Milyonlarca aile aç
Türk-İş’e göre, Eylül’de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 7 bin 245 liraya, yoksulluk sınırı ise 23 bin 600 liraya yükseldi. Gıda harcamaları bir önceki aya göre yüzde 5.15 artarken, yıllık artış yüzde 130 oldu. Milyonlarca ailenin geliri durumunda olan 5 bin 500 liralık asgari ücret, açlık sınırının 1745 lira altında kaldı





Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda işçileri temsil eden Türk-İş, her ay düzenli olarak "Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması"nın sonuçlarını açıklıyor. Türk-İş'in bu araştırması, çalışanların gelir-gider durumunu göstermede oldukça önem arz ediyor. Ama maalesef asgari ücret ve memur maaşlarının belirlenmesi bu tür araştırmalar dikkate alınarak yapılmadığından, çalışanların mağduriyetleri her geçen gün artmaya devam ediyor. Geliri masrafları karşısında sürekli eriyen vatandaşlar daha fazla borç batağına saplanıyorlar ve geleceğe dair umutlarını kaybediyorlar.
Açlık sınırı 7 bin 245 lira oldu
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (Türk-İş), çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı 'Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması'nın Eylül 2022 sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, Eylül'de 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden 'açlık sınırı' 7 bin 245 lira oldu. Net 5 bin 500 lira olan asgari ücret, açlık sınırının 1745 lira altında kaldı. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen 'yoksulluk sınırı' ise 23 bin 600 lira olarak hesaplandı. Bekar bir çalışanın 'yaşama maliyeti' aylık 9 bin 470 lira olarak belirlendi. Buna göre, bekar bir çalışanın, aylık yaşama maliyetini karşılayabilmesi için ekstra 3 bin 970 TL daha bulması gerekiyor. Türk-İş'e göre, bir önceki ay yani Ağustos'ta 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 6 bin 890 lira, yoksulluk sınırı ise 22 bin 242 lira idi. Ankara'da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5.15 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 130 oldu. Ağustos ayında Türk-İş'in mutfak enflasyonu aylık yüzde 0.73, yıllık ise yüzde 119 idi. Aylık artışın yüzde 0.73'ten yüzde 5.15'e, yıllık artışın ise yüzde 119'dan yüzde 130'a çıkması enflasyonun artış eğiliminde olduğunu gösteriyor.
En yüksek artış yüzde 51 ile salçada
Araştırmaya göre, Eylül ayında süt ve peynir fiyatları gerilerken, yoğurt fiyatları sabit kaldı. Balık ve dana eti fiyatı gerilerken, kuzu eti yüzde 7, tavuk eti yüzde 8, yumurta yüzde 11 zamlandı. Nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimeğin fiyatları geriledi. Yeşil mercimeğin fiyatı düştü. Kuru fasulye fiyatı yüzde 21 yükseldi. Bulgurda yüzde 7, makarnada yüzde 6 fiyat artışı görüldü. Pirinç ve irmik fiyatları yükseldi. Un ve ekmek fiyatı aynı kaldı. Ayçiçek yağının fiyatı değişmedi, margarin fiyatı düştü, zeytinyağı bir ayda yüzde 12 zamlandı. Çay ve ıhlamur fiyatları gerilerken şeker fiyatı sabit kaldı. Bal yüzde 27, pekmez yüzde 21, reçel yüzde 19, yeşil zeytin yüzde 27, siyah zeytin yüzde 18, baharatlar yüzde 9 zamlandı. Salça yüzde 51 artışla Eylül ayının en çok zamlanan gıdası oldu. Semt pazarlarında maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin ve pırasa, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yükseldi. Patates fiyatları değişmedi. Soğan ve domates fiyatı geriledi. Salatalık, biber, patlıcan, kabak fiyatları ise arttı.
Türk-iş: Kalıcı yoksulluk tehlikesi
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Türk-İş, "TL değer kaybediyor, fiyatlar doludizgin artıyor, alım gücü hızla düşüyor. Sabit gelirliler dengeli, yeterli ve sağlıklı beslenebilmekten bile yoksunluk duyuyorlar. Talepten maliyete ve beklentilere kadar enflasyonun her türlüsü tüm varlık, mal ve hizmet fiyatlarını bozarken, bu geçici yoksunluk ön görülebilir gelecekte kalıcı yoksulluk haline dönüşme tehlikesi barındırıyor" uyarısında bulundu. Türk-İş'in enflasyon artışıyla ilgili yaptığı değerlendirme de dikkat çekiciydi: "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın beklentileri çıpalayamadığı bir ortamda enflasyon beklentisi gerçekleşen enflasyonla şekilleniyor. Bu da kendi kendini besleyen bir enflasyonist atmosfer yaratıyor."
Gidişat iyi değil
Ülkemiz, hükümetin uyguladığı kapitalist model sebebiyle finansta ve tüm üretim maliyetlerinde dışa bağımlı olduğu için yaşanan küresel olumsuzluklar, TL'nin değer kaybetmesine ve maliyetlerin sürekli artmasına neden oluyor. Dolar kurunun 18.50 seviyelerini aşarak yeni rekor kırması, tepeden tırnağa her şeye zam anlamına geliyor. Bu da açlık ve yoksulluk sınırlarının daha da yükselmesi, vatandaşların alım güçlerinin düşmesi demek. Geliri eriyen vatandaşlar kredilere ve kredi kartlarına yükleniyorlar. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, Ağustos'ta vatandaşların kredi kartları ile yaptığı ödemeler yıllık yüzde 118 artarak 272.7 milyar liraya yükseldi. Ticari kredi kartlarıyla ödemeler ise yıllık yüzde 134 arttı. Yaşanan bu olumsuz ekonomik tablo vatandaşların geleceğe dair umutlarını yok ediyor. Birleşmiş Milletler 2022 Dünya Mutluluk Raporu'na göre, Türkiye toplam 146 ülke arasında sonlara doğru, 112'nci sıraya düşerek en mutsuz ülkeler arasında yer aldı.


















































































