Dün “ayrıca” diyerek bırakmıştık. Evet, kin ayrıca, kötü ahlaka ait niteliklerdendir. Bu nedenle İslam’ın onaylamadığı, ortadan kaldırmayı amaçladığı huylardandır. Karşıtı olan bağışlama (af) ise güzel ahlakın niteliklerindendir; İslam tarafından teşvik edilen davranışlar arasında yer alır. Kin, kötü bir duygu ve huy olduğu kadar birçok kötü tutum ve davranışın da başlıca nedenidir.
Zaten çok basit bir mantıkla düşündüğümüzde; Allah’ın dinine sahip çıkan, diline de sahip çıkmak durumundadır. Dinine ve diline sahip çıkanın ise kini olmaz “buğz” u olur. Ne demek şimdi bu?
Müslüman Müslüman’a karşı kin tutamaz ama buğz eder? Şahsına mı? Asla. Böyle bir durumda ha kin ha buğz hiçbir farkı kalmaz. Ya nasıl olacak? Müslüman bir kişi kardeşinin, İslam’a aykırı, günah sayılan, hoş görülmeyen söz, fiil ve davranışlarına buğz eder. Yani faile değil, fiile karşı olmak. O fiili hor görmek, kardeşinden o fiili terk etmesini istemek vb. gibi. Söz buraya gelmişken Sevgili Peygamberimizin ortaya koyduğu ölçüyü bir hatırlayalım;
“Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu, eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmese diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmese kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf olanıdır.”
Ne anladık buraya kadar, bir daha hatırlayalım; Müslüman Müslüman’a kin güdemez, buğz eder. Bu buğz (hoş görmeme, hor görme, kınama vs.) Müslüman’ın şahsına değil, işlediği söz veya fiiledir. Anlaştık mı?
Peki, Müslümanın kini olmaz mı? Olmaz olur mu? Kendi aralarında merhametli, kafirlere karşı sert olan artı Allah ve Resulüne karşı muhalefete kalkışan, Ehl–i Beyt ve Ehl–i Beyt’e muhabbet duyan, bu muhabbeti aşka ulaşan, onların (Ehl–i Beyt’in) taraftarı olan, olduğunu iddia edenlere karşı en acımasızca, cahilce, İslam dışı suçlama ve fetvalara yönelenlere ki, bu kişiler en yakınların bile olsa hem buğz edeceksin, hem kin duyacaksın.
İşte bu noktada Sayın Başbakan’ın “Kinine sahip çık” hitabı, genele ve bir kaçını sayacağım şu hususları içeriyorsa; “Baş üstüne Başbakanım” diyorum ve kinime sahip çıkıyorum.
*Hıristiyan olmanın Şia olmaktan daha iyi olduğunu artı Şiilerle savaşmanın mubah olduğunu artı gerekliliğini savunan kişi ve fikirlere karşı kinim vardır.
*Yüzyıllardır milletimizden saklanan Ehl–i Beyt gerçeğini, milletimize anlatan, Ümmeti Muhammed’i tekrar bir bilek, bir yürek yapma gayretindeki “ER KİŞİ” ve anlayışının aleyhinde bin bir karalama, yalanlama, üstünü örtme ve iftiralara gidenlere karşı yakıcı bir kinim vardır.
*Allah katında tek din İslam’dır, ilahi hükmüne rağmen başka inançlara yönelenlere kinim vardır.
*İslam’dan başka bir dinin asla kabul olunmayacağı ilahi gerçeğine rağmen Yahudi ve Hıristiyanlarla bir ve beraber olma gayretlerini artı bu gayretlerin sonucunun cennet olduğunu halka yutturmaya kalkanlara karşı doyumsuz bir kinim var.
*Yine Müslümanları bırakıp, kafirleri dost edinmeyin, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin, Onların arzu ve isteklerine uymayın vb. ilahi ikaz ve yine açık ilahi tehditlere rağmen hala onları dost edinen, onların arzu ve isteklerine uyan, onların arasında dünyalık menfaatler için koşuşturanlara karşı bitmez bir kinim vardır.
*Milletin malı olan yeraltı, yerüstü kaynaklarını özellikle yabancı ve yandaşlara peşkeş çekenlere, bile bile, açık uyarılara rağmen yetim malı yiyenlere, topyekun bir milleti fakr–u zarurete itenlere kinim vardır, olacaktır.
Listeyi “Hak” çizgisinde daha da uzatabiliriz. Ama başta da dediğim gibi;
“Sayın Başbakanım! Kinine sahip çık, derken bu ve benzeri konuları kastediyorsan, başüstüne diyorum ve öncülük etmenizi bekliyorum.”
Zaten çok basit bir mantıkla düşündüğümüzde; Allah’ın dinine sahip çıkan, diline de sahip çıkmak durumundadır. Dinine ve diline sahip çıkanın ise kini olmaz “buğz” u olur. Ne demek şimdi bu?
Müslüman Müslüman’a karşı kin tutamaz ama buğz eder? Şahsına mı? Asla. Böyle bir durumda ha kin ha buğz hiçbir farkı kalmaz. Ya nasıl olacak? Müslüman bir kişi kardeşinin, İslam’a aykırı, günah sayılan, hoş görülmeyen söz, fiil ve davranışlarına buğz eder. Yani faile değil, fiile karşı olmak. O fiili hor görmek, kardeşinden o fiili terk etmesini istemek vb. gibi. Söz buraya gelmişken Sevgili Peygamberimizin ortaya koyduğu ölçüyü bir hatırlayalım;
“Sizden biriniz bir kötülük gördüğünde onu, eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmese diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmese kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf olanıdır.”
Ne anladık buraya kadar, bir daha hatırlayalım; Müslüman Müslüman’a kin güdemez, buğz eder. Bu buğz (hoş görmeme, hor görme, kınama vs.) Müslüman’ın şahsına değil, işlediği söz veya fiiledir. Anlaştık mı?
Peki, Müslümanın kini olmaz mı? Olmaz olur mu? Kendi aralarında merhametli, kafirlere karşı sert olan artı Allah ve Resulüne karşı muhalefete kalkışan, Ehl–i Beyt ve Ehl–i Beyt’e muhabbet duyan, bu muhabbeti aşka ulaşan, onların (Ehl–i Beyt’in) taraftarı olan, olduğunu iddia edenlere karşı en acımasızca, cahilce, İslam dışı suçlama ve fetvalara yönelenlere ki, bu kişiler en yakınların bile olsa hem buğz edeceksin, hem kin duyacaksın.
İşte bu noktada Sayın Başbakan’ın “Kinine sahip çık” hitabı, genele ve bir kaçını sayacağım şu hususları içeriyorsa; “Baş üstüne Başbakanım” diyorum ve kinime sahip çıkıyorum.
*Hıristiyan olmanın Şia olmaktan daha iyi olduğunu artı Şiilerle savaşmanın mubah olduğunu artı gerekliliğini savunan kişi ve fikirlere karşı kinim vardır.
*Yüzyıllardır milletimizden saklanan Ehl–i Beyt gerçeğini, milletimize anlatan, Ümmeti Muhammed’i tekrar bir bilek, bir yürek yapma gayretindeki “ER KİŞİ” ve anlayışının aleyhinde bin bir karalama, yalanlama, üstünü örtme ve iftiralara gidenlere karşı yakıcı bir kinim vardır.
*Allah katında tek din İslam’dır, ilahi hükmüne rağmen başka inançlara yönelenlere kinim vardır.
*İslam’dan başka bir dinin asla kabul olunmayacağı ilahi gerçeğine rağmen Yahudi ve Hıristiyanlarla bir ve beraber olma gayretlerini artı bu gayretlerin sonucunun cennet olduğunu halka yutturmaya kalkanlara karşı doyumsuz bir kinim var.
*Yine Müslümanları bırakıp, kafirleri dost edinmeyin, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin, Onların arzu ve isteklerine uymayın vb. ilahi ikaz ve yine açık ilahi tehditlere rağmen hala onları dost edinen, onların arzu ve isteklerine uyan, onların arasında dünyalık menfaatler için koşuşturanlara karşı bitmez bir kinim vardır.
*Milletin malı olan yeraltı, yerüstü kaynaklarını özellikle yabancı ve yandaşlara peşkeş çekenlere, bile bile, açık uyarılara rağmen yetim malı yiyenlere, topyekun bir milleti fakr–u zarurete itenlere kinim vardır, olacaktır.
Listeyi “Hak” çizgisinde daha da uzatabiliriz. Ama başta da dediğim gibi;
“Sayın Başbakanım! Kinine sahip çık, derken bu ve benzeri konuları kastediyorsan, başüstüne diyorum ve öncülük etmenizi bekliyorum.”
Akın Aydın / diğer yazıları
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Az bir dünyalık karşılığı din nasıl satılır? / 01.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Az bir dünyalık karşılığı din nasıl satılır? / 01.03.2026


























































