logo
08 AĞUSTOS 2026

O kendiliğinden konuşmaz

Uzun bir zamandan beri İslam hakkında ileri geri konuşarak “Sünnet’e gerek yoktur”, “Sünnet olmasın, Kur’an bize yeter” diyen bir takım insanları ibretle izliyoruz. Bunlar, bu şekilde konuşarak milletimizin zihnini ve gönül dünyasını bulandırmaktadırlar

16.06.2026 00:43:00
Haber Merkezi
 
O kendiliğinden konuşmaz
O kendiliğinden konuşmaz
Uzun bir zamandan beri İslam hakkında ileri geri konuşarak "Sünnet'e gerek yoktur", "Sünnet olmasın, Kur'an bize yeter" diyen bir takım insanları ibretle izliyoruz. Bunlar, bu şekilde konuşarak milletimizin zihnini ve gönül dünyasını bulandırmaktadırlar.


Öncelikle şu hususların kesin olarak bilinmesi lazım: Sünnet, Kur'an'ın, İslam'ın dışında bir şey değildir. Sünnet, İslam'dır.


"Bu ne demek? İslam'ın farzı var, sünneti var. Böyle şey mi olur?" diye soranlara diyebiliriz ki; sünnet tamamen İslam'dır. Sünnet, farzın kendisidir. Cenab–ı Vacibül Vücud Hazretleri Kur'an'ında bir dinden bahsediyor, bir dini anlatıyor. Bize düşen anlatılan bu dini hayata geçirmektir. Peygamberin şahsında hayata geçirilip, insanlara gösterilen o dinin müşekkel, yani somut haline, insanlara gösterilen örnek haline sünnet denir.


Yani sünnet, Kur'an'ın kendisidir. Kur'an mücerrettir. Cenab–ı Vacibül Vücud Hazretleri, ayet–i kerimeleri mücerret olarak beyan ediyor. Bu ayetleri hayatında uygulayarak müşahhas hale Sevgili Peygamberimiz getiriyor.

Dolayısıyla, 'sünnetsiz İslam, sünnetsiz Kur'an' düşüncesi tamamen bâtıl ve yanlış bir mantalitedir.







1700'lü yıllarda Osmanlı İmpatorluğu'nun üç kıtadaki hakimiyetini büyük bir hayranlıkla izlemeye başlayan, bilhassa İngilizler; "Bu ne muazzam bir imparatorluk, bu kadar geniş zemin üzerinde kurulmuş imparatorlukta bu birlik nasıl sağlanıyor" sorusunu sormuşlar ve bu birlik anlayışını meydana getiren esasları araştırmaya başlamışlardır.


Bu araştırma neticesinde gördükleri şey şudur; Osmanlı'nın sahip olduğu bu ihtişam mutasavvıflar tarafından yaşanan Sevgili Peygamberimizin mübarek sünnetinin bütün İslam dünyasındaki hakimiyetidir. Öyleyse bu birliğin bozulması için sünnet kurumunun tahrif edilmesi gerekmektedir.


Hz. Peygamberin sünneti etrafında oluşturulan bu faaliyet Batılı devletlerin Osmanlının şahsında İslam âlemini yok etme mücadelesidir. Bu tahrip ve tahrifat çalışmasının unsurları o dönemde İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı tarafından ajan olarak görevlendirilen Humpher'in hatıratında bütün detaylarıyla anlatılmaktadır.







Sünnet olmadan Kur'an anlaşılmaz


Dini anlamada ve yaşamada sünnetin yerini kavramamız için onun önemini iyi tespit etmek gerekir. Şu bir gerçektir ki, sünnet olmadan Kur'an anlaşılmaz. Bunun aksini iddia edenler, ya bu gerçeği ya da İslam'ı bilmemektedirler.


Peki sünnet nedir?


Bu sorunun cevabıyla başlayalım: Sünnet, Resulüllah'ın fiilleridir. O'nun yaptığı bütün işler sünnetir ve ibadettir.


Ama ne yaparsa yapsın, (mesela bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere koysun) bu, sünnet hükmündedir. Resulullah'ın yaptığı herşey ibadettir. Çünkü O'nun yaptığı herşey Allah'ın kontrol ve murakabesinde gerçekleşir.


Din, hem dünya hayatını güzelleştirmek, hem de ahiret hayatını kazanmak maksadıyla var olduğuna göre, Peygamber Efendimizin mübarek sakalını taramasından aynaya bakmasına, insanlarla musafaha yapmasından uyumasına kadar her şeyi ibadettir. Bunların hepsi bizim
için mukaddes ve muazzezdir. Bir müminin bu sünnetlerin hiçbirini diğerinden ayırt etme hakkı yoktur.








"O kendiliğinden konuşmaz"


Gelelim sünnetin dinde delil olmasına... Cenab–ı Hak bu konuda Kur'an'ında şöyle buyuruyor: "Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (Haşr, 59/7).


"Çünkü ümmilere içlerinden kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler" (Cuma, 62,2).


Ayette geçen 'kitab' ifadesinin Kur'an–ı Kerim'i, 'hikmet' ifadesinin hadis–i şerifleri işaret ettiği konusunda İslam uleması ittifak içindedirler.


Bir başka ayette ise, "Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz –Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız– onu Allah'a ve Resule götürün (onların talimatına göre halledin), bu hem hayırlı ve hem de netice bakımından daha güzeldir" (Nisa 4/59) buyurulmaltadır.


Sünnetin delil olduğuna dair ayetler pek çoktur. Bunlardan biri de Necm sûresinin 53. ayet–i kerimesidir:

"O arzusuna göre konuşmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir". Yani Allah'ın Sevgilisi heva–i nefsinden konuşmaz, O'nun söyledikleri vahiyden başkası değildir.







Peygamberimizin konuşmaları vahiy olduğuna göre, karşımıza iki türlü vahiy çıkmaktadır: Vahy–i metluv, vahy–i gayri metluv. Özetlersek; Kur'an ayetleri de vahiydir, Resulüllah'ın mübarek ağzından çıkan sözleri ve fiilleri de vahiydir.


Peygamberimizin sünnetinin biz müminler için delil–kaynak olduğunu gösteren bir ifade de bizzat Veda Hutbesi'nde geçmektedir: "Ey insanlar! Size, sımsıkı sarıldıkça asla sapıtmayacağınız iki emanet bırakıyorum. Allah'ın kitabı ve İtretim (Ehl-i Beyt)" (Muvatta, Kader, 3 (2.899) İbn–i Hişam, Sire C.3, s.251; Taberi, Tarih c.3,s.169).


Yine Kur'an–ı Kerim'inde "En güzel ahlak üzere olan Peygamberim size ne verdiyse alın, neyi nehyettiyse vazgeçin" emrini buyuran Allah'tır. Öyleyse, Resulüllah'ın neyi emrettiğini, neyi nehyettiğini bilmeyen bir mantık bugün Kur'an–ı Kerim ayetlerini nasıl okuyup anlayacak, nasıl yorumlayacak? Burada, Peygamberimizin sünnetine olan ihtiyacımız apaçık ortadadır; O'nun tefsiri ve izahı olmadan ayetlerin manalarını kavramak mümkün değildir.







Bu konuyu önemine binaen biraz açalım. Bazı ayetlerde bazı kelimeler aynı olmasına rağmen anlam bakımından farklılıklar arzeder. Mesela 'salat' kelimesini ele alırsak; bazı ayetlerdeki karşılığı 'namaz'dır fakat bir başka ayette 'selam' manasına gelmektedir. Bir başka manası ise 'dua'dır. "Muhakkak ki Allah ve melekleri Muhammedine salat ve selam okurlar. Ey iman edenler! Siz de okuyun" (Ahzab 33/56 ) ayetinde 'salat' kelimesi 'Resulüllah'a selam' manasında kullanılmıştır.


"Rabbin için namaz kılın" (Kevser: 106/2" ayetinde 'namaz' yerine kullanılan 'salat' kelimesi, "Ey müminler! Dua ve sabırla Allah'tan isteyiniz" (Bakara: 2/45) ayetinde ise 'dua' anlamında kullanılmıştır. Şimdi biz Kur'an'da aynı kelimeye verilen üç farklı manayı nasıl anlayacağız?


İşte bu sorunun cevabı Peygamber Efendimizin sünnetidir. Çünkü O'nun hayatı Kur'an'dır, Kur'an'ın kendisidir. Peygamberin şahsında yaşadığı İslam, Allah'ın Kur'an'da anlattığı İslam'dır. Bu sebepten Kur'an–sünnet ayrılığından söz edilemez; sünnetle Kur'an birdir.







"Kur'an bize yeter" diyen insanlara bu örneklerle gerekli cevabı vermiş olduk ama bir misali daha zikretmekte fayda var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Öyle bir gün gelecek ki, rahat koltuğuna yaslanarak, 'helal–haram hükmünü hadislerde aramaya gerek yok. Kur'an'a bakarak anlarız' diyenler çıkacaktır. Onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır" (Ebu Davud, Sünnet, h.no: 4605; Tirmizi, İlim, 10; Hakim, Müstetrek, 1, 108).


Bu hadis, günümüzü göstermesi bakımından hem bir mucize, hem de din üzerinde oynanan oyunları göstermesi bakımından önemli bir ikazdır. Sözün özü; sünnetsiz Kur'an'ı anlamak ve yaşamak mümkün değildir.


Milli birlik ve beraberliğimizi de tehdit eden bu tür faaliyetlere karşı Allah'ın Kitabına ve Peygamberimizin sünnetine sarılmak tek çıkar yoldur. Bu manada, milletimiz tarihte ortaya koyduğu güzel örneği unutmayarak, günümüzde karşımıza çıkan bu badirelerden kurtulmayı başaracaktır. Buna inancımız tamdır. (Prof. Dr. Haydar Baş İcmal Dergisi 22-11-2009)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.