logo
14 TEMMUZ 2026

Küreselleşen dünyanın ortak krizi!

Ekonomik istikrarsızlıklar, göç dalgaları ve geleneksel siyasete olan güvenin sarsılmasıyla birlikte ‘popülizm’, dünya genelinde seçim meydanlarının ve hükümet politikalarının merkezine yerleşti

09.06.2026 21:52:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Küreselleşen dünyanın ortak krizi!
Küreselleşen dünyanın ortak krizi!
Ekonomik istikrarsızlıklar, göç dalgaları ve geleneksel siyasete olan güvenin sarsılmasıyla birlikte 'popülizm', dünya genelinde seçim meydanlarının ve hükümet politikalarının merkezine yerleşti.

Latince halk anlamına gelen 'populus' kelimesinden türeyen bu kavram, günümüzde hem demokrasinin eksiklerini haykıran gür bir ses hem de kitleleri peşinden sürükleyen manipülatif bir siyasal enstrüman olarak kutuplaştırıcı bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Siyaset bilimcileri ve sosyologları ikiye bölen popülizmin anatomisi, işleyiş mekanizmaları ve yarattığı küresel etkiler:







POPÜLİZMİN TEMEL FORMÜLÜ: TEMİZ HALK VE YOZLAŞMIŞ ELİTLER

Popülizm, toplumu birbirine zıt iki homojen gruba ayırarak siyaset üretir. Bir tarafta toplumun hakkı yenmiş, saf ve erdemli 'asıl halkı'; diğer tarafta ise kendi çıkarlarını koruyan bencil, yozlaşmış ve halktan kopuk 'elitler' (siyasetçiler, bürokratlar, büyük medya ve sermaye sahipleri) yer alır.

Popülist lider, kendisini bu yozlaşmış sisteme karşı halkın tek gerçek temsilcisi ve 'sesi' olarak konumlandırır.







Birinci Bakış Açısı: Demokrasinin Sigortası ve 'Halkın Gerçek Sesi'

Popülizmi olumlu bir mercekle değerlendiren uzmanlara göre bu akım, demokrasinin tıkandığı yerlerde bir düzeltme mekanizması işlevi görür:

Göz Ardı Edilenlerin Temsili: Yerleşik siyasi partilerin unuttuğu, ekonomik olarak ezilen veya kültürel olarak dışlanmış hisseden geniş kitlelerin taleplerini siyasetin merkezine taşır.

Katılımı Artırma: Siyasetten umudunu kesmiş seçmeni yeniden sandığa çekerek demokratik katılımı ve dinamizmi canlandırır.

Elitlere Uyarı: Statükoya meydan okuyarak, yönetici sınıfa halkın taleplerine kulak tıkama lükslerinin olmadığını sert bir şekilde hatırlatır.







İkinci Bakış Açısı: Demokrasiyi Kemiren 'Tehlikeli Bir Siyasal Araç'

Eleştirmenlere göre ise popülizm, toplumsal öfkeleri ve korkuları sömüren, uzun vadede demokratik kurumları felç eden pragmatik bir taktikten ibarettir:

Kutuplaşma ve Düşmanlaştırma: "Biz ve onlar" söylemiyle toplumsal fay hatlarını derinleştirir. Kendisinden olmayan herkesi (muhalefeti, bağımsız yargıyı, özgür medyayı) halkın düşmanı ilan eder.

Kurumların Aşınması: Güçler ayrılığı ilkesini, denetleme ve dengeleme mekanizmalarını bürokratik engeller olarak görür. Gücü tek bir liderin elinde toplamaya meyillidir.

Gerçekçi Olmayan Çözümler: Karmaşık sosyo-ekonomik sorunlara (enflasyon, işsizlik, küresel göç gibi) rasyonel politikalar yerine; kitlelerin hoşuna gidecek, uygulaması imkansız ama kulağa hoş gelen yüzeysel ve hamasi çözümler sunar.







SAĞ VE SOL POPÜLİZM: KİM, NEYİ HEDEFLİYOR?

Popülizm tek bir ideolojiye ait değildir; her rengin üzerine giyebileceği esnek bir "ince ideoloji" olarak tanımlanır:

Sağ Popülizm: Genellikle kültürel kimlik, milliyetçilik ve göçmen karşıtlığı üzerinden yükselir. "Halkı" tehdit eden unsurları dışarıda arar.

Sol Popülizm: Ekonomik eşitsizlikler, kemer sıkma politikaları ve finans kapitalizminin adaletsizlikleri üzerinden şekillenir. Hedef tahtasına bankaları, çok uluslu şirketleri ve oligarkları oturtur.







DEMOKRASİNİN AYNASI VE GELECEĞİN SINAVI

Popülizm, günümüz küresel siyasetinde ne tek başına mutlak bir kurtarıcı ne de basit bir aldatmacadır. O, aslında yerleşik demokratik sistemlerin, ekonomik adaletsizliklerin ve temsil krizlerinin su yüzüne çıkardığı kaçınılmaz bir semptomdur.

Eğer geleneksel siyaset halkın feryadını, geçim sıkıntısını ve dışlanmışlık hissini görmezden gelmeye devam ederse; popülizm kitlelerin sığınacağı tek liman olmaya devam edecektir.







Ancak karmaşık dünya sorunlarına rasyonel politikalar yerine sadece öfke, kutuplaşma ve hamasetle yaklaşan popülist liderler, uzun vadede demokratik kurumları ve toplumsal barışı aşındırma riski taşımaktadır.

Popülizm demokrasinin bir düşmanı değil, onun eksiklerini gösteren kusurlu bir aynasıdır. Geleceğin dünyasında kalıcı istikrar; ne halktan kopuk teknokrat elitlerin yönetiminde ne de kurumları hiçe sayan öfkeli dalgalarda yatmaktadır.

Gerçek çözüm; halkın sesini duyan ama hukukun üstünlüğünü ve rasyonel aklı koruyan, yenilenmiş kapsayıcı bir demokratik anlayışın inşa edilmesidir.

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-

İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir

12.07.2026 04:19:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir.

Ancak bunların başında bizzat insanın kendisi" gelir. Zira toplumlara yön veren, tarihi seyir içindeki tüm hadiselerin sebebi ve sonucu ya insandır, ya da insan ile alakalıdır. Batı dünyası maddeyi tanımada, fizik, kimya formülleri bulmada zamanla mesafeler kaydetmiştir, ama aynı başarıyı kendini tanımada elde edememiştir.

Batı toplumlarında geliştirilen siyasi ve iktisadi modeller insanı tanımadığı için insandan yola çıkmamış, aksine geliştirdikleri modellere uygun insan tipini tarif etmişlerdir.







İnsan gerçek manası ile tanınmadığı için insan hakları ve insanın ihtiyaçları kavramı da olması gerektiği biçimde ele alınamamıştır. Liberal– kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. İhtirasları, bencil kaygıları kendine ölçü alarak yola çıkmış bu tarz modellerin insanlığa fayda vermemesi son derece normaldir.

Sosyalizmin ve onun ilerlemiş aşaması komünizmin netice vermemesinin en temel sebebi de refaha kavuşturmayı düşündüğü insanı tanımamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Adaleti tesis etmede, insanlığın can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamada, toplum refahının yükseltilmesinde en mükemmel kural ve kaideleri ortaya koysak dahi, bunları hayata geçirecek olan insanı yetiştiremedikten sonra bu kuralların bir anlamı yoktur. İnsanı tanımadan, ona uygun siyasi iktisadi modelleri hayata geçirmeden ve onu özüne uygun şekilde yetiştirmeden insanoğlunun dertlerinin bitmesi mümkün değildir.







Tarihte İnsanı tanıyan onun yetiştirilmesine önem veren, eğitimini dikkate alan ve bireylerinin kabiliyetlerini doğru bir şekilde değerlendirebilen topluluklar, yeryüzünde adaletin ve insan haklarının tahsisine katkı sağlamışlardır. Türk milletinin tarihindeki altın sayfaların sebebi insanı tanımada ki başarısı ve insan haklarına olan bağlılığıdır.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğüne göre, "huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse" olarak ifade edilen insan tarifini taşıyanların oluşturdukları topluluklar, bu vasıfları taşımayanlar karşısında sayıca her zaman az olsalar da; medeniyetinin bugün geldiği nokta, bu az zümrenin tarih sahnesindeki gayretleri neticesindedir







TARİHTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI

Esasında insan haklarının tarihi serüveni dünyanın her yerinde homojen olarak gelişmemiştir. Bugün dahi insan haklarına bağlılık açısından bütün dünyanın aynı noktada olmadığını görmekteyiz. Batı toplumlarında kadının ruhu olup olmadığının konuşulduğu dönemde Türk tarihinde kadın toplumun en yetkili makamlarında görev alabiliyordu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Ancak hem liberal–kapitalist modellerin, hem de Marksist düşüncenin insan hakları, özgürlük, adalet vb. temel kavramları nasıl ele aldığını anlamak için; insan haklarının tarihi serüvenini Batı dünyasında yaşanan olaylar açısından değerlendireceğiz.

Batı tarihinde, gücü elinde bulunduran ile, idare edilen arasında sürekli olarak bir kavga söz konusudur. Kral ile halk, derebeyi ile köylü, işçi ile işveren arasında her dönem hakların elde edilmesi ve korunması için bir mücadelenin olduğunu görüyoruz.







Bu mücadele günümüzde de özellikle işçi ve işveren arasında olmak üzere halen bütün sahalarda devam etmektedir. Batı tarihinde insan hakları mücadelesi, bireylerin ellerinden özgürlüklerini alan devlet idaresine karşı verilen bir mücadeledir.

Batı toplumunda insan hakları ile ilgili birçok antlaşmanın yapılması, beyannamelerin yayınlanması bu toplumlardaki yöneten ile yönetilenler arasında süregelen kavgaların varlığına işaret etmektedir.

Diğer taraftan Türk tarihinde böyle bir sürecin yaşanmamış olması, insan hakları ihlallerinin olmadığını; yöneten ile yönetilen arasında kavga yerine kardeşliğin olduğunu bize göstermektedir. Türk hakanları, kendilerini vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sorumlu görürlerdi.

Eğer bunu yapamayacaklarsa o vatandaşların kendilerine başka hakan aramaları istenirdi. Yani Türk tarihinde idareci olmak vatandaşlarına insan haklarını yaşatmak demekti. Elbette hakların yaşanıldığı bir toplumda bu hakların olmadığı toplumlardaki gibi kavgaların olmasını beklemek mümkün değildir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu

Antalya'da yüzde 55 nem oranıyla birlikte termometreler 38 dereceyi gösterince tatilciler Konyaaltı Sahili'ne akın etti

11.07.2026 16:56:00
İHA
 
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Antalya'da termometreler 38 dereceyi gösterdi: Sahiller doldu
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Antalya kent merkezinde hava sıcaklığı 30 derece olarak ölçüldü. Nem oranının yüzde 55 seviyelerine çıkmasıyla birlikte hissedilen sıcaklık daha da arttı.






Termometrelerin 38 dereceyi gösterdiği kentte, yüksek nemin etkisiyle birlikte sıcak havadan bunalan vatandaşlar, serinlemek için dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili'ni tercih etti. Deniz suyu sıcaklığının 29 dereceyi bulduğu sahilde yoğunluk oluşurken, vatandaşların bir bölümü denize girerek serinlemeye çalıştı.








Kimi vatandaşlar sahil bandındaki çim alanlarda piknik yapıp gölgelik bölgelerde dinlenirken, bazıları ise son dönemlerde ilgi gören ayakta kürek sörfü (SUP) yaparak denizin ve güneşli havanın tadını çıkardı.








"Isparta'dan yüzmek için geldik"

Arkadaşlarıyla birlikte Isparta'dan Antalya'ya denize girmek için gelen Tolunay Şenbaş, kente sık sık geldiklerini belirterek, "Isparta'dan geldik. Antalya'ya sık sık geliyoruz, on numara şehir bence. Bu yüzden sürekli geliyoruz, hafta sonu yüzmeye geliyoruz. Deniz çok güzeldi, tam yüzmelikti. Antalya'yı çok seviyoruz, cennet bence" dedi. Şenbaş'ın arkadaşı Melih Doğan ise, "Isparta'dan yüzmek için geldik, Antalya'yı seviyoruz. Sürekli geliyoruz" ifadelerini kullandı.




















Aksaray'da feci kaza: 3 ölü

Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi yaşamını yitirdi

10.07.2026 14:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi öldü, 1 kişi de ağır yaralandı.






Kaza sabah saat 07.45 sıralarında Aksaray - Konya kara yolu Yenikent beldesi kavşağı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konya'dan Aksaray istikametine seyreden Adem Gündüz (55) idaresindeki 50 AEG 167 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak şarampole takla attı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaralılara müdahale ederken, araçta yolcu olarak bulunan anne Çiğdem Gündüz (52) ve oğlu Emircan Gündüz'ün (25) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan araç sürücüsü Adem Gündüz ile araçta bulunan diğer oğlu Bedirhan Gündüz (18) ise ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırıldı.

Burada tedavi altına alınan yaralılardan baba Adem Gündüz de yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından anne ve oğlun cenazeleri otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.