HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 21 MAYIS 2022, CUMARTESİ

Küçülen insanı yüceltmek!

09.04.2022 00:00:00

Şehirler büyüdü insan küçüldü, teknoloji ilerledi insan geriledi, insan çoğaldı insanlık azaldı!

Bu ne saçma bir denklemdir böyle! Şehirleri büyüten insan ama küçülen de insan, teknolojiyi ilerleten insan ama gerileyen de insan, çoğalan insan ama azalan insanlık!

Bu ne yaman bir çelişkidir değil mi?

Yaklaşık 30 yıldır bilgisayar kullanan biriyim. Ticaret Meslek Lisesi muhasebe bölümü mezunuyum. Oradan aldığım daktilo derslerinden dolayı on parmak klavye kullanabiliyorum. En sevdiğim meziyetlerimden biridir. Düşündüklerimi aynı hızda yazabilme kabiliyeti ama on parmak ile! Hani derler ya on parmağında on marifet. On parmağım da gerçekten çok marifetlidir. Her biri aklıma o kadar tabidir ki, aklım düşündüğü anda hangi parmağım klavyedeki hangi harfe dokunacağını çok iyi bilir! Ama sırası ile çok iyi bilir. Mesela yazması gerektiği anda 'Esemal' yazmazlar. 'Mesela' yazarlar!

Allah'ın insan vücuduna verdiği ilginç ve mükemmel kabiliyetler vardır. İnsan vücudu bir mekanizma değildir bir metabolizmadır. Yaşayan canlı bir doku!

İnsan vücudundaki her bir hücrenin öğrenme kabiliyeti vardır. Doğum ne büyük bir mucizedir. Baba ve annenin her bir hücresi ile yazılan yepyeni bir DNA, yaratılan bir insan! Baba ve annenin hücrelerinin, tüm öğrenilmiş tecrübeleri ilahi bir yazılım programı ile çocuğa yüklenmektedir. Böylece insan, aslında hiçbir şeyi yeni baştan icat etmiyor! Genetik olarak bildiklerinin sadece zamanla ama tecrübe ederek farkına varıyor, keşfediyor!

Belki de bu benzeşmedendir en sevdiğim film Matrix'dir. Neo'ya dövüş sanatları programının yüklendiği sahne beni hep etkilemiştir.

Böylece nesilden nesle geçen fiziki veya ruhsal birtakım meziyetlerimiz Türk tarihini ilk insandan bugüne dimdik ayakta tutmuştur. Alın size bağımsızlık duygusu, her nesilde ki vatan ve bayrak sevgisi! Bu duygular Türk ulusu kadar hiçbir millette asla zirve yapamamıştır.

Ancak tekrarlanmayan yani nesilden nesle aktarılamayan kabiliyetler (bilgi, kültür, sanat, zanaat vs.) zamanla körelir, kaybolur bu değerler ile yaşayan insan sayısı azalır! Yani tekrarlanmayan hal ve hareketler, gelenek ve görenekler körelir yerini yenileri, yeni neslin atasına ait olmayan mesela Avrupa medeniyetinin yaşam ve kültür standartları alır ki, o da asli gereksinimleri asla karşılayamaz! Yani insan kendine ve kültürüne, tarihine ve doğrudan geleceğine yabancılaşır. Dipsiz bir kuyunun içinde kaybolur gider! Avrupalı gurbetçilerimizin söylediği bir söz vardır ya hani, "Türkiye'de Almancıyız, Almanya'da Türk!"

Tekrar kabiliyeti artınca yani bu değerleri yaşama imkânı yeni nesillere kazandırılınca her gelen nesil bir öncekinden aldığı bayrağı daha yükseklere çeker!

Peki, bugün ne oldu? Neden böyle olduk?

Cevap: Yanlış siyaset ve yanlış siyasetçi!

İnsanın topraktan yaratılan bedeni toprağından söküldü. Köyünden kasabaya göç eden insan orada tutunamadı ilçeye, oradan il'e oradan da büyük şehirlere sürgün edildi. Bir siyaset tarafından bu sürgün planlandı, bu planı icra eden siyasetçi ise meseleyi ekonomik şartlar ile izah etti. Sürgün yiyen kitleler ise bu zulmü kabullendi, kanıksadı! Dün o topraklar için canını veren dedenin torunu bugün o topraklara, dönüp arkasına bile bakmadan veda etti…

Çok sevdiğim bir söz vardır; 'Toprak tutar insan, toprak zapt eder!'

90'ların genciyim ben. Sıkı bir Ferdi Tayfur hayranıydım o zamanlar ve hala severek dinlerim. Sevdiğim bir şarkısı vardı; "Hadi gel köyümüze geri dönelim, Fadime'nin düğününde halay çekelim!" diyordu…

Mesele aslına, ait olduğu yere dönebilmesidir insanın. Zaman ve mekân bir mahlûktur derdi merhum Haydar hocam. Eğer insan doğru yerde olursa inanın doğru zamanda da olur. Bunu başaran insan için zaman ve mekân bir oyuncaktır, eğlencedir. Başaramayan, sürgün yiyen insan ise zaman ve mekânın oyuncağı olur. Bugün koca bir millet olarak kapitalizmin oyuncağı olduğumuz gibi…

Hadi gelin köyümüze geri dönelim! Ama nasıl olacak bu?

Merhum hocamın her biri başucu eseri olan muhteşem kitapları vardır. Onlardan bir tanesi, benim gönül dünyamda çok farklı bir yeri olan 'İman ve İnsan' isimli eseridir. Hikmet dolu bu kitabın bir bölümünde özetle şöyle diyor üstat; "Bireyin dünyevi manada ideal bir insan, ilahi manada ideal bir kul olabilmesi için iç ve dış dünyasında şartların müsait hale getirilmesi esastır!"

Meselenin tam da bu noktası gönül dünyamda uzayıp giden bir konudur! İnanın cilt cilt kitaplar yazabilirim ama meseleyi merhum hocamın işaret ettiği 'esas' ölçüden alarak yazının başında değindiğim, toprağından sökülen insana getirmek istiyorum.

Binlerce yıllık Türk tarihinin tekerrürü ile olacak olan şudur; iç ve dış dünyasında oluşturulan namüsait şartlar ile insanı toprağından söken yanlış siyaset politikaları lağvedilecek ve yerine milli bir siyaset ve ekonomi politikası ikame edilerek insan, ait olduğu vatan ve kültür toprağına tekrar ekilecektir. İnsanlık böylece yeşerecek ve içlerinden nice Hacı Bektaşlar, Ahi Evranlar, Yunuslar, Mevlanalar, Mustafa Kemaller ve nice Haydarlar yetişecektir.

O halde kendi vatanında sürgün yiyen insanın elini ayağını bağlayan, belini büken temel sebep yani ekonomik kaygılar giderilecek, milletimizin her türlü ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak ve iradesini idareye mal edecek olan Milli Ekonomi Modeli acilen iktidar edilecektir. 

Bu hususta riyaset Bağımsız Türkiye Partisi'ne ve genç Genel Başkanı ile aklı hür, vicdanı hür kadrolarına düşmektedir. Bu siyaset aklı ve ahlakı, binlerce yıllık bir geleneğin Atatürk'ün genlerine oradan da Cumhuriyetin gençleri olan bizlerin genlerine geçen bir liyakattir ve bu Allah'ın dilediğine verdiği bir nimettir.

 
Mustafa Doğan / diğer yazıları
- Küçülen insanı yüceltmek! / 09.04.2022
- Empati / 07.04.2022
- ‘Baba’ devlet! / 05.04.2022
- Her doğum bir tecellidir! / 01.04.2022
- Sözüm esnaf kesimine! / 28.01.2022
- İlm-i siyaset’te laiklik! / 18.09.2021
- Özgürlük mü esaret mi? / 11.09.2021
- Türk olun! / 12.06.2021
- İnsanı kazanmak! / 21.03.2021
- Zor olan hangisi? / 10.03.2021
- Zor olan hangisi: Eğitmek mi, eğitilmek mi? / 06.03.2021
- İN-SAN / 27.02.2021
- Eğitimli insan! / 20.02.2021
- Bekar, evli, dul! / 13.01.2021
- Asgari ücret üzerine düşünüyorum! / 31.12.2020
- Adalet nedir? / 28.12.2020
- Türkiye işgal altındadır! / 24.12.2020
- Milli siyaset kurumu / 27.09.2020
- İlmen, fikren, fiilen siyaset! / 25.09.2020
- Hakkına sahip çık / 02.05.2020
- Yeni dünya düzeni / 12.04.2020
- Aidiyet duygusu / 14.11.2019
- İnsan kuldur / 03.11.2019
- Bir fikrin var mı-2 / 21.10.2019
- Bir fikrin var mı! / 20.10.2019
- Farkında mısınız elimiz kesildi! / 19.10.2019
- İstişare etmek / 05.10.2019
- İnsan susar! / 29.06.2019
- Yumuşak karnımız / 18.06.2019
- Diriliş / 09.06.2019
- ‘Allah kıskançtır!’ / 27.01.2019
- Kılavuzu karga olanın… / 30.11.2018
- Açlık / 17.11.2018
- İnsan, 'unutan' demektir / 06.07.2018
- Otoimmün hepatit / 03.07.2018
- Yedikçe acıkıyoruz! / 28.06.2018
- Patates destanı / 26.06.2018
- Milli kimlik milli model-II / 09.03.2018
- Milli kimlik milli model-I / 08.03.2018
- Türk milleti nereden nereye? / 26.01.2018
- Şükür nedir bilir misiniz? / 16.01.2018
- Cumhuriyetin temel harcı Bektaşilik'tir / 25.12.2017
- Muktedir olmak için / 24.12.2017
- Nefsini hesaba çek ey millet! / 14.12.2017
- Çare Atatürk / 11.12.2017
- Zübeyde 'ana', Atatürk 'vatan'dır / 08.12.2017
- Haçlı dünyasının Kürdistan hesabı / 02.10.2017
- Bir soruya cevap / 11.09.2017
- Olmazsa olmazımız: Bağımsızlık / 13.08.2017
- Çaresiz (!) dertlerimiz -2- / 10.08.2017
- Çaresiz (!) dertlerimiz -1- / 09.08.2017
- Amirlerimiz amellerimizdir / 19.04.2017
- Bir deve hikâyesi / 17.04.2017
- Alış-veriş kültürümüz! / 07.04.2017
- Fes giydirip pes ettiriyorlar! / 21.03.2017
- İnsan, bir meçhul mü? / 15.03.2017
- Kadına hangi gözle bakıyoruz? / 08.03.2017
- Hacı Bektaş Veli / 06.03.2017
- Dilin kemiği yok ki / 05.03.2017
- Kelebek etkisi / 27.02.2017
- Sorguluyor muyuz? / 24.02.2017
- Aşıklıoğlu Hüseyin / 21.02.2017
- Gençlik kulak versin! / 10.02.2017
- Biz Türk milleti? / 03.02.2017
- Gönülleri fethetmek / 02.02.2017
- Vatandaşlık maaşından ne anladık? / 29.01.2017
- Atatürk milliyetçiliği / 21.01.2017
- Model insanı yetiştirmek / 15.01.2017
- Kimsin sen? / 14.01.2017

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

09.04.2021, 09.04.2020, 09.04.2019, 09.04.2018, 09.04.2017, 09.04.2016, 09.04.2015, 09.04.2014, 09.04.2013, 09.04.2012, 09.04.2011, 09.04.2010, 09.04.2009, 09.04.2008, 09.04.2007, 09.04.2006, 09.04.2005, 09.04.2004, 09.04.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.