logo
03 HAZİRAN 2026

Mısır ziyaretini anlattı, normalleşme...!

 Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Mısır ile ilişkilerinin normalleşmesindeki dönüm noktasının Doha'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmesi olduğunu belirtti

20.03.2023 13:43:00
Mısır ziyaretini anlattı, normalleşme...!
Mısır ziyaretini anlattı, normalleşme...!

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,18 Mart'taki Mısır ziyareti kapsamında mevkidaşı Samih Şukri ile yaptığı ikili görüşmeyle ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Güzel bir görüşme gerçekleştirdik, açık ve samimi bir görüşme oldu." diyen Çavuşoğlu, Türkiye'de de kısa da olsa görüşme sağlandığını ve ikili ilişkilerin nasıl geliştirileceği konusunun ele alındığını aktardı.

Çavuşoğlu, Mısırlı mevkidaşı ile özellikle bölgesel konularda açık ve net bir şekilde görüş alışverişinde bulunulduğunu, heyetler arası görüşmede de her konunun ele alındığını ifade etti.

"Enerjiden, nakliyattan, ulaşımdan buradaki firmalarımıza ve yatırımlarımıza kadar her şeye değindik. Enerji, lojistik, eğitim, kültür konularının hepsine değindik. Mısır tarafı, Türk firmalarının Mısır'da yaptıkları yatırımların artırılmasını istiyorlar." diyen Çavuşoğlu, "Ticaretimiz, 10 milyar dolara yaklaştı. LNG ithalatı sebebiyle biraz denge onların lehine ama biz bundan şikayetçi değiliz." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin daha uzun vadeli LNG anlaşması yapmak istediğini söyleyerek "Bizdeki LNG terminalleri sayesinde şu anda Güneydoğu Avrupa ülkelerine, Balkan ülkelerine gaz ihracatı da yapıyoruz. Dolayısıyla Mısır gazının da Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere ihracatı yapılabilir. En son Bulgar Gaz'la BOTAŞ'ın bir anlaşması oldu. Hatta LNG konusunda uzun vadeli sözleşme imzalamak istiyoruz. Böyle bir teklifte bulunduk." dedi.

Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu (JETCO) mekanizmasının kurulmasını, Ortak Ticaret Odası kurulmasının ve iş forumları düzenlenmesinin teklif edildiğini söyleyen Çavuşoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunda (DEİK) İş Konseyinin yeniden canlandırılması gerektiğini ve Mısır tarafının buna çok önem verdiğini vurguladı.

Yenilenebilir enerji konusundaki işbirliği
Çavuşoğlu, özellikle yenilenebilir enerji, güneş enerjisi gibi konularda işbirliğinin artırılmasını istediklerini aktararak "Mısır da ROSATOM'a nükleer enerji santrali kurduruyor. Bizim Akkuyu'daki tecrübemizle özellikle alt işlerde görev yapan firmalarımızın buradaki çalışmalara katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz." dedi.

Ro-Ro seferlerinin yeniden başlatılmasını, savunma işbirliğini geliştirme, askerler arasındaki diyaloğu artırma konusunun görüşüldüğünü kaydeden Çavuşoğlu, üniversiteler arasında işbirliği, öğrenci değişimi konularının da ele alındığını belirtti.

"Diplomatik ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarma konusunda mutabık kaldık"
Çavuşoğlu, Mısırlı mevkidaşını Ankara'ya davet ettiğini söyleyerek "Diplomatik ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarma konusunda mutabık kaldık. Önümüzdeki süreçte hangi adımları atacağız onları değerlendirdik." dedi.

Türkiye'nin Mısır'da ciddi yatırımları olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bu yatırımlarımız 2 milyar doları geçti ve sürekli artıyor. Bazı firmalarımızın uzun süreli oturma izni, vize gibi sorunları konuşmak istedik. Biz konuları açmadan daha onları çözeceklerini söylediler. Sonuçta her şey iyiye gidiyor."

Çavuşoğlu, Suriye, Irak, İran-Suudi Arabistan normalleşmesi, Ukrayna-Rusya Savaşı, Filistin konusu, Somali ve Etiyopya gibi bölgesel meselelerin görüşüldüğünü belirterek "Mısır'ın Etiyopya'yla su meselesi var, bizim de komşu ülkelerle -İran'la, Irak'la, Suriye'yle- aynı şekilde su meselemiz var. O konularda tecrübeliyiz. Özellikle arabuluculuk konusunda yardıma ihtiyaç duyarlarsa gerekli desteği verebileceğimizi söyledik." diye konuştu.

Türkiye'nin Etiyopya'yla da Sudan'la da ilişkilerinin iyi olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, görüşmede Libya'nın detaylı bir şekilde konuşulduğunu aktardı.

Çavuşoğlu, "Libya'da özellikle birbirimize rakip olmadığımız ve aslında Libya'nın istikrarı için birlikte çalışmamız gerektiği konusunda hemfikiriz. Bu konuda da istişarelerimizi sıklaştıracağız." dedi.

"İlişkilerimizin koptuğu dönemde de ticaretimiz devam etti"
Ziyaret kapsamında Türk iş insanlarıyla da bir araya geldiğini belirten Çavuşoğlu, iş insanlarının özellikle bürokrasi ve diğer konularda da ciddi destek görmeye başladığını söyledi.

Çavuşoğlu, Türk firmalarının Mısır'da ticaret ve yatırım yapmaktan memnun olduğuna işaret ederek "İlişkilerimizin koptuğu dönemde de ticaretimiz devam etti, yatırımlar devam etti, firmalarımıza yönelik olumsuz herhangi bir şey olmadı. Ro-Ro taşımacılığı gibi bazı konularda olumsuz olaylar yaşandı ama onları da düzeltiyoruz." dedi.

Mısır'ın ABD ile özel bir ticaret anlaşması olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, Türk iş insanlarının bu anlaşmadan faydalandığını, Avrupa Birliği'ne de (AB) aynı şekilde ihracat yapabildiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, basın mensuplarının Mısır'a büyükelçi atanması hakkındaki sorusuna, "Cumhurbaşkanları bir araya gelirse onlar açıklasınlar diye planlıyorduk. Şimdi seçim zamanında bu bir araya gelme gecikirse, o zaman tekrar Cumhurbaşkanlarına arz edeceğiz, belki bir sonraki ziyarete hazırlanırız." yanıtını verdi.

İlişkilerin normalleşmesindeki esas dönüm noktası "Doha'daki görüşme"
İki ülke arasındaki bir olgunlaşma süreci yaşandığını kaydeden Çavuşoğlu, "Aslında, Şukri'yle New York'ta da biz bu yol haritası üzerinde anlaşmıştık. Önce yardımcılarımız bir araya gelecekti, sonra üçüncü ülkede biz bir araya gelecektik, sonra Cumhurbaşkanlarımızın bir araya gelmesinin hazırlığını yapacaktık. Fakat Doha'da birden olumlu anlamda bir oldu-bitti oldu. Esas dönüm noktası Sayın Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) Doha'daki görüşmesi oldu." dedi.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlarının Doha görüşmesi öncesi perde arkasında olağanüstü bir şey yaşanmadığı belirterek güvenlikle ilgili istişareler olduğunu ve çok sayıda görüşme yapıldığını kaydetti.

Libya ve deniz yetki alanları anlaşması ile ilgili soruları yanıtlayan Çavuşoğlu, "Bizim Libya'yla yaptığımız deniz yetki alanları anlaşması, Mısır'ın aleyhine değil. Mısır'ın Yunanistan'la yaptığı anlaşma da bizim aleyhimize değil. O anlaşmada Mısır tarafı ilişkiler soğukken bile bizim kıta sahanlığımızın sınırlarına riayet etti." diye konuştu.

Çavuşoğlu, hidrokarbon anlaşması hakkında yöneltilen soru üzerine, ülkelerin herhangi bir ülkeyle hidrokarbon anlaşması yapabileceğini belirterek Mısır'ın bu konuya, "Libya'daki mevcut hükümetin süresinin dolduğu ve artık meşru olmadığı için anlaşma imzalayamayacağı argümanıyla" itiraz ettiğini anımsattı.

"İmzalanan anlaşmanın kendileri aleyhine olduğunu söylemiyor. Mısır'ın rahatsız olduğu konu, başından beri söylediği konu bizim oradaki mevcudiyetimiz." diyen Çavuşoğlu, "Biz de oradaki mevcudiyetimizin Mısır için bir tehdit oluşturmadığını; o günkü meşru hükümetin daveti ve sonraki hükümetlerin de devam ettirdiği, eğitim dahil bir işbirliğine dayandığını söylüyoruz." dedi.

Çavuşoğlu, Mısır ile Libya konusunda da daha yakın istişare ve işbirliği içinde olmak için mutabık kalındığını ifade ederek şunları kaydetti:

"Dolayısıyla birlikte çalıştıktan sonra, bizim oradaki mevcudiyetimizin ya da askeri işbirliğimizin onlara yönelik bir tehdit olmadığını onlar da görüyor. Aslında görüşmemizde şunu görüyoruz: Libya'da nedir amacımız, seçim değil mi? Seçim olmadan ülkede birlik beraberlik olmaz. Bir tarafı tutup da bunun süresini uzatmaya çalışmak, oynamak doğru bir şey değil. Biz meşru hükümetlerle çalışırken, diğer taraftan ülkenin (tabii şartları da oluşturarak) seçim yasası başta olmak üzere gerekli yasaları çıkartarak anayasa değişikliğiyle beraber zeminin oluşturulmasıyla bir seçime gidilmesi gerektiğini hep söylüyoruz. Aslında bu konularda da bir görüş ayrılığımız yok. Onların (Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi Başkanı) Akile Salih ile fazla angajmanı var, bizim ise tüm taraflarla ancak Libya'nın batısıyla biraz daha fazla angajmanımız var. Tabii Mısır'ın Libya'daki istikrarsızlıktan duyduğu endişeyi anlıyoruz. Sonuçta yanı başındaki ülkenin güvenliği ve istikrarı tabii ki önemli."

Çavuşoğlu, deniz yetki alanları konusunda gelecekte Mısır ile anlaşma imzalanırsa bunun Mısır'ın lehine olacağını, Türkiye'nin aleyhine bir şey olmayacağını vurguladı.

Mısır ve İsrail'le ilişkilerin düzeltilmesinin ardından Türkiye'nin diğer ülkelerle (Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) "ilişkileri kesin" gibi bir talebi olamayacağını dile getiren Çavuşoğlu, "Ama burada bir işbirliği olacaksa Türkiye'nin haklarını da yedirmeyiz; herkese söylüyoruz bunu. Bizimle hep beraber işbirliği yapsalar da aynı şekilde, hakça paylaşım diyoruz." dedi.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AB'ye teklif ettiği Doğu Akdeniz Konferansının hakça paylaşım için çok önemli bir platform olacağının altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar da özellikle Yunanistan'la bu depremden sonra ilişkilerimizin tekrar sakinleşmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Yani bizim Mısır'la ilişkilerimiz veya diğerlerinin onlarla ilişkileri birbirine alternatif olmamalı. Onlarla da iyi ilişkiler içinde olsunlar, bizimle de iyi ilişki içinde olsunlar."

Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'le temas hakkında konuşan Çavuşoğlu, "Biz sadece Batı ile değil Doğu ile de görüşüyoruz. O bölgeye Büyükelçimiz ziyarete gidiyor." dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin Libya'yı bir bütün olarak gördüğünü belirterek "Bu bizim sadece meşru hükümeti tanıdığımız gerçeğini değiştirmez." ifadesini kullandı.

"Oradaki en meşru mevcudiyet bizim askeri mevcudiyetimiz"
Libya'da Rusya'nın da asker bulundurmasına ve sürecin hızlandırılması için Mısır'ın da dahil olduğu çoklu bir sürecin başlatılmasına ilişkin soruya yanıt veren Çavuşoğlu, "Bir ülkede bulunan farklı ülkelerin resmi veya özel askeri mevcudiyetinin müzakeresini yapmak bize düşmez. Ama BM buna öncülük eder de bir plan üzerinde çalışılırsa biz ona katkı sağlarız." değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, Libya'da farklı güçlerin bulunduğunu, Türkiye'nin oradaki varlığının bir anlaşma çerçevesinde olduğunu hatırlatarak "Oradaki en meşru mevcudiyet bizim askeri mevcudiyetimiz." dedi.

Her siyasi aktörün arkasında az ya da çok milis grupların olduğunu belirten Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Ülkeyi (Libya) nasıl birleştireceksin? Burada düzenli ordunun kurulması, düzenli güvenlik güçlerinin kurulması lazım. BM öncülüğünde bunlar yapılırken oluşturulacak güçlere eğitim başta olmak üzere her türlü desteği verebileceğimizi söylüyoruz. Şu anda zaten çok sayıda güvenlik gücüne eğitim de veriyoruz biz Libya'da. Yani bu tür katkılarımız olur, burada olumlu katkılar sağlarız ama bir ülke askeri ve güvenlik konularında istediği ülkeyle işbirliği yapıp yapmama konusunda kararı kendisi verir."

Çavuşoğlu, Moskova'da yapılması planlanan Rusya, Türkiye, İran ve Esed rejiminin katılacağı dörtlü görüşmenin ertelenmesine ilişkin soruya, "Ruslar 'biz bunun hazırlığını yapamadık, erteleyelim' dediler. Ama Suriye rejimi oradaydı, belki ortak karar vermişlerdir. Daha sonra 'ileride yapacağız' dediler, biz de 'tamam' dedik." yanıtı verdi.

Suriye'deki rejimin lideri Esed'in Moskova'da bulunmasına ilişkin gelen soruya yanıt veren Çavuşoğlu, iki taraf arasındaki görüşmelere yorum yapamayacağını belirterek dörtlü görüşmenin Rusya'nın teklifi olduğunu ve Rusya'dan tarih beklediklerini kaydetti.

Çavuşoğlu, dışişleri bakanlarının görüşmesinden önce neden bakan yardımcılarının buluştuğu sorusuna, 28 Aralık 2022'de gerçekleşen Rusya ve Türkiye'nin savunma bakanları ile istihbarat başkanlarının buluşmasında teknik konuların konuşulduğunu, şimdi ise siyasi konuların görüşüldüğünü söyledi.

Siyasi olarak ele alınması gereken birçok konu olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, "Askeri ve istihbarat beraberdi (28 Aralık'taki görüşme) dikkat ediyorsanız. Bunların hepsi aşama aşama. Önce asker ve istihbarat kurumları sonra dışişleri bakanları düzeyinde. Arada hazırlık toplantısına ihtiyaç varsa yapılır, ondan sonra da olası üst düzey görüşme gerçekleşir. Bir yol haritası üzerinde daha önce mutabık kalınmıştı. Sayın Cumhurbaşkanı'mız (Erdoğan) da birkaç defa seyahatlerde gazeteci arkadaşlarla sohbetinde söylemişti." dedi.

Çavuşoğlu, 18 Mart'taki Mısır ziyareti kapsamında mevkidaşı Samih Şukri ile yaptığı ikili görüşmeyle ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Avrupa Birliği'nin (AB) Belçika'nın başkenti Brüksel'de Türkiye ve Suriye'deki deprem bölgelerine mali destek toplamak amacıyla düzenleyeceği Uluslararası Bağışçılar Konferansı'na ilişkin konuşan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Donörler Konferansı bugün düzenlenecek. Türkiye Deprem Toparlanma ve Yeniden İmar Değerlendirmesi Raporu (TERRA) yayımlandı. Bu raporun hazırlığını Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Dünya Bankası ve Avrupa Birliği yaptı. Bugün konferansta üçlü bir sunum yapılacak, önce Strateji Bütçe Başkanlığı raporu sunacak, arkasından Dünya Bankası ve BM Kalkınma Programı bu raporla ilgili kendi sunumlarını yapacaklar. Ama ileride tabii bu raporlama devam edecek, değerlendirmeler devam edecek çünkü atılması gereken orta vadeli adımlar var. Bu rapor aslında sadece bugünkü konferans için bir referans olmayacak. Bundan sonra herhangi bir kredi kuruluşuyla bir kredi işbirliğine girdiğimiz zaman bu rapor referans olacak."

Çavuşoğlu, Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nda nakdi yardımın yanı sıra bazı ülkelerin deprem bölgelerinin yeniden inşasına katkı sağlamak adına destek verme taahhüdünde bulunduğunu belirterek, "Bir taraftan AB'nin kendisi kendi fonlarından taahhütte bulunacak bir taraftan Yatırım Bankasının açıklaması olacak." ifadesini kullandı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto'dan yeniden inşa için öneri
Çavuşoğlu ayrıca, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto'nun belli yerlerin yeniden inşasıyla ilgili öneri sunduğunu, Azerbaycan ve Özbekistan'ın da deprem bölgelerindeki bazı bölgelerin inşasını üstlenme teklifinde bulunduğunu bildirdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı fonun kurulduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, aktarılacak meblağların bu fonda birikeceğini kaydetti.

Yunanistan'a gitmemiz gündemde değil
Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soru üzerine, "Yunanistan'a gitmemiz gündemde değil. Bugün Dendias da Brüksel'de olacak, onunla görüşmemiz olabilir. Bu sabah ayrıca Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konsey Toplantısı var." dedi.

Bazı konularda Türkiye'nin Yunanistan ile görüş ayrılıklarının devam ettiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, istişari görüşmelerde bunları nasıl çözeceklerini müzakere ettiklerini ancak bir anlaşmanın sağlanmadığını, bu sebeple de sorunların devam ettiğini söyledi.

İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelik süreci
Finlandiya'nın NATO üyeliğinin kabul sürecinden sonra İsveç'in tavrında herhangi bir değişiklik olup olmadığına ilişkin soruyu Çavuşoğlu, "Geçen cuma günü İsveç Dışişleri Bakanı (Tobias Billström) ile görüştüm. Finlandiya ile ilgili böyle bir karar açıklayacağımızı, önce bizden duymalarını istediğimizi, ikili ilişkilerimize verdiğimiz önem ve onlara olan saygımızdan dolayı medyadan duymalarını istemediğimizi söyledim, bilgi verdim." şeklinde yanıtladı.

Çavuşoğlu, görüşmede, mevkidaşı Billström'ün ise NATO Zirvesi'nden önce İsveç'in üyeliğinin sonuçlanmasını umudunu dile getirdiğini aktararak, "Ben de 'size bağlı' dedim. '1 Haziran itibarıyla yasanız da devreye giriyor' dedim. NATO'ya üyeliklerinin, zirveye kadar atacakları adımlara bağlı olduğunu söyledim." ifadelerini kullandı.

"(İsveç) Her zamanki gibi, 'bazı şeyleri yaptık, kararlıyız' diyorlar. Bu yeni hükümet daha kararlı." diyen Çavuşoğlu, İsveç'in gereklilikleri yerine getirip getirmeyeceğine dair bir değerlendirmede bulunamayacağını ancak sorunun devam ettiğini söyledi.

Çavuşoğlu, ABD'nin en başından beri İsveç ve Finlandiya'nın beraber üye olması gerektiğine, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'e de geldiklerinde bunu söylediklerine dikkati çekti.

Onlara da süreçleri ayırabileceklerini, Finlandiya'ya olumlu bakabileceklerini söylediklerini aktaran Çavuşoğlu, "Bu aslında bir mesaj, 'yükümlülüğünü yerine getirenlerin, üçlü mutabakatı uygulayanların NATO'ya girmesine izin veririz ama adım atmayana da izin vermeyiz' dedik." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, bu sürecin Macaristan'ın da iki ülkenin üyeliğini onaylaması bakımından önemli olduğunu vurgulayarak, "Macaristan da en son onaylayan biz olmayacağız diyordu. Bizim bu adımımızdan sonra, Macaristan da herhalde önümüzdeki günlerde kendi sürecini değerlendirir, protokol meclisteydi zaten." dedi.

14 Mayıs Seçimleri
Dört dönem milletvekilliği yaptığını ve seçimde nerede faydalı olabilecekse orada değerlendirilmek istediğini dile getiren Çavuşoğlu, işlerine odaklandığını ve dış politikanın seçimden önemli bir unsur olduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, dış politika çalışmalarının seçimlerde çok gündemde olacağını ve bunların katkısı üzerine odaklandığını belirterek, Mısır'la olan sürecin seçimle ilgisi bulunmadığını söyledi.

Suriye ile angajmanı destekleyen de karşı çıkan da olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Seçim stratejisi değil bunlar ama 11 senedir çözülmeyen bir sorun var. Bu angajmana girmezsek de bir taraftan terör problemi devam edecek bir taraftan ülkedeki durum devam edecek." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin istikrarı Balkanlar için de hayati derecede önemli"
Çavuşoğlu, muhalefetin tutumuna dair şu değerlendirmelerde bulundu:

"Maalesef, hiç olumlu değil. Hep yakacağız, yıkacağız, yargılayacağız. Ben olumlu bir şey görmedim. Hep elimize geçirirsek şunu yapacağız, bunu yapacağız. Halka böyle güven verilmez. Burada ne yapabileceğini söyle. Aktivist gibi söylemlere halkımız prim vermez. Bizler siyasi partileriz, Türkiye'nin ciddi konuları var şu anda. Depremden sonra, dünyanın ciddi konuları var. Dünyadaki çatışmaların, krizlerin yüzde 60'ı bizim etrafımızda. Bir de gelecek hedeflerimiz var. Bu hedeflerimiz doğrultusunda ne yapacağız? Bunu konuşmamız lazım. Radikal söylemlere halk prim vermez."

Bakan Çavuşoğlu, dünyada Afrika'ya ve birçok yere gittiklerini; Türk dünyasına, Asya'ya ve Balkanlar'a döndüklerini belirterek, "Türkiye'nin istikrarına en az bizim kadar onlar da önem veriyorlar çünkü Türkiye'nin güçlü olması, o bölgelerde Türkiye'nin etkin olması adalet demektir, kalkınma demektir, insani yardım demektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu bölgelerde yaptıklarını herkesin bildiğine işaret eden Çavuşoğlu, Sırbistan, Bosna Hersek ve Hırvatistan'dan gelenlerin de aynı şeyleri söylediklerini; Türkiye'nin istikrarlı olmasının bu bölge için de hayati derecede önemli olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, 14 Mayıs'taki seçimlere ilişkin, "Biz inşallah 14 Mayıs'ta Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) güçlü bir oyla, halkımızın oyuyla tekrar seçileceğine inanıyoruz. Hedeflerimize devam edeceğiz, bu doğrultuda da çalışacağız. Ben de sahada kampanyaya tüm gücümle destek vereceğim." şeklinde konuştu.

Seçim sürecinde sadece Antalya'ya değil, her yere gideceğini belirten Çavuşoğlu, bir senedir üniversitelere giderek gençlerle de sohbet ettiklerini, sorunların çözümü konusunda ne yapıldığını anlattıklarını söyledi.

"İmar fonunun nasıl kullanıldığı şeffaf şekilde gösterilecek"
Çavuşoğlu, imar fonuna dair dış kaynaklardan maddi yardımda ve taahhütte bulunanlar olacağını ve onun da bu fon üzerinden kanalize edileceğini anlattı.

Yeniden inşa dahil olmak üzere bunun sadece ev yapmak olmadığına değinen Çavuşoğlu, bunun daha iyi, kaliteli ve çevreye duyarlı akıllı şehirler kurmak anlamına geldiğini belirtti.

Çavuşoğlu, ihtiyaç olan yerlerde okul ve hastane yapılacağını, kim ne kadar para verirse ve nerede kullanılmasını isterse ona göre hareket edileceğini söyledi.

Gelen kaynakların depremle, yeniden imar ve inşayla ilgili amacına göre kullanılacağını aktaran Çavuşoğlu, fonun şeffaf şekilde nereye kullanılacağını da herkesin göreceğini ifade etti.

"Mısır gazının Türkiye'ye ihracı konusunda müzakere teklifi"
Mısır gazının Türkiye'ye ihracı konusunda ise Çavuşoğlu, "Bu konuda spot piyasadan almak yerine, enerji firmalarımız BOTAŞ'la Mısır firması EGAS uzun vadeli anlaşma imzalasınlar ve bu işbirliğimizi sürdürelim dedik. Kendi firmamız ve Enerji Bakanlıklarımız bu konuyu müzakere etsinler dedik." dedi.

"KKTC'nin TDT'ye gözlemci üyeliği anayasal adıyla katılması bakımından diğerlerinden farklı"
Çavuşoğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gözlemci üyeliğine ilişkin, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatında (EİT) da aynı şekilde gözlemci üyelik statüsüyle başlandığını söyledi.

KKTC'nin TDT gözlemci üyeliğinde anayasal adıyla üye olması sebebiyle farklılık olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, "(KKTC) Toplantıya da katıldı. Bayrak da orada. KKTC Cumhurbaşkanı (Ersin Tatar) toplantıya katıldı. Dışişleri Bakanları Toplantısına KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu geldi. Sayın Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) New York'ta da vurguladı, o günkü toplantıda da vurguladı, artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması, aslında tanınmış haklarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne iade edilmesi için çalışıyoruz." şeklinde konuştu.​​​​​​​

CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi

İstanbul merkezli yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan hakkında tahliye kararı verildi

03.06.2026 00:46:00
İHA
CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi
CHP Kilis İl Başkanı Umut Mehmet Sapan tahliye edildi
Tahliye kararının ardından Sapan, Kilis L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan çıktı.








Cezaevi önünde CHP teşkilatı üyeleri, partililer ve yakınları tarafından karşılanan Sapan'ın tahliyesi, destekçileri arasında memnuniyetle karşılandı. 






Cezaevi önünde bir araya gelen partililer ve yakınları, tahliye kararının ardından Sapan'a geçmiş olsun dileklerini iletti.

Acun Ilıcalı'ya beraat

Acun Ilıcalı ile TV8 ve Exxen yöneticilerinin, "yasa dışı bahis reklamı yaparak kişileri bahis oynamaya teşvik etmek" suçlamasıyla yargılandığı davada karar çıktı.

02.06.2026 22:50:00
İhlas Haber Ajansı
Acun Ilıcalı'ya beraat
Acun Ilıcalı'ya beraat
Acun Ilıcalı ile TV8 ve Exxen yöneticilerinin, "yasa dışı bahis reklamı yaparak kişileri bahis oynamaya teşvik etmek" suçlamasıyla yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, aralarında Acun Ilıcalı'nın da bulunduğu 8 sanığın kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle beraatine hükmetti.

Acun Ilıcalı ile TV8 ve Exxen yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 8 sanığın, "kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı bahis veya şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek" suçlamasıyla yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya 5 yıl 3 aya kadar hapis talebiyle yargılanan Acun Ilıcalı katılmazken, sanık avukatları hazır bulundu. Duruşmada savcı, önceki celsede açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar ederek değişiklik yapmadığını bildirdi.

Sanık avukatları ise mahkemeye sundukları savunma dilekçelerinde, yayınlanan karşılaşmalardaki reklamların fiziksel saha reklamları olduğunu, yayıncı kuruluşların bu reklamlara müdahale etme veya alternatif yayın sinyali talep etme imkanlarının bulunmadığını savundu. Avukatlar, dosyaya sunulan bilirkişi raporları ile UEFA ve ilgili kuruluşlardan alınan yazıların da bu durumu ortaya koyduğunu belirterek tüm sanıkların beraatine karar verilmesini talep etti. Mahkeme, sanıkların suç işleme kastıyla hareket ettiğine ilişkin yeterli ve kesin delil bulunmadığını değerlendirerek tüm sanıkların kasıt yokluğu nedeniyle beraatine karar verdi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 19 Kasım 2024 tarihinde oynanan Karadağ-Türkiye futbol karşılaşmasının Exxen platformunda yayınlandığı, yayın sırasında stadyum reklam panolarında yasa dışı bahis sitelerine ait reklamların yer aldığı belirtildi. Savcılık, yayıncı kuruluşların yayınlanan içerikten sorumlu olduğunu değerlendirerek Acun Ilıcalı ile birlikte şirket yöneticileri ve yayın sorumlularından oluşan 8 sanık hakkında dava açtı. İddianamede sanıkların zincirleme şekilde "kişileri bahis veya şans oyunlarını oynamaya teşvik etmek" suçundan 1 yıl 3 aydan 5 yıl 3 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

DEAŞ'a yönelik son operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, terör örgütü DEAŞ'a yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca 21 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi

02.06.2026 21:29:00
Haber Merkezi
DEAŞ'a yönelik son operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı
DEAŞ'a yönelik son operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı
İçişleri Bakanlığı, terör örgütü DEAŞ'a yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca 21 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Iğdır, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Mersin, Nevşehir, Samsun ve Şanlıurfa'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonlar yapıldı.

Operasyonlarda, terör örgütü DEAŞ'a üye oldukları, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları vasıtasıyla örgüte finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü DEAŞ'ın propagandasını yaptıkları tespit edilen 70 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, terör örgütü DEAŞ'ın faaliyet ve finans yapılanmalarına karşı operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğü vurgusu yapıldı.

Türkiye'de son 5 yılda (2021-2026 arası) yakalanan toplam DEAŞ şüphelisi sayısı 11.000'i aşmıştır.

Terör örgütü DEAŞ'a yönelik 21 ildeki operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, terör örgütü DEAŞ'a yönelik Jandarma Genel Komutanlığınca 21 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 70 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi

02.06.2026 15:41:00
AA
Terör örgütü DEAŞ'a yönelik 21 ildeki operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı
Terör örgütü DEAŞ'a yönelik 21 ildeki operasyonlarda 70 şüpheli yakalandı

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Iğdır, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Mersin, Nevşehir, Samsun ve Şanlıurfa'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonlar yapıldı.

Operasyonlarda, terör örgütü DEAŞ'a üye oldukları, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları vasıtasıyla örgüte finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü DEAŞ'ın propagandasını yaptıkları tespit edilen 70 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, terör örgütü DEAŞ'ın faaliyet ve finans yapılanmalarına karşı operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğü vurgusu yapıldı. AA

Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı

Balıkesir Valiliği Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu kararı doğrultusunda, Kazdağı Milli Parkı içerisindeki belirlenen günübirlik alanlar ve seyir terası dışındaki tüm güzergahlar 15 Haziran 2026 tarihi itibarıyla girişlere kapatıldı. Orman Yangın tedbirleri kapsamında yaklaşık 19 bin hektarlık dev ormanlık alana girişler yasaklandı

02.06.2026 13:37:00
İHA
Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı
Kazdağı Milli Parkı'na giriş yasağı
Yaz mevsiminin gelmesi ve hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte orman yangınları riskine karşı körfez bölgesinde çok radikal önlemler devreye sokuldu. Balıkesir Valiliği Balıkesir İli Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunun 2026/1 sayılı kararı gereğince, akciğerimiz olan ormanların korunması amacıyla Kazdağı Milli Parkı sınırları içerisinde geniş kapsamlı kısıtlama kararları alındı.






15 Haziran 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek olan resmi tedbir kapsamında, milli park sahasının çok büyük bir bölümünü oluşturan yaklaşık 19 bin hektarlık ormanlık alana sivillerin girişi tamamen engellendi.








Koruma alanları ve kritik mevkiler tamamen kapatıldı

Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü görev ve sorumluluk alanında bulunan Kazdağı Milli Parkı içerisindeki en kritik ekosistemler koruma altına alındı. Yasak kararıyla birlikte Kazdağı Göknarı Tabiat Koruma Alanı başta olmak üzere; Beypınarı, Düden, Kirsealan, Tavşanoynağı, Çamlıbel, Tahtakuşlar, Akyer, Güre Kavurmacılar ve Zığındere gibi yangına karşı birinci derecede hassas olan tüm güzergah ve mevkiler tamamen giriş kısıtlaması kapsamına dahil edildi. Yetkililer, bu alanlarda yangın riskini minimuma indirmek amacıyla denetimlerin ve kolluk kuvvetleri devriyelerinin de artırılacağını bildirdi.








Sadece belirlenen günübirlik alanlar ve seyir terası açık kalacak

Alınan komisyon kararına göre tatilcilerin ve doğaseverlerin mağdur olmaması adına milli park içerisindeki bazı turistik noktalar ise yasağın dışında tutuldu. Yapılan resmi açıklamada, Kazdağı Milli Parkı içerisindeki Yayla Çadırlı Karavanlı Kamp Alanı, meşhur Hasanboğuldu Günübirlik Kullanım Alanı, Pınarbaşı Günübirlik Kullanım Alanı ve bölgenin gözdesi olan Cam Seyir Terası'nın vatandaşların ziyaretine açık kalmaya devam edeceği vurgulandı. Bu istisnai noktalar haricinde kalan hiçbir ormanlık bölgeye kesinlikle girilemeyeceği belirtilerek kurallara uymayanlar hakkında yasal işlem yapılacağı kamuoyuna önemle duyuruldu.

Türkiye'de ortalama eğitim süresi 9,6 yıl oldu

Türkiye'de ortalama eğitim süresi 2025'te 9,6 yıl olurken yükseköğretim mezunlarının oranı 25-34 yaş grubunda yüzde 45,6'ya yükseldi

02.06.2026 11:10:00 / Güncelleme: 02.06.2026 14:13:45
Anadolu Ajansı
Türkiye'de ortalama eğitim süresi 9,6 yıl oldu
Türkiye'de ortalama eğitim süresi 9,6 yıl oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı ulusal eğitim istatistiklerini yayımladı.

Buna göre, 25-34 yaş grubu nüfusta yükseköğretim mezun oranı 2008'de yüzde 13,5 iken 2025'te yüzde 45,6'ya ulaştı. Bu dönemde söz konusu yaş grubundaki nüfusta yer alan kadınlarda yükseköğretim mezunu oranı yüzde 12,5'ten yüzde 50,3'e, erkeklerde yüzde 14,6'dan yüzde 41'e çıktı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerine ilişkin en güncel veri yılı olan 2024'e göre 25-34 yaş nüfusta yükseköğretim mezunlarının oranı incelendiğinde, OECD ortalaması yüzde 48,7 iken Türkiye ortalamasının yüzde 44,9 olduğu tespit edildi.

OECD ülkeleri arasında yükseköğretim mezunu oranı en yüksek ülke yüzde 70,6 ile Güney Kore, en düşük ülke ise yüzde 29,1 ile Meksika oldu.

25 yaş ve üzerindeki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının söz konusu yaş grubu içindeki oranı 2008'de yüzde 9,8 iken geçen yıl yüzde 26,1 olarak belirlendi. Söz konusu yaş grubu içindeki ortaöğretim ve üzeri eğitim seviyelerinden mezun olanların oranı 2008'de yüzde 26,5 iken 2025'te yüzde 50,5 olarak hesaplandı.

25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2025'te 9,6 yıl oldu. Geçen yıl kadınların ortalama eğitim süresi 8,9 yıl iken erkeklerin ortalama eğitim süresi 10,3 yıl olarak kayıtlara geçti.

Ortalama eğitim süresi en yüksek il Ankara

25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin 2025'te en yüksek olduğu ilin 10,9 yılla Ankara olduğu belirlendi. Başkenti sırasıyla İstanbul, Eskişehir, Kocaeli ve Yalova takip etti. Ortalama eğitim süresinin en düşük olduğu il ise 7,6 yılla Ağrı olarak tespit edildi. Söz konusu ili Şanlıurfa, Muş, Kastamonu ve Van izledi.

25 yaş ve üzeri nüfusun aldığı ortalama eğitim süresinin 2016-2025 yıllarında en yüksek artış gösterdiği 5 il yüzde 48,5 ile Şırnak, yüzde 40,4 ile Hakkari, yüzde 35,7 ile Muş, yüzde 35,5 ile Şanlıurfa ve yüzde 33,1 ile Van olarak sıralandı.

En düşük artış gösteren 5 il ise yüzde 13,2 ile Ankara, yüzde 14,5 ile Eskişehir, yüzde 14,6 ile Tekirdağ, yüzde 14,8 ile İzmir ve yüzde 15,1 ile İstanbul oldu.

2008'de 6 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 91,8 iken 2025'te yüzde 97,9 olarak hesaplandı. 2008-2025 yıllarında kadınlarda okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 86,9'dan yüzde 96,4'e, erkeklerde yüzde 96,7'den yüzde 99,3'e çıktı.

Annesi yükseköğretim mezunu fertlerin yüzde 84,2'si yükseköğretimi tamamladı

25 yaş ve üzeri nüfusta, annesi yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 84,2'sinin yükseköğretim, yüzde 13,1'inin ortaöğretim ve yüzde 2,7'sinin ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamladığı belirlendi.

Söz konusu nüfusta, babası yükseköğretim mezunu olan fertlerin yüzde 80,4'ünün yükseköğretim, yüzde 16,2'sinin ortaöğretim ve yüzde 3,5'inin ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamladığı görüldü.

25 yaş ve üzeri nüfusta annesi ortaöğretim mezunu fertlerin yüzde 64,3'ünün, babası ortaöğretim mezunu fertlerin yüzde 56'sının yükseköğretim mezunu olduğu kaydedildi.

Annesi ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamlayan fertlerin yüzde 29,4'ünün, babası ortaöğretim altı eğitim düzeyini tamamlayan fertlerin yüzde 28,2'sinin yükseköğretim mezunu olduğu tespit edildi. 

İBB Davası'nın 43. duruşması başladı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 43. duruşması başladı

 

02.06.2026 10:59:00 / Güncelleme: 02.06.2026 11:03:20
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 43. duruşması başladı
İBB Davası'nın 43. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da katıldığı duruşmaya, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Yunus Göçer'in savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor.

Sivas'ta Dipsiz Göl'ün rengi değişti


 
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından "Tabiat Parkı" ilan edilen Sivas'ın Doğanşar ilçesindeki Dipsiz Göl'de yağışların ardından sarı renk hakim oldu.

02.06.2026 10:18:00
AA
Sivas'ta Dipsiz Göl'ün rengi değişti
Sivas'ta Dipsiz Göl'ün rengi değişti

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından "Tabiat Parkı" ilan edilen Sivas'ın Doğanşar ilçesindeki Dipsiz Göl'de yağışların ardından sarı renk hakim oldu.
Bölgede etkili olan yağışlarla çevredeki yamaçlardan göle akan su, çevredeki toprak yapısının da etkisiyle Dipsiz Göl'ün renginin sarıya yakın bir ton almasını sağladı.



Şelalenin de rengi değişti

Renk değişimi, yaklaşık 200 metre mesafede bulunan ve gölden gelen suyla beslenen Dipsiz Göl Şelalesi'ni de etkiledi. 50 metreden dökülen şelalenin zemini ve aktığı yamaçlar, gölden gelen suyun etkisiyle sarıya döndü.

Bölgeyi gezen Mustafa Akyüz, buraya hemen her yıl geldiğini söyledi. Göldeki renk değişiminin kendisini şaşırttığını belirten Akyüz, "Bu sene yağışlar sebebiyle şelalenin suyu artmış ve renginde sarıya yakın değişme var. Bu da sevindirici bir olay" dedi.

Öte yandan Hafik ilçesinde bulunan Pusat-Özen Barajı da ilkbahar yağmurlarıyla yüzde 100 doluluğa ulaştı. Baraj savağından akan su ise dikkati çekti.

Pusat Deresi ve Madenköy Çayı üzerine sulama amaçlı kurulan ve 2008 yılında su tutmaya başlayan barajda, sular altında kalan eski Pusat köyü camisinin daha önce gün yüzüne çıkan minaresi de tamamen sular altında kaldı.

7 aylık hamile hemşire için gözyaşları sel oldu

Yaklaşık 1 yıl önce dünya evine giren ve 7 aylık hamile olan acil servis hemşiresi genç kadın evinde ölü olarak bulundu. Genç hemşire için düzenlenen törende ailesi ve mesai arkadaşları gözyaşlarına boğuldu

01.06.2026 15:00:00
İhlas Haber Ajansı
7 aylık hamile hemşire için gözyaşları sel oldu
7 aylık hamile hemşire için gözyaşları sel oldu
Antalya'da yaklaşık 1 yıl önce dünya evine giren ve 7 aylık hamile olan acil servis hemşiresi genç kadın evinde ölü olarak bulundu. Genç hemşire için Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde törende ailesi ve mesai arkadaşları gözyaşlarına boğuldu.






Olay, dün akşam saat 20.00 sıralarında Kepez ilçesi Yeşilyurt Mahallesi 4314 Sokak üzerinde bulunan 3 katlı bir apartmanın en üst katında meydana geldi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi'nde hemşire olarak görev yapan Esra Uğur'a (29) cuma günü mesai çıkışı sonrasında ulaşamayan ve dün de işe gitmediği öğrenilen genç kadından haber alamayan yakınları ikamet ettiği adrese geldi. Telefon aramalarına ve kapıyı çalmalarına rağmen genç kadından cevap alamayan yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi.









Genç kadın ve bebeği hayatını kaybetti

Verilen adrese gelen polis ekiplerinin eşliğinde daireye giren Esra Uğur'un yakınları evin içerisinde 7 aylık hamile genç kadını kolunda serum takılı halde hareketsiz olarak buldu. Adrese gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde genç kadının hayatını kaybettiği belirlendi. Bunun üzerine adrese Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ve Olay Yeri İnceleme ekibi sevk edildi. Olayı haber alarak genç kadının evine gelen arkadaşları ve yakınları gözyaşlarına boğuldu.









Hamile eşi ve karnındaki bebeğinin ölüm haberini alarak eve gelen genç kadının kocası U.U. sinir krizi geçirerek olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından genç kadının cansız bedeni kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Genç kadının cenazesi otopsi işlemlerinin ardından bugün anne, babası ve yakınları tarafından Antalya Adli Tıp Kurumu'ndan alındı.









Annesi ve yakınları gözyaşlarına hakim olamadı

Karnında 7 aylık bebeği ile birlikte hayatını kaybeden genç hemşirenin yakınlarının bir hayli üzgün olduğu görülürken, annesi gözyaşlarına hakim olamadı. Cenazenin teslim alınması sırasında fenalaşan anne için ambulans çağrıldı. Esra Uğur için görev yaptığı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde de bir tören düzenlendi. Düzenlenen törende konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, genç kadının hayatını kaybetmesi nedeniyle üzgün olduklarını belirterek, yakınlarına sabır diledi. Esra Uğur ve karnındaki 7 aylık bebeği Uncalı Mezarlık Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kurşunlu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı

Kocaeli'nin Derince ilçesinde oğlunun trafik kazasında ölümünden sorumlu tuttuğu komşusunu markette tabancayla vurarak öldüren ve eşini yaralayan sanığa verilen toplam 23 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. Yüksek Mahkeme, olayda tek el ateş edildiğine dikkat çekerek, sanığa iki ayrı suçtan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti

01.06.2026 14:50:00
İhlas Haber Ajansı
Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı
Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı
Derince'ye bağlı Yenikent Mahallesi'nde 22 Şubat 2022'de yaşanan olayda, bir süpermarkette alışveriş yapan Belfun Doğramacı (44) ve eşi Sevda Doğramacı (39), komşuları Mustafa Ş.'nin silahlı saldırısına uğradı. Olayda Belfun Doğramacı kalbinden vurularak hayatını kaybederken, eşi Sevda Doğramacı kolundan yaralandı.

23 yıl ceza verilmişti

Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanık Mustafa Ş.'ye; 3 Nisan 2024'te maktul Belfun Doğramacı'ya yönelik haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan 16 yıl, eşi Sevda Doğramacı'yı kasten yaralama suçundan 6 yıl ve ruhsatsız silah bulundurmaktan 1 yıl olmak üzere toplam 23 yıl hapis cezası verilmişti.

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği bu kararı inceleyerek istinaf başvurularını esastan reddetti ve kararı onadı. Bunun üzerine dosya Yargıtay'a taşındı.



Yargıtay kararı 4 ayrı gerekçeyle bozdu

Dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 3 Mart 2026'da oy birliğiyle aldığı kararda yerel mahkemenin ve istinafın kararını bozarak dosyayı Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine geri gönderdi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma ilamında, sanık Mustafa Ş. ile maktul Belfun Doğramacı arasındaki yaklaşık 5 yıllık tanışıklığın husumete dönüştüğü ayrıntılarıyla yer aldı. Kararda yer alan bilgilere göre, Mayıs 2019'da maktul Belfun Doğramacı'nın kullandığı aracın kaza yapması sonucu, araçta bulunan sanığın oğlu hayatını kaybetti, maktul ise yaralandı. Bu süreçte sanık Mustafa Ş., yürüyemediğini zannettiği maktule aylar boyunca yardım etti ve hastane süreçlerinde yanında oldu. Ancak sanık, bir gün hastane dönüşü maktulün aslında yürüyebildiğini tesadüfen öğrenince yardımı kesti.

"Oğlunu cinlere kurban verdim" iddiası husumeti büyüttü

Yüksek Mahkemenin kararına göre, yardımların kesilmesinin ardından taraflar arasındaki gerilim giderek arttı. Maktul Belfun Doğramacı'nın, çevresindeki insanlara sanığın kazada ölen oğlu için "Onun oğlunu cinlere kurban verdim" şeklinde söylemlerde bulunduğu iddiaları dosyaya yansıdı.

Ayrıca maktulün, aracıyla sürekli olarak sanığın evinin ve dükkanının bulunduğu sokaktan yüksek sesle müzik dinleyerek geçtiği, bu durumun tahriki artırdığı ifade edildi.

22 Şubat 2022'de sanığın eşinin dükkanında bulunan silahı alarak maktulün arkasından markete girdiği, Mustafa Ş.'nin elindeki silahla maktulün kafasına doğru vurduğu, maktul ile eşinin beraberce yere düştükleri, eşinin tüm engelleme çabalarına rağmen sanık Mustafa Ş.'nin elindeki tabancayı yerde yatan çifte doğrultarak ateş ettiği, bu atış neticesinde maktulün hayatını kaybettiği, eşi Sevda Doğramacı'nın ise kolundan yaralandığı kaydedildi.



Yargıtay'ın bozma ilamında şu gerekçelere yer verildi:

Olay yerinde yalnızca bir adet 9 milimetre boş kovan bulunduğu, sanığın ve yaralı eşin beyanlarında "tek atış" yapıldığının ifade edildiği vurgulandı. Yargıtay, tek kurşunla hem ölümün hem de yaralanmanın gerçekleştiği bu olayda "Fikri İçtima" kurallarının (TCK 44. Madde) işletilmesi gerektiğini belirtti. Sanığa sadece en ağır cezayı gerektiren "kasten öldürme" suçundan ceza verilmesi gerekirken, yaralama suçundan da ayrıca ceza verilmesi hukuka aykırı bulundu.

Maktul Belfun Doğramacı'nın 25 Şubat 2020 tarihli rapora göre yüzde 98 engelli olduğu belirtildi. Yargıtay, maktulün tüm sağlık kayıtlarının incelenerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını; olay anında "kendisini beden ve ruh bakımından savunamayacak durumda" olup olmadığının kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini kaydetti.

Yargıtay, maktulden sanığa yönelen haksız hareketlerin boyutu dikkate alındığında, sanığa uygulanan haksız tahrik indiriminin asgari oranda tutulması gerektiğini belirtti. Mevcut kararda 16 yıl hapis verilerek tahrik indiriminin fazla uygulandığı ve sanığa "eksik ceza" tayin edildiği ifade edildi.

Sanığın sabıka kaydında yer alan önceki "tehdit" suçunun yasal değişikliklerle "uzlaşma" kapsamına alındığı hatırlatıldı. Yargıtay, bu suç için uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan sanık hakkında "mükerrer (tekrar eden) suçlu" hükümlerinin doğrudan uygulanmasını usule aykırı buldu.

Bozma kararının ardından sanık Mustafa Ş., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde Yargıtay'ın belirttiği usul ve esaslar çerçevesinde yeniden hakim karşısına çıkacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.