Hemen herkesin gündeminde, şu sıralar gösterimde bulunan "Kurtlar vadisi Irak" filimi bulunmaktadır. Film izlenmede, rekor üstüne rekorlar kırmaya devam ederken, film hakkında, toplumun her kesiminden olumlu, olumsuz tepkiler dile getirilmektedir. Anlaşılan odur ki, bu filmden herkes kendi adına hisseler çıkarmaya çalışmakta. Bendeniz de olaya farklı bir bakış getirmek istiyorum:"Kurtlar Vadisi Irak; ya da züğürt tesellisi" Filmi seyredenler, kendince bakışlarını ve tespitlerini dile getirmekle aslında beklentilerini dillendirmeye çalışmaktadırlar. Kimisi filmin aktörlerini, kimi yapılan harcamaları, kimi çekilen sahnelerin başarısını, kimi çuval hadisesini ön plana çıkarıp kendince yorumlar yapmaktadır.Beni en fazla hayrete düşüren, filmin galasından sonra siyasilerin, özellikle de AKP'nin kurmaylarının sözleridir. Hele birileri, "Çuval hadisesinin öcü alınmıştır"(!) gibi komik, komik olduğu kadar da düşündürücü sözler sarf etmiştir.Sayın vekilim, çuvalın öcü falan alınmış değildir, tarihin yaprakları arasında hadisenin nasıl geçeceğini hep birlikte göreceğiz. Çuvalın öcünü bilmem ama, çuvalın vebalinin sizin mensubu olduğunuz AKP'ye ait olduğunu milletimiz bilmektedir. Sizin yorumunuz olsa olsa "züğürt tesellisidir"Bence sinema filminin en vurucu noktası ve seyircinin dikkatinin çekilmesi gereken Irak vahşetidir. Filmin sanal olmayan, gerçekle birebir örtüşen belki de en önemli senaryo ve sahneleri, "Irak vahşeti"yle alakalı olanlarıdır. Ama maalesef filmi seyredenlerden duyabildiğimiz yorumlar, TV dizilerinden alışıla gelen aktörlerin ön plana çıkarılması şeklinde olmaktadır. Yapılan telkinlerle ve benzetmelerle adeta sanal kahramanlar türetilmeye çalışılmaktadır. Filimi seyredenlerden, hemen herkesten Irak vahşetinden yola çıkarak vicdan muhasebesi yapmalarını beklerdim. Kimileri sandıkta, kimileri meclisteki oylarıyla, Iraktaki vahşetten ne kadar pay ve vebal sahibi olduklarının muhasebesini yapmalarını ve bunu da açık yüreklilikle dillendirmelerini beklerdim. Birilerinin çıkıp, "Ben filimi seyrederken gözyaşlarıma hâkim olamadım. Biz ağalar paşalar gibi rahatça vatan topraklarında yaşarken, hemen yanı başımızda cereyan eden bu vahşetten dersler çıkarmamız lazımdır" demesini beklerken, züğürt tesellileriyle yetinip; "çuvalın öcü alınmıştır" sözleriyle zaten kanayan yaralara, tuz ekilmiştir.İşgalin gerçek yüzüyle sinema salonunda karanlık bir ortamda yalnız başına muhasebe ortamını değerlendirip, doyasıya ağlamalarını, vatan topraklarının değerini anlamaya çalışmalarını "sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan vatan batmayacaktır" şuuruna varmalarına vesile olmasını isterdim. Zaten birileri böyle olmasından korktuğu için; "Bu film Amerikan karşıtlığını artıracaktır" telaşına düşmüştür.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Dünya kaosa sürüklenirken: Sessizlik daha ne kadar sürecek? / 04.05.2026
- Kınama değil, caydırıcılık gerek / 03.05.2026
- Eski siyasetle yeni Türkiye kurulamaz / 02.05.2026
- Türkiye’nin ihtiyacı geleceği inşa etmektir / 01.05.2026
- Devletin varlıkları satılarak devlet ayakta kalamaz / 30.04.2026
- Milletin egemenliği ve “Baba Devlet” ihtiyacı / 29.04.2026
- Aidiyet bilincini yeniden kuşanmak zorundayız / 28.04.2026
- Rakamların söylediği, hayatın yalanladığı gerçek / 27.04.2026
- Sabrın fazileti hakkında / 26.04.2026
- Bayramın en güzel yüzü: Çocukların gülüşü / 25.04.2026
- Kınama değil, caydırıcılık gerek / 03.05.2026
- Eski siyasetle yeni Türkiye kurulamaz / 02.05.2026
- Türkiye’nin ihtiyacı geleceği inşa etmektir / 01.05.2026
- Devletin varlıkları satılarak devlet ayakta kalamaz / 30.04.2026
- Milletin egemenliği ve “Baba Devlet” ihtiyacı / 29.04.2026
- Aidiyet bilincini yeniden kuşanmak zorundayız / 28.04.2026
- Rakamların söylediği, hayatın yalanladığı gerçek / 27.04.2026
- Sabrın fazileti hakkında / 26.04.2026
- Bayramın en güzel yüzü: Çocukların gülüşü / 25.04.2026



























































