logo
20 AĞUSTOS 2026

Kontrolden çıkan araç köprüden uçtu: 2 ölü

Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde kontroldan çıkan hafif ticari aracın köprüden şarampole uçması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti

20.08.2026 20:32:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kontrolden çıkan araç köprüden uçtu: 2 ölü
Kontrolden çıkan araç köprüden uçtu: 2 ölü
Kaza, Olucak Mahallesi yakınlarında meydana geldi. İddiaya göre, Latif Çite (67) idaresindeki 27 BDB 112 plakalı hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu savrularak köprüden yol kenarındaki şarampole uçtu.

Kaza sonrası olay yerine sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekiplerin kontrolünde araçta bulunan sürücü Latif Çite ile Adiba Öndeş'in (55) hayatını kaybettiği belirlendi. Cenazeler, jandarma ekiplerinin olay yeri incelemesi sonrası Gaziantep Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.

Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı'nın park halindeki aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı

 

20.08.2026 20:44:00
Anadolu Ajansı
 
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Çiğli Belediyesi otoparkına çalıntı motosikletle giden K.S. (21), henüz belirlenemeyen bir nedenle Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş etti.

Olayın ardından kaçmaya çalışan şüpheli, güvenlik görevlilerince yakalanıp polise teslim edildi.

Olay anı, otoparkın güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Görüntülerde, otoparka motosikletle gelen şüphelinin, Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına tabancayla defalarca ateş ettiği, ardından kaçmaya çalışırken güvenlik personelince yakalandığı ve diğer görevlilerce etkisiz hale getirildiği yer alıyor. 

"Hakkımızı alana kadar buradayız"

Güvenpark'ta 38 gün süren oturma eylemine sabaha karşı yapılan polis müdahalesinin ardından er şehit aileleri ve er gaziler, eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı. Mağduriyetlerinin çözülmesini isteyen gaziler, "Biz öcü değiliz, haklarımızı alana kadar hiçbir yere gitmiyoruz" diyerek kararlılık mesajı verdi

20.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
Türkiye'nin 81 ilinden hak arayışı için başkente gelen er şehit aileleri ve er statüsündeki gazilerin adalet çığlığı büyüyor. Ankara Güvenpark'ta tam 38 gündür rütbe farkı gözetilmeksizin eşit özlük hakları talebiyle nöbet tutan aileler ve gaziler, sabaha karşı düzenlenen bir şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. 
 
Karga tulumba otobüslere bindirilerek Bilkent Gazi Uyumevi'ne götürülen gazi ve şehit yakınları, buradaki kısıtlamalara ve barınma sorunlarına tepki göstererek eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı.

Park bariyerlerle kapatıldı

Ağustos ayının ortasından bu yana Ankara'nın göbeğinde seslerini duyurmaya çalışan gazilere, dün sabah saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katıldığı bir operasyon yapıldı. Yataklarında uyuyan şehit anaları ve uzuvlarını terörle mücadelede kaybetmiş gaziler, polis zoruyla parktan çıkarıldı. Müdahalenin ardından tarihi Güvenpark tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.
 
Operasyonun ardından açıklama yapan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, yaşanan muameleye sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

"Sabahın köründe sanki terörist alıyormuş gibi çok ağır bir müdahaleyle karşılaştık. Biz bu ülkenin onuru için askere gittik, bedel ödedik. Bizi kaldırıp Bilkent Gazi Uyumevi'ne kilitlediler, orada adeta rehin tutulduk. Biz öcü değiliz, diyaloğa kapalı değiliz. Bu sorun çözülene kadar alanlardayız. Ya öleceğiz ya da hakkımızı alacağız."

"Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor"

Eyleme katılan er gaziler ve destek veren polis gazileri, TSK bünyesindeki rütbeli subay/astsubay gaziler ile er/erbaş gaziler arasında yaratılan derin uçuruma dikkat çekiyor. Güneydoğu'da ve sınır ötesi operasyonlarda aynı kurşuna göğüs gerdiklerini belirten kahramanlar, sağlık ve protez yardımlarında dahi ayrımcılık yapıldığını vurguluyor.
Alana destek için gelen bir polis gazisi, içerideki durumu şu sözlerle özetledi:
 
"Bu çocuklar 20 yaşında, fidan gibi askere gitti; dağda bacağı, kolu, gözü koptu. Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor. Bir subay gazi en iyi sağlık koşullarından, göz, diş, ayak protezi imkanlarından sonuna kadar faydalanıyor. Bizim er gazimiz ise protezini kredi kartından borç alarak yaptırmaya çalışıyor. Şehit erin annesi orduevine kapıdan giremezken, rütbeliler yedi göbek ailesini sokuyor. Adalet bunun neresinde?"

Bakanlık önünde kamp kuruluyor

Bilkent'teki uyumevinden çıkışları yapılan ve kalacak yer bulamayan gaziler ile şehit yakınları, eylemlerinin 39. ve 40. gününde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı binası önünde toplandı. 
 
Bakanlık yetkilileriyle görüşmek üzere gazi ve şehit yakınlarından oluşan küçük bir heyet binaya kabul edildi. Bakanlık içinde müzakereler sürerken, dışarıda bekleyen kitle sorunlarına kesin bir çözüm getirilmediği takdirde bakanlık önüne kamp kuracaklarını ilan etti.

Gazilerin temel talepleri neler?

Meclis'ten geçen son kanun tekliflerinin beklentilerini karşılamadığını ve adeta "bir parmak bal çalmaktan" ibaret olduğunu belirten Er Şehit ve Gaziler Platformu taleplerini şu şekilde sıralıyor:
 
Emsal Statü ve Hak Eşitliği: Rütbe ayrımı yapılmaksızın tüm şehit yakınları ve gazilere eşit özlük, maaş ve tazminat haklarının verilmesi.

Medikal ve Protez Güvencesi: Uzuv eksikliği bulunan gazilerin ihtiyaç duyduğu yüksek teknolojili protez ve medikal ürünlerin, hiçbir Contribution (katkı payı) veya borçlanma olmaksızın devlet tarafından karşılanması.

Cumhurbaşkanlığına Bağlı Daire Başkanlığı: Şehit ve gazi işlemlerinin siyaset üstü bir anlayışla yürütülmesi amacıyla, Aile Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı müstakil bir daire başkanlığı kurulması.

8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı

İBB davasının 2. duruşmasının 4'üncü gününde, savunma yapan tutuksuz sanık iş insanı Hamit Demir, "2017'de ruhsatlarımızı çıkarma esnasında belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, 'belediyeye bir ödeme yapacaksınız' dediler. Beni bir arkadaşa yönlendirdiler. O kişi bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi. Baktım ki, yapmak zorundayım, yapmasam sıkıntı yaşayacağım. Ben de, 'şu anda hiç param yok, bu konuda nasıl destek olursunuz' dedim. Konuşma sonrası ruhsatlarımı aldım, inşaatımı yapıp bitirdim" dedi

20.08.2026 17:40:00 / Güncelleme: 20.08.2026 17:48:20
İhlas Haber Ajansı
 
8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı
8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ikinci duruşmasının görülmesine, 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Duruşmada, davanın soruşturma aşamasında tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen İBB Özel Kalem Müdürü tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu savunma yaptı.

"Benden bir suç örgütü üyesi çıkması mümkün değildir"

Sanık Kasapoğlu, savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "19 Mart'ta 100 çalışanım ve İBB başkanım gözaltına alındı. Bir suçun delillerini yok etmek için suç olması lazım. Bu iddiaları reddediyorum, böyle bir durum söz konusu değildir. Mesai arkadaşım Caner Kara'ya bir şeyler taşıtma talimatım olmamıştır. Bu iddia, beni yarısından fazlasını tanımadığım, örgüt olarak nitelendirilen insanların arasına koymuştur. Ben özel kalem müdürüyüm. Ben, devletin bana para verdiği işle yargılandım. Benden bir suç örgütü üyesi çıkması mümkün değildir. Ben, bir özel kalem müdürünün yetkileri dışına çıkarak bir işlem yapmadım" ifadelerini kullandı.

"İmamoğlu'ndan ruhsatlama konusunda destek istedim, 'tabii ki oluruz' dedi"

Kasapoğlu'nun savunmasının ardından tutuksuz sanık iş insanı Hamit Demir savunma yaptı. Savunmasında, savcılık aşamasında verdiği ifadeye açıklık getirmek istediğini vurgulayan sanık Demir, "2013 yılının son çeyreğinde Yusuf Uzun'a gittim. Uzun, bir arazi için 'çok sorunludur, bunu seçimden sonra gündeme getirelim' dedi. Savcılık İfademde, 'ruhsat alındı, sözleşme yapıldı' gibi karışıklığa neden olacak ifadeler yer aldı. Ben Murat Ongun'la herhangi bir görüşmem ve bir araya gelmem olmamıştır. 2010 senesinde ben, Beylikdüzü'nde ilk projemi yaparken bana bir plancı lazımdı.

Ben o zaman AK Parti belediye başkan yardımcısı Ali Bey'e, 'bir plancıya ihtiyacım var, bana destek olur musun' dedim. O da bana, 'Murat Çalık diye bir arkadaş var, biz de çalışıyoruz. Onunla görüşebilirsin' dedi ve numarasını verdi. Ben de görüştüm. Görüşmenin ardından da yaklaşık üç yıl Çalık ile beraber çalıştık. Sonra belediye seçimlerinde Murat Bey'le yolları ayırdık. Başka bir arkadaşla çalışmaya başladık. Burada çok hacizler vardı, çok davalar vardı. Malikler birbirine girmişti. Ben bura için çalışma yapmaya başlarken, Murat Çalık'a, 'burayı alacağım' dedim. O da bana, 'burası çok sorunlu, sıkıntılı. Açarsa açabilirsen al. Bu senin kararın' dedi. Ben de aldım. Aldıktan sonra yürütmelere başladım, görüşmelere. Belirli bir süre sonra satın almalar başladı. Sonraki süreçte Ekrem İmamoğlu'ndan randevu istedim. 2015 yılında İmamoğlu ile görüştüm. Dedim ki, 'bu arazileri alıyorum ama biraz sıkıntılı süreç, ruhsatlama konusunda destek istiyorum' dedim. O da, 'tabii ki oluruz' dedi" şeklinde konuştu.

"Belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi"

Savunmasına devam eden sanık Hamit Demir, "2017'de ruhsatlarımızı çıkarma esnasında belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, 'belediyeye bir ödeme yapacaksınız' dediler. Beni bir arkadaşa yönlendirdiler.

O kişi bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi. Baktım ki, yapmak zorundayım, yapmasam sıkıntı yaşayacağım. Ben de, 'şu anda hiç param yok, bu konuda nasıl destek olursunuz' dedim. Konuşma sonrası ruhsatlarımı aldım, inşaatımı yapıp bitirdim. Sonraki süreci şirketteki yöneticiler yürüttü. 8 milyon lira daire, çek ve nakit akışı oldu. Adem Soytekin'i ilk tanıdığımda benim taşeronluk işim vardı. Bir görüşmemde, Mehmet Murat Çalık da vardı. Çalık, Soytekin için dedi ki, 'düzgün bir arkadaş, buna iş verebilirsin' dedi. Ben de, 'bakarız' dedim. Şantiyeyi gezerken Soytekin bana, 'ben Ekrem Başkan'ın da işleri yapıyorum. Çok yoğun işim var, buraya da talibim' dedi. Biz de, 'değerlendirelim' dedik. Yönetim olarak değerlendirdikten sonra başka bir arkadaşla yürümeye karar verdik.

Adem Soytekin'i tercih etmeme nedenimiz, fiyattan ziyade tutumu, tavrı, şantiye şeflerinin kararıyla belirlendi. Murat Çalık sadece karşılaştığımız zaman 'ben, büyük, iyi bir taşeron aradım abi' dedi. Asla kimseyi tavsiye etmedi, yönlendirmedi. Sonraki süreçte biz bu dairelerin devamıyla ve belediye ödemeleriyle ilgili Adem Bey ile buluştuk. Buluşmada ona, 'buradaki inşaattan alır mısın' dedim. O ise kabul etmedi. Ondan sonra ki süreçte Adem Soytekin ile iş konularıyla ilgili görüşmedim" dedi. Duruşma, diğer sanıkların savunmaları ile devam ediyor.

Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde sahilde önce 2 kadının, kısa süre sonra ise bir erkeğin cansız bedeni bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı

20.08.2026 17:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Cami Mahallesi'nde bulunan Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde kıyıya vuran 2 kadının cansız bedeni bulundu. Kısa süre sonra aynı bölgede bir erkeğe ait cansız beden de görüldü.

Çevredekiler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Bölgeye ulaşan ekipler tarafından yapılan ilk incelemede üzerlerinde kıyafetleri bulunduğu belirlenen 3 kişinin cenazesi, kimlik tespiti ve kesin ölüm nedenlerinin belirlenmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı.

Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı

20.08.2026 14:42:00
Haber Merkezi
 
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı.
Davete 5 siyasi parti genel başkanının katılacağını ifade eden Önder, bu toplantının 'ittifak anlaşması' olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, "Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır ama henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz" dedi. Önder şunları söyledi;
"Önümüzdeki cumartesi günü Ankara'da beş siyasi parti genel başkanı bir yemekte bir araya gelecek. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ'ın daveti ve organizasyonuyla yapılan bu yemeğe Sayın Genel Başkanımız Hüseyin Baş Bey de katılacak. Bu toplantının yapılacak olmasının kamuoyuna yansıması üzerine kamuoyunda bu 5 partinin ittifak konusunda anlaştığı, yemeğe katılmayan partilerin ittifaka katılmak istemediği gibi bir algı oluşturulduğunu ve bu yönde tartışmalar yürüdüğünü görmekteyiz.

"Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır"

Öncelikle şunu ifade edelim: Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır. Elbette ki Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır. Bu ittifakın belli ilkeler üzerinde oluşturulması gereklidir. Tabii ki de Cumhuriyet'in kurucu değerleri, üniter yapımızın muhafaza edilmesi, millî birlik ve beraberliğimizin korunması, bu ilkeler üzerinden bir ittifakın şekillenmesi Türkiye için yakıcı bir ihtiyaçtır. Henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış ve burada olmayanların da sanki buna tepki gösteriyor, buna uzak durmaya çalışıyor, ittifak yapmak istemiyor gibi bir algı oluşturulmasını biz doğru bulmuyoruz. Türkiye'nin ittifaka ihtiyacı var. Hem de çok daha geniş çaplı bir ittifaka, bütün millî duruş sahibi olan siyasi partilerin katılacağı bir ittifaka ihtiyacı var."

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı

20.08.2026 13:00:00
AA
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 2025 yılı sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan ülke nüfusu, bu yılın ilk 6 ayında 228 bin 434 kişi arttı. Nüfus, 1 Mayıs-1 Temmuz döneminde de 123 bin 904 kişi yükseldi.

Böylece ülke nüfusu, 1 Temmuz itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı.

Erkek nüfusun oranı yüzde 50,01 (43 milyon 170 bin 975 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,99 (43 milyon 149 bin 627 kişi) olarak kaydedildi.

Domates serasında zehirlenenlerin sayısı 33'e yükseldi

Afyonkarahisar'da ilaçlama yapılan domates serasında zehirlenerek hastaneye kaldırılanların sayısı 33'e yükselirken, sayının artmasından endişe ediliyor

20.08.2026 12:06:00 / Güncelleme: 20.08.2026 12:09:07
İHA
 
Domates serasında zehirlenenlerin sayısı 33'e yükseldi
Domates serasında zehirlenenlerin sayısı 33'e yükseldi
Olay, dün kent merkezine bağlı Erkmen beldesi Cumhuriyet Mahallesi'ndeki Alarko Tarım'a ait Alsera isimli domates ve sebze serasında meydana geldi. İddiaya göre, serada domates hasadının sona ermesinin ardından haşere ve zararlılara karşı 2 gün önce ilaçlama yapıldı.

2 gündür izinli olan işçiler dün firma tarafından üretim için seraya çağrıldı. Dün sabah iş başı yapan 80'e yakın işçiden bazıları kusma ve ateş şikayetiyle amirlerine başvurdu. Bunun üzerine birkaç çalışan, iş yeri tarafından özel araçlar ile hastanelere gönderildi. Ardından durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirilerek yardım istendi.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, AFAD ve UMKE ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen AFAD'a bağlı özel kıyafetli Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) ekipleri tarafından özel cihazlarla kontrole tabi tutuldu. Gazdan etkilendikleri belirlenen 24 işçi, ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.



Serada üretime geçici olarak ara verildi

Dün akşam ve gece saatlerinde başka çalışanların da rahatsızlanıp hastanelere başvurması sonucu zehirlenen işçilerin sayısı 33'e yükseldi. Hastanelere başvuran kişilerin birkaç saat süren tedavilerinin ardından bir süre gözlem altında tutulduktan sonra taburcu edildikleri belirtildi.

Hastaneye başvuran kişilerin genellikle kısma ve şiddetli baş ağrısı gibi şikayetlerde bulundukları öğrenilirken sayının artmasından endişe ediliyor.

Olayla ilgili savcılık tarafından başlatılan soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Öte yandan, zehirlenme olayının yaşandığı serada geçici olarak üretime ara verildiği belirtildi.

İBB davasının 67. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 67. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

20.08.2026 00:52:00
AA
 
İBB davasının 67. duruşması sona erdi
İBB davasının 67. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, savunması alınan, "İstanbul Senin" uygulamasını yapan şirketin sahibi tutuksuz sanık İsmet Koyun, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, bunlardan dolayı üzüldüğünü söyledi.

Sanığın çapraz sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, "'İstanbul Senin' uygulaması üzerinden bir veri sızdırmamız mümkün müdür'" sorusunu Koyun'a yöneltti.

Koyun, soruya karşılık, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledi.

"Hiçbir iletişimimin olmayan kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır"

Tutuksuz sanıklardan eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner, kendisine yöneltilen "örgüt üyeliği" suçlamasına ilişkin, iddianamedeki şemada sanık Hüseyin Gün'ün hiyerarşisinde göründüğünü ancak Gün ile hiçbir emir ve talimat ilişkisinin olmadığını savundu.

Hüseyin Gün bugün bu salondaysa da onu hiç tanımadığını, karşılaşmadıklarını, bir araya gelmediklerini ifade eden Özgüner, "Dava sürecinde gündeme gelen İBB'de bir ekip toplantısı süreci var. İBB'nin üç ana kampüsü var. Bu toplantı 2019'da İBB'nin Kasımpaşa Yerleşkesi'nde yapılmıştır. Benim çalışma ofisim de buradadır. Ben bu toplantıya davet edilmedim ve katılmadım ama o gün orada aynı binada olmamızdan ötürü ortak baz vermişiz. Hiçbir iletişimimin olmayan bir kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır." savunmasını yaptı.

Özgüner'in savunma yaptığı sırada söz alan avukatı, 9 Temmuz'daki duruşmada müvekkili hakkında iddianamenin 13. eyleminde bulunan, "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına "kişisel verilerin kaydedilmesi" ile "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildiğini hatırlatarak, istenmesi halinde sanığın bu konuda da savunma yapabileceğini söyledi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Biz bildirdik. Savcılık iddianame düzenler, dava açarsa ek savunma alırız." dedi.

Özgüner, bazı sanıkların savunma ve dava sürecinde sürekli kaçak güreştiklerini ve ciddi bir iftira sürecine girdiklerini, kendisinin de bir iftiracı olarak lanse edildiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu, sanık Özgüner'e soru sormak için söz aldı.

İmamoğlu, çalıştığı süre boyunca bir suç örgütünün varlığına ilişkin bir izlenimi olup olmadığını sordu.

Özgüner, "Ben o konuda net bir şey söyleyemem başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim. Var ya da yok diye bir şey söyleyemem." dedi.

İmamoğlu, Özgüner'in çelişkili cevaplar verdiğini dile getirerek, "Erol Bey, ne oldu size'" diye sordu. Bunun üzerine mahkeme başkanı, Özgüner'e bu soruya cevap vermek zorunda olmadığını belirterek, böyle bir sorunun sorulamayacağını söyledi.

KOBİL yazılım geliştirme uzmanı tutuksuz sanık Abdullah Uygun, İstanbul Senin uygulaması içerisinde kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmek ve yurt dışına sızmasını sağlamakla suçlandığını belirterek, uygulamanın 2025 yılının Ekim ayı itibarıyla da 3,5 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaştığını, bu sürenin tamamında kendisinin yalnızca bir çalışan olarak yazılım ekiplerinin teknik yönetimi ve koordinasyonundan sorumlu olarak görev yaptığını anlattı.

İstanbul Senin uygulamasının çalışması için gereken yazılımların, İBB'ye ait Başakşehir Veri Merkezi'nde bulunan ve İBB yönetimindeki sunucularda tutulduğunu, söz konusu veri tabanlarının yönetimi ve denetimi İBB tarafından gerçekleştirildiğini belirten Uygun, savunmasını şu şekilde sürdürdü:

"Teknik Ekipler Koordinatörü olarak benim görevim yazılım altyapısının bakımı ve güncellenmesinin sağlanması, teknik sorunların giderilmesi ve tüm ekipler arasındaki koordinasyonun sağlanmasından ibarettir. Bu görev ve sorumluluklar kişisel verilerin bulunduğu sunuculara ve veri tabanlarına erişim yetkisine sahip olduğum anlamına gelmemektedir. İBB'nin sunucularına ve veri tabanlarına benim hiçbir zaman erişim yetkim olmadı. Benim hakkımda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması suçuna dahil olduğum iddia edilmektedir. Ancak benim tarafımdan bu kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedildiğini, benim şahsen bunları ele geçirdiğimi ve yaydığımı gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bütün bu süreçte ilgili tüm makamlarla işbirliği içinde oldum. Suçsuzluğumun ve hakkımdaki gerçeklerin yargılama sürecinde ortaya çıkacağına her zaman inandım. Ben KOBİL'de teknik ekiplerin koordinasyonundan sorumlu olarak çalışan bir teknoloji profesyoneliyim. Ben kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmedim, ele geçirmedim veya yaymadım."

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Emin Türe, Emre Manav, Özgür Türkmen, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Onur Büyükhatipoğlu, Hüseyin Yurddaş ve Mahir Gün savunma yaptı.

Yaklaşık 13 saat süren, tutuksuz 14 sanığın ile avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada duruşmada, toplam 34 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Metropol cephaneliğe döndü

İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı

19.08.2026 22:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
Metropol cephaneliğe döndü
Metropol cephaneliğe döndü
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuyla mücadele kapsamında Zeytinburnu Telsiz Mahallesinde silah atölyesi olduğu düşünülen bir iş yerine operasyon düzenlendi. Adreste yapılan aramalarda, 100 ruhsatsız tabanca, 100 tabanca şarjörü, 895 gram narkotik madde ve bir hassas terazi ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheliler sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Şüpheliler hakkında tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.

Son 1 yılda bilanço katlandı



İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü verileri, kentte yasa dışı silahlanmaya karşı yürütülen mücadelenin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Son 1 yıl içerisindeki kararlı saha denetimleri ve nokta operasyonlarla ilgili öne çıkan başlıklar şunlar:

Önceki dönemlerde ortalama 12 bin seviyesinde olan yıllık ruhsatsız silah yakalama oranı, son bir yılda yürütülen sıkı denetimlerle 14 bin 200'ün üzerine çıktı.

Ruhsatsız silah taşıma, bulundurma ve ticaretini yapma suçlarından adli işlem gören ve tutuklanarak cezaevine gönderilen şüpheli sayısında yüzde 100'ün üzerinde bir artış kaydedildi.

İstanbul genelinde iş yeri kurşunlama, haraç toplama, yağma ve kasten yaralama suçlarına karışan organize suç şebekelerine yönelik son bir yılda 1600'den fazla operasyon yapıldı.

Silah ticaretinin arkasında ne var?



Güvenlik uzmanları ve adli birimlerin hazırladığı raporlara göre, İstanbul'da ruhsatsız silah sirkülasyonunun ve ele geçirilen silah sayısındaki artışın temel nedenleri şu şekilde sıralanıyor:

Sokak suç örgütlerinin ve yeni türeyen çetelerin, kendi aralarındaki çatışmalarda ve iş yeri kurşunlama gibi eylemlerde kullanmak üzere yasa dışı atölyelerde üretilen veya kaçak yollarla getirilen silahlara talebi artırması.

Yasa dışı silah ticaretinin, uyuşturucu ticaretiyle doğrudan bağlantılı olması. Suç şebekelerinin uyuşturucu nakliyatını ve bölgelerini korumak amacıyla aynı ağlar üzerinden silah tedariki sağlaması.

Kırsal bölgelerde ya da merdiven altı imalathanelerde üretilen kurusıkıdan bozma veya parçalı üretim tabancaların, illegal lojistik kanallarla İstanbul gibi metropollere taşınarak piyasaya sürülmek istenmesi.

İstanbul Emniyeti, huzur ve güvenliği tehdit eden illegal silahlanmaya karşı 39 ilçede denetimlerin, şok yol uygulamalarının ve organize suç örgütlerine yönelik operasyonların hız kesmeden devam edeceğini vurguladı.

Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı

Gaziantep'te YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç'i sokak ortasında bıçaklayan eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş ve suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adliyeye sevk edilirken "Çok pişmanım" diyen zanlı Keleş'in emniyetteki ifadesinde, olayın arkasında "ilçe başkanlığı sözü" krizi ve telefondaki küfürleşmelerin yattığını söylediği öğrenildi

19.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde dün gerçekleşen ve Türkiye gündemine oturan menfur saldırının ardından adli süreç hızla tamamlandı. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i karnından bıçaklayarak ağır yaralayan Seydi Ahmet Keleş ile kendisine yardım eden oğlu Hakan Keleş, sevk edildikleri nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"Konum at geliyorum dedi, meyve bıçağıyla indim"

Saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde, Milletvekili Melih Meriç ile geçmişe dayanan bir dostlukları olduğunu ancak parti içi atamalar nedeniyle aralarının açıldığını iddia etti. Keleş ifadesinde olay anını şöyle anlattı:

"Olaydan 15-20 dakika önce Melih Meriç beni aradı. Bana telefonda ağır küfürler ederek 'Sen benim arkamdan ne konuşuyorsun şerefsiz, konum at lan geliyorum' dedi. Ben de konum attım. 5-6 dakika sonra kapının önüne geldi ve aşağı inmemi söyledi. Kendisinin silahı olabileceğini düşünerek panik yaptım ve evden sarı saplı bir meyve bıçağı alarak aşağı indim."



"Öldürme kastım yoktu, kendimi korudum"

Aşağıya indiğinde aralarında başlayan sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğünü öne süren Keleş, kendisini savunmaya çalıştığını iddia etti:

"Aracın yanında tartışırken bana yumruk attı ve elini beline doğru götürdü. Ben de elinde silah olabileceğini düşünerek kendimi koruma içgüdüsüyle elimdeki bıçağı savurdum. Gömleğindeki kanı görünce yaralandığını anladım ve çevreye 'ambulans çağırın' diye bağırdım. Öldürme kastım kesinlikle yoktu, öyle bir niyetim olsa durum farklı olurdu. Yaşadığına çok seviniyorum, çok pişmanım."

Krizin perde arkasında "ilçe başkanlığı" vaadi mi var?

Saldırının siyasi arka planına dair detaylar da zanlının ifadesiyle netleşti. Kısa süre önce Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi harekete destek vermek üzere CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye geçtiğini belirten Keleş, Melih Meriç'in kendisine Oğuzeli İlçe Başkanlığı sözü verdiğini savundu. Keleş, "Bana 'Sen seçilmiş birisin, YENİ Parti'ye gel, atamanı ben yaptıracağım' demişti. Ancak daha sonra başka birinin atanacağını öğrendim. Kendisini aradığımda beni oyaladı, ardından İl Başkanı ile tartıştık ve husumet büyüdü" şeklinde konuştu.



Adliye girişinde gazetecilere konuştu

Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen Seydi Ahmet Keleş, basın mensuplarının soruları üzerine kameralara dönerek, "Çok pişmanım, vekil benim arkadaşım. Beni çok tahrik etti. Bilerek yapmadım, yaşadığına çok seviniyorum" ifadelerini kullandı.

Vali Çeber: "Yoğun baskı sonucu teslim oldu"

Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı açıklamada, olayın ardından güvenlik güçlerinin çok hızlı hareket ettiğini belirtti. Vali Çeber, "Emniyet müdürümüzün koordinasyonunda ekiplerimiz kaçış güzergahında ve tarlalık alanda o kadar yoğun bir teknik ve fiziki baskı uyguladı ki, zanlı yakalanacağından kesin olarak emin olduktan sonra gelip teslim olmak zorunda kaldı" dedi. Olayla ilgili olarak suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş'in yanı sıra kaçtığı araçların şoförleri ve olay yerindeki bir güvenlik görevlisi dahil toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, mahkemeye çıkarılan baba ve oğulun tutuklandığı bildirildi.

Milletvekili Meriç'in sağlık durumu iyiye gidiyor

Saldırı esnasında koruma polisine özel işleri olduğunu söyleyerek izin verdiği ve yalnız olduğu öğrenilen Melih Meriç, aldığı bıçak darbesiyle bağırsaklarından yaralanmıştı. Gaziantep Şehir Hastanesi'nde başarılı bir operasyon geçiren Meriç'in hayati tehlikeyi atlattığı, yoğun bakımdaki tedbiri uyutulma sürecinin ardından bugün uyandırılmaya başlandığı ve genel durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Saldırı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve bakanlar tarafından sert dille lanetlenmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.