logo
23 HAZİRAN 2026

Milli devletin önemi -2-

Günümüzde, kendini dünya kaynaklarının ve insan emeğinin tek sahibi olarak gören ABD’nin, tek süper güç olarak tüm dünya halkları tarafından şartsız ve kayıtsız kabulü gerekmektedir

05.06.2026 00:53:00
Haber Merkezi
Milli devletin önemi -2-
Milli devletin önemi -2-
"Günümüzde, kendini dünya kaynaklarının ve insan emeğinin tek sahibi olarak gören ABD'nin, tek süper güç olarak tüm dünya halkları tarafından şartsız ve kayıtsız kabulü gerekmektedir.

90'lı yılların başında ardı ardına yazılan ve özünde ABD'nin tek süper güç olarak uluslararası alandaki üstünlüğünü anlatan makalelerin yayımlanması, Birleşik Devletlerin söz konusu hakimiyetini dünya halklarının kabul etmesi içindir.

Önemli stratejik makalelerden ilki, Fukuyama'nın 1989'da yazdığı 'Tarihin Sonu' makalesidir.

Bu makalede Doğu Bloku'nda ve Doğu Avrupa'da görülen reform hareketleri, Batı kapitalizminin ve demokrasisinin bu bölgeleri de kuşatması ve aslında dünyada hakim olan tek sistem haline gelmesi anlamında bir zafer olarak anlatılmıştır. Kapitalizmin diğer sistemler üzerinde nihai üstünlüğü ilan edilmiştir.







Fukuyama'ya göre, sistemler dikkate alındığında, tüm dünyayı kuşattığı varsayılan Batı'nın ekonomik ve liberal sisteminin içinden bu teze alternatifler çıkabilir; ama dışından çıkıp da Batı sistemine bir alternatif olması mümkün değildir. 

Yani Tarihin Sonu Tezi'yle, tarih sahnesinde olaylar devam etse de, Batının dünyayı kuşattığı, bu teze herhangi bir alternatif sunulamayacak kadar dünya halklarının etki altına alınmış olduğu fikri işlenmektedir.

Fukuyama'nın bu çıkışını, 1993 yılında Samuel Huntington'un "Medeniyetler Çatışması" tezi ve makalesi takip etmiştir. Makalede bundan sonraki asıl çatışmaların din ve kültürler üzerinde olacağı ifade edilmiştir.

ABD'nin, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile 22 İslam ülkesi üzerinde başlattığı ve bizzat Başkan G.W.Bush tarafından Haçlı Seferi olarak ilan edilen dönem, bu makalenin hazırlandığı şartlarda başlatılmıştır.







Brzezinski'nin "Büyük Satranç Tahtası" kitabında ise ABD'nin dünya hakimiyeti için uygulaması gereken stratejilerden bahsedilmektedir. ABD'nin dış politikasına yön veren bu makalelerin yazarlarına bakıldığında görülecektir ki; yazarların hepsi, ya ABD yönetim çevresi ile yakın ilişkidedir, ya da yönetim kademesinden gelmişlerdir.

BOP örneğinde gördüğümüz gibi, ABD'nin, askeri güç kullanmaya ve psikolojik savaş taktikleriyle büyük bir aldatmacaya dayanan sistemi, bugün, devlet kademesince dile getirilmese de, global sermaye sahibi olan azınlığın dünya hakimiyetine giden yoludur. Ve dünya halkları tarafından kabul görmemektedir.

Kapitalist ve sosyalist sistemler, bugün için iflas etmişlerdir. Bu sistemlerdeki global kuralların farklı ülke halklarına zorla uygulatılmaya çalışılması, insan fıtratına aykırılığı nedeniyle günümüzde kabul görmemektedir.







Gelinen noktada milletler ve devletler, iflas eden kapitalizmin ve sosyalizmin yerine; milli değerlerine, kendi örfüne ve kendine dönük, toplumsal huzuru ve sosyal adaleti sağlayacak, bunun yanı sıra devletleri bağımsız kılacak bir kurtuluş reçetesi arar haldedir.

Bu bağlamda gerek Milli Ekonomi Modeli ve gerekse bunun uygulama alanı olacak Milli Devlet anlayışı, getirdiği kurallar, çözümler ve yeni yaklaşımlar ile Liberal–kapitalist sistemlerin tıkanıklıklarına mükemmel bir cevaptır.

Bu "milli duruş" ve cevap, ABD imzalı kimi makalelerde iddia edildiği gibi, liberal–kapitalist düşünce sistemi içinde kalmış bir görüş değil, Müslüman Türk dünyasının tezidir.

Bu model asla bir tepki değildir. Aksine dünyayı tekellerine almak isteyen ülkeler de büyük bir açmaz içindedir. Bu tez, Türk medeniyetinin bütün insanlığa hediyesidir. Dünyada sosyal adaleti tesis edecek, özgürlük, insan hakları gibi temel hakları yerli yerine oturtacak olan Milli Devlet Tezi, insanlığın geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktadır.







Milli Devlet Tezi, dünyada ideolojik evrimin sonu olarak ifade edilen kapitalizmin, onun devlet yönetimindeki yansıması olan sözde demokrasinin ve onun ekonomi anlayışı olan serbest piyasa ekonomisinin, aslında insanlığın ideolojik olarak geldiği bir evrim olmadığının, bilakis kapitalizmin, bir avuç azınlığın dışında tüm dünya halklarının sömürülmesinin yeni dünya düzenindeki adı olduğunun ispatıdır. 

Milli Devlet anlayışı ve Milli Ekonomi Modeli, "milli" kavramıyla nitelenmiş olsa da, sadece içinden çıktığı Türk Milleti için değildir; bilakis, kapitalizmin kuşattığı tüm milletleri ve devletleri, söz konusu sömürgeci anlayıştan kurtaracak bir evrenselliktedir.

İçerdiği hayati çözümlerle uluslararası niteliktedir. Üstelik bu kurtuluş reçetesi, ABD örneğinde olduğu gibi, silah zoruyla değil, milletlerin kendi rızası ile kabul edecekleri bir sistemdir. Bu bağlamda Türk milletinin tarihten gelen misyonu, bu evrensel reçetenin pek çok ezilen devlet için örnek olmasını sağlayacaktır.







Devletin, sömürmek için değil, "millet için olduğu" anlayışını temel politika olarak kabul eden Sosyal Devlet, milletine hayatın tamamında yardımcı olmayı gaye edinmiştir.

Tıpkı "madenler milletin malıdır ve bunlar devlet–millet ortaklığıyla işletilmelidir" kuralımızda olduğu gibi; devlet, millete ait zenginlikleri yine milletin kullanmasına yardımcı olacaktır. Böylece Milli devletler sayesinde, ezilen halklardan değil, refah içinde yaşayan halklardan bahsedilecektir.







ABD eski Başkanı, 21. yüzyılın, Türkiye'nin rolünü nasıl tanımlayacağına bağlı olarak şekilleneceğini söylerken çok haklıdır. Türkiye, eğer Milli Devlet anlayışı ile rolünü belirlerse; tarihin sonu olarak ifade edilen yeni dünya düzenine son verecektir.

Çünkü Milli Devlet ve Milli Ekonomi tezleri, yeni dünya düzeninin gerek devlet anlayışını ve gerekse ekonomi sistemlerini çöpe atmaktadır. Milli Devlet tezi, tarihin sonu kavramının yerine, ulusların barışı kavramını getirmektedir… Dünya kavgayı değil huzuru, sömürüyü değil adaleti beklemektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı

Antalya'nın Korkuteli ilçesinde 3 kişinin yaşamını yitirdiği, 9 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin davanın 12'nci duruşmasında savcı, tutuksuz yargılanan sanığın "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mütalaaya karşı savunma yapan sanık, "Kaza sırasında 4 evladım ve eşim vardı arabanın içinde, çok üzgünüm, keşke böyle bir kaza yaşanmasaydı" dedi

17.06.2026 12:01:00
İHA
Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı
Emniyet şeridinde katliam gibi kazada iddianame hazırlandı
Kaza, 16 Haziran 2023 tarihinde Korkuteli-Elmalı yolu Beğiş Yaylası Öküzgözü mevkiinde meydana geldi. Erhan Deniz yönetimindeki 07 YBN 01 plakalı otomobil, emniyet şeridinde bulunan Muharrem Ertör yönetimindeki 07 L 9456 plakalı araca arkadan çarptı. Kazada Muharrem Ertör olay yerinde hayatını kaybetti.






Aynı araçta bulunan Gülten Ertör (59), Berra Türkmen (8), Kübra Türkmen (34), Beyza Türkmen (4), Abdullah Türkmen (34) ile 07 YBN 01 plakalı otomobilin sürücüsü Erhan Deniz ve araçta yolcu olarak bulunan Sudenaz Deniz (13), Dürdane Deniz (8), Veli Deniz (10), Emine Deniz (35) ve Hatice Nur Deniz yaralandı. Durumu ağır olan Gülten Ertör ile torunu Berra Türkmen, sevk edildikleri hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yaralılar Elmalı Devlet Hastanesi ve Korkuteli Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınırken, yaşamını yitiren Muharrem Ertör'ün cenazesi otopsi işlemleri için Korkuteli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Tedavisinin ardından otomobil sürücüsü Erhan Deniz, jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı.








Taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması talep edildi

Olayın ardından hakkında "taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma" suçundan iddianame hazırlanan Erhan Deniz'in yargılanmasına Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. 12'nci duruşmaya tutuksuz sanık Erhan Deniz, mağdurlar Abdullah Türkmen, Kübra Türkmen, Rasim Ertör ve taraf avukatları katıldı.








Müştekiler sanığın cezalandırılmasını talep ederken, Cumhuriyet savcısı ise sanığın "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılması yönünde mütalaa verdi.

Sanık Erhan Deniz, mütalaaya karşı yaptığı savunmada suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Atılı suçları kabul etmiyorum. Kaza sırasında 4 evladım ve eşim vardı arabanın içinde, çok üzgünüm, keşke böyle bir kaza yaşanmasaydı" ifadelerini kullandı.








Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.