Marifetullah, ilmin en efdalidir
Bilinmişlerin en şereflisi şüphe yok ki, Allah-ü Zülcelâl’dir. Bunun için marifetullah, marifetlerin en efdali olmuştur. Hatta sair eşyayı bilmek de, Allah'ın işlerini bilmeye yahut kulu Allah'a yaklaştıracak yolu bilmeye veya da marifetullaha ulaştıracak herhangi bir hususa sebep veya vesile olduğu için şeref sayılmıştır





İmam Gazali Hazretleri şöyle buyuruyor:
"el-Alîm, Cenab-ı Hakkın isimlerindendir. Bu ismin mânâsı açıktır. Bunun kemâli; her şeyi tam mânâsıyla bilmekle, yani dışını, içini, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını ve bitimini bilmekle olur.
Bu, açıklanması bakımından, bilinen şeylerden istifade edilmiş değil de, malûmatın kendisinden istifade edilmiş olması gerekir. Aksi halde o ilme tam ilim denilemez.
Kulun ilmi ile Allah'ın ilmi üç hususta ayrılır:
1- Bilinenlerin çokluğunda… Kulun malûmatı (bildikleri) ne kadar çok olursa olsun yine de mahduttur, azdır. Namütenahi ilimler nerede, o kul nerde?..
2- Kulun bilmesi veya anlayışı, her ne kadar vuzuh bulsa da, asıl gayeye vasıl olamaz. Bilakis onun eşyayı müşahade etmesi, ince bir perdenin ardından görmesi gibi bir şeydir. Keşif derecelerindeki farkı inkâr edemezsin. Sabahın alaca karanlığıyla günün ortasındaki aydınlık bir olabilir mi?
3- Allah'ın ilmi, eşyadan istifade edilmiş değildir, bilakis bütün eşya O'nun ilminden istifade etmiştir. Kulun, eşyayı bilmesi, eşyaya tâbidir ve onun sayesinde meydana gelmiştir.
Bu söz aklını kurcaladı ise, satranç öğrenen kişinin ilmi ile asıl satrancı bulan kişinin ilmini bir karşılaştır. O zaman, satrancı bulan kişinin satrancın vücuduna (varlığına) sebep olduğunu, satrancın varlığının da, öğrenen kişinin bilgisine sebep olduğunu anlamakta güçlük çekmezsin. Şu halde satrancı bulan kişinin ilmi, satrançtan önce gelmiştir. Santranç öğrenen kişinin bilgisi bu yüzden gecikmiş ve sonra elde edilmiştir. İşte Allah'ın ilmi de böyledir. Eşyadan öncedir, eşyanın varlığına sebep olmuştur. Bizim ilmimiz ise, bunun aksine eşyadan sonradır.
Kulun ilim sayesinde elde ettiği şeref; ilmin, Allah'ın sıfatlarından oluşu sebebiyledir. Lâkin en şerefli ilim, malûmu (bilineni) en şerefli olandır. Bilinmişlerin en şereflisi şüphe yok ki, Allah-ü Zülcelâl'dir. Bunun için marifetullah, marifetlerin en efdali olmuştur. Hatta sair eşyayı bilmek de, Allah'ın işlerini bilmeye yahut kulu Allah'a yaklaştıracak yolu bilmeye veya da marifetullaha ulaştıracak herhangi bir hususa sebep veya vesile olduğu için şeref sayılmıştır. Bunun dışında kalan her bilgi bu kadar şerefi haiz değildir."
OKAN EGESEL















































































