logo
09 EKİM 2026

Mülteci krizlerinin dış politikada koz olarak kullanılması

Küresel düzlemde derinleşen çatışmalar, ekonomik krizler ve iklim değişiklikleri milyonlarca insanın göç etmesine yol açarken, göç dalgaları artık sadece insani bir kriz olarak kalmıyor

09.10.2026 00:22:00
Yaşar Cebesoy
 
Mülteci krizlerinin dış politikada koz olarak kullanılması
Mülteci krizlerinin dış politikada koz olarak kullanılması
Küresel düzlemde derinleşen çatışmalar, ekonomik krizler ve iklim değişiklikleri milyonlarca insanın göç etmesine yol açarken, göç dalgaları artık sadece insani bir kriz olarak kalmıyor.

Devletlerarası ilişkilerde mülteci ve göçmen hareketleri, jeopolitik çıkarlar uğruna bir baskı aracı ve müzakere kozu haline geliyor. Siyaset bilimi literatüründe "silahlandırılmış göç" olarak da adlandırılan bu strateji, dış politikada yeni ve tehlikeli bir dönemin kapılarını aralıyor.







1. Mülteci Krizleri Neden Bir Koz Haline Geldi?

Küresel göç hareketleri, hedef ülkeler üzerinde çok katmanlı baskılar yaratır:

İç Siyaset Baskısı: Hedef ülkelerdeki iktidarlar, kamuoyunun göç karşıtı hassasiyetleri ve sınır güvenliği kaygıları nedeniyle iç siyasi istikrarsızlıkla karşı karşıya kalır.

Ekonomik ve Sosyal Maliyet: Barınma, sağlık, eğitim ve entegrasyon süreçleri büyük bir bütçe ve idari kapasite gerektirir.

Kriz Yönetimi Zafiyeti: Ani ve kontrolsüz gelen göç dalgaları, komşu veya hedef ülkelerin güvenlik bürokrasisini ve sınır muhafızlarını kilitler.

Bu kırılganlıklar, mülteci akışını kontrol edebilen veya yönlendirebilen ülkeler için rakip devletlere karşı güçlü bir diplomatik şantaj ve pazarlık aracı sunar.







2. Jeopolitik Satranç Tahtasından Örnekler

Tarihsel süreçte ve günümüzde mülteci krizlerinin dış politika baskı aracı olarak kullanıldığı pek çok vaka bulunmaktadır:

Sınır Anlaşmaları ve Finansal Pazarlıklar: Transit ülkeler, ellerindeki göçmen kitlelerini sınırlarında tutmak veya Avrupa/gelişmiş ülkelere geçişine izin vermemek karşılığında mali yardım, vize serbestisi veya diplomatik destek talep etmektedir.

Hibrit Tehditler ve Sınır Provokasyonları: Bazı rejimler, sınır bölgelerine organize bir şekilde göçmen taşıyarak hedef ülkelerin güvenlik güçlerini provoke etmekte ve sınırları kasten istikrarsızlaştırmaktadır.

Bölgesel Güç Gösterisi: Çatışma bölgelerindeki aktörler, mülteci akışını tetikleyerek bölgesel rakiplerini zor durumda bırakmayı ve uluslararası toplumdan taviz koparmayı hedefler.







3. Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Açısından Açmazlar

Mültecilerin bir dış politika aracı olarak "silahlandırılması", uluslararası hukukun temel prensiplerini ve insani değerleri doğrudan tehdit etmektedir:

Cenevre Sözleşmesi'nin Aşınması: Sığınmacıların korunması gereken mazlumlar değil de, siyasi masalarda birer "fiş" veya "kart" olarak görülmesi mülteci hukukunun ruhunu zedelemektedir.

İnsan Onurunun İhlali: İnsanların hayatları üzerinden yapılan bu pazarlıklar, onları göç yollarında daha büyük tehlikelere, insan tacirlerinin eline ve hak ihlallerine maruz bırakmaktadır.

Diplomatik Güvenin Zedelenmesi: Devletler arasında kalıcı çözümler üretmek yerine krizlerin sürekli beslenmesi, küresel iş birliğini zayıflatmakta ve güvensizlik ortamını körüklemektedir.







Sonuç

Mülteci krizlerinin dış politikada birer koz olarak kullanılması, kısa vadeli diplomatik kazançlar sağlasa da orta ve uzun vadede hem bölgesel hem de küresel istikrarı tehdit eden bumerang etkisi yaratmaktadır.

İnsani dramların siyasi çıkarlara kurban edildiği bu stratejik akıl, uluslararası sistemde adaletsizliği derinleştirmekte ve kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak durmaktadır. Göçün bir şantaj aracı olmaktan çıkarılıp insani ve hakkaniyetli mekanizmalarla yönetilmesi, küresel diplomasinin öncelikli sınavı olmaya devam ediyor.

Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü

Yalova'nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüzde 49 olarak ölçülürken, ekim ayı verilerine göre doluluk oranının bir önceki dönemin üzerinde olduğu görüldü

08.10.2026 13:53:00
İHA
 
Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü
Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüz güldürdü
Gökçe Barajı'nda ekim ayının ilk günlerinde yüzde 50 seviyesinde seyreden su miktarı, 6 Ekim itibarıyla yüzde 49'a geriledi. Böylece barajın su seviyesi 2025 yılının aynı dönemindeki yüzde 30'luk seviyenin 19 puan, 2024 yılındaki yüzde 38'lik seviyenin ise 11 puan üzerinde bulunuyor. 2023 yılındaki yüzde 52'lik seviyeye göre ise 3 puan daha düşük durumda.






Gökçe Barajı'nda 2026 yılı oldukça düşük seviyelerle başlamış, ocak ayında su rezervinin azalması nedeniyle kentte uygulanan planlı su kesintileri, baraj seviyesinin yüzde 15'e yükselmesinin ardından 13 Ocak'ta sona ermişti. İlkbahar yağışlarıyla hızla yükselen baraj, nisan ayında yüzde 90, mayıs ayında yüzde 93 ve haziran ayında yüzde 96 seviyesine ulaştı.








Yaz aylarıyla birlikte yeniden düşüşe geçen su seviyesi, temmuz ayında yüzde 88, ağustos ayında yüzde 74 ve eylül ayında yüzde 58 olarak ölçüldü. Ekim ayının ilk günlerinde yüzde 50 seviyesinde seyreden su miktarı, 6 Ekim itibarıyla yüzde 49'a geriledi.








Ekim itibarıyla Gökçe Barajı'nın su seviyeleri 2023'te yüzde 52, 2024'te yüzde 38, 2025'te yüzde 30 ve 2026'da yüzde 49 olarak kayıtlara geçti.

Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon

Binalarda korozyon, betonarme yapıların içerisinde bulunan taşıyıcı çelik donatıların (inşaat demirlerinin) çevre faktörleri, nem ve kimyasal etkilerle reaksiyona girerek kimyasal ve elektrokimyasal yollarla aşınması, paslanması ve işlevini kaybetmesi olayıdır

08.10.2026 12:36:00
Hasan Gündoğdu
 
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Beton, yüksek pH derecesi (yaklaşık 12,5 - 13,5) sayesinde normal şartlarda içerisindeki çeliği paslanmaya karşı koruyan pasif bir alkali tabaka oluşturur. Ancak bu koruyucu tabaka bozulduğunda veya beton içerisine su ve gaz girişi yaşandığında korozyon süreci başlar.






Binalarda Korozyonun Temel Nedenleri

Korozyon tek bir sebebe bağlı olmaktan ziyade, malzeme kalitesizliği ile çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle tetiklenir:

Su ve Nem Teması: Su, korozyon reaksiyonunun gerçekleşmesi için en temel iletkendir. Yalıtımsız temeller, sızdıran çatı ve tesisatlar ile nemli bodrum katları demirin oksitlenmesini hızlandırır.

Karbonatlaşma: Havadaki karbondioksit gazı, betonun gözeneklerinden içeri sızarak betonun alkali yapısını bozar ve pH değerini 9'un altına düşürür. Bu durum demiri koruyan pasif tabakayı ortadan kaldırır.






Klorür İyonu Saldırısı: Deniz kenarındaki yapılarda tuzlu rüzgarlar, deniz kumu kullanılan binalar veya kışın buz çözücü tuzların kullanıldığı alanlar klorür iyonlarının betona nüfuz etmesine yol açar. Klorür, çelikte yerel ve derin çukurlaşma tipi korozyona neden olur.

Pas Payı (Beton Örtüsü) Yetersizliği: Demirin betonun dış yüzeyine çok yakın yerleştirilmesi (< 2-3 cm), dış etkenlerin doğrudan ve hızlı şekilde çeliğe ulaşmasına imkan tanır.

Betondaki Segregasyon ve Gözenekler: Uygun şekilde sıkıştırılmayan, yerleştirilmeyen veya kalitesiz betonlarda oluşan boşluklar nem ve havanın donatıya ulaşmasını kolaylaştırır.






Korozyon Binalara Nasıl Zarar Verir?

Korozyon sadece demirin renginin değişmesi değil, yapının statik dengesini bozan zincirleme bir tahribat sürecidir:

Kesit Kaybı: Demir paslandıkça incelir. Kesit alanı küçülen donatı, üzerine düşen çekme gerilmelerini taşıyamaz hale gelir.

Hacim Genişlemesi ve Betonun Çatlaması: Demir paslandığında oluşan demir oksit, orijinal çelik hacminin yaklaşık 2 ila 6 katı büyüklüğe ulaşır. Bu hacim artışı beton içten dışa doğru devasa bir çekme gerilmesine maruz bırakır.

Beton Kabuk Atması: İçten genleşen beton zamanla çatlar ve donatının üzerindeki beton parçalar halinde dökülür. Demirin dış ortamla teması tamamen açık hale gelir ve korozyon katlanarak hızlanır.

Aderans (Yapışma) Kaybı: Beton ile çeliğin birlikte hareket etmesini sağlayan sürtünme ve tutunma kuvveti (aderans) tamamen kaybolur. Bu durum yapının bütünselliğini yok eder.






Korozyon Sebebiyle Bina Yıkılabilir mi?

Evet, korozyon binaların kendiliğinden veya hafif bir depremde dahi aniden yıkılmasına yol açabilen ana faktörlerden biridir.

Binalarda kolon ve kiriş gibi taşıyıcı elemanlar, üzerlerindeki yükü çelik ve betonun ortak çalışmasıyla taşır. Korozyon nedeniyle taşıyıcı kapasitesi %30 ile %50 oranında azalan bir kolon, binanın kendi ölü yükünü taşıyamaz hale gelebilir.

Türkiye'deki geçmiş deprem incelemelerinde (1999 Gölcük, 2020 İzmir ve 2023 Kahramanmaraş depremleri) yıkılan veya ağır hasar alan yapılarda korozyonun taşıyıcı donatı kesitlerini ciddi oranda incelttiği tespit edilmiştir. 10-15 yıl boyunca yoğun su temasına maruz kalmış yalıtımsız bir binada, donatı çapının fısıltı gibi eriyerek yarı yarıya düştüğü vakalar sıkça görülmektedir.






Korozyona Karşı Alınması Gereken Önlemler

Korozyonla mücadele hem yapım aşamasında hem de mevcut yapılarda doğru adımların atılmasını gerektirir:

İnşaat Aşaması: Su Yalıtımı (Su Yalıtım Membranları). Temel, perde duvar ve ıslak hacimlerde kesintisiz su yalıtımı yapılmalıdır.

Malzeme Seçimi: Düşük Geçirgenlikli Beton (W/C Oranı). Su/çimento oranı düşük (<0,45), kaliteli ve durabilitesi yüksek hazır beton kullanılmalıdır.

Uygulama: Yeterli Pas Payı (Beton Örtüsü). Donatının dış etkenlerden korunması için projesine uygun pas payı elemanları (pas payı klipsi) kullanılmalıdır.

Kullanılan Donatı: Nervürlü ve Kaliteli Çelik. Deniz kumu ve klorür içeren agregalar kullanılmamalı, korozyona dayanıklı çelik tercih edilmelidir.

Mevcut Binalar: Korozyon Onarımı & Güçlendirme. Paslı demirler kumlama ile temizlenmeli, korozyon önleyici astar sürülmeli ve yapısal tamir harçları kullanılmalıdır.

Korozyon, belirtileri dışarıya vurana kadar içten içe ilerleyen sinsi bir süreçtir. Yapılarda temel yalıtımına özen gösterilmesi, su sızıntılarının anında giderilmesi ve düzenli bina bakımının aksatılmaması yapının ömrünü ve deprem güvenliğini doğrudan belirler.

"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı

Yeşilçam'ın "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy, İstanbul'da düzenlenen cenaze törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı

07.10.2026 18:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı
"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı
Yeşilçam'ın unutulmaz isimlerinden olan ve Türk sinemasında 'Altın Çocuk' lakabıyla hafızalarda yer edinen usta oyuncu Göksel Arsoy, 90 yaşında hayatını kaybetti. Arsoy için Levent Barbaros Paşa Camii'nde bir cenaze töreni düzenlendi. Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Göksel Arsoy'un oğlu Gökhan Arsoy, kızı Aşkım Arsoy, sinema camiasından Serdar Gökhan, Halil Ergün, yakınları ve hayranları katıldı. Arsoy ailesi törende taziyeleri kabul etti. Arsoy için öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı. Törenin ardından Arsoy'un cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.






"Bir efsanemizi daha kaybettik"

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise, "Bir efsanemizi daha kaybettik. Gerçekten öyle bir jenerasyon ki bize böyle derin izler bıraktı ki, öyle duygular yaşattılar ki bize. Gerçekten bize bir hazine bıraktılar. Çok kıymetli bir arşivimiz var. Onun üzerine inşa ettiğimiz çok büyük endüstriye sahibiz. Türkiye gerçekten büyük bir sinema ülkesi ve biz bunu onlara borçluyuz. Gerçekten tüm yokluklara rağmen ortaya koydukları eserler var. Bugün çok yüksek bir teknolojiye sahibiz; dünyanın en iyi kameraları bizde, en güzel ışıklar bizde, montaj setlerimiz de, yapay zekamız var. Ama Yeşilçam'ın bizim üzerimizde oluşturduğu duyguya maalesef ulaşamıyoruz. Bence büyük üstatların değeri her geçen gün daha da artacaktır diye düşünüyorum. Paha biçilmez bir hazine üzerinde oturuyoruz. Hepsinin mekanları cennet olsun, Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar" dedi.








"Özel doğmuş, kendini yetiştirmiş ve özel olmuş"

Göksel Arsoy'un oğlu Gökhan Arsoy ise, "Çok erken gitti babam. Çok büyük bir değer kayboldu. Sadece sinema değil, aynı zamanda sahne sanatçısıydı. Öyle anılmayı istedi. 'Ben sadece sinema değil, sinema ve sahne sanatçısıyım' derdi. Yıllarca Yeşilçam'da emek verdi. Yeşilçam'dan geçenler arasında uzun yıllar sahnede yer aldı. Çok özel bir insandı. Özel doğmuş, kendini yetiştirmiş ve özel olmuş, çok büyük bir karakterdi babam. Allah rahmet eylesin" ifadelerini kullandı.








"Bir yıldız daha kaydı"

Serdar Gökhan ise açıklamasında "Sanatçı büyük filmler, çok filmler yaptı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun diyorum. Hepimiz üzgünüz, bir yıldız daha kaydı. Kendisiyle 2 ay önce görüşmüştük. Görüştük, konuştuk. İyi çok, öyle bir ağır bir hastalık gibi yoktu ama bir anda yani öldü. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Yeşilçam'ın üzüntüsü bu.
Halil Ergün ise Göksel Aksoy'un çok özel bir insan olduğunu belirtirken, yakınlarına başsağlığı diledi.






Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi

Başakşehir'de okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da defnedildi

07.10.2026 15:00:00 / Güncelleme: 07.10.2026 15:07:53
İhlas Haber Ajansı
 
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda ağır yaralanarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da düzenlenen cenaze töreninin ardından aile mezarlığına defnedildi.






Başakşehir ilçesinde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen bıçaklı saldırıda 8 öğrenci yaralanırken, öğrencilerden Eslem Sare Bulut, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 7 öğrencinin ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.






"Eslem Sare, son yolculuğuna uğurlandı"

Kumluca beldesi Güvendik Mahallesi'nden olduğu öğrenilen 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut için bugün Güvendik Mahalle Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eslem Sare'nin cenazesi, dualar ve gözyaşları arasında aile mezarlığında toprağa verildi.







Eslem Sare Bulut'un cenazesine Bartın Valisi Nurtaç Arslan'ın yanı sıra il ve ilçe protokolü katıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten ile önceki dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da cenaze törenine katılarak Bulut ailesinin acısını paylaştı.

Cenaze töreninde Eslem Sare Bulut'un ailesi ve yakınları büyük üzüntü yaşarken, çevrede bulunan vatandaşlar da aileye taziyelerini iletti.

Çanakkale'de göçmen kaçakçılığı suç örgütü çökertildi

Çanakkale'de polis ve sahil güvenliğin 2 aylık teknik takip sonucu Yunanistan'a göçmen kaçakçılığı organize eden suç örgütüne Çanakkale merkezli İstanbul, İzmir ve Edirne'de eş zamanlı operasyonlarla çökertildi. Operasyonlarda organizatörlük yaptığı tespit edilen 20 şüpheliden 15'i tutuklandı

07.10.2026 12:40:00
İHA
 
Çanakkale'de göçmen kaçakçılığı suç örgütü çökertildi
Çanakkale'de göçmen kaçakçılığı suç örgütü çökertildi
Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı tarafından, Çanakkale üzerinden Yunanistan'a göçmen kaçakçılığı faaliyetini organize eden suç örgütlerinin tespit edilmesi, bağlantılarının ortaya çıkarılması ve faaliyetlerinin engellenmesine yönelik 2 ay süren planlı bir çalışma yürütüldü.






Göçmen kaçakçılığı suçunu işlediği tespit edilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik, Çanakkale merkezli olmak üzere İstanbul, İzmir ve Edirne illerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi. Operasyonlarda 20 şüpheli gözaltına alındı.








Organizatörlük yaptığı tespit edilen 20 şüpheliden 15'i tutuklandı. 4'ü hakkında adli kontrol kararı verildi. 1'i ise serbest bırakıldı.






Ferdi Zeyrek'in ölümüne ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in, evinin havuzuna ait makine odasında elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı. Dokuz Eylül Üniversitesi'nden 5 akademisyenin hazırladığı 46 sayfalık raporda, Zeyrek'in olayda kusurunun bulunmadığı belirtildi. Raporda 4 kişi asli, 9 kişi ise tali kusurlu bulundu

06.10.2026 22:57:00 / Güncelleme: 06.10.2026 23:12:41
İHA
 
Ferdi Zeyrek'in ölümüne ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı
Ferdi Zeyrek'in ölümüne ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı
Manisa 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nin ara kararı üzerine hazırlanan raporda, olayın çeşitli kişi, şirket ve kurumların ihmal ve kusurlarının zincirleme şekilde birleşmesi sonucu meydana geldiği değerlendirildi.






Kaçak akım rölesi arızalı çıktı

Bilirkişi raporunda, havuz ve makine odasının orijinal projede bulunmadığı, elektrik tesisatı ve topraklama projesinin hazırlanmadığı tespit edildi. Makine odasındaki kaçak akım rölesinin çalışmadığı, elektrik kaçağının ise havuz pompa motorundan kaynaklandığı belirlendi.

Motorun bakım ve tamiratlarında su geçirmezlik izolasyonunun bozulduğu, motorun sabitlenmemiş plastik sehpa üzerine yerleştirildiği kaydedildi. Elektrik kaçağı nedeniyle makine odasına girişteki metal merdiven ile toprak arasında 67 volt gerilim ölçüldüğü belirtildi. Raporda, gerekli topraklama yapılmış olsaydı bu gerilimin yaklaşık 6 volt seviyesinde kalacağı ve Zeyrek'in hayati tehlike yaşamayacağı değerlendirildi.

4 kişi asli, 9 kişi tali kusurlu

Bilirkişi heyeti; Naim Baltaoğlu, Hakan Akgüneş, Metin Gündercan ve Halim İşli'yi asli kusurlu buldu. Asım Özdamar, Eyüp Keklik, Rezan Akay, Hilmi Şener, Mustafa Çetin, Murat Sönmez, Ömer Taşçı, Yalçın Öztaş ve Ahmet Severcan ise tali kusurlu değerlendirildi.
Murat Ergüzel, Hakan Akgöl ve Hüseyin Erarslan'ın ise olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığı kanaatine varıldı.









Ferdi Zeyrek kusursuz bulundu

Raporda Ferdi Zeyrek'in olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı açıkça belirtildi. Bilirkişi heyeti, Zeyrek'in kendi evindeki havuzun makine odasında tehlikeli seviyede elektrik kaçağı olduğunu öngörmesinin mümkün olmadığını değerlendirdi.
 
Raporda ayrıca havuz, makine odası ve tesisatın projelendirme, imalat ve denetim süreçlerine ilişkin resmi belgelerde Ferdi Zeyrek'in herhangi bir imza veya onayının bulunmadığı vurgulandı.
 
Dava, 9 Ekim Cuma günü Manisa 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

Mihriban cinayetindeki izler Sarıgül davasını yeniden başlattı

Manisa'da 3 yıl önce çalıştığı inşaatta ölü bulunan ve dosyası takipsizlikle sonuçlanan iş güvenliği teknikeri Naile Büşra Sarıgül'ün (23) ölümüyle ilgili dava, İzmir'deki Mihriban Yılmaz (26) cinayeti soruşturmasında ortaya çıkan yeni delillerin ardından yeniden açılarak Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı

06.10.2026 14:24:00
İHA
 
Mihriban cinayetindeki izler Sarıgül davasını yeniden başlattı
Mihriban cinayetindeki izler Sarıgül davasını yeniden başlattı
Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan Toyo Matbaa Mürekkep A.Ş. firmasına ait üretim fabrikası inşaatında iş güvenliği teknikeri olarak görev yapan Naile Büşra Sarıgül, 3 Ağustos 2023 tarihinde inşaat alanında yüksekten düşmüş halde bulundu ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayın ardından hazırlanan 16 Ekim 2023 tarihli otopsi raporunda ölüm nedeninin kalp krizi olduğu belirtildi. Soruşturma sürecinde alınan 24 Nisan 2024 tarihli DNA analiz raporunda ise maktulde şüpheli Fatih İnan'a ait DNA profili tespit edildi. Ancak İnan'ın ifadesinde Sarıgül ile aralarında gönül ilişkisi olduğunu iddia etmesi ve ölümün otopsi raporunda kalp krizine bağlanması nedeniyle, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verilerek dosya kapatıldı.






Cinayet soruşturmasındaki mesajlar dosyayı yeniden açtı

Söz konusu takipsizlik kararı, İzmir'de 29 Aralık 2025'te kaybolan Mihriban Yılmaz'ın öldürülmesine ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen yeni bulgular üzerine kaldırıldı. Mihriban Yılmaz cinayetini itiraf eden Fatih İnan'ın, kardeşi Ömer İnan ile amcası Kerem İnan arasındaki telefon yazışmaları polis ekiplerince incelemeye alındı. İddianamede, amca Kerem İnan'ın mesajlarında yer alan "Eskisinden korkmuyorum - bundan korkuyorum" ve "İnşallah bundan bir şey çıkmaz da, eskisi sıkıntı değil" şeklindeki ifadelere Ömer İnan'ın "Ses etmeyin" yanıtını verdiği, bu görüşmelerdeki 'eski' olayın Sarıgül'ün ölümü olduğunun değerlendirildiği kaydedildi.









Yeni iddianame kabul edildi

Elde edilen deliller ışığında Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4 Eylül 2026 tarihinde yeni bir iddianame hazırlandı. İddianamede, sanık Fatih İnan'ın Naile Büşra Sarıgül'e cinsel saldırıda bulunduğu, ardından bu durumu gizlemek ve olaya iş kazası görünümü vermek amacıyla maktulü yüksekten iterek düşürdüğü iddia edildi. Fatih İnan'ın "nitelikli cinsel saldırı" ve "nitelikli kasten öldürme" suçlarından cezalandırılmasının talep edildiği dosyada, kardeşi Ömer İnan hakkında ise "yargı görevini yapanı etkileme" suçundan kamu davası açıldı. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan duruşma, sanık savunmalarının alınması ve tanıkların dinlenmesinin ardından dava 12 Ocak 2027 tarihine ertelendi.









Duruşma sonrası aile ve avukatından "adalet" çağrısı

Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasının ardından maktul Naile Büşra Sarıgül'ün ailesi ve avukatı adliye önünde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Sarıgül ailesinin avukatı Aleyna Altar, 2023 yılında meydana gelen olayın ardından tüm itirazlarına rağmen dosyanın kapatıldığını hatırlatarak, Mihriban Yılmaz dosyasında ortaya çıkan yeni deliller ışığında yargılamanın bugün yeniden başladığını belirtti.

İlk duruşmada sanık Fatih İnan'ın tutukluluk halinin devamına karar verildiğini aktaran Altar, sanığın savunmasındaki iddialara tepki gösterdi. Altar, "Sanık tarafından rızai bir cinsel birliktelikten bahsedildi ancak bugün sunulan tanık beyanlarıyla da ifade edildiği üzere geriye dönük böyle bir birliktelik olmadığı ortaya kondu. Konuyla ilgili beyanlar gerçeği yansıtmamaktadır. Dosyaya yazılı olarak gerekli itirazlarımızı yapacağız. Ortaya çıkamayan bazı gerçekler var, süreci takip ediyoruz ve adaletin tecelli etmesini bekliyoruz" diye konuştu.









"Kızım hayat dolu biriydi"

Anne Seher Yaldız (54) ise kızıyla ilgili ortaya atılan iddiaları reddederek, suçluların cezalandırılmasını talep etti. Yaldız, "Benim kızım çok neşeliydi. 'Aile sorunları varmış' dediler, hiçbir şey yoktu. Hayat dolu biriydi. Adaletin yerini bulmasını ve suçluların en ağır cezaya çarptırılmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Kızını kaybetmenin acısını yaşayan baba Ercan Yaldız (58) da hukuki süreçte yaşananlara sitem etti. Evladını kaybettikten sonra dosyanın önce kapatılıp ardından tekrar açıldığını hatırlatan baba Yaldız, "Bir baba olarak, bir ana olarak ne düşünebiliriz' Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Hakimlerin, savcıların görevini yapmasını bekliyoruz" dedi.

Trabzon'un Maçka ilçesindeki T2 Tüneli'nde tehlikeli saatler

Trabzon'un Maçka ilçesinde bulunan T2 Tüneli'nde bugün öğle saatlerinde beton mikseri ile bir otomobilin çarpışması sonrasında otomobil alev aldı 

05.10.2026 15:02:00
İHA
 
Trabzon'un Maçka ilçesindeki T2 Tüneli'nde tehlikeli saatler
Trabzon'un Maçka ilçesindeki T2 Tüneli'nde tehlikeli saatler
Kaza sonrası Trabzon'dan Gümüşhane istikametine ulaşım dururken, tünel içinde yangın söndürme çalışması başlatıldı.






Alınan bilgiye göre, bugün saat 14.00 sıralarında Maçka ilçesi T2 Tüneli Gümüşhane istikametinde bir beton mikseri ile otomobilin çarpışması sonrasında kaza meydana geldi. 






Kaza nedeniyle otomobil alev alırken, tünelde ulaşım durdu. Yapılan ihbar üzerine bölgeye jandarma trafik ve itfaiye ekipleri sevk edilirken, yolda uzun araç kuyrukları oluştu. 






Yanan otomobilde bir kişinin bulunduğu öğrenilirken, yangın söndürme çalışmaları sürüyor.













Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt

Bursa'da mobilya üretimi yapılan fabrikada çıkan yangının ardından ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürerken, fabrikanın yangın sonrası son hali havadan görüntülendi

05.10.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt
Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt
Bursa'nın Nilüfer ilçesinde mobilya üretimi yapılan fabrikada çıkan yangının ardından ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürerken, fabrikanın yangın sonrası son hali havadan görüntülendi.






Bursa-İzmir kara yolu Başköy mevkisinde mobilya üretimi yapılan fabrikada saat 06.05'te yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı 20 itfaiye aracı ile BUSKİ, Park ve Bahçeler, Tarım A.Ş. ve Nilüfer Belediyesine ait 10 su tankeri ile 1 kepçe sevk edildi. AFAD'a bağlı KBRN ekibi de tedbir amacıyla olay yerine gönderildi.







Ekiplerin yaklaşık 2,5 saat süren müdahalesinin ardından alevler kontrol altına alınırken, yangının ardından fabrikada büyük çapta hasar meydana geldi. Yangının bilançosu dron görüntülerine de yansıdı. Fabrikanın çatısının ve bazı bölümlerinin yangından zarar gördüğü görülürken, ekiplerin bölgede soğutma çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi.







Öte yandan, yangın sırasında yükselen yoğun siyah dumanlar Bursa-İzmir kara yolunun birçok noktasından görüldü. Yangının çıkış sebebinin belirlenmesi için başlatılan soruşturma sürüyor.

Konya'da yeni obruk oluştu

Konya'nın Karapınar ilçesinde pancar ekili tarlada yeni bir obruk oluştu

02.10.2026 14:04:00
İHA
 
Konya'da yeni obruk oluştu
Konya'da yeni obruk oluştu
Obruk, Fevzipaşa Mahallesi'nde pancar ekili bir tarlada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, obruk bölgede çalışma yapan bir işçi tarafından fark edildi.






Pancar ekili tarlada oluşan obruğun yakın zamanda meydana geldiği tahmin edilirken, yaklaşık 15 metre çapında ve 8 metre derinliğinde olduğu belirtildi. Obruğu fark eden işçi, durumu vakit kaybetmeden belediye ekiplerine bildirdi. 






İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler, obruk çevresinde incelemelerde bulundu. Obruğun tarla yollarına yakın olması nedeniyle çevrede güvenlik tedbirleri alındı. Ekiplerin bölgede gerekli kontrolleri sürdürdüğü öğrenildi.








Karapınar'da son yıllarda farklı bölgelerde meydana gelen obruklar, tarım arazileri ve ulaşım güzergahları açısından da dikkat çekmeye devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.