Hürmüz Boğazı'nın yeniden trafiğe açılması, İran ile ABD arasındaki görüşmelerin en kritik başlıklarından biri haline geldi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Washington'a iletilen yedi şart karşılanmadan deniz geçişlerinin normale dönmeyeceğini açıkladı. İran, şartlarını Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında ABD tarafına iletti. Tahran'a göre anlaşma sağlanması halinde normal deniz trafiği yedi gün içinde başlayabilecek. Washington ise bu talepleri kabul etmiş değil. Üstelik yedi maddenin tamamı kamuoyuna açıklanmadı. Bu yüzden bugün için asıl dikkat çeken nokta, şartların tek tek içeriğinden çok İran'ın boğazın açılmasını doğrudan müzakerelerin sonucuna bağlamış olması.
Yedi şartın arkasında ne var?
İran'ın Hürmüz konusunda şart öne sürmesi, görüşmelerin seyrini de değiştiriyor. Tahran, boğazı açmadan önce karşılığını görmek istiyor. Washington'ın yaklaşımı ise daha geniş. Hürmüz meselesinin yanında güvenlik ve nükleer program da görüşmelerin içinde tutuluyor. Anlaşmazlığın düğümü de burada: Taraflar sadece ne yapılacağı konusunda değil, ilk adımın kimden geleceği konusunda da anlaşmış değil.
İran açısından kendi taleplerine karşılık verilmeden normal deniz trafiğine dönmek kolay bir seçenek değil. ABD ise Hürmüz'ü nükleer program ve güvenlik başlıklarından ayrı değerlendirmiyor. Bu iki yaklaşım değişmediği sürece görüşmelerin kısa sürede sonuçlanması zor görünüyor.
Yedi şartın tamamı açıklanmadığı için İran'ın taleplerinin bütününü bilmiyoruz. Bu nedenle hangi maddenin Washington tarafından reddedildiğini kesin biçimde söylemek zor. Tahran'ın mesajı açık: Hürmüz'ün açılması için ABD'den karşılık bekleniyor.
Nükleer dosya yeniden gündemde
Hürmüz görüşmelerinin yanında İran'ın nükleer programı da bulunuyor. İran, nükleer tesislerin denetlenmesi karşılığında yaptırımların kaldırılmasını teklif ettiği yönündeki iddiaları reddediyor. İran Dışişleri Bakanlığı ise ABD'nin nükleer konudaki önerilerinin önceki tutumlarından büyük ölçüde farklı olmadığını açıkladı. Tahran'ın mevcut aşamada önceliğinin Hürmüz ve güvenlik olduğu belirtiliyor.
Nükleer dosyanın sürece dahil olması, görüşmelerin neden kolay ilerlemediğini de anlatıyor. Tahran Hürmüz konusunda önce kendi taleplerine karşılık verilmesini isterken Washington nükleer programı görüşmelerin dışında bırakmak istemiyor. Sorun böylece yalnızca başlıkların içeriğinde değil, hangi adımın önce atılacağında da düğümleniyor.
Katar'ın iki taraf arasında mesaj taşıması, iletişim kanalının açık kaldığını gösteriyor. Henüz Washington ile Tahran arasında bir anlaşma yok. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ABD'nin yeniden askeri bir seçeneğe yönelmesi halinde İran'ın kendisini savunmaya hazır olduğunu açıkladı. Diplomatik temasların sürmesi önemli, ancak tarafların sert açıklamaları görüşmelerin ne kadar hassas olduğunu da gösteriyor.
Türkiye açısından ne değişebilir?
Hürmüz'de yaşananların Türkiye açısından önemi, haritadaki mesafeden çok ekonomideki karşılığında ortaya çıkıyor. Türkiye enerji ithalatına bağımlı, İran'la komşu ve Körfez ülkeleriyle yoğun ticari ilişkileri bulunan bir ülke. Hürmüz'de ulaşımın uzun süre daha aksaması petrol ve enerji fiyatlarını, deniz taşımacılığını ve sigorta giderlerini yükseltecektir. Bunun Türkiye'deki fiyatlara ne kadar yansıyacağı ise krizin süresine ve enerji piyasalarındaki hareketliliğe göre değişecektir.
İran ile Türkiye arasındaki ticaret de ayrı bir başlık. Bölgedeki ulaşımın aksaması enerji maliyetlerinin yanında taşıma sürelerini ve ticaret giderlerini de artırır. Avrupa ile yoğun ticaret yapan Türk şirketleri açısından bu artış üretim ve lojistik maliyetlerine yansır. Krizin daha da uzaması halinde ekonomik baskı daha belirgin hale gelir.
Bu yüzden Hürmüz konusunda sadece boğazın ne zaman açılacağına bakmak yeterli değil. İran neden yedi şart ortaya koydu, ABD neden bunları kabul etmiyor ve ilk adımı kim atacak? Görüşmelerin bundan sonraki seyrini belirleyecek asıl konu, tarafların bu sorulara vereceği karşılık olacak.
Şimdilik ortada bir uzlaşma yok. İran karşılığını görmek istiyor, Washington ise nükleer ve güvenlik başlıklarını sürecin içinde tutuyor. İlk adım konusunda anlaşma sağlanmadan Hürmüz'ün yeniden normal trafiğe dönmesi de kolay görünmüyor.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Hürmüz'de yedi şart: Boğaz ne zaman açılacak? / 07.10.2026
- Brezilya sandığında ABD ve Çin hesabı / 06.10.2026
- Kaliningrad'dan Karadeniz'e / 02.10.2026
- İngiltere'de Avrupa tartışması: Kim ne istiyor? / 01.10.2026
- Avrupa'da savaş artık sınırda başlamıyor / 30.09.2026
- Washington'un Latin Amerika hesabı / 29.09.2026
- Berlin'de Eralp dönemi mi başlıyor ? / 26.09.2026
- Moskova Avrupa'nın kırmızı çizgisini mi test ediyor? / 25.09.2026
- ABD istedi, Danimarka kabul etti: AB Grönland'da ne yapıyor? / 24.09.2026
- Rusya neyi hedefliyor? / 23.09.2026
- Brezilya sandığında ABD ve Çin hesabı / 06.10.2026
- Kaliningrad'dan Karadeniz'e / 02.10.2026
- İngiltere'de Avrupa tartışması: Kim ne istiyor? / 01.10.2026
- Avrupa'da savaş artık sınırda başlamıyor / 30.09.2026
- Washington'un Latin Amerika hesabı / 29.09.2026
- Berlin'de Eralp dönemi mi başlıyor ? / 26.09.2026
- Moskova Avrupa'nın kırmızı çizgisini mi test ediyor? / 25.09.2026
- ABD istedi, Danimarka kabul etti: AB Grönland'da ne yapıyor? / 24.09.2026
- Rusya neyi hedefliyor? / 23.09.2026
























































