HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 HAZİRAN 2021, CUMA

Milli ekonominin önemi

21.06.2001 00:00:00
Dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen krizler, dev şirketlerin bir kaç günde el değiştirmesine sebep oluyor. Bu olayı yorumlayan bazı iktisatçılar diyorlar ki; "krizlerin milliyeti olmadığı gibi, şirketlerin de milliyeti olmaz. Dolayısıyla milli ekonomiden de artık söz edilmez. Milli ekonomi olmayınca da milli devlet olmaz". "Eh, ne yapalım, bu çağ bunu gerektiriyorsa, biz de ona uymak zorundayız" derseniz, zokayı yutarsınız. Hemen onun ardından egemenliği, vatanı, bayrağı, sancağı... tartışmaya açarlar. Öyle ya, milli devlet tarihe karışınca, bunların ne anlamı kalır. Bu zokayı yutmamak için ilk önce küresel ekonomi safsatasını, daha doğrusu yeni sömürgecilik anlayışını reddetmemiz şarttır. Onun içindir ki, Prof. Dr. Haydar Baş, her fırsatta "Milli Ekonomi Tezi"ni gündeme getirmektedir. Çünkü milleti millet yapan kutsal değerleri tartışma kapısı, küresel ekonomiyi kabulle aralanıyor.

Bu anlayışın yanlışlığı çok kısa zamanda ortaya çıkacaktır. Hatta bazı kişilere göre ortaya çıktı bile. 1929 yılında patlak veren "Büyük buhran" öncesinde de aynı anlayış hakimdi. Buhrandan sonra bütün dünyada millileşme hareketleri başladı. Bazlarına göre, 21. Yüzyıl küreselleşmenin, dolayısıyla Amerikan hegemonyasının sona ereceği bir yüzyıl olacaktır. Küreselleşmenin, tüm ülkelerin yararına olmayacağı tezi yeni değildir. Örneğin, ilk defa 1955 yılında "Singer-Prebish Tezi" olarak ileri sürülen bu tez, o yıllarda pek kabul görmedi. Yine aynı yıllarda Myrdal da, küreselleşmenin zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapacağını iddia etti.

Küreselleşmeye karşı çıkanlar ve milli ekonomiyi savunanlar, bir kaç kişiyle sınırlı değildir. Dünyaca tanınmış pek çok ünlü kişiler de, bu kervana katılanlar arasındadır. Onlar sözleri ve yazılarıyla tehlikenin boyutlarına dikkat çekmişlerdir. İşte Prof. Dr. Michel ve söyledikleri: "Modern tarihin en ciddi krizi ile karşı karşıyayız. Dünya Bankası ve IMF'nin sorumlu olduğu bu kriz, öyle bir kriz ki, milli ekonomileri büyük bir hızla çökertiyor". Bundan kurtulmak için Prof. Dr. Michel tüm ülkelerin ekonomilerini milli temel üzerine yapılandırmalarını öneriyor. Aynı görüşü ünlü iktisatçı Austin Robinson da paylaşıyor. O da, bütün iktisat mekanizmaları milli olmadıktan sonra, iç sorunlara çare bulunamayacağını savunuyor.

Hadi, bu yabancıları ve söylediklerini geçelim. Peki, M. Kemal Paşa'nın 1 Mart 1922'de TBMM'sini açış konuşmasında söylediklerine ne buyurulur. M. Kemal Paşa, bu açış konuşmasında milletvekillerine şöyle sesleniyordu: "Efendiler, herşeye milli gayemiz olan bağımsızlığımızı sağlamaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemeyiz. Bugünkü uğraşmamızın gayesi tam bağımsızlıktır. Tam bağımsızlık ise ancak mali bağımsızlık ile gerçekleşebilir. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olursa, o devletin yaşantısını sağlayan bütün bölümleri de, felce uğramış demektir. Mali konulardaki uygulamamız, halkı baskı altında tutmaktan, onu zarara sokmaktan kaçınarak ve mümkün olduğu kadar dış ülkelere muhtaç olmadan yeteri kadar gelir sağlama esasına dayanmaktadır".

Bu anlayıştan hareket eden M. Kemal Paşa, "Atatürk'lü yıllar" olarak tanımlanan 1924-1938 dönemine ait 15 yıllık sürede yapılan bütçelerden yalnız 1925, 1931 ve 1933 bütçeleri açık vermiştir. Aynı dönemdeki toplam 12 mali yıl ise bütçe fazlasıyla kapanmıştır. Küreselleşme rüzgarına 1970'li yıllarda kapılan Türkiye'nin o yıllardan beri bütçesi sürekli açık vermektedir. Son yıllarda ise durum daha çok kötüleşti. Artık tek bütçe yetmiyor, ardından ek bütçe de çıkartılıyor.

Bütün bu gerçeklerden sonra, Prof. Dr. Haydar Baş'ın milli ekonomiye neden bu kadar önem verdiğini sormaya, bilmem gerek var mı? Herşey açık ve seçik ortada. Geçmişte Kuvayı Milliyecilerle, mandacıların mücadelesi ne ise, bugünde milli ekonomi diyenlerle, küresel ekonomi diyenlerin mücadelesi aynıdır. Şekli değişikliklere aldanmayalım, öze bakalım.
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.