Resûlullah Efendimiz, "Allah bana ne öğretti ise tamamını Ali'ye öğretmişimdir" buyurmaktadır. Bundandır ki, ilmin ve hikmetin kapısı İmam Ali Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: "Allah'a yemin olsun ki, inen bütün ayetlerin ne hakkında, nerede ve kimin hakkında nazil olduğunu biliyorum. Allah bana düşünen, sorgulayan bir kalp ve açık bir dil vermiştir."
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuşlardır: "Ali mü'minlerin efendisidir." "Ali dinin direğidir." "Ali'yi anmak ibadettir." "Ali Natık-ı Kur'an'dır." "Ey Ali! Senin örneğin 'Kulhu vallahu ehad' (İhlas suresi) örneği gibidir." "Ali'nin bu ümmet üzerindeki hakkı, babanın evlat üzerindeki hakkı gibidir." "Benim sırdaşım Ali b. Ebi Talib'dir." "Sen ve taraftarların cennettesiniz."
Hz. Peygamber (s.a.a)'in vefatından sonra hilafet hakkı Ali (a.s) ve hanedanından alınmış ise de, ümmetin onun bitmeyen ilim sermayesine olan ihtiyacı sürekli devam etmiştir. Her meselede ilk ve son danışılan kişi hiç şüphesiz İmam Ali Efendimiz olmuştur.
İmam Ali ışık saçan güneş gibi hiç bir zaman parıldamaktan ve ışık saçmaktan geri kalmamıştır. Tarihin de tanıklık ettiği gibi ilk üç halife hüküm, siyaset ve savaş stratejileri hususunda ona ihtiyaç duymuşlardır. Özellikle ikinci halife Ömer sürekli "İçinde Ali'nin olmadığı bir sorunla karşılaşmaktan Allah'a sığınırım", "Eğer Ali olmasaydı şüphesiz ki rezil rüsva olurdum", "Eğer Ali olmasaydı helak olmuştum", "Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu" sözlerini tekrarlamıştır.
Ashabın birçok bilginleri kendilerini Hz. Ali (a.s)'ın sonsuz ilminin öğrencisi kabul ediyorlardı. İbn-i Abbas şöyle diyordu: "Benim ve ashabın ilminin, Ali (a.s)'ın ilmi karşısındaki konumu bir damlanın yedi deniz karşısındaki konumu gibidir."
Hz. Peygamber, "Allah'a ant olsun ki, ilmin onda dokuzu Ali'ye verilmiştir. Geri kalan onda biri hususunda da Ali insanlarla ortaktır" buyurmuşlardır.
Abdullah bin Mesut şöyle diyordu: "Şüphesiz ki Kur'an yedi harf üzere nazil olmuştur. Her harfin bir zahiri ve bir de batını vardır. Kur'an'ın zahir ve batın ilmi ise Ali'nin yanındadır."
Said bin Museyyib ise şöyle diyordu: "Ali'den başka insanlardan hiç kimse "istediğinizi bana sorun" diyememiştir."
Ebu Tufeyl ise şöyle demiştir: "Ali (a.s)'ın halka şöyle hitap ettiğine ben de şahidim: "Bana istediğinizi sorunuz, Allah'a andolsun ki kıyamete kadar olacak her neyi sorarsanız cevaplarım. Bana Allah'ın kitabını sorunuz, Allah'a andolsun ki bütün ayetlerin tek tek, gece mi veya gündüz mü, çölde mi ya da dağda mı nazil olduğunu bilirim."
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a.) Efendimiz tüm hayatı boyunca sürekli yapmış olduğu uyarı şu şekildedir: "Size bıraktığım iki emanetten Kur'an ile Ehl-i Beyt'imden öne geçmeyin, helak olursunuz. Geride de kalmayın, helak olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye de kalkışmayın, yoksa yine helak olursunuz. Zira onlar sizden daha bilgindirler."
- Prof. Dr. Haydar Baş’ın öngörüsü, mücadelesi ve mirası / 19.04.2026
- İmam Ali'nin unvanları / 17.04.2026
- Baş tanımam Haydar Baş'ın üstüne / 15.04.2026
- Cennetü’l-Baki ve Cennetü'l Mualla'nın matemi / 28.03.2026
- Bu sefer oyuna gelmeyeceğiz... / 23.03.2026
- Hz. Hatice validemizin vefat yıl dönümündeyiz / 01.03.2026
- Yeni dünya düzeninin adı: Milli Ekonomi Modeli / 12.02.2026
- Ekonomide Yeni Çağ: Viyana’da yazılan tarih / 10.02.2026
- Dünyanın beklediği model: MEM / 08.02.2026


























































