal edilmesinin söz konusu olmadığını kaydetti.

Talat, bir kabulünde konuya ilişkin sorular üzerine yaptığı açıklamada, saldırıyı kınadı ve "Kıbrıs Türküne yapılabilecek bundan daha büyük bir kötülük olamaz'' dedi.

Saldırıyı düzenleyenlerin hiçbir şey elde edemeyeceğini ifade eden Talat, kilisede ciddi hasar olduğunu ve eski bir kilise olduğu için tamiratının zor olacağını bildirdi.

Ay Mama Kilisesi'nde 1-2 Eylül'de yapılmasına izin verilen ayinin mutlaka gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen Talat, bu nedenle iznin iptalinin söz konusu olmadığını belirtti.

Talat, bununla birlikte ayine gelecek Rumların tutumunu bilmediğini, doğal olarak belki gelmek istemeyebileceklerini kaydetti.

Talat, ayin gününe kadar kilisedeki manzarayı ortadan kaldırmayı umduğunu, aksi takdirde Kıbrıs Türk halkının bütün dünyaya bu şekilde yansıtılacağını bildirdi.

Rumların 1-2 Eylül'de Ay Mama Kilisesi'nde yapacakları ayin ve bu ayine Kıbrıs Türk hükümeti tarafından verilmesi, adanın her iki tarafında da çeşitli yorum ve tartışmalara yol açmıştı. Planlanan ayin, sadece KKTC'de değil, Rum kesiminde de çeşitli tartışmalara neden olmuştu.

BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü rahmetle andı ve Atatürk'ün İstanbul'un ikinci fatihi olduğunu belirtti

06.10.2026 12:42:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"
BTP lideri Hüseyin Baş: "Atatürk İstanbul'un ikinci fatihidir"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıl dönümünü kutladı.

Sosyal medya hesabından "Geldikleri gibi giderler" başlığı ile paylaşım yapan BTP lideri; "4 yıl, 10 ay, 23 gün süren düşman işgalinin ardından 6 Ekim 1923'te İstanbul yeniden Türk yurdu oldu. Bu büyük zaferi mümkün kılan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum. İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yılı kutlu olsun…" ifadelerini kullandı.

"İstanbul'un ikinci fatihi Atatürk'tür"

BTP Genel Başkan Hüseyin Baş paylaşımında bir de videoya yer verdi.

Videoda Hüseyin Baş şu ifadeleri kullanıyor:

"Atatürk İstanbul'a geldiğinde tarih 13 Kasım 1918. Haydar Paşa limanı önünden geçen İngiliz zırhlılarını görünce, " geldikleri gibi giderler" diyor.

İstanbul'un 2 tane fatihi vardır. Birincisi 1453'te İstanbul'un kapılarını Türklere açan Fatih Sultan Mehmet Han'dır.  İstanbul'un ikinci fatihi ve diğer bütün fetihlerimizi anlamlı kılan ve bugün yaşamamızın, o fetihleri kutlamamızın arkasındaki teminat olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Galata Kulesinde 4,5 yıl İngiliz bayrağı sallandı. Bu İstanbul'u işgalden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bunu da Onlara öğreteceğiz, hiç kimsenin kuşkusu olmasın. "

Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!


 
Kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde ölüm nedenleri arasında başı çekerken, günlük yaşama kolayca dahil edilebilen yürüyüş bu riski azaltmada önemli rol oynuyor. 
 

06.10.2026 11:01:00
Murat Çorbacı
 
Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!
Kalp sağlığı için yapılacak yürüyüşün de kuralı var!

Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlere haftada 150-300 dakika orta şiddette fiziksel aktivite öneriyor. Ancak özellikle 35 yaşından sonra ve uzun süredir hareketsiz olanlarda, yürüyüşün süresi kadar, temposu ve hangi koşullarda yapıldığı da önem taşıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüşte doğru tempoyu anlamanın en kolay yollarından birinin 'konuşma testi' olduğunu belirterek, "Orta tempolu bir yürüyüşte konuşabilir, ancak uzun cümleleri rahatça söylemekte zorlanırsınız. Konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız temponuz fazla yüksek olabilir" diyor. Prof. Dr. Murat Turfan, 4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kalp sağlığı için yürüyüşte dikkat edilmesi gereken 6 temel kuralı anlattı.

Yürüyüşe başlamadan önce kendi risklerinizi öğrenin

Prof. Dr. Murat Turfan, "35 yaşından sonra değişen şey yürüyüşün kuralları değil, kişinin kendi risklerini daha iyi tanımasının önemidir" diyerek sözlerine şöyle devam ediyor: "Uzun süredir egzersiz yapmıyorsanız, sigara kullanıyorsanız, hipertansiyon, diyabet veya kolesterol yüksekliğiniz varsa ya da ailenizde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunuyorsa yürüyüş programına başlamadan önce sağlık durumunuzun değerlendirilmesi önemlidir. Gerekli görülen kişilerde hekim muayenesi ve ek testlerle egzersizin güvenli sınırları belirlenebilir. Bilinen kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin ise yürüyüşün süresi ve şiddeti konusunda mutlaka hekimlerinin önerisine göre hareket etmeleri gerekir" dedi. 

İlk ve son 5-10 dakikayı hafife almayın

Yürüyüşe başlar başlamaz yüksek tempoya çıkmak kalp ve dolaşım sistemi üzerindeki yükü aniden artırabilir. Bu nedenle ilk 5-10 dakikayı daha rahat bir tempoda geçirerek vücudun ısınmasını sağlamak, ardından yürüyüş hızını kademeli olarak yükseltmek faydalıdır. Yürüyüşü bitirirken de birden durmak yerine son birkaç dakikada tempoyu yavaşlatmak gerekir. Isınma ve soğuma bölümleri özellikle yüksek tempoda yürüyenler ve kalp-damar hastalığı bulunanlar için daha önemlidir.

Temponuzu 'konuşma testi' ile ayarlayın


Yürüyüş sırasında nabzınızı sürekli takip etmek zorunda değilsiniz. Bunun için oldukça basit bir yöntem var; konuşma testi. Orta şiddette bir yürüyüş sırasında konuşabilirsiniz, ancak uzun cümleleri rahatlıkla söylemekte zorlanmaya başlarsınız. Buna karşılık konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız tempo sizin için fazla yüksek olabilir. Elbette bu sınır kişiden kişiye değişir. Düzenli egzersiz yapan bir kişinin 'orta şiddeti', uzun süredir hareketsiz bir kişinin temposundan oldukça farklı olabilir.

Bir günde çok değil, haftaya yayarak yürüyün

Kalp sağlığı için haftada bir gün birkaç saat yürümek yerine, hareketi haftanın geneline yaymak daha doğru bir yaklaşım. Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite hedefleyin. Örneğin, haftanın 5 günü 30'ar dakikalık tempolu yürüyüş iyi bir başlangıç olabilir. Üstelik bu süreyi tek seferde tamamlamanız gerekmiyor; gün içinde yapacağınız 10-15 dakikalık yürüyüşleri bir araya getirerek de toplam süreye ulaşabilirsiniz. Burada önemli olan kusursuz bir program değil, hareketsiz geçen günlerin sayısını azaltmak ve sürdürülebilir bir düzen oluşturmak.

Yemek saatine ve hava koşullarına dikkat edin

Özellikle ağır bir öğünün hemen ardından tempolu yürüyüş yapmak hazımsızlık, şişkinlik ve rahatsızlık hissine yol açabilir. Büyük öğünlerden sonra bir süre beklemek ve yürüyüşe daha hafif tempoda başlamak daha uygun olacaktır. Sıcak ve nemli havalarda vücudun ısı düzenlemesi zorlaşırken, çok soğuk havalarda damarların büzüşmesi ve tansiyonun yükselmesi gibi etkiler görülebilir. Kalp hastalığı olan kişilerin özellikle aşırı sıcak veya soğuk havalarda egzersiz koşullarına daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Bu belirtilerde yürüyüşe devam etmeyin!

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüş sırasında bazı belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: "Yürüyüş sırasında göğüste baskı veya sıkışma; kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, alışılmadık nefes darlığı; belirgin çarpıntı; baş dönmesi; soğuk terleme veya bayılacak gibi olma hissi gelişirse yürümeye devam edilmemelidir. Belirtiler kısa sürede geçse bile tekrarlıyorsa hekim değerlendirmesi gerekir. Belirgin ya da devam eden göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı veya bayılma gibi durumlarda ise acil tıbbi yardım alınmalıdır. Unutmayın, yürüyüşün amacı sınırlarınızı zorlamak değil, sağlığınızı güvenli ve düzenli hareketle desteklemektir."

Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak


 
Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un cenazesi 7 Ekim'de İstanbul'da toprağa verilecek.

06.10.2026 10:48:00
AA
 
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak

Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un kızı Aşkım Arsoy'un sosyal medya hesabından verdiği bilgiye göre 90 yaşında vefat eden Göksel Arsoy için 7 Ekim'de Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde öğle vakti cenaze namazı kılınacak. Ardından sanatçının cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilecek.
Kayseri'de 15 Mart 1936'da dünyaya gelen Göksel Arsoy, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim gördüğü sırada Yeşilköy Havalimanı'nda çalıştı.

Samanyolu filmiyle ünlendi

Yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin'in dikkatini çekmesinin ardından 1957'de "Kara Günlerim" filmiyle sinemaya adım atan Arsoy, "Kelepçe" ve "Samanyolu" filmleriyle kısa sürede Yeşilçam'ın önde gelen oyuncuları arasına girdi.
Özellikle 1959 yapımı "Samanyolu" filminde Belgin Doruk ile başrolü paylaşması, sanatçının kariyerinde dönüm noktası oldu. Usta sanatçı, Belgin Doruk ile 15 filmde birlikte rol aldı. İkili, dönemin en sevilen sinema çiftlerinden biri haline geldi.

Göksel Arsoy'un sinema kariyerinde oyunculuğun yanı sıra yapımcılık da önemli yer tuttu. Kendi film şirketini kurarak 12 yapım üreten Arsoy, çocukluk yıllarından itibaren büyük ilgi duyduğu havacılığı sinemaya taşıdı. Unutulmaz oyuncu, Türk sinemasının ilk havacılık filmlerinden biri olarak nitelendirdiği 1963 yapımı "Şafak Bekçileri"nde hem yapımcılığı üstlendi hem başrol oynadı.
Sanatçı, oyunculuğunun yanı sıra yapımcı kimliği, müzik çalışmaları ve sinemaya kazandırdığı farklı türdeki projelerle de Yeşilçam'da kendine özgü bir yer edindi.

İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon

İzmir'de Bayraklı Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırmak" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın da bulunduğu 46 şüpheli gözaltına alındı

06.10.2026 10:44:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:40:38
AA
 
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir'de Bayraklı Belediyesine operasyon
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Başsavcılık koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele ve İstihbarat şubelerince müşterek çalışma gerçekleştirildiği belirtildi.

Soruşturmanın önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal'ın elebaşılığında hareket ettiği öne sürülen yapılanmaya yönelik yürütüldüğü kaydedilen açıklamada, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarına ilişkin deliller elde edilmesi üzerine operasyon kararı alınmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturma kapsamında, Sayıştay raporları, MASAK raporları, yapılan teknik ve fiziki çalışmalar, elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda, aralarında önceki dönem Bayraklı Belediye Başkanı, belediye ve belediye şirketlerinde görev yapmış yöneticiler ile çalışanlar ve çeşitli şirketlerin yetkili ve sahiplerinin de bulunduğu toplam 48 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiştir."

Kamu zararı ve rüşvet belirlendi

Sayıştayın, 2025'te belediye iştiraki BAYBEL A.Ş'ye yönelik mali denetimde 2024 yılında gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde usulsüzlük yapıldığı, kamu zararına neden olunduğu yönünde tespitlerde bulunduğu, bunların raporlarla da teyit edilmesi üzerine soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından gerçekleştirilen bazı ihale ve doğrudan teminlerde teklif veren firmaların birbiriyle irtibatlı olduğu, bazı hizmetlerin kağıt üzerinde alınmış gibi gösterildiği veya eksik gerçekleştirildiği, tekliflerin çoğunlukla aynı firmalardan alındığı, hak ediş ödemelerinin ardından paraların firmalar arasında paylaştırıldığı ifade edildi.

BAYBEL A.Ş. tarafından firmalara yapılan bazı ödemelerin daha sonra eski BAYBEL Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ve kardeşi H.U. ile Serdar Sandal'ın oğlu Y. Sandal'ın hesaplarına aktarıldığı kaydedildi.

Mali incelemelerde usulsüz iş ve işlemler nedeniyle 2023-2024 yıllarında toplam 20 milyon 85 bin 188 lira 5 kuruş kamu zararına neden olunduğu, ayrıca doğrudan temin alan firma sahipleri tarafından Bayraklı Belediyesi personeline toplam 4 milyon 625 bin 400 lira rüşvet niteliğinde para gönderildiğinin tespit edildiği öğrenildi.

5 ilde eş zamanlı operasyon

Hakkında gözaltı kararı verilen 48 şüpheliye yönelik İzmir merkezli İstanbul, Ankara, Elazığ ve Muğla'da eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Eski Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, oğlu Y. Sandal, eski Bayraklı CHP İlçe Başkanı ve belediye çalışanı D.G, eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi M.C.S, Karşıyaka Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü H.C.Ö, İzmir Büyükşehir Belediyesinde şube müdürü olarak görev yapan A.A. ve O.Ç.Ş'nin de aralarında olduğu 46 şüpheli yakalandı.

Operasyonda ruhsatsız tabanca ve dijital materyallere el konuldu.

Diğer şüpheliler eski BAYBEL A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı B.U. ile F.F'nin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Vahap Seçer ve iki ilçe belediye başkanı tutuklandı

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “yolsuzluk” soruşturmasında sıcak gelişmeler yaşanıyor. 1 Ekim’de düzenlenen operasyonun ardından adliyeye sevk edilen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi

06.10.2026 10:36:00
Haber Merkezi
 
Vahap Seçer ve iki ilçe belediye başkanı tutuklandı
Vahap Seçer ve iki ilçe belediye başkanı tutuklandı
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü yolsuzluk soruşturmasında; Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer tutuklandı. Soruşturmada sevk edilen 50 şüpheli mahkemeye çıkarıldı.

Toplam kamu zararı iddiası 1.4 milyar TL'yi aştı

Soruşturma raporlarında milyarlık usulsüzlükler öne sürüldü.

Mersin Büyükşehir Belediyesi için Seçer'in olurunun bulunduğu alımlarda 330 milyon 945 bin TL zarar iddia edildi. Mezitli Belediyesi'nde kamu zararının 1 milyar 10 milyon 914 bin TL olduğu öne sürüldü. Yenişehir Belediyesi'de ise 105 milyon TL kamu zararına yol açıldığı iddia edildi.

Mezitli Belediye Başkanı'na "silahlı örgüt yöneticiliği" suçlaması

Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer hakkında yolsuzluğun yanı sıra, bazı adreslere yönelik silahlı saldırıları azmettirdiği iddiasıyla "silahlı suç örgütü yöneticiliği" suçlaması da yer aldı. Tuncer daha önce CHP'den ihraç edilmişti.

Adliyede yoğun güvenlik önlemleri

Başkanlar ve çok sayıda şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderilirken, adliye çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Karar sonrasında TBB başkanlığı için yeni süreç bekleniyor.

İstanbul'da El-Kaide ve DEAŞ'a operasyon: 14 gözaltı

İstanbul'da El Kaide ve DEAŞ terör örgütlerine yönelik sosyal medya hesapları üzerinden övücü paylaşımlar yaptıkları tespit edilen 14 şüpheli yakalandı

06.10.2026 10:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da El-Kaide ve DEAŞ'a operasyon: 14 gözaltı
İstanbul'da El-Kaide ve DEAŞ'a operasyon: 14 gözaltı
İstanbul'da El Kaide ve DEAŞ terör örgütlerine yönelik sosyal medya hesapları üzerinden övücü paylaşımlar yaptıkları tespit edilen 14 şüpheli yakalandı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ile İstihbarat Şube Müdürlüklerince El-Kaide ve DEAŞ'a karşı "Terörizmin Finansmanı" suçu ile ilgili yeni bir çalışma yürütüldü. DEAŞ ve El Kaide silahlı terör örgütlerine mensup çatışma bölgeleriyle iltisaklı kişilerle bağlantılı olduğu anlaşılan ve ülkeye yönelik hedef alan eylemler yapabileceği göz önünde bulundurularak sosyal medya hesapları üzerinden söz konusu terör örgütlerini övücü paylaşımlar yaptıkları tespit edilen şüpheliler için operasyon düzenlendi.

Operasyonda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, toplam 14 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan 14 şüpheli sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürüldü. Gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor.

Yolcu uçağında "bomba" ihbarı asılsız çıktı

Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yapan bir yolcu uçağında "patlayıcı madde bulunduğu" ihbarı asılsız çıktı

06.10.2026 01:20:00
AA
 
Yolcu uçağında "bomba" ihbarı asılsız çıktı
Yolcu uçağında "bomba" ihbarı asılsız çıktı

Ankara'dan Şanlıurfa'ya gelen ve içinde 7'si mürettebat 143 kişinin bulunduğu AJet'e ait yolcu uçağının lavabosunda, "Arka kargoda 1 kg C4 var" yazılı not bulundu.

Pilotların durumu kuleye bildirmesinin ardından Şanlıurfa GAP Havalimanı'na iniş yapan uçaktaki yolcular, yoğun güvenlik önlemi alınarak tahliye edildi.

Daha sonra bomba imha ekiplerince yapılan kontrollerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı.

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, yolcu uçağında "patlayıcı madde olduğu" yönünde not bulunması üzerine başlatılan arama çalışmasının sonuçlandığını söyledi.

Herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığını belirten Şıldak, "Çalışmalar sonrası uçak park alanına alındı. Hava trafiğini tekrar normale döndürüyoruz. Olaydan etkilenen tüm yolcularımıza, mürettebatımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum." dedi.

Vali Şıldak, konuyla ilgili gözaltı olup olmadığı yönündeki soruya, "Adli süreç devam ediyor. Başsavcılığımız tarafından yürütülen adli soruşturma kapsamında gerekli araştırma ve inceleme yapılacak. Tüm gerekli delil toplama faaliyetleri devam ediyor. Şu an için bir güvenlik sorunu bulunmuyor, hava trafiğini de başlatmış bulunuyoruz." yanıtını verdi. AA

Soma'da 5 işçinin öldüğü maden göçüğü soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı

Manisa'nın Soma ilçesindeki bir maden işletmesinde 5 işçinin yaşamını yitirdiği göçüğe ilişkin soruşturmada gözaltına alınan, ilgili firmanın genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 zanlı tutuklandı

06.10.2026 01:00:00
Haber Merkezi
 
Soma'da 5 işçinin öldüğü maden göçüğü soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı
Soma'da 5 işçinin öldüğü maden göçüğü soruşturmasında 9 şüpheli tutuklandı

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.

Maden şirketinin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 zanlı, Soma Adliyesine sevk edildi.

Savcılıktaki sorgularının ardından şüpheliler, çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.

Olayın Gelişimi ve Kurtarma Çalışmaları

Manisa'nın Soma ilçesinde, 1 Ekim 2026 tarihinde İmbat Madencilik'e ait özel bir maden ocağında meydana gelen göçükte 5 maden işçisi hayatını kaybetti, 2 işçi ise yaralı olarak kurtarıldı.

Göçük, 1 Ekim 2026 Perşembe günü öğle saatlerinde (yaklaşık 13.15 civarında) yer altı çalışma alanında yaşandı.

Olay anında göçükten 7 maden işçisi etkilendi. İlk müdahalelerde 2 işçi yaralı olarak çıkarıldı, 2 işçinin ise cansız bedenine ulaşıldı.

AFAD, arama-kurtarma ekipleri ve toprak altı lazerli enkaz görüntüleme cihazlarıyla yürütülen çalışmalar sabaha karşı tamamlandı ve göçük altında mahsur kalan son 3 işçinin de cansız bedenine ulaşıldı.

Hayatını Kaybeden ve Yaralanan Madenciler

Yaşamını Yitiren İşçiler:

Halit Ersay (37 - Memleketi Denizli/Çameli, evli ve 3 çocuk babası)

Kerim Ören (37 - Memleketi Manisa/Kırkağaç, evli ve 2 çocuk babası)

Ramazan İnce (Memleketi Balıkesir)

İsa Olcay (Memleketi Kütahya, 20 yıllık madenci)

Ömer Karakaya (Memleketi Manisa/Kırkağaç)

Yaralı Kurtarılan İşçiler:

Süleyman Şakrak: Hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi.

İbrahim Çimen: Hastanedeki serviste tedavisi tamamlandı.

Adli ve İdari İnceleme

Adalet Bakanlığı tarafından ivedilikle adli soruşturma başlatıldı ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 3 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi.

Güvenlik güçlerinin yürüttüğü incelemeler kapsamında maden şirketinin genel müdürünün de aralarında bulunduğu 9 şüpheli/yönetici gözaltına alındı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kazanın teknik nedenlerini, ihmal ihtimallerini ve iş güvenliği tedbirlerini araştırmak üzere maden alanına uzman müfettiş ve heyetler sevk etti.

Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır

Meltem TV canlı yayında konuşan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin, Suudi Arabistan öncülüğünde Yemen'deki çocuk hastanesinin bombalanmasına bir nevi soykırım olduğunu söyledi

06.10.2026 00:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Tekin: Hastane bombalamak bir nevi soykırımdır
Meltem TV'nin dünkü Parantez programına canlı yayın konuğu olan Ortadoğu Uzmanı Hasan Hüseyin Tekin Yemen'in başkentindeki hastane bombalanması konusunda önemli açıklamalarda bulundu. 
 
Hasan Hüseyin Tekin televizyon kanalında "Muhammed bin Selman bu fotoğrafı (Hastane bombalanmasını) kimseye anlatamaz. Yanlış her yerde yanlıştır. Bunu Yahudi de yapsa yanlış, Müslüman da yapsa yanlış, Hindu da... Kim yaparsa yapsın hiç kimse bir hastane bombalayamaz, bombalamaması lazım. Zaten yeterince trajedi var, yeterince ölüm var. Hastane bombalamak ne demek biliyor musun? O milletin umutlarını bitirmek demektir. Savaşan bir halkı sağlık hizmetlerinden yoksun hale getirmek demektir. Çocukları, bebekleri yoksun hale getirmek demektir. Bir nevi soykırımdır. İfade ettiğimiz gibi askeri hedefler, üsler, karşılıklı stratejik noktalar bile vurulabilir ama baktığınız zaman bir hastanenin vurulması yanlıştır. Bu hastane, Yemen Salih Camisi'nin hemen yanıdır. İstanbul'da neye tekabül ediyor? Hani Sultanahmet Meydanı gibi düşünün. Yani çok kalabalık, çok işlek, çok bilinen bir yer. Burayı vurdular. Savaş sivilleri kapsamamalıdır" diye konuştu.
 

NE OLMUŞTU?

 
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçakları, Yemen'in başkenti Sana'da bulunan El Seb'in Doğum ve Çocuk Hastanesini hedef almıştı. Saldırıya uğrayan hastane 45 bin kişilik cemaat kapasitesiyle bilinen Yemen Salih Camii'nin hemen kuzeyinde yer almaktaydı.

 

Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle 17 Ağustos’ta tutuklandı

05.10.2026 21:01:00
Haber Merkezi
 
Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye
Ertürk’e 2 yıl 2 ay hapis, ardından tahliye
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, üç yıl önceki televizyon programındaki sözleri nedeniyle 17 Ağustos'ta tutuklandı. Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada hapis cezasına çarptırılan Ertürk, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi. Kararın ardından gözaltı ve tutuklama tedbirinin gerekliliği yeniden tartışma konusu oldu.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında sosyal medyada yeniden dolaşıma giren televizyon programı görüntüleri üzerine soruşturma başlatıldı. Ertürk, 17 Ağustos 2026'da gözaltına alındıktan sonra "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" ve "suç işlemeye tahrik" suçlamalarıyla tutuklandı.

Ancak Ertürk'ün tutuklanmasının ardından başlayan hukuki tartışmanın merkezinde şu soru bulunuyor: Bir kişinin tutuklanması için yalnızca hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunması yeterli mi?

Kanun ne diyor?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanı sıra tutuklama nedeninin bulunması gerekiyor. Ayrıca tutuklama, beklenen ceza ile ölçülü değilse uygulanamıyor.

Kanunda tutuklama nedenleri arasında kişinin kaçması veya kaçacağına ilişkin somut olgular ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimaline ilişkin kuvvetli şüphe bulunması sayılıyor.

Üstelik CMK'nın 101. maddesi, tutuklama kararında kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedenlerinin, ölçülülüğün ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının somut olgularla açıkça gerekçelendirilmesini zorunlu kılıyor.

Dosyada tartışmanın kilit noktası

Ertürk'ün suçlamaya konu edilen sözleri bir televizyon programında söylenmiş ve söz konusu görüntüler daha sonra sosyal medyada yeniden gündeme gelmişti. Ertürk ise duruşmadaki savunmasında görüntülerin yıllar önceki bir televizyon programından kesilerek oluşturulduğunu ve bağlamından koparıldığını savundu.

Dolayısıyla soruşturmanın dayandığı görüntülerin mevcut olması, tutuklamanın kendiliğinden zorunlu olduğu anlamına gelmiyor. Tutuklama açısından ayrıca kaçma, delilleri karartma veya benzeri somut tutuklama nedenlerinin ve adli kontrolün neden yeterli olmayacağının ortaya konulması gerekiyor.

Mahkeme ceza verdi ama tahliye etti

Bugünkü duruşmada mahkeme Ertürk hakkında hapis cezasına hükmetti. Haber kaynaklarında kararın miktarı konusunda farklı aktarımlar bulunuyor; DHA, 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası verildiğini bildirirken, bazı kaynaklar 1 yıl 14 ay 20 gün şeklinde aktardı. Ortak nokta ise mahkemenin Ertürk'ün tahliyesine karar vermiş olması.

Bu tablo hukuken önemli bir soruyu gündeme getiriyor:

Eğer tutuklama tedbiri gerekli ve ölçülüydüyse, neden ilk duruşmada verilen ceza sonrasında Ertürk tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi?

İfade özgürlüğünü ilgilendiren bir dosyada, tutuklama tedbirinin gerçekten zorunlu olup olmadığı ve daha hafif bir tedbirle aynı amaca ulaşılıp ulaşılamayacağı hukuk açısından tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Ertürk açısından ortaya çıkan tablo ise dikkat çekici: 17 Ağustos'ta tutuklandı, 5 Ekim'de hâkim karşısına çıktı, hapis cezası aldı ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edildi.

Asıl soru şu: "Verilen hapis cezasından önce 49 gün süren tutukluluk gerçekten zorunlu muydu?"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.