logo
17 HAZİRAN 2026

Öğüt al ki, Allah sana acısın

İslâm zahirdir, iman ona kuvvet aşılar. İlâhî marifet ise bundan sonra gelir. Daha sonra İlâhî varlığa varmak... Varlığın O'na ait olursa her şeyin O'nun için olur

01.05.2023 08:48:00
Öğüt al ki, Allah sana acısın
Öğüt al ki, Allah sana acısın
İslâm zahirdir, iman ona kuvvet aşılar. İlâhî marifet ise bundan sonra gelir. Daha sonra İlâhî varlığa varmak... Varlığın O'na ait olursa her şeyin O'nun için olur.

İman sahibi kazancını yer ve sebeplere de tevessül eder; ama herhalde o kesbin ve sebebin sahibinin Hak olduğunu bilir. İman kuvvet bulunca hem çalışmayı hem de sebepleri şöyle bir yana iter.

Bu tevekkülü de ondan bilir. Bununla beraber iman ve İslâm hududunu aşmaz, şeklini değiştirmez. Her bir vakıa sonu, bin yıl bir ırmak kıyısında otursa, yine kalbi Hakk'a bağlı kalır ve hâlini bozmaz.

Öğüt al ki, Allah sana acısın... O'na hangi yüzle varacaksın?.. Halbuki sen O'nunla çekişir, O'na kafa tutarsın. Hakk'a karşı çıkma, O'na karşı cidal açma.

Dilden istiğfar eyle. Hatalarını kalben itiraf et. Sırrını sükûna alıştır. Zikri önce dille yap, sonra kalbe geçir. Zikir kalbe işledikten sonra, aşk, şevk dilinden taşmaya başlar.

Hak ehlinin birçoğu ile arkadaşlık ettim. Hiçbirinin yüzüme güldüğünü görmedim. Birçok iyi şeyler yerlerdi, ama bana bir lokma dahi vermediler. Çok edebli insanlardı.

Bırak senden başka herkes doysun, sen aç kal, ne çıkar? Başkası aziz olmuş bu âlemde güya, sen zillet içinde kalmışsın n'olur?

Başkası bu dünyanın zengini iken, sen de fakiri olabilirsin; bunun ne önemi olabilir ki? İşte ben bu hâlleri öğretmeye çalışıyorum size... Sizi bu yolda yetiştirmek ve böyle terbiye etmek arzusundayım.

Bugün sizden kesildim; çünkü bana faydanız dokunmaz, aynı zamanda bir zarar da vermeniz imkân dışındadır. Rızkımı artırmanıza ve onu eksiltmenize imkân yok. Artık olan olmuştur, bundan sonra ona el sürmeniz mümkün değildir.

Size bunları söylerim ve hükmümü veririm; ama aranızda yok gibiyim. Kendimi bir sahrada ve ovada görüyorum. Sizin her şeyinizden manen o kadar uzaktayım.

Şehvet ve hırsla alınıp yenen şeyler kalbi karartır. Sırrı bağlar. Zekâyı öldürür. Uykuyu çoğaltır. Gafleti arttırır. Kötü arzuları kamçılar. Ümitleri uzatır.

Ey şahsî arzuları içinde hapsolup kalan, kullara kul olan, sonunu bilmeyen, halkı tanımayan!

Aziz ve Celil olan Hakkı bilmiyorsun; bunların cahilisin. Aklını toparlayamıyorsun, ölümü düşün. Ölümü düşünüp işleri ona göre ayarlamak her hayrın ve selâmetin anahtarıdır. Ölümü düşünürsen fuzuli işleri bir yana atarsın.

Hırsın zayıflar, boş ümitlerin azalırsa döner, hataları bırakırsın ve bütün işlerini Hakk'a ısmarlar, rahata erersin.

Ey evlâd! Hakk'ın nimetlerini itiraf etmedikten sonra felah bulamazsın. O'nun nimetleri seni tevhid denizinde boğar. Daha sonra, fena hâline erersin, O'nun gayrını görmezsin.

Hakkında durmadan şikâyet edilen ve daima cidal yolu aranan, zât için sevgi nasıl iddia edilir? Durmadan şikâyet et, onunla nizâya. tutuş, sonra da sevdiğini söyle.

İşte bu sevgi olamaz. Bu hâlle onun yakınlığı bulunamaz. Bir zât için sevgi sahih olursa, verdiği karar elem getirmez. Sevgiyi benliğine yerleştirirsen, onunla çekişme yolunu tutmaz ve töhmet yoluna girmezsin.

Attığın her adımla, kabre biraz daha yaklaşmaktasın. Şunu iyi bil ki, her an kabre doğru sefer etmektesin.

Bâzı büyükler şöyle der: - O ki, Hakk'a karşı irfan sahibidir, Hak onu halktan gelen iyiliği görmekten, ayrıca onların reddine, kabulüne bakmaktan ve kötülemelerine üzülmekten beri eyler.

Nefis eriyip gittiği an, İlâhî emir onun yerini doldurur. Kulun gönlünden dünya hırsı kalkarsa, yerini âhiret alır. Âhiret de eriyip gittikten sonra oraya Hak yakınlığı varır, kul onunla ülfete başlar ve rahata erer.

Kılınan namaz, varacağın yolun yarısı sayılır. Oruç kapıya kadar götürür. Doğruluk gösterir, sadaka verirsen içeri girersin.

Buna göre bâzı ermiş zâtlar şöyle buyurur: - Yol kat etmek için, sabırla, namaz kılmakla Allah'tan yardım talep ediniz.

Salih zât ne kadar yalnız ve ne kadar garip? Vah onun yalnızlığına, vah onun garipliğine... Hükümlerin esirgenmesi icab eder. İlâhî emirlerin dışına çıkmak doğru olamaz.

O ahkâmın önemi olmasaydı, Bünyamin'in yüküne konan ölçek, usulüne göre aranmazdı. Sadece onun yüküne bakılır, bulunurdu. Ama öyle olmadı; hükme, emre uyularak arandı ve çıkarıldı.

Her şeyin olmasına ilim yolu ile hükmedilmiştir. Aksi hâlde bütün sırlarımız ve gizli işlerimiz açığa çıkar... Hiçbir işin aniden meydana çıkmaması için ilim eteği tutulur ve işler ona göre yürütülür.

Büyük insanlar, nimeti perhiz yolu ile bırakır, onu verenle olur. Gelen nimetlerden kalbini koparır ki, sahibinden ayırmaya... Bir Hak yolcusu, her şeyden beri durup Hak'la olursa, yakınlık hâlini bulur ve tekvin sıfatı ona teslim edilir." (Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethu'r Rabbani eserinden)

Hava sahamız yine emanet!

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), NATO’nun Daimi Savunma Planı kapsamında İtalya’ya ait bir adet SAMP-T Hava Savunma Sistemi’nin Konya’daki 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na konuşlandırılacağını açıkladı

16.06.2026 20:10:00
Haber Merkezi
Hava sahamız yine emanet!
Hava sahamız yine emanet!
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), NATO'nun Daimi Savunma Planı kapsamında İtalya'ya ait bir adet SAMP-T Hava Savunma Sistemi'nin Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'na konuşlandırılacağını açıkladı.

Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bölgedeki artan hava ve füze tehditlerine karşı ittifakın güney kanadını güçlendirmek amacıyla bu stratejik adım atıldı.

Geçtiğimiz günlerde Almanya'nın Malatya'ya Patriot bataryası konuşlandıracağı yönündeki duyurunun ardından gelen bu yeni karar, Türkiye'nin hava sahası güvenliğinde çok katmanlı ve kesintisiz bir koruma kalkanı oluşturulmasını hedefliyor.



Askeri uzmanlar, Konya 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'nın seçilmesinin tesadüf olmadığını belirtiyor. NATO'ya ait AWACS erken uyarı uçaklarına ev sahipliği yapan ve uluslararası Anadolu Kartalı gibi dev tatbikatların merkezi olan bu stratejik üs, coğrafi konumu sayesinde güney sınırlarından gelebilecek olası balistik füze, seyir füzesi ve insansız hava aracı (İHA) tehditlerine karşı derinlemesine bir savunma imkanı sunacak.



Fransız-İtalyan ortaklığıyla geliştirilen ve Aster 30 füzelerini kullanan SAMP-T sistemi, 360 derece atış yeteneği ve yüksek hareket kabiliyetiyle öne çıkıyor.

Türkiye'nin, kendi yerli ve milli uzun menzilli hava savunma sistemi SİPER'i sahada tamamen yaygınlaştırana kadar, müttefik ülkelerin bataryaları vasıtasıyla geçici koruma sağlamaya devam edeceği öğrenildi.

İtalya'ya ait sistemin önümüzdeki günlerde intikal işlemlerinin tamamlanarak Konya'da aktif hale getirilmesi bekleniyor.

Kayseri beşik gibi: 62 adet deprem meydana geldi

Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde gece saatlerinden itibaren çok sayıda deprem meydana geldi

16.06.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
Kayseri beşik gibi: 62 adet deprem meydana geldi
Kayseri beşik gibi: 62 adet deprem meydana geldi
Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde gece saatlerinden itibaren çok sayıda deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan (AFAD) alınan bilgiye göre, Pınarbaşı ilçesinde akşam saatlerinden itibaren toplam 62 adet deprem meydana geldi.

Paylaşılan verilere göre, sallantıların en küçüğü 0,8 ve en büyüğü de 3,9 şiddetinde ölçüldü.

Meydana gelen depremlerde herhangi bir olumsuzluğun olmadığı öğrenildi.

Van'da 291 kilogram toz esrar ele geçirildi

Van'ın Başkale ilçesinde jandarma ekiplerince hava destekli yürütülen operasyonda 291 kilogram toz esrar ele geçirildi

16.06.2026 10:25:00
İhlas Haber Ajansı
Van'da 291 kilogram toz esrar ele geçirildi
Van'da 291 kilogram toz esrar ele geçirildi
Van'ın Başkale ilçesinde jandarma ekiplerince hava destekli yürütülen operasyonda 291 kilogram toz esrar ele geçirildi.

Valilikten yapılan açıklamada, İl Jandarma Komutanlığı Narkotik ve İstihbarat Şube Müdürlükleri ekiplerince 'uyuşturucu madde imal ve ticaretine' yönelik yürütülen çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Açıklamada, "Yapılan çalışmalarla İran sınırından Van'a uyuşturucu madde getirildiği tespit edilerek, Başkale Cumhuriyet Savcılığının talimatları doğrultusunda Van İl Jandarma Komutanlığı tarafından 6. Hudut Tugay Komutanlığı ile koordine sağlanmış ve Başkale ilçesi Sualtı Mahallesi İran sınırı mevkiinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) desteğinde Başkale İlçe Jandarma Komutanlığı, Başkale Jandarma Komando Taburu ve 6. Hudut Tugay Komutanlığı birlikleriyle müştereken icra edilen operasyonda 15 çuval içinde 237 paket halinde 291 kilogram toz esrar maddesi ele geçirilmiş.

İran uyruklu şüpheli K.Z. (E-41/İran) isimli şahıs yakalanarak gözaltına alınmış ve sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak Van T Tipi Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Güvenlik güçlerimiz tarafından narkotik suçlarıyla mücadele kapsamında, şüpheli şahısların yakalanmasına yönelik yürütülen çalışmalara kararlılıkla devam edilmektedir" denildi.

Yılan, akrep, kene ısırmalarında bu hatalar öldürüyor


 
Yaz aylarının gelmesi ve doğada geçirilen zamanın artmasıyla birlikte yılan, akrep ve kene vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED), halk arasında doğru bilinen ama aslında ölüme davetiye çıkaran kulaktan dolma ilk yardım hatalarına karşı çok ciddi uyarılarda bulundu.

16.06.2026 00:23:00
MURAT ÇORBACI
Yılan, akrep, kene ısırmalarında bu hatalar öldürüyor
Yılan, akrep, kene ısırmalarında bu hatalar öldürüyor

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğada vakit geçirenlerin sayısı artarken; yılan, akrep ve kene vakalarında da ciddi bir artış yaşanıyor. İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Dr. Esra Nur Kapukaya, halk arasında doğru bilinen ancak hayati tehlikeye yol açan yanlış ilk yardım uygulamalarına karşı uyarılarda bulundu. Yılan ısırılan yeri emmek, kene üzerine sigara basmak veya akrep sokan yeri kesip kanatmak gibi yöntemlerin zehrin vücuda yayılımını hızlandırdığını ve doku ölümlerine yol açtığını vurgulayan Dr. Kapukaya, yapılması gereken doğru adımları sıraladı.

Emmek veya kesmek en büyük hata

Halk arasında filmlerden görülerek uygulanan "zehri ağızla emme" veya "yara yerini bıçakla kesip kanatma" yöntemlerinin tamamen birer safsata olduğunu belirten Dr. Esra Nur Kapukaya, bu uygulamaların hastaya fayda yerine sadece zarar getirdiğini ifade etti.
Yılan ısırmalarında paniğin en büyük düşman olduğunu söyleyen Dr. Kapukaya, süreci şu sözlerle özetledi: "Zehir her zaman öldürmez; her yılan ısırması zehirli değildir. Yılanların bazen zehir salgılamadan ısırdığı, 'kuru ısırık' dediğimiz durumlar da vardır. Ancak bunu ilk bakışta ayırt etmek imkansız olduğu için her vakayı hayati kabul ediyor ve hastanın en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını istiyoruz. Isırılan kişi kesinlikle sakinleştirilmelidir. Heyecan ve panik, kalp atışını hızlandırarak zehrin vücuda daha çabuk yayılmasına neden olur. Isırılan bölge (kol veya bacak) asla hareket ettirilmemeli, sabit tutulmalı ve yara yeri sabunlu suyla yıkanmalıdır. Bölgeye doğrudan buz uygulamak ya da sıkı turnike yapmak da dokuyu çürütebileceği için son derece zararlıdır."

Takıları hemen çıkarın

Akrep sokmalarının özellikle çocuklar ve 65 yaş üstü vatandaşlar için çok daha ölümcül sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Dr. Kapukaya, akrep zehrinin doğrudan kalbi ve sinir sistemini etkileyebildiğini belirtti. Sokma sonrası gelişebilecek gizli tehlikelere değinen Dr. Kapukaya, "Akrep sokmasında en belirgin semptom, dakikalar içinde başlayan şiddetli yanma ve sızlama hissidir. Sokulan bölge hızla şişmeye başlar. Bu bölgede şişlik gelişeceği için, kan akışının kesilmesini önlemek adına yüzük, saat, bileklik gibi tüm takılar ivedilikle çıkarılmalıdır. Yaralı bölge hareketsiz bırakılmalı ve sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaneye yetişene kadar ağrı ve şişliği hafifletmek için bölgeye temiz bir beze sarılı şekilde buz uygulanabilir. Tüm vakaların hastanede birkaç saat gözetim altında tutulması zorunludur" uyarısında bulundu.



Kulaktan dolma yöntemler zarar veriyor

Yaz aylarının en büyük kabuslarından biri olan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına neden olan keneler konusunda da kritik uyarılar yapan Dr. Esra Nur Kapukaya, keneyi vücuttan uzaklaştırmak isterken yapılan hataların virüsün vücuda yayılmasına zemin hazırladığını belirterek, doğru bilinen yanlışları şöyle aktardı: "Kenenin üzerine alkol, kolonya dökmek veya sigara basmak, kenenin rahatsız olup zehirli salgısını vücudunuza kusmasına neden olur. Bu da virüsün size bulaşma riskini katbekat artırır. Kene fark edildiği an çıplak elle dokunulmamalıdır. Uygun bir cımbız veya eldiven yardımıyla, kene cilde en yakın noktasından ezilmeden tutulmalı, tek bir hamlede dik olarak yukarı çekilip çıkarılmalıdır. Eğer kişi keneyi kendisi çıkaramıyorsa ya da çıkardıktan sonraki 10 gün içinde ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı, kusma veya ishal gibi belirtiler yaşarsa, hiç vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır."

Yazın çocukları bekleyen üç ciddi tehlike


 
Yaz mevsimi çocuklar için tatil, açık hava oyunları ve deniz keyfi anlamına gelse de bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. 

16.06.2026 00:13:00
MURAT ÇORBACI
 Yazın çocukları bekleyen üç ciddi tehlike
 Yazın çocukları bekleyen üç ciddi tehlike

Yaz mevsimi çocuklar için tatil, açık hava oyunları ve deniz keyfi anlamına gelse de bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Artan sıcaklık, bozulan besinler ve havuzlardaki yetersiz hijyen koşulları gibi etkenler bazı hastalıkların daha sık görülmesine neden olabiliyor. Sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu iltihabı, yaz aylarında çocuklarda en yaygın görülen üç önemli hastalığı oluşturuyor. Bu hastalıklar zamanında tedavi edilmediğinde çocukların genel sağlık durumlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, aslında alınacak olan basit önlemlerle yaz aylarında gelişebilecek hastalıkların önlenebileceğine dikkat çekerek, "Bu önlemler arasında güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği öğle saatlerinde bebekleri dışarı çıkarmamak, daha büyük çocuklarda şapka, gözlük ve güneş kremi kullanmak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, havuz yerine denizi tercih etmek ve sıcak havalarda riskli gıdalardan kaçınmak da kilit rol oynamaktadır" dedi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, yaz aylarında en yaygın görülen üç hastalığı anlattı.

1. sıcak çarpması

Yaz aylarının en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması özellikle uzun süre güneş altında kalan, yeterince su tüketmeyen veya kapalı ve havasız ortamlarda bulunan çocuklarda görülüyor. Sıcak çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve bilinç bulanıklığı yer almaktadır. Şüpheli durumlarda çocuğun derhal gölgeye alınması ve tıbbi yardım istenmesi gerekmekte. Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmamak gerekiyor.

2. Yaz ishali

Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nedeniyle yaz ishali de çocuklarda oldukça yaygın görülüyor. Yaz ishali mikroplarla kirlenmiş su ve gıdaların tüketilmesi sonucu gelişen bağırsak enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Mikroorganizma barındıran içme suları veya yutulan deniz ve havuz suyu, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve meyvelerin yanı sıra sıcakta çabuk bozulan tavuk, deniz ürünleri, et, salata sosları, süt ürünleri ve kremalı pastalar tüketmek ishale neden olabiliyor. 6-12 ay arası bebekler ve 5 yaş altındaki çocuklar bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için yaz ishaline daha sık yakalanıyor. Yaz ishalini önlemek için ellerin sık sık sabunlu suyla yıkanması gerekiyor. Dahası açıkta satılan ve riskli gıdalardan (tavuk, sütlü tatlılar, deniz ürünleri) uzak durulmalı.

1. Dış kulak enfeksiyonu

Dış kulak yolu enfeksiyonu yaz aylarında çocuklarda sık görülen bir diğer sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Deniz ve özellikle havuz suyu içindeki mikroplar, yüzme sonrası dış kulak yolunun ıslak kalması, kulak çubukları ile kulak yolu mukozasının zarar görmesi dış kulak yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor. Kulakta tıkanıklık hissi, şiddetli ağrı, akıntı ve hafif işitme kaybı belirtileri arasında yer alıyor.

‘Şişman diyetisyen’ dediler


 
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Dilara Demirkan, 97 kilodan 61 kiloya düştü. “Sen bu halinle diyetisyen olamazsın” sözlerine inat 16 ayda 36 kilo veren Demirkan, bugün hastalarının ilham kaynağı oldu.

16.06.2026 00:05:00 / Güncelleme: 16.06.2026 00:12:14
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
‘Şişman diyetisyen’ dediler
‘Şişman diyetisyen’ dediler

İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, çocukluk yıllarından beri mücadele ettiği fazla kilolarından 16 ayda kurtuldu. 97 kiloyla başladığı yolculukta 36 kilo vererek 61 kiloya düşen Demirkan, bir zamanlar kendisine yöneltilen "Sen bu halinle diyetisyen olamazsın" sözlerini bugün başarı hikayesine dönüştürdü. Hastalarının artık "Ama burada şişman bir diyetisyen vardı" diyerek şaşkınlık yaşadığını söyleyen Demirkan, sağlıklı kilo vermenin sırrının sabır, disiplin ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında saklı olduğunu anlattı.







"Sen diyetisyen olamazsın" diyenler oldu

Fazla kilolarla küçük yaşlarda tanışan Demirkan, yıllarca diyet yapıp bıraktığını anlattı. Çocukluğundan beri kilo problemi yaşadığını belirten Demirkan, "Her yaz diyetisyene gider, birkaç ay diyet yapardım. Ancak kış geldiğinde eski beslenme düzenime geri dönerdim. Bu döngü yıllarca sürdü. Üniversite yıllarında önce gıda teknolojisi eğitimi aldım. Babamın yıllardır diyetisyenlere para ödediğini görünce kendi kendime 'Seni bu dertten kurtaracağım' dedim ve Beslenme ve Diyetetik bölümünü tercih ettim. Ancak bu kararıma çevremden olumsuz tepkiler geldi. 'Kelin ilacı olsa başına sürer', 'Sen diyetisyen olamazsın' diyenler oldu" ifadelerini kullandı.







97 kiloyla başlayan dönüşüm

Uzun yıllar kilosunu çok önemsemediğini söyleyen Demirkan, sağlık sorunlarının ortaya çıkmasıyla birlikte yaşamında köklü bir değişiklik yapmaya karar verdiğini belirterek, "Tiroidle ilgili bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bir aile düğünü öncesinde kardeşimle birlikte diyet yapmaya karar verdik. Başlangıçta küçük adımlarla ilerledik, ancak zamanla bu süreç bir yaşam değişikliğine dönüştü. 97 kiloyla başladığım yolculukta yaklaşık 16-17 ayın sonunda 61 kiloya düştüm. Eski hastalarım geldiğinde beni tanımakta zorlanıyor ve 'Ama burada şişman bir diyetisyen vardı' diyorlar. Ben de 'Evet, o bendim' diye yanıt veriyorum. Ardından büyük bir şaşkınlıkla 'Nasıl yaptınız?' diye soruyorlar" dedi.







Salçalı makarna için ağlayarak uyudu

Kilo verme sürecinde birçok kişinin kendisine ameliyat ya da zayıflama iğnesi kullanıp kullanmadığını sorduğunu belirten Demirkan, başarısının arkasında yalnızca sağlıklı beslenme ve düzenli spor olduğunu söyledi. Demirkan, "Ne mide ameliyatı oldum ne mide balonu yaptırdım ne de zayıflama iğnesi kullandım. Kendi hazırladığım beslenme programına sadık kaldım ve düzenli olarak spor yaptım. Bir gece sadece salçalı makarna yemek istediğim için ağlayarak uyudum. Evde makarna da yoğurt da vardı. İstesem kalkıp yiyebilirdim. Ama kendime bir söz vermiştim. Yemedim ve uyudum. Ertesi sabah programıma kaldığım yerden devam ettim. 'Artık yapamıyorum' dediğim çok zaman oldu. Ancak ailem, arkadaşlarım ve doktor meslektaşlarım bana sürekli destek verdi. Bazen insanın yanında kendisine inanan insanların olması her şeyden daha önemli" dedi.







Diyetisyen sadece kilo verdirmez

Toplumda diyetisyenlik mesleğinin çoğu zaman yalnızca kilo verme ile ilişkilendirildiğini belirten Demirkan, hastanede çok farklı sağlık sorunları bulunan hastalara da hizmet verdiklerini vurguladı. Demirkan, "Diyetisyen denince insanların aklına ilk olarak zayıflamak geliyor. Oysa biz sadece kilo vermek isteyen kişilerle çalışmıyoruz. Diyabet, kolesterol ve gut hastalarının yanı sıra nöroloji ve yoğun bakım servislerinde tedavi gören hastalara da beslenme desteği sağlıyoruz. Bizim görevimiz yalnızca kilo verdirmek değil, bireylere sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmak" dedi.







Kilo vermek değil, korumak zor

Bugün artık "diyet" sürecinden çok "koruma" döneminde olduğunu söyleyen Demirkan, asıl mücadelenin verilen kiloları koruyabilmek olduğunu vurguladı. Demirkan, "İnsanlar hedef kiloya ulaştıklarında sürecin bittiğini düşünüyor. Oysa asıl süreç bundan sonra başlıyor. Ben bugün dikkat etmeyi bıraksam verdiğim kiloların önemli bir kısmını geri alabilirim. Ameliyat, mide balonu ya da zayıflama iğnesi kullanan kişiler için de durum farklı değil; beslenme düzeni değiştirilmediği sürece verilen kilolar geri dönebiliyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak. Diyet ve spor, emek isteyen ama süreklilik gerektiren süreçlerdir. Uzun süre çaba gösterilir, ancak bırakıldığında geri dönüşler başlayabilir. Bu nedenle önemli olan kısa süreli diyetler değil, ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıklar kazanmaktır. Benim bu süreçte öğrendiğim en önemli şey de bu oldu" dedi.

Araştırma hastanesinde kimyasal madde paniği

İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kimyasal madde paniği yaşandı. Kimyasal maddeden 9 kişi etkilendi 
 

15.06.2026 15:32:00
İhlas Haber Ajansı
Araştırma hastanesinde kimyasal madde paniği
Araştırma hastanesinde kimyasal madde paniği
Bolu'daki İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tuvalet ve banyo temizliği sırasında kullanılan kimyasal maddeden, aralarında hasta ve personelin de bulunduğu 9 kişi etkilendi.

Olay, saat 11.00 sıralarında Karacasu beldesinde yer alan İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinde meydana geldi. Hastanenin tuvalet ve banyolarında temizlik çalışmaları yapıldığı esnada kullanılan kimyasal maddeler nedeniyle koku oluştu. Yayılan kokudan ve kimyasallardan ilk belirlemelere göre, aralarında hastane personeli ve hastaların da bulunduğu 9 kişi etkilendi.

112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve AFAD ekibi sevk edildi. Kısa sürede hastaneye ulaşan ekipler, kimyasal maddeden etkilenen vatandaşlara ilk müdahaleyi yaptı. Maddeden etkilenen şahısların bir kısmı olay yerinde ayakta tedavi edilirken, bazı hasta ve personeller ise ambulanslarla tedbir amacıyla kentteki diğer hastanelere sevk edildi.

Meydana gelen olayla ilgili inceleme başlatıldı.

MİT Başkanı Kalın'dan "ABD-İran anlaşması" açıklaması: Temkinli bekleyiş içindeyiz, önümüzdeki süreç zorlu olacak

MİT Başkanı İbrahim Kalın, ABD ve İran arasında varıldığı duyurulan anlaşmayla ilgili olarak açıklamasında "Temkinli bir bekleyişin içerisindeyiz. Zira önümüzdeki süreçte müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak" dedi

15.06.2026 14:16:00
Haber Merkezi
 MİT Başkanı Kalın'dan "ABD-İran anlaşması" açıklaması: Temkinli bekleyiş içindeyiz, önümüzdeki süreç zorlu olacak
 MİT Başkanı Kalın'dan "ABD-İran anlaşması" açıklaması: Temkinli bekleyiş içindeyiz, önümüzdeki süreç zorlu olacak
MİT Başkanı İbrahim Kalın, ABD ve İran arasında varıldığı duyurulan anlaşmayla ilgili olarak açıklamasında "Temkinli bir bekleyişin içerisindeyiz. Zira önümüzdeki süreçte müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak" dedi.

MİT Başkanı Kalın, ABD-İran anlaşmasıyla ilgili olarak açıklamada bulundu.

"Dün akşam Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında anlaşmanın var olduğuna dair haber hepimiz tarafından memnuniyetle karşılandı," diyen Kalın, "Ama temkinli bir bekleyişin içerisindeyiz. Zira önümüzdeki süreçte müzakerelerde asıl konuların ele alındığı, tartışıldığı, müzakere edildiği zorlu bir süreç olacak." diye ekledi.

Kalın açıklamasında "Bu süreçte destek veren başta Pakistan ve Katar olmak üzere bu konuda kararlılık gösteren tüm ülkeleri ve liderlerini kutluyoruz. Umarız bundan sonraki süreç barışın inşası olur ve Ortadoğu'da kalıcı barışın tesisi için önemli bir adım olur." ifadelerini kullandı.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti. Başkan Murat Evke tarafından karşılanan BTP lideri önce RUMELİSİAD'ın Rumeli Parkı'nı gezdi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş parkta, Balkanlar'daki Türk-İslam ve Osmanlı eserlerinin minyatürlerini inceledi

15.06.2026 14:07:00 / Güncelleme: 15.06.2026 14:13:35
Haber Merkezi
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti. Başkan Murat Evke tarafından karşılanan BTP lideri önce RUMELİSİAD'ın Rumeli Parkı'nı gezdi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş parkta, Balkanlar'daki Türk-İslam ve Osmanlı eserlerinin minyatürlerini inceledi.

"Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir"

Daha sonra görüşmeye geçildi. BTP lideri Hüseyin Baş, "Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir. Biz ne tam anlamıyla bir Avrupa ülkesiyiz ne de bir Ortadoğu ülkesi. Müziğiyle, kültürüyle, mimarisiyle, sanatıyla ve insan yaşayış biçimiyle yoğun bir Balkan esintisi taşımaktayız" derken RUMELİSİAD Başkanı Evke, "Toplamda 60 bin çalışanı istihdam eden ve yıllık ticaret hacmi 2,5 milyar doları bulan, 330 üyeden oluşan bir derneğiz. Bünyemizde sanayiciler, inşaatçılar, tekstilciler, mobilyacılar ve daha birçok sektörden temsilciler bulunmaktadır. Toplam 36 farklı sektörde hizmet veren üyelerimiz vardır. Balkanlara yönelik hissiyatımız yalnızca ekonomik değildir; kültürel boyutu da vardır. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi hususunda Balkanlarla ciddi temas hâlindeyiz" ifadelerini kullandı.






BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş RUMELİSİAD ziyaretinde yaptığı değerlendirme şöyle;

"Devlet dediğiniz millettir"

"Devleti toplum olarak tanımlarım. Türkiye'de bu anlayış son yıllarda biraz farklılaşmıştır. Devlet ve millet ayrı kavramlarmış, devlet milletin sahibiymiş gibi bir yönetim ve işleyiş anlayışı ortaya çıkmıştır. Ben buna bütünüyle karşıyım. Çünkü devlet dediğiniz millettir ve devletin sahibi de millettir. Şeyh Edebali'nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturu da bunun bir başka ispatıdır. Velhasıl, biz de bu köprüyü görmek adına bir siyasi yolculuk yapıyoruz.






"Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır"

Piyasada mali açıdan ciddi bir zorluk ve problem bulunmaktadır. Üstelik bu sorun çözülememektedir. Normal şartlarda kriz dediğimiz süreç bir yıl, belki iki yıl sürer; en fazla üç yıl sürsün diyelim ancak Türkiye belki de on yıldır derin bir krizin içerisindedir. Son bir ya da bir buçuk yıldır dövizin ciddi şekilde baskılanmış olması da ihracat açısından rekabeti zorlaştıran bir unsur hâline gelmiştir. Dövizi serbest bıraksanız bu kez ithalata dayalı iç piyasa ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır. Hiç kimse aldığı maaştan memnun değildir. Hatta bırakın maaşı; ailenizle bir yemeğe gitseniz gelen hesap sizi şaşırtıyor. Hesabı ödeyen 'Bu kadar para mı ödenir?' diyor. İşletmeci ise parayı alırken 'Bu parayla para kazanamıyoruz.' diyor. Bu durum mobilya sektöründe de böyledir, diğer sektörlerde de.






"Millî Ekonomi Modeli, mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır"

Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2004 yılında kaleme aldığı Millî Ekonomi Modeli, dünyadaki mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır. Bu model üzerine 11 farklı uluslararası kongre gerçekleştirilmiştir. Modelin temel farklılıklarından biri, dünyada hâkim para birimi olan Amerikan doları yerine millî paralarla ticaret yapılmasını savunmasıdır. Bugünlerde dünyada sıkça duyduğunuz bu fikir ilk kez Millî Ekonomi Modeli'nde yer almıştır. Buna göre devletler ticaret yaparken Amerikan doları yerine kendi millî para birimlerini kullanmalıdır. Nitekim Venezuela'da Nicolás Maduro'ya yönelik girişimlerin temelinde, Çin ile Venezuela'nın kendi millî para birimleriyle ticaret yapmasıydı. Bugün bu durum, Amerika Birleşik Devletleri'ni ciddi şekilde rahatsız eden bir mesele hâline gelmiştir.






"Devlet piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olmalı"

Sanayi güçlenmeden ve yatırım yapılmadan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir. Türkiye'de yabancı yatırımcı beklenmektedir. Buna itirazımız yok. Ancak yerli yatırımcı ülke dışına giderken yabancı yatırımcı çekmeye çalışmak doğru değildir. Mısır'la ticaret yapan bir arkadaşım, 'Uçağa biniyorum, herkes Türk tekstilci.' diyor. Tekstilciler Mısır'a gidiyor. Yarın diğer sektörler de farklı ülkelere yönelebilir. İnsanlar Avrupa'ya, örneğin Bulgaristan'a gidiyor. Bu durum değiştirilebilir. Bunun için devletin mutlak surette ön ayak olması, teşvik etmesi ve yatırımcının önünü açması gerekir. Bu, bugün teşvik olmadığı anlamına gelmez. Teşvikler vardır; ancak demek ki yeterince tahrik edici değildir. Eğer yatırımcıyı veya iş insanını harekete geçiremiyorsanız, verdiğiniz teşvik yeterince etkili değildir. Dolayısıyla devletin piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olduğu bir model savunulmaktadır. Biz de parti olarak bunu destekliyoruz.








Ziyaretin sonunda BTP liderine Atatürk'ün, "Muhacirler, kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır" sözünün yer aldığı plaket ve Balkanlardan göçü anlatan 'Ölüm ve Sürgün' kitapları hediye edildi.
BTP lideri ise RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke'ye Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli kitabını hediye etti.













İBB davasının 50. gününde İmamoğlu'ndan Bakan Gürlek'e Fatoş Pınar Türker çağrısı

Aralarında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 68’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davası, 50’nci gününde devam ediyor

15.06.2026 13:11:00
Haber Merkezi
İBB davasının 50. gününde İmamoğlu'ndan Bakan Gürlek'e Fatoş Pınar Türker çağrısı
İBB davasının 50. gününde İmamoğlu'ndan Bakan Gürlek'e Fatoş Pınar Türker çağrısı
Aralarında tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 68'i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davası, 50'nci gününde devam ediyor. Duruşmada söz alan İmamoğlu, geçen hafta çıplak arama ve savcının tehdidine maruz kaldığını söyleyen İBB iştiraki Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker hakkında, "AK Parti Grup Başkanvekili'nin duyarlılığını, İçişleri Bakanı'nın hassas bir şekilde ele almasını önemsiyorum. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanı'ndan da bekliyorum. Bir savcı, bir anneyi çocuğuyla tehdit etti. SEGBİS kaydı ile bu iddia ortaya çıkabilir. Üstü örtülecek bir şey değil, işlem başlatılmasını bekliyorum" dedi.

Geçen hafta, Medya A.Ş.'nin eski genel müdürleri Elif İpek Atayman ve Fatoş Pınar Türker'in de aralarında olduğu tutuklu sanıkların savunmaları ve sorgularıyla tamamlanmıştı. Bugün Fatoş Ayık'ın yarım kalan sorgusuyla devam edecek. Daha sonra İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin ve İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay'ın savunmasına geçilmesi bekleniyor.

Duruşmada Ayık'ın sorgusuna geçilmeden önce İmamoğlu söz aldı. "Asrın yolsuzluğu denilen davada neler yaşadığımız kamuoyunun gözü önünde oluyor" diyen İmamoğlu, bu hafta yapılacak tutukluluk incelemesinde mahkeme heyetine vicdanlı karar vermesi çağrısında bulundu. Özellikle hasta ve kadın tutuklular için hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, "Savunmasını yapan arkadaşlarımızın bir fırsat elde etmesini talep ediyorum" dedi.

İmamoğlu ayrıca, "AK Parti Grup Başkanvekili'nin duyarlılığını, İçişleri Bakanı'nın hassas bir şekilde ele almasını önemsiyorum. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanı'ndan da bekliyorum. Üstü örtülecek bir şey değil, işlem başlatılmasını bekliyorum" dedi.

Murat Ongun'dan Fatoş Ayık'a: Sizi kuruma ben mi yerleştirdim?
İmamoğlu'nun ardından Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, Fatoş Ayık'a "Ben ya da Emrah Bağdatlı'nın bir baskı yaptığına şahit oldunuz mu, sizi kuruma ben mi yerleştirdim?" diye sordu. Ayık, "Hayır" yanıtını verdi.

Ongun'dan sonra İmamoğlu da, "Bir suç örgütü iddiası ortaya atılıyor. Kendimi eleştiriyorum, buradaki ifadeleriyle kendilerini tanıma fırsatı buluyorum, örgüt üyesi olduklarını öğreniyorum. Daha önce tanışmış mıydık?" diye sordu. Ayık bu soruyu da "Hayır" diyerek yanıtladı. Bunun üzerine İmamoğlu, "Bu ülkenin hazinesini teslim edeceğimiz kadınları dinliyorsunuz" dedi.

Fatoş Ayık'ın avukatı: İnsan haklarına, insan onuruna aykırı şeyler oldu
Ayık'ın avukatı Uğur Güner, savunmasına başladı. "15 aydır tutukluyuz, bundan önce sadece 15 dakika konuştuk" diyen avukat Güner, "İnsan haklarına, insan onuruna aykırı şeyler oldu. İfademizi alan savcı, soruşturma savcısı değildi. Tutuklandıktan sonra önce Silivri'ye konuldu, sonra Gebze'ye gönderildi. Avukatlarına bile haber verilmedi" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.