logo
28 EYLÜL 2026

Mısır ziyaretini anlattı, normalleşme...!

 Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Mısır ile ilişkilerinin normalleşmesindeki dönüm noktasının Doha'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmesi olduğunu belirtti

20.03.2023 13:43:00
 
Mısır ziyaretini anlattı, normalleşme...!
Mısır ziyaretini anlattı, normalleşme...!

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,18 Mart'taki Mısır ziyareti kapsamında mevkidaşı Samih Şukri ile yaptığı ikili görüşmeyle ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Güzel bir görüşme gerçekleştirdik, açık ve samimi bir görüşme oldu." diyen Çavuşoğlu, Türkiye'de de kısa da olsa görüşme sağlandığını ve ikili ilişkilerin nasıl geliştirileceği konusunun ele alındığını aktardı.

Çavuşoğlu, Mısırlı mevkidaşı ile özellikle bölgesel konularda açık ve net bir şekilde görüş alışverişinde bulunulduğunu, heyetler arası görüşmede de her konunun ele alındığını ifade etti.

"Enerjiden, nakliyattan, ulaşımdan buradaki firmalarımıza ve yatırımlarımıza kadar her şeye değindik. Enerji, lojistik, eğitim, kültür konularının hepsine değindik. Mısır tarafı, Türk firmalarının Mısır'da yaptıkları yatırımların artırılmasını istiyorlar." diyen Çavuşoğlu, "Ticaretimiz, 10 milyar dolara yaklaştı. LNG ithalatı sebebiyle biraz denge onların lehine ama biz bundan şikayetçi değiliz." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin daha uzun vadeli LNG anlaşması yapmak istediğini söyleyerek "Bizdeki LNG terminalleri sayesinde şu anda Güneydoğu Avrupa ülkelerine, Balkan ülkelerine gaz ihracatı da yapıyoruz. Dolayısıyla Mısır gazının da Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere ihracatı yapılabilir. En son Bulgar Gaz'la BOTAŞ'ın bir anlaşması oldu. Hatta LNG konusunda uzun vadeli sözleşme imzalamak istiyoruz. Böyle bir teklifte bulunduk." dedi.

Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu (JETCO) mekanizmasının kurulmasını, Ortak Ticaret Odası kurulmasının ve iş forumları düzenlenmesinin teklif edildiğini söyleyen Çavuşoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunda (DEİK) İş Konseyinin yeniden canlandırılması gerektiğini ve Mısır tarafının buna çok önem verdiğini vurguladı.

Yenilenebilir enerji konusundaki işbirliği
Çavuşoğlu, özellikle yenilenebilir enerji, güneş enerjisi gibi konularda işbirliğinin artırılmasını istediklerini aktararak "Mısır da ROSATOM'a nükleer enerji santrali kurduruyor. Bizim Akkuyu'daki tecrübemizle özellikle alt işlerde görev yapan firmalarımızın buradaki çalışmalara katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz." dedi.

Ro-Ro seferlerinin yeniden başlatılmasını, savunma işbirliğini geliştirme, askerler arasındaki diyaloğu artırma konusunun görüşüldüğünü kaydeden Çavuşoğlu, üniversiteler arasında işbirliği, öğrenci değişimi konularının da ele alındığını belirtti.

"Diplomatik ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarma konusunda mutabık kaldık"
Çavuşoğlu, Mısırlı mevkidaşını Ankara'ya davet ettiğini söyleyerek "Diplomatik ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarma konusunda mutabık kaldık. Önümüzdeki süreçte hangi adımları atacağız onları değerlendirdik." dedi.

Türkiye'nin Mısır'da ciddi yatırımları olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bu yatırımlarımız 2 milyar doları geçti ve sürekli artıyor. Bazı firmalarımızın uzun süreli oturma izni, vize gibi sorunları konuşmak istedik. Biz konuları açmadan daha onları çözeceklerini söylediler. Sonuçta her şey iyiye gidiyor."

Çavuşoğlu, Suriye, Irak, İran-Suudi Arabistan normalleşmesi, Ukrayna-Rusya Savaşı, Filistin konusu, Somali ve Etiyopya gibi bölgesel meselelerin görüşüldüğünü belirterek "Mısır'ın Etiyopya'yla su meselesi var, bizim de komşu ülkelerle -İran'la, Irak'la, Suriye'yle- aynı şekilde su meselemiz var. O konularda tecrübeliyiz. Özellikle arabuluculuk konusunda yardıma ihtiyaç duyarlarsa gerekli desteği verebileceğimizi söyledik." diye konuştu.

Türkiye'nin Etiyopya'yla da Sudan'la da ilişkilerinin iyi olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, görüşmede Libya'nın detaylı bir şekilde konuşulduğunu aktardı.

Çavuşoğlu, "Libya'da özellikle birbirimize rakip olmadığımız ve aslında Libya'nın istikrarı için birlikte çalışmamız gerektiği konusunda hemfikiriz. Bu konuda da istişarelerimizi sıklaştıracağız." dedi.

"İlişkilerimizin koptuğu dönemde de ticaretimiz devam etti"
Ziyaret kapsamında Türk iş insanlarıyla da bir araya geldiğini belirten Çavuşoğlu, iş insanlarının özellikle bürokrasi ve diğer konularda da ciddi destek görmeye başladığını söyledi.

Çavuşoğlu, Türk firmalarının Mısır'da ticaret ve yatırım yapmaktan memnun olduğuna işaret ederek "İlişkilerimizin koptuğu dönemde de ticaretimiz devam etti, yatırımlar devam etti, firmalarımıza yönelik olumsuz herhangi bir şey olmadı. Ro-Ro taşımacılığı gibi bazı konularda olumsuz olaylar yaşandı ama onları da düzeltiyoruz." dedi.

Mısır'ın ABD ile özel bir ticaret anlaşması olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, Türk iş insanlarının bu anlaşmadan faydalandığını, Avrupa Birliği'ne de (AB) aynı şekilde ihracat yapabildiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, basın mensuplarının Mısır'a büyükelçi atanması hakkındaki sorusuna, "Cumhurbaşkanları bir araya gelirse onlar açıklasınlar diye planlıyorduk. Şimdi seçim zamanında bu bir araya gelme gecikirse, o zaman tekrar Cumhurbaşkanlarına arz edeceğiz, belki bir sonraki ziyarete hazırlanırız." yanıtını verdi.

İlişkilerin normalleşmesindeki esas dönüm noktası "Doha'daki görüşme"
İki ülke arasındaki bir olgunlaşma süreci yaşandığını kaydeden Çavuşoğlu, "Aslında, Şukri'yle New York'ta da biz bu yol haritası üzerinde anlaşmıştık. Önce yardımcılarımız bir araya gelecekti, sonra üçüncü ülkede biz bir araya gelecektik, sonra Cumhurbaşkanlarımızın bir araya gelmesinin hazırlığını yapacaktık. Fakat Doha'da birden olumlu anlamda bir oldu-bitti oldu. Esas dönüm noktası Sayın Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) Doha'daki görüşmesi oldu." dedi.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlarının Doha görüşmesi öncesi perde arkasında olağanüstü bir şey yaşanmadığı belirterek güvenlikle ilgili istişareler olduğunu ve çok sayıda görüşme yapıldığını kaydetti.

Libya ve deniz yetki alanları anlaşması ile ilgili soruları yanıtlayan Çavuşoğlu, "Bizim Libya'yla yaptığımız deniz yetki alanları anlaşması, Mısır'ın aleyhine değil. Mısır'ın Yunanistan'la yaptığı anlaşma da bizim aleyhimize değil. O anlaşmada Mısır tarafı ilişkiler soğukken bile bizim kıta sahanlığımızın sınırlarına riayet etti." diye konuştu.

Çavuşoğlu, hidrokarbon anlaşması hakkında yöneltilen soru üzerine, ülkelerin herhangi bir ülkeyle hidrokarbon anlaşması yapabileceğini belirterek Mısır'ın bu konuya, "Libya'daki mevcut hükümetin süresinin dolduğu ve artık meşru olmadığı için anlaşma imzalayamayacağı argümanıyla" itiraz ettiğini anımsattı.

"İmzalanan anlaşmanın kendileri aleyhine olduğunu söylemiyor. Mısır'ın rahatsız olduğu konu, başından beri söylediği konu bizim oradaki mevcudiyetimiz." diyen Çavuşoğlu, "Biz de oradaki mevcudiyetimizin Mısır için bir tehdit oluşturmadığını; o günkü meşru hükümetin daveti ve sonraki hükümetlerin de devam ettirdiği, eğitim dahil bir işbirliğine dayandığını söylüyoruz." dedi.

Çavuşoğlu, Mısır ile Libya konusunda da daha yakın istişare ve işbirliği içinde olmak için mutabık kalındığını ifade ederek şunları kaydetti:

"Dolayısıyla birlikte çalıştıktan sonra, bizim oradaki mevcudiyetimizin ya da askeri işbirliğimizin onlara yönelik bir tehdit olmadığını onlar da görüyor. Aslında görüşmemizde şunu görüyoruz: Libya'da nedir amacımız, seçim değil mi? Seçim olmadan ülkede birlik beraberlik olmaz. Bir tarafı tutup da bunun süresini uzatmaya çalışmak, oynamak doğru bir şey değil. Biz meşru hükümetlerle çalışırken, diğer taraftan ülkenin (tabii şartları da oluşturarak) seçim yasası başta olmak üzere gerekli yasaları çıkartarak anayasa değişikliğiyle beraber zeminin oluşturulmasıyla bir seçime gidilmesi gerektiğini hep söylüyoruz. Aslında bu konularda da bir görüş ayrılığımız yok. Onların (Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi Başkanı) Akile Salih ile fazla angajmanı var, bizim ise tüm taraflarla ancak Libya'nın batısıyla biraz daha fazla angajmanımız var. Tabii Mısır'ın Libya'daki istikrarsızlıktan duyduğu endişeyi anlıyoruz. Sonuçta yanı başındaki ülkenin güvenliği ve istikrarı tabii ki önemli."

Çavuşoğlu, deniz yetki alanları konusunda gelecekte Mısır ile anlaşma imzalanırsa bunun Mısır'ın lehine olacağını, Türkiye'nin aleyhine bir şey olmayacağını vurguladı.

Mısır ve İsrail'le ilişkilerin düzeltilmesinin ardından Türkiye'nin diğer ülkelerle (Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) "ilişkileri kesin" gibi bir talebi olamayacağını dile getiren Çavuşoğlu, "Ama burada bir işbirliği olacaksa Türkiye'nin haklarını da yedirmeyiz; herkese söylüyoruz bunu. Bizimle hep beraber işbirliği yapsalar da aynı şekilde, hakça paylaşım diyoruz." dedi.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AB'ye teklif ettiği Doğu Akdeniz Konferansının hakça paylaşım için çok önemli bir platform olacağının altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar da özellikle Yunanistan'la bu depremden sonra ilişkilerimizin tekrar sakinleşmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Yani bizim Mısır'la ilişkilerimiz veya diğerlerinin onlarla ilişkileri birbirine alternatif olmamalı. Onlarla da iyi ilişkiler içinde olsunlar, bizimle de iyi ilişki içinde olsunlar."

Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'le temas hakkında konuşan Çavuşoğlu, "Biz sadece Batı ile değil Doğu ile de görüşüyoruz. O bölgeye Büyükelçimiz ziyarete gidiyor." dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin Libya'yı bir bütün olarak gördüğünü belirterek "Bu bizim sadece meşru hükümeti tanıdığımız gerçeğini değiştirmez." ifadesini kullandı.

"Oradaki en meşru mevcudiyet bizim askeri mevcudiyetimiz"
Libya'da Rusya'nın da asker bulundurmasına ve sürecin hızlandırılması için Mısır'ın da dahil olduğu çoklu bir sürecin başlatılmasına ilişkin soruya yanıt veren Çavuşoğlu, "Bir ülkede bulunan farklı ülkelerin resmi veya özel askeri mevcudiyetinin müzakeresini yapmak bize düşmez. Ama BM buna öncülük eder de bir plan üzerinde çalışılırsa biz ona katkı sağlarız." değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, Libya'da farklı güçlerin bulunduğunu, Türkiye'nin oradaki varlığının bir anlaşma çerçevesinde olduğunu hatırlatarak "Oradaki en meşru mevcudiyet bizim askeri mevcudiyetimiz." dedi.

Her siyasi aktörün arkasında az ya da çok milis grupların olduğunu belirten Çavuşoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Ülkeyi (Libya) nasıl birleştireceksin? Burada düzenli ordunun kurulması, düzenli güvenlik güçlerinin kurulması lazım. BM öncülüğünde bunlar yapılırken oluşturulacak güçlere eğitim başta olmak üzere her türlü desteği verebileceğimizi söylüyoruz. Şu anda zaten çok sayıda güvenlik gücüne eğitim de veriyoruz biz Libya'da. Yani bu tür katkılarımız olur, burada olumlu katkılar sağlarız ama bir ülke askeri ve güvenlik konularında istediği ülkeyle işbirliği yapıp yapmama konusunda kararı kendisi verir."

Çavuşoğlu, Moskova'da yapılması planlanan Rusya, Türkiye, İran ve Esed rejiminin katılacağı dörtlü görüşmenin ertelenmesine ilişkin soruya, "Ruslar 'biz bunun hazırlığını yapamadık, erteleyelim' dediler. Ama Suriye rejimi oradaydı, belki ortak karar vermişlerdir. Daha sonra 'ileride yapacağız' dediler, biz de 'tamam' dedik." yanıtı verdi.

Suriye'deki rejimin lideri Esed'in Moskova'da bulunmasına ilişkin gelen soruya yanıt veren Çavuşoğlu, iki taraf arasındaki görüşmelere yorum yapamayacağını belirterek dörtlü görüşmenin Rusya'nın teklifi olduğunu ve Rusya'dan tarih beklediklerini kaydetti.

Çavuşoğlu, dışişleri bakanlarının görüşmesinden önce neden bakan yardımcılarının buluştuğu sorusuna, 28 Aralık 2022'de gerçekleşen Rusya ve Türkiye'nin savunma bakanları ile istihbarat başkanlarının buluşmasında teknik konuların konuşulduğunu, şimdi ise siyasi konuların görüşüldüğünü söyledi.

Siyasi olarak ele alınması gereken birçok konu olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, "Askeri ve istihbarat beraberdi (28 Aralık'taki görüşme) dikkat ediyorsanız. Bunların hepsi aşama aşama. Önce asker ve istihbarat kurumları sonra dışişleri bakanları düzeyinde. Arada hazırlık toplantısına ihtiyaç varsa yapılır, ondan sonra da olası üst düzey görüşme gerçekleşir. Bir yol haritası üzerinde daha önce mutabık kalınmıştı. Sayın Cumhurbaşkanı'mız (Erdoğan) da birkaç defa seyahatlerde gazeteci arkadaşlarla sohbetinde söylemişti." dedi.

Çavuşoğlu, 18 Mart'taki Mısır ziyareti kapsamında mevkidaşı Samih Şukri ile yaptığı ikili görüşmeyle ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Avrupa Birliği'nin (AB) Belçika'nın başkenti Brüksel'de Türkiye ve Suriye'deki deprem bölgelerine mali destek toplamak amacıyla düzenleyeceği Uluslararası Bağışçılar Konferansı'na ilişkin konuşan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Donörler Konferansı bugün düzenlenecek. Türkiye Deprem Toparlanma ve Yeniden İmar Değerlendirmesi Raporu (TERRA) yayımlandı. Bu raporun hazırlığını Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Dünya Bankası ve Avrupa Birliği yaptı. Bugün konferansta üçlü bir sunum yapılacak, önce Strateji Bütçe Başkanlığı raporu sunacak, arkasından Dünya Bankası ve BM Kalkınma Programı bu raporla ilgili kendi sunumlarını yapacaklar. Ama ileride tabii bu raporlama devam edecek, değerlendirmeler devam edecek çünkü atılması gereken orta vadeli adımlar var. Bu rapor aslında sadece bugünkü konferans için bir referans olmayacak. Bundan sonra herhangi bir kredi kuruluşuyla bir kredi işbirliğine girdiğimiz zaman bu rapor referans olacak."

Çavuşoğlu, Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nda nakdi yardımın yanı sıra bazı ülkelerin deprem bölgelerinin yeniden inşasına katkı sağlamak adına destek verme taahhüdünde bulunduğunu belirterek, "Bir taraftan AB'nin kendisi kendi fonlarından taahhütte bulunacak bir taraftan Yatırım Bankasının açıklaması olacak." ifadesini kullandı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto'dan yeniden inşa için öneri
Çavuşoğlu ayrıca, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto'nun belli yerlerin yeniden inşasıyla ilgili öneri sunduğunu, Azerbaycan ve Özbekistan'ın da deprem bölgelerindeki bazı bölgelerin inşasını üstlenme teklifinde bulunduğunu bildirdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı fonun kurulduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, aktarılacak meblağların bu fonda birikeceğini kaydetti.

Yunanistan'a gitmemiz gündemde değil
Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soru üzerine, "Yunanistan'a gitmemiz gündemde değil. Bugün Dendias da Brüksel'de olacak, onunla görüşmemiz olabilir. Bu sabah ayrıca Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konsey Toplantısı var." dedi.

Bazı konularda Türkiye'nin Yunanistan ile görüş ayrılıklarının devam ettiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, istişari görüşmelerde bunları nasıl çözeceklerini müzakere ettiklerini ancak bir anlaşmanın sağlanmadığını, bu sebeple de sorunların devam ettiğini söyledi.

İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelik süreci
Finlandiya'nın NATO üyeliğinin kabul sürecinden sonra İsveç'in tavrında herhangi bir değişiklik olup olmadığına ilişkin soruyu Çavuşoğlu, "Geçen cuma günü İsveç Dışişleri Bakanı (Tobias Billström) ile görüştüm. Finlandiya ile ilgili böyle bir karar açıklayacağımızı, önce bizden duymalarını istediğimizi, ikili ilişkilerimize verdiğimiz önem ve onlara olan saygımızdan dolayı medyadan duymalarını istemediğimizi söyledim, bilgi verdim." şeklinde yanıtladı.

Çavuşoğlu, görüşmede, mevkidaşı Billström'ün ise NATO Zirvesi'nden önce İsveç'in üyeliğinin sonuçlanmasını umudunu dile getirdiğini aktararak, "Ben de 'size bağlı' dedim. '1 Haziran itibarıyla yasanız da devreye giriyor' dedim. NATO'ya üyeliklerinin, zirveye kadar atacakları adımlara bağlı olduğunu söyledim." ifadelerini kullandı.

"(İsveç) Her zamanki gibi, 'bazı şeyleri yaptık, kararlıyız' diyorlar. Bu yeni hükümet daha kararlı." diyen Çavuşoğlu, İsveç'in gereklilikleri yerine getirip getirmeyeceğine dair bir değerlendirmede bulunamayacağını ancak sorunun devam ettiğini söyledi.

Çavuşoğlu, ABD'nin en başından beri İsveç ve Finlandiya'nın beraber üye olması gerektiğine, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'e de geldiklerinde bunu söylediklerine dikkati çekti.

Onlara da süreçleri ayırabileceklerini, Finlandiya'ya olumlu bakabileceklerini söylediklerini aktaran Çavuşoğlu, "Bu aslında bir mesaj, 'yükümlülüğünü yerine getirenlerin, üçlü mutabakatı uygulayanların NATO'ya girmesine izin veririz ama adım atmayana da izin vermeyiz' dedik." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, bu sürecin Macaristan'ın da iki ülkenin üyeliğini onaylaması bakımından önemli olduğunu vurgulayarak, "Macaristan da en son onaylayan biz olmayacağız diyordu. Bizim bu adımımızdan sonra, Macaristan da herhalde önümüzdeki günlerde kendi sürecini değerlendirir, protokol meclisteydi zaten." dedi.

14 Mayıs Seçimleri
Dört dönem milletvekilliği yaptığını ve seçimde nerede faydalı olabilecekse orada değerlendirilmek istediğini dile getiren Çavuşoğlu, işlerine odaklandığını ve dış politikanın seçimden önemli bir unsur olduğunu ifade etti.

Çavuşoğlu, dış politika çalışmalarının seçimlerde çok gündemde olacağını ve bunların katkısı üzerine odaklandığını belirterek, Mısır'la olan sürecin seçimle ilgisi bulunmadığını söyledi.

Suriye ile angajmanı destekleyen de karşı çıkan da olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Seçim stratejisi değil bunlar ama 11 senedir çözülmeyen bir sorun var. Bu angajmana girmezsek de bir taraftan terör problemi devam edecek bir taraftan ülkedeki durum devam edecek." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin istikrarı Balkanlar için de hayati derecede önemli"
Çavuşoğlu, muhalefetin tutumuna dair şu değerlendirmelerde bulundu:

"Maalesef, hiç olumlu değil. Hep yakacağız, yıkacağız, yargılayacağız. Ben olumlu bir şey görmedim. Hep elimize geçirirsek şunu yapacağız, bunu yapacağız. Halka böyle güven verilmez. Burada ne yapabileceğini söyle. Aktivist gibi söylemlere halkımız prim vermez. Bizler siyasi partileriz, Türkiye'nin ciddi konuları var şu anda. Depremden sonra, dünyanın ciddi konuları var. Dünyadaki çatışmaların, krizlerin yüzde 60'ı bizim etrafımızda. Bir de gelecek hedeflerimiz var. Bu hedeflerimiz doğrultusunda ne yapacağız? Bunu konuşmamız lazım. Radikal söylemlere halk prim vermez."

Bakan Çavuşoğlu, dünyada Afrika'ya ve birçok yere gittiklerini; Türk dünyasına, Asya'ya ve Balkanlar'a döndüklerini belirterek, "Türkiye'nin istikrarına en az bizim kadar onlar da önem veriyorlar çünkü Türkiye'nin güçlü olması, o bölgelerde Türkiye'nin etkin olması adalet demektir, kalkınma demektir, insani yardım demektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu bölgelerde yaptıklarını herkesin bildiğine işaret eden Çavuşoğlu, Sırbistan, Bosna Hersek ve Hırvatistan'dan gelenlerin de aynı şeyleri söylediklerini; Türkiye'nin istikrarlı olmasının bu bölge için de hayati derecede önemli olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, 14 Mayıs'taki seçimlere ilişkin, "Biz inşallah 14 Mayıs'ta Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) güçlü bir oyla, halkımızın oyuyla tekrar seçileceğine inanıyoruz. Hedeflerimize devam edeceğiz, bu doğrultuda da çalışacağız. Ben de sahada kampanyaya tüm gücümle destek vereceğim." şeklinde konuştu.

Seçim sürecinde sadece Antalya'ya değil, her yere gideceğini belirten Çavuşoğlu, bir senedir üniversitelere giderek gençlerle de sohbet ettiklerini, sorunların çözümü konusunda ne yapıldığını anlattıklarını söyledi.

"İmar fonunun nasıl kullanıldığı şeffaf şekilde gösterilecek"
Çavuşoğlu, imar fonuna dair dış kaynaklardan maddi yardımda ve taahhütte bulunanlar olacağını ve onun da bu fon üzerinden kanalize edileceğini anlattı.

Yeniden inşa dahil olmak üzere bunun sadece ev yapmak olmadığına değinen Çavuşoğlu, bunun daha iyi, kaliteli ve çevreye duyarlı akıllı şehirler kurmak anlamına geldiğini belirtti.

Çavuşoğlu, ihtiyaç olan yerlerde okul ve hastane yapılacağını, kim ne kadar para verirse ve nerede kullanılmasını isterse ona göre hareket edileceğini söyledi.

Gelen kaynakların depremle, yeniden imar ve inşayla ilgili amacına göre kullanılacağını aktaran Çavuşoğlu, fonun şeffaf şekilde nereye kullanılacağını da herkesin göreceğini ifade etti.

"Mısır gazının Türkiye'ye ihracı konusunda müzakere teklifi"
Mısır gazının Türkiye'ye ihracı konusunda ise Çavuşoğlu, "Bu konuda spot piyasadan almak yerine, enerji firmalarımız BOTAŞ'la Mısır firması EGAS uzun vadeli anlaşma imzalasınlar ve bu işbirliğimizi sürdürelim dedik. Kendi firmamız ve Enerji Bakanlıklarımız bu konuyu müzakere etsinler dedik." dedi.

"KKTC'nin TDT'ye gözlemci üyeliği anayasal adıyla katılması bakımından diğerlerinden farklı"
Çavuşoğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) gözlemci üyeliğine ilişkin, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatında (EİT) da aynı şekilde gözlemci üyelik statüsüyle başlandığını söyledi.

KKTC'nin TDT gözlemci üyeliğinde anayasal adıyla üye olması sebebiyle farklılık olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, "(KKTC) Toplantıya da katıldı. Bayrak da orada. KKTC Cumhurbaşkanı (Ersin Tatar) toplantıya katıldı. Dışişleri Bakanları Toplantısına KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu geldi. Sayın Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) New York'ta da vurguladı, o günkü toplantıda da vurguladı, artık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması, aslında tanınmış haklarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne iade edilmesi için çalışıyoruz." şeklinde konuştu.​​​​​​​

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.